Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kitaplara iman / Kur’an ve bilim
imanilmihali.com
Kur’an ve bilim

Kur’an ve bilim

Kur’an ve bilim

İnsanoğlu akıl, ruh ve şuur hediyesi ile yaratılmış, hayatını geçireceği mekan muazzam güzellik ve bereketlerle yoğrulmuş, kısacık ömründe aç kalmadan, sıkıntı çekmeden, hoş bir seda ile yaşayabileceği her ihtiyacı daha dünyaya gelmeden hazırlanmıştır.

Bu manada gökten rahmet damlaları tatlı, ılık, hayat dolu akarken, dereler şakımakta, denizler köpürmekte, yer kendi altında suyu sonraki zamanlara saklamaktadır. Çiçekler, kuşların kanatları, yavru ceylanların hoplamaları güzellik esintileridir.

Yemyeşil tabiat, masmavi denizler, tertemiz hava insana birer armağandır.

Tüm bu yaratılış ve bezeyişin ardında muazzam bir kudret, tasavvur edilemez bir ilim ve dünyalara sığmayacak kocaman bir rahmet vardır. Bu güç; Rabbimiz Allah’tır. Sadece ve sadece O’dur.

Hayatın bu kusursuz hali, en büyük ayet, mükemmel bir hesap, ahiretin ve Rabbimizin varlığının da en kuvvetli delilidir ki ardında şaşmaz bir hesap ve denge vardır.

Evrendeki yıldızlar arası mesafeler, yörüngeler, değişip duran gündüz ve geceler, esen rüzgarlar, birbirini takip eden mevsimler hep bu hesabın mükemmel ötesi ispatıdır. Bu bizce en karmaşık hesaplar silsilesi Rabbimiz için son derece kolay ve “Ol!” demesi ile bir anda olacak kadar basittir.

İnsanın kendisi de, hücresi de, sineğin kanadı da bu hesabın ispatı durumundadır.

Kur’an bize bu hesapları asırlar öncesinde haber veren en şaşmaz kaynaktır.

Demek ki herşey vardır, herşey malumdur, herşeyin bir hesabı, herşeyin bir hesaplayanı vardır.

Kainatta bilinmeyen sadece biz insanlar için bilinmeyendir. Oysa o bilinmeyene ait bilgi Yaratan ve makamındakiler için malumdur. Bu ilim, insan denen varlığın bilmesi gerektiği zaman kırıntıları ilham edilen veya Kutsal kitaplarla vahyedilen bilgidir. Herşey malum ve ispatlı iken insan o an geldiğinde icat eden değil keşfedendir.

Yaşam; sosyal, kültürel, sanatsal, bilimsel, tarihsel, uzaysal, mantıksal… bütünler toplamıdır. Bu sayılanların daha pek çokları ile biz insan akıllarında oluşturduğu cemiyetler ise bilim dediğimiz şeydir. Yani hayatın değişik bakışlardan adı olan bilim aslında var olanı anlamaktan ve sahip olunan bilgileri ispat edip gelecek nesillere aktarmaktan başka bir şey değildir.

Bu böyleyken bilimin görevi kibirden zinhar uzak durarak kazandığı zaferleri din ile taçlandırmaktır.

Oysa bilim hele günümüzde dinin düşmanı, inkarcısı haline getirilmişken din-bilim çatışması kaçınılmazdır.
Sınırlar ötesine çıkmaya, zamanı gelmemiş-bahşedilmemiş bilgilere ulaşmaya çalışmak bilimin haddi aşmasıdır.

Bilimin görevi; insanoğlunun mevcut bilgi birikimiyle meseleleri ve ayetleri anlamak, yaratılış maksadına odaklanmak ve yaşamı daha iyi hale getirmek için çareler aramaktır.

Aksi yani dinle savaşmak bahsi bilimi karanlık mecralara sürükleyen batıl zihniyettir.

Yaşamın maddesel ve mistik iki yanı olması gerektiği muhakkaktır lakin maddesel yani gözle görülen, idrak edilen hakikatler aslen insanlığa yeterlidir. Yaratılışın ve hayatın madde boyutunu bırakıp mistik yanı ile uğraşmak ileri gitmek değil şeytanın eline koz vermektir ki gayb alemi Rabbimizin katındadır.

Bilim, şımarıklık deryasında, gücünü ezmek ve zulmetmek maksatlı kullandığı sürece ‘Hak’ olmamaya mahkumdur.

Bilim’in durması gereken mesafe aklın sınırlarının sonu, ilahi vahiylerin limiti ve harikulade yaratılmışlığa teslim olma anıdır.

Bilim adamlarının görevi de dinsel hakikate, muazzam yaratılışa, iyi ve güzel hedeflere ulaşan yolları arayıp bulmak ve insanlığa güzel hediyeler vermektir.

Bilim adamlarına ilham edilen her türden bilgi aslen insanlığa armağan Allah nimetidir.

Bilim bu manada Yaratılışın gayesini anlamak ve daha çok iman etmek maksatlı olarak inkar edilemez bir akıl gereğidir. Bilim din ile omuz omuza yürümek ve ilerlemek zorundadır. Ancak bu sayededir ki dinin hakikatleri daha iyi anlaşılacaktır.

Dinin bilimsiz bırakılması yani kalbin akılsız yaşamaya mahkûm edilmesi Kur’an’ın lanetlediği bir şeydir. Nitekim Allah aklını işletemeyenler üzerine pislik atar. Demek ki aklı işleterek sayısal bazda ve insani boyutta meseleleri anlamaya çalışmak şart olandır.

Bilim geliştikçe daha iyi yaşam koşulları sağlanacak ve hakikat kriptoları çözülecektir.

Allah dilediği sürece de insanın bu merak ve çalışmaları ödüllendirilecek, belirli süreye kadar gelişme devam edecektir. Berzah arkasına geçmeden, farklı boyuta geçmeden, ahirete uzanmadan elbet sonlanacak bu ilahi teşvik dünyayı cennete çevirmeye de belki yetecek güçtedir.

Gelelim bilimi insanlığa rağmen, insanlığa karşı, din aleyhine kullanmaya, silaha çevirmeye çalışan taifeye!

Yukarıda açıklanan saf ve güzel niyetlere aykırı bu arayışlar sonu hüsran ve kanla bitecek nafile tutkulardır ama çok canlar yandığı da muhakkaktır. Atomun parçalanmasını bomba maksatlı kullanan zihniyet elbet bunun bedelini ödeyecektir. Genlerle oynayıp, DNA’ları, hücreleri yaratılışın akeyhine çevirmeye çalışanlar icat değil küfür peşindedir ve kendilerine bahşedilen bilgi bu nankörlüğe yönelik olmadığından da başarılı olamamaktadır. O manasız arayışlara harcadıkları paralar ile neredeyse dünyadaki tüm açları doyurabilecek bu zalimler ölümsüzlük, kontrolsüz güç, sınırsız yetki hayali ile küfrün ve şeytanın peşinde koşarken fabrika atıkları dereleri, betonlaşma ağaçları yerle bir etmektedir.

Bu faydalı ve olması gereken bilim değildir. Çünkü bilim adamları insanlığa hizmette yarıştıkları sürece cennetlerde sıddık ve şehitlerle birlikte olacak ve belki şefaat makamına bile getirilecektir. Ancak aksi çırpınışlar onları sadece şeytan oyuncağı edecek ve cehenneme yuvarlayacaktır.

Bilim batıla değil Hakk’a hizmet etmekle sorumludur. Ötesi ziyan ve küfürdür.

Peki İslam alemi bilim yarışında nerededir?

Yazık ki bilim arayışında kazanımlarını terk eden, kopyacılığı bile beceremeyen İslam alemi bilimde yarışarak Rabbine ulaşmak emrine rağmen, bilimi inkar edecek hale getirilmiş ve Kur’an’ı bile dışlamıştır ki Peygamberimiz ahirette buna ait şikayette bulunacaktır.

Neden? Çünkü İslam içi zehirli yılan sınıfı, yani dinci yobazlar ve dinsiz sofalar Müslüman kitlelerin bilimden uzak kalmasını kendi çıkarlarına uygun görmekte ve akıl kullanılırsa menfaatleri zedelenir korkusundadır.

Bu korku kıskacına alınmış camia batıyla mukayese kabul etmez bir hezimete uğrarken daha da vahim olmak üzere Allah emirlerine karşı çıkmaktadır.

Mü’min bilimle uğraşmak, zalim ve ateist bilimlere inat Hakk’ın tecellisini ispat etmekle mükelleftir. Bunu yapmayan ehliyet sahipleri ise zindanlara mahkumdur.

Sıradan insanlar için bile varolan bilimlerin barış, huzur ve esenlik kaynağı olarak kullanılması Allah emridir. Yüce Allah bir işten bir başka işe koyulmayı, araştırmayı, bilime sartılmayı emrederken, kötü bilimle mücadeleyi de emretmektedir.

Bilimin İslamlaştırılması yaftalarına kanan çoğunluk bu kandırmacadan kurtularak, bilimin İslami yaşama uydurulması gayesini temin etmelidir. Bilim nerede olursa olsun tüm insanlığa armağandır ama bunun hayata yansıtılması muhakkak her toplumda farklı olacaktır.

Bu manada Kur’an örflere bile karşı değildir. O’nun karşı olduğu ataların yanlış, batıl inançlarına körü körüne gösterilen sadakat yani gericiliktir. Teşvik edilen ise araştırmak ve ileri gitmektir. Böyle olmasa gemilerin yüzdürüldüğü, gece ile gündüzün yer değiştirdiği, tohumun çatladığı, denizlerin birbirine kavuşmadığı, gezegenlerin yörüngelerinin olduğu Kur’an ile zikredilir miydi?

Özetle; bilim aslında varolan bir şeyi anlamak yani keşfetmektir icat etmek değil. İcat etmek yoktan var etmektir ki insana bu yetki verilmemiştir. İcat edilen şey pekçok farklı bilinen yani keşfedilmiş şeyin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir şeydir. Yani bilinmeyen değil bilinenler bileşkesidir. İcat yani yaratmak sadece Allah’a mahsustur.
Bilgi insanoğluna yeri ve zamanı geldiğinde armağan edilmiş değerlerdir ve iyilik maksatlı kullanılmak zorundadır.

Bilginin değeri, Allah’ı anlamaya, yaratılışı ispata, ayetleri değerlendirmeye yaptığı katkıdadır.

Bilimadamı ise bilimi faydalı ilerde kullanmakla mükellef nadide insanlardır.

Bilim fena maksatlarla kullanıldığı takdirde başarısız olmaya ve vebal ödemeye mahkumdur.

İslam alemi Rabbini ve ayetlerini tanımak, daha insanca yaşamak ve batıla yenik düşmemek adına bilime daha fazla değer ve önem vermek zorundadır. Gaye; kopyacılık yoluyla bile olsa bilgiyi inkar etmek veya İslamlaştırmak değil o bilgiyi İslami gerekler ve örfler doğrultusunda kullanmak, hayata yansıtmaktır.

Bilimi inkar eden dinin yoldaşını terk eylemiş olur ki din ve bilim yani kalp ve akıl kol kola yürümezse Allah’a ulaşılamaz.

Daha parmak izindeki kerameti anlamaktan aciz insanlık haddi aşmamak ve iman etmek mecburiyetindedir.

Rabbim bizleri bilimsiz, dinsiz, kalpsiz, akılsız bırakmasın.
Rabbim İslam alemini bilgiyi aramaz halde bırakmasın.
Rabbim bizleri doğru bilgi peşinde koşamlardan eylesin.
Rabbim bizleri bilgi ile İlahi İradeyi daha iyi tahayyül edebilme imkanı versin.
Rabbim bilgiyi şeytani maksatlarla kullananlara lanet etsin!
Amin.

 

Kur’an ve bilim

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum Kur’an’ı öğrenmek tüm Müslümanların en büyük heves ve arzuları arasındadır ki doğrusu ...

2 Yorum

  1. Bilim, inkar yerine ispata gayret etse hayat daha güzel olmaz mi?

  2. mustafa saykent

    Kur’an’i hayat dışına iten, yolun en kotusune dusendir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir