Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İBADET / Kur’an’da övülen sabır
imanilmihali.com
Kur’an’da övülen sabır

Kur’an’da övülen sabır

Kur’an’da övülen sabır

Sabır; elem veren, bezdiren-bıktıran şeylere direnme ve tahammül etme, bozgunculara dayanma, özlem artıran, merakla istenen şeyleri hevesle ve doğruluktan sapmadan beklemektir. Sabır kısaca dayanma gücü ve umarak beklemedir. Dini manada ise sabır; zalime, imansızlara, kâfirler ordusunun yaptığı her türlü saldırı ve cinayete karşı direnmek, Allah’a tevekkül edip Hakk yolunda ayrılmadan acılara tahammül etmek, zalimlerle mücadele etmek ve umutla cennetlere yürümektir.

İnsan, zalim, cahil, nankör ve sabırsız yaratılmıştır. İstediği bir an önce olsun, acılar çabucak geçsin, hayatına kast eden kişi veya tehlikeler ne pahasına olursa olsun vazgeçsin ister. İnsan acılarla değil, bolluklarla sınav edilmek ister. Sıcacık evinde namaz kılarak sınava razıdır ama cephelerde hayatını siper ederek sınav olmak istemez.

“Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.” (Me’aric 70/19)

Sabır ayetlerde sayısız kere övülmüş ve adeta cennetin anahtarlarından birisi ve Allah rızasına ermek için vasıta olarak ifade edilmiştir. Bu kadar muazzam davranış şekli olan sabır acılara, baskılara, inançsızlara, mal ve evlat kayıplarına tahammüldür. Direnmek, dişini sıkmak, Allah’tan ümit kesmemektir. Her türlü baskı, rüşvet, aldatmaya karşılık sabır doğru taraftan ayrılmamak, Allah yerine başkalarına ibadet etmemektir.

“Rabbinin rızasına ermek için sabret.”(Müddessir 74/7)

“Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” (Ra’d 13/20-24)

“Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.” (Nahl 16/96)

“İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.” (Kasas 28/54)

“Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.” (Ankebut 29/59)

“Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.” (Hac 22/35)
Sabır aynı zamanda bir imtihan vesilesidir. Bu yüzden cihad İslam’dandır. Hicret, ilim, imansıza karşı koyma, kılıçla mücadele hep cihaddır. Çünkü sınav sadece evde oturarak, acılarla karşılaşmadan, elem dolu tecrübeler yaşanmadan bitmeyecektir.

“Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.”(Muhammed 47/31)

“Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.” (Al-i İmran 3/186)

Sınavda gösterilmesi istenen sabır ise muhakkak güzel, devamlı ve hak olandır. Sabır, Allah yolundan ayrılmadan, Allah’ın sınırlarından taviz vermeden yaşanmak zorundadır. Açlık ta, yoksulluk ta, topraklarından göç edip bilinmezlere yolculuk ta, kat kat üstün düşmana karşı kılıç çekmek te sabır gerektirir. Lakin sabır kötülüğe iyilikle, çirkinliğe Allah ayetleriyle karşı koymakladır. Yoksa sabır kötülüğe aynı çirkinlikle cevap vermek ve kafirlere zulmetmek, gereksiz can almak değildir.

“(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.”(Me’aric 70/5)

“Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.”(Lokman 31/31)

“İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.” (Furkan 25/75)

Sabır muhakkak salih amel ile birleştirilmeli ve bağışlama ile pekiştirilmelidir. Çünkü Allah’ın emri sabır, boş gaye için gösterilir veya terk edilirse güç ve birlik dağılır, düşmanlara karşı yapılacak mücadeleler kazanılamaz.

“Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.” (Hud 11/11)

“Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” (A’raf 7/87)

“Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Al-i İmran 3/200)

“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 8/46)

Yusuf Peygamber kıssasında Yakûb Peygamberin evladını kaybettiğinde gösterdiği sabır güzel örneklerdendir. Keza Lokman’ın evlatlarına öğütleri arasında yer alan sabır, sonsuz acılara dayanan Eyyûb ve başını babasının kurban adağına itaat ederek “Allah yolunda” feda etmeye rıza gösteren İsmail Peygamberler’de adeta doruğa çıkmıştır.

“Yakub, “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.” (Yusuf 12/83)

“(Lokmân öğütlerine şöyle devam etti) Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” (Lokman 31/17)

“Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.” Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.”(Sad 38/44)

“(Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.”(Ahkaf 46/35)

“Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.”(Saffat 37/102)

Sabır aynı zamanda İslam düşmanlarına, kalpleri kinle kuşatılmışlara karşı koruyucu kalkandır. Sabrederek sebat etmek, sabretmeyerek teslim olmaktan yeğdir. Zalime teslim olarak can kurtulabilir ama kazanılan sadece bu dünyada birkaç refah yıldır. Oysa bu durumda ahiret yurdu kaybedilmiş ve karanlıklar ebedi yurt olmuştur. Oysa sabır kalkanı ile bu dünyada çekilecek eziyet ve kaybedilecek başlar inşallah ahiret yurdunda misliyle ödüllendirilecek olan bahtiyarlıklardır.

Zalime teslim olan yaşayabilir ama ruhunu, ahiretini orada bırakmış ve zalimlerden olmuştur.

Zalime teslim olmayanlar belki yaşayamaz, acılar, yokluklar çeker ama Hak yolcularından, Allah dostlarından olmuştur.

“Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.” (Al-i İmran 3/118-120)

Çünkü sabır kuvvetli imanların işidir. Herkes sabredemez. Malı, evladı, parası kendisine imandan daha tatlı gelenler dünyalıkları kaybetmek uğruna ahiretleri kazanmaya razı olamazlar. Onlar dünyevi zevk ve makamlarını kaybetmemek adına sabretmektense teslim olmayı yeğleyen zavallılardır.

“Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.” (Rum 30/60)

Allah muhakkak ki sabredenleri sever ve sabredenlerle beraberdir. Kazanan Allah nuru, esenlik, İslam ve sabredenler olacaktır. Bu hak’tır. Batıl, şer ve adaletsiz olan yenilmeye mahkumdur.

“Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmran 3/142)

“Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.” (Al-i İmran 3/146)

Peygamberimize de sayısız kez sabır tavsiye edilmiş, sabır hamd, tesbih ve secde ile bütünleştirilmiştir. İnsanoğlu günahsız değildir. Şeytan sürekli iş başındadır. Hayat insana bazen yanlış kararlar verdirir. Lakin tevbe, istiğfar ve mağfiret kulun dilek kapısıdır. Ve Allah tevbeleri kabul edendir. Sabırda gösterilecek en büyük zaaflar bile Yüce Allah tarafından tevbe edildiği takdirde affedilebilir.

“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”(Mü’min 40/55)

Sabrın bu dünyada karşılığı elbet olacaktır ama asıl karşılık cennet yurtlarındadır. Bu mükâfat büyük ve devamlıdır. Dünya kazanımları gibi sahte, çelimsiz, gereksiz, manasız olmayan bu kazanımların belki de en yücesi Rabbimizin rızasına mazhar olabilmektir.

“De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.” (Al-i İmran 3/15-17)

“Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir. Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükâfatlandırır. Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk. Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır. Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır. Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir. Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir. Orada bir pınar ki ona “selsebil” adı verilir. Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır. Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün. Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir. Onlara şöyle denecektir: “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür. Şüphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik biz. O hâlde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme. Sabah akşam Rabbinin adını an.” (İnsan 76/11-25)

Özetle; Kur’an’da övülen sabır imansızın imansızlaştırma gayretlerine direnmek, şeytana teslim olmamak için acılara katlanmak, dünya acılarına ve yokluklarına göğüs gererek ahiret yurdunu kazanmaktır.

Sabır güzel, hak, adil ve amaçlı olmalıdır. Zulme karşı, bozgunculuğa karşı sabır cihadla birlikte yaşamalı, zalimle mücadele yoluyla Allah tarafında olunduğu ispat edilmelidir. Çünkü sabır bir köşede inzivaya çekilip zalime meydanı boş bırakmak ve amel yapmadan Allah’tan beklemek değildir.

Sabır; salih amelle bütünleşen, ter dökmeyi, imansızlığa dille, kalple, elle karşı koymayı gerektiren, bu yolda başı, canı, dünyalıkları feda etmeyi gerektiren fedakârlık tasviridir.

Sabır, sadece Allah yolunda, İslam uğrunda, Peygamber izinde yapılandır.

Sabır, Kur’an sevdasıyla değilse, sabır değildir.

Sabır, zalime köle olmamak, gerekirse ölümü göze almaktır.
Kur’an’da övülen sabır

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gurur veya gözyaşı getiren ibadet mukayesesi

Gurur veya gözyaşı getiren ibadet mukayesesi

Gurur veya gözyaşı getiren ibadet mukayesesi İbadet ve kulluk, fıtrati gayedir ve insan sadece Allah’a ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir