Anasayfa / İMAN ESASLARI / Peygamberlere iman / Kur’an’da ismi geçmeyen Peygamberler
imanilmihali.com
Kur’an’da-ismi-geçmeyen-Peygamberler

Kur’an’da ismi geçmeyen Peygamberler

Kur’an’da ismi geçmeyen Peygamberler hakkında yorum yapmak haddimiz değildir çünkü Yüce Allah kitabı Kur’an’da bizlere bilmemiz gerektiği kadarını buyurmuş ve kişilerden ziyade esas, mana ve ilkeleri öne çıkartarak imanı ve mutlak itaati emretmiştir.

Kur’an’da ismi geçmeyen Peygamberler

Hazret-i Âdem (as)’dan Peygamberimiz (sav)’e kadar, bir rivâyete göre 124.000, diğer bir rivâyete göre ise 224.000 peygamber gelmiştir. Bunlardan 313 tanesi resüldür. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned 5/265-266; İbn Hibbân, es-Sahîh, 2/77) Taberânî tarafından nakledildiği belirtilen bir rivayete göre de, toplam kaç resûl olduğu sorulduğunda Hz. Peygamber (sav) 315 resulün bulunduğunu söylemiştir. (bk. İbn Hacer, el-Fetâva’ l-hadîsiyye, s. 180, III. Baskı, Kahire, 1989) İbn Hacer bu hadisin sahih olduğunu bildirmiştir (İbn Hacer Askalani, Metalib’ul-Aliyye no: 3023) Bunlardan ancak yirmi beş tanesinin isimleri Kur’ân-ı Kerim’de zikredilmiştir.

Kur’an’da isimleri geçen Peygamberlerin mübârek isimleri şöyledir;

1. Adem. 2. İdris. 3. Nuh. 4. Hud. 5. Salih 6. Lut. 7. İbrahim. 8. İsmail 9. İshak. 10.Ya`kub. 11. Yusuf 12. Şuayb 13. Harun. 14. Musa. 15. Davud. 16. Süleyman 17. Eyyub. 18. Zülkifl. 19. Yunus 20. İlyas 21. Elyesa 22. Zekeriyya 23. Yahya 24. İsa 25. Muhammed (sav)

Bu yirmi beş tane Peygamber isimlerinden başka Kuran-ı Kerimde üç isim daha zikredilmiştir. Ancak onların peygamber olup olmadıkları hakkında fikir ayrılığı vardır. Bunlar Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn’dir.

Mü’minin öncelikle inanması ve bilmesi gereken husus ilk peygamber Âdem (as), son peygamber de Hazret-i Muhammed (asm)’dır. Bu iki peygamber arasında sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok peygamber gelip geçmiştir. Biz, Allah tarafından tavzif edilen peygamberlerin hepsine de inanıp, iman ediyoruz. İsimlerini bilmesek, muhitlerini tanımasak da onlar Allah’ın tavzif ettiği peygamberlerdir…

Kur’an, her topluma ve ümmete peygamber geldiğini buyurmakta, sayıya değer vermeyerek adaleti ve hakkaniyeti esas almaktadır. Bilinen kadarıyla peygamberlerin hepsi erkektir ve diğer mübarek kullar ile birlikte tamamı tevhid uğruna nefes alıp vermiş ve canlarını tüketmiştir. Allah hepsinden razı olsun.

Kur’an’da isimleri geçmeyen Peygamberler;

İnsanlık tarihi ve özellikle dinler tarihi ilk insanın yaratılmasından itibaren azan insan ve cinlerin azgınlıkları nedeniyle, yeryüzünde bozulan sulh ve düzenin devamını sağlamaya yardımcı olacak temel ilke ve esasları tebliğle ve doğru yola davetle görevli peygamberlerin gönderilmesini zorunlu kılmıştır.

Doğrusunu Allah bilir lakin çok sık aralıklarla gelen peygamberlerin aralarındaki zamanca fasılayı anlayabilmek için dünya tarihinin kesinleştirilmesi gerekir ki bize göre bu öyle milyonlarca yıl değil ayetin ifadesiyle “topu topu on gündür”. Yani bu süre dünya tarihi ile on bin senelik bir süreye tekabül eder. (Tevrat’ın işareti de bu yöndedir.) Eğer bu şekildeyse ve peygamberlerin sayısı anıldığı üzere 124.000 veya 224.000 ise zaten konu daha iyi anlaşılacaktır.

Bunlardan kitap verilenler olduğu gibi, sayfa verilenler de vardır ve çoğuna da ilahi buyruklar şifahen bildirilmiştir. Vahyedilen yazılı dini kaynakların muhafazasında yaşanan zorluklar bize doğru bilgi vermede aciz kalsa da denebilir ki yaklaşık beş veya altı peygambere yazılı buyruk verilmiştir.

Bilinen peygamberlerin hayatları incelendiğinde aralarında çiftçilerin, ticaretle uğraşanların olduğu görülmektedir. Bu da bize birer beşer olan peygamberlerin risalete kadar sıradan ancak yüksek ahlaklı ve erdemli birer insan olarak yaşadıkları bilgisini verir.

Aralarında kadın ismi zikredilmemesi ve ayetin işaretiyle tamamının erkeklerden seçildiği bilgisi hasıl olur ki bunda risaletin gerektirdiği fiziki gücün ve dayanıklığın da etken olduğu farz edilebilir.

Öte yandan bizler bazı isimler sayarak bunlara peygamber nişanesi verme hakkına sahip değiliz. Zaten bilmeye de gerek yoktur. Çünkü Yüce Allah dileseydi kitabı Kur’an’da bahseder ve hepsini tek tek anlatırdı. Lakin kişiler değil ilkeler kitabı olan Kur’an onların varlıklarından bahsetmekle ama isimlerini zikretmemekle asıl arzuladığı imanın onların tamamının varlığına ve risaletlerine itimat olduğunu göstermiştir.

Bu bakımdan bizler de haddimizi aşacak değiliz. Ne var ki bu bizlerin akıl yürütmesine de mani değildir. Şu kadar ki insanlık tarihinde sayısız güzel insan faydalı buluşlar gerçekleştirmiş, sayısız yararlı ideoloji, keşif, buluş veya barış imkanı yaratarak insanlığa katkı sağlamıştır.

Yine sayısız güzel ve değerli insan ülkelerin ve ümmetlerin kurtarıcısı olmuş, kimileri büyük topraklar istila ederken kimileri tercihini barıştan yana kullanmış ve bazıları da ilme ve bilime katkı sağlayarak toprak büyütmeyi asla düşünmemiştir.

İnsanlığa sağlanan her olumlu katkıda emeği ve katkısı bulunan insanlar bu manada kıymetlidir ve peygamber olmaları da mümkündür. Elektrik, telefon, aşı, ateş, buhar gibi keşiflere imza atanlar, felsefede öne çıkanlar pekala peygamber olabilir.

Nitekim Aristo’nun, Eflartun’un peygamber olma ihtimali yok denilebilir mi?

Bu cihetle peygamberlerin her topluma (ümmet veya coğrafyaya) geldiği kesin iken çözümü ve cevabı farklı zaman dilimlerinde ve coğrafyalarda aramak lazım gelir ki bunda ıstıla yani seçilme ilkesi esastır.

Peygamber gönderilen toplumların seçilmesinde de bazı kıstaslara rastlanabilir ki bunların başında o toplumların azma durumları başı çeker. Risaletten hemen önce ise o toplumun gönderilmek üzere olan yeni peygamberin şeriatini anlayacak ve hazmedecek seviyeye getirilmesi lazım gelir ki cahiliye müşriklerinin de Hz. Muhammed (sav)’in risaletinden önce derin bir hafızaya eriştirildiği gerçektir.

Bazı coğrafyalara daha sık peygamber gönderilmiş olması da muhtemeldir ve bunun nedeni peygamberleri öldürmede pek hünerli olan insanlık (özellikle israiloğuılları) onların daha davet ve tebliğine dahi müğsade etmemiştir. Yarım kalan risalet görevi ise hemen ardından gelen bir diğeriyle tamamlanmıştır.

Öte yandan Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun gibi bazı peygamberler birlikte görev yapmış, yine bazı ulvi şahsiyetler amellerine rağmen ismi zikredildiği halde peygamber olarak anılmamıştır.

Kısaca denilebilir ki; Yüce Allah kitabı Kur’an ile insanlığa bilmesi gereken kadar bilgi vermiş, teferruata girmemiş ve isimlerden ziyade ilkelere değer vermiştir. Bu nedenle kimse ismi anılmayan peygamberlerin sayısı ve kimliği hakkında ahkam kesemez, kesmemelidir.

Diğer semavi kitaplarda (Tevrat ve İncil) bazı isimler zikredilmektedir. Ancak insan eliyle tahrif edilen bu kitaplardaki bilgiler şaibeli olduklarından imanı gerektirmez ve yine o kitaplarda mübarek Peygamberler bile anlamsız ahlaksızlıklarla birlikte anıldığından zaten itibara layık değillerdir.

İslam aleminin mukaddesi Kur’an’ın ifadesi ve izahı bizler için kafidir ve müteşabih ayetlerin peşisıra gidip haddi aşmaya da gerek yoktur.

Allah dilediği zaman, belki hiçbir zaman insanlık bu peygamberlerin sayı ve ismini öğrenemeyecektir. Ancak bunda bir sakınca da yoktur. Önemli olan nicelik yani sayısal değer değil nitelik yani sıfat ve vasıflar, görev ve tebligatlardır.

Rabbim bilindik bilinmedik tüm peygamberlerden razı olsun.

Cinlerden peygamber gelmiş midir?

“(O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.” (En’am, 6/130)

“Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.” (Mülk, 67/9)

Bu ayetler, cinlere de peygamberlerin geldiğine işaret eder. Ancak ayet umumi olduğundan peygamberlerin de umumi yani, sadece cinlere veya sadece insanlara geldiği şeklinde değil, insanlara gelen peygamberlerin ve özellikle Hz. Muhammed (s.a.v)’in cinlere de peygamber olarak gönderildiği şeklinde anlaşılması daha uygun görünür.

Doğrusunu Allah bilir lakin Yüce Rabbimizin hakkaniyet ve adalet sıfatı gereği cinlerden de kendilerine has kendileri arasından ayrı peygamberlerin gelmesi de mümkündür. Çünkü ayet ümmetlerin hepsine peygamber gönderildiğini buyurmakla cin ümmetini de kast etmiş olabilir.

“Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in, hem cinlerin hem de insanların peygamberi olduğuna dair görüş birliği vardır. Onlardan önceki peygamberler ise sadece kendi kavimlerine gönderilmişlerdir. Hz. Süleyman (a.s)’da, umumi peygamberlik vazifesiyle cinlere gönderilmemiş, hükümdar, yönetici ve idareci olarak vazifelendirilmiştir.” (İsmail Hakkı Bursevi)

Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın ilişkin tefsiri ise şöyledir:

“İnsanların ve cinlerin bir toplum olabilmesinden anlaşılır ki, insan toplumunun peygamberleri, cin toplumunun da peygamberleri demektir. Ve her peygambere insan ve cin şeytanlarının düşman olması bununla da ilgilidir. Ve özellikle peygamberlerin sonuncusu olan Rasülullah (s.a.v)’in Rasülü’s-Sekaleyn, yani insan ve cin peygamberi olduğunda şüphe yoktur.”

Özetle;

Kur’an’da ismi geçmeyen peygamberlerin sayı ve isimlerini sadece Allah bilir. Bunların bilinmemesi imana zarar vermez lakin varlıkları kati itimat ister. Tüm peygamberlerin vasıfları, görevleri ve özellikleri dikkate alındığında ise bize düşen hepsini saygı ve minnetle anmak, tamamının Allah katından olduğuna iman etmektir.

Peygamberlere iman bahsinden hatırlanacak olursa bunların hepsine iman ancak sadece Hz. Muhammed (sav)’in davetine icabet, diğerlerine davet ve tebliğlerinin Kur’an’a uygunluğu nispetinde icabet esas olandır. Çünkü zalim insanoğlu o mukaddes peygamberlerden gelen sünnet ve hadisleri de oynamış, değiştirmiş ve tanınmaz, güvenilmez hale getirmiştir.

Oysa kur’an dimdik ayaktadır ve okunmayı beklemektedir. En doğru ve güzel olan bilgi Kur’an’dadır. Ayetelr bize bilmemiz gerektiğini kadar söyler, kişileri değil sistem ve ilkeleri tanıtır, öğütler. Bu nedenle macera peşinde koşmanın, fal bakmanın veya müteşabih ayetleri abuk sabuk yorumlamanın alemi yoktur.

İnsanlara gelen peygamberleri öldürmekte mahir israiloğulları sayısız kez lanetlenmiş ve beşeri cezalara mahkum edilmiştir. Dünya tarihinde sıklıkla gönderilen peygamberlerin bir nedeni de budur. Sapmış ve haddi aşmış israiloğulları ahlaksız yaşam koşullarını ve hahamların el yazması beşeri dinlerini ilahi dinlerin üzerine çıkartmak gayesiyle gelen peygamberleri de hunharca öldürmüş ve risaletlerine müsaade dahi etmemiştir.

Aynı israiloğulları kendilerini firavunun zulmünden kurtaran Hz. Musa’as)’a da saygıda kusur etmişler, ilk fırsatta imandan şirke dönmüşler, ata dinleri olan buzağıya tapmaya devam etmişlerdir.

Bizlerin bilmesi gereken peygamberlerin sayı ve isimleri değil mesaj, tebliğ ve davetleridir. Hepsinin ortak mesajı iman, zekat ve ibadettir ki başkaca ilah olmadığına, kendilerinin de Yüce Allah’ın elçisi olduklarına dair yeminleri buna delildir.

Allah’ın dini tek, peygamberlerin şeriati farklıdır. Buna sebep ise Rabbimizin dilemesi ve insanlığın azgınlık derecesidir.

Rabbim tüm bilindik ve bilinmedik peygamberlerden razı olsun. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Peygamber

Sünneti sorgulamak

Sünneti sorgulamak İman; Yüce Allah’a, Kur’an’a ve elçisi Hz. Peygamber (sav)’e itimat ve itaattir. Yüce ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir