Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Kur’an’da yaşlıların halleri
imanilmihali.com
Kuranda yaşlıların halleri

Kur’an’da yaşlıların halleri

Kur’an’da yaşlıların halleri

Kuranda yaşlıların halleri sınav olarak anlatılır.Kast edilen ana babaya ve yaşlılara evlat gibi alaka göstermek ama sadece küfre ve şirke bulaşmayanlara itaattir.

Hayatı ve ölümü veren Allah eceli takdir etmiş, kimi ömürleri kısa kimilerini uzun eylemiştir. Her biri hikmet dolu bu takdirler Yüce Allah’ın ilim ve kudretinin eseri, insanın sınavı anlayabilmesi için bir vesiledir.

Yaşlılık, imani yönden pek çok muazzam sırrı da içerisinde barındıran ve evlatlara mesuliyet yükleyen bir imani mucizedir. Hayatın sıradan veya tesadüfi olmadığının, bir Yaratan olduğunun da ispatı durumundaki bu hal inancı pekiştiren, Allah’a yönelmeyi gerekli kılan bir husustur.

“Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.” (Rum 30/54)

“Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan , sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.” (Hac 22/5)

Dinen mükellefiyetin onbeşli yaşlarda başladığı malumdur ve yaşlıların mükellefiyeti ancak bilinçli davranabilmek veya bedenen engel hal olmamak kaydıyla devam eder. Yani hasta veya bilinci zayıf yaşlıların durumu farklıdır. Dahası yaşlanmış olmaları sebebiyle özellikle kadınların bazı imtiyazlara sahip olduğu veya bazı yasaklardan muaf tutulduğu da ayetlerle işaret edilmektedir.

“Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.” (Fetih 48/17)

“Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Nur 24/60)

Ana ve babaların durumu muhakkak sınavın en mühim parçalarındandır ve onların yaşlanması da evlatlar için ağırlık puanı yüksek sorulardandır. Zamanımızda evlatlarımızı mezun etme, yurt dışına gönderme, bankaya hesap açma veya işe yerleştirme ile koştururken çoğu zaman ihmal ettiğimiz ana ve babaların halleri aslında onların değil bizim sınavımızdır.

Evlatlarımız nasıl Allah emaneti ise ana babalar da Allah amenatidir ve hatırlayamayan, bedenen zayıf olduğu için bakıma muhtaç olanlar, hasta veya yatalak olanlar da artık bizlerin evladıdır, bu haliyle Allah emanetidir. Reşit olan yani dinen mükellefiyete haiz olan evlatlar üzerindeki mesuliyetimiz azaldığında artık ana ve babalarla ilgilenme zamanı gelmiştir. Evlatlar diri ve aydın halleriyle kendi mücadelelerine devam ederken bizler için asıl mesuliyet bakıma ve ilgiye muhtaç ebeveynlerle ilgilenmektir. Kısaca ana ve baba artık evladımız olmuştur ve dil ucuyla sevgi, el ucuyla yardımdan ziyade kendi bebeğimiz gibi ilgi ve sevgiyi hak eder hale gelmiştir. Gelmiştir çünkü yapamaz, bilemez ve hatırlayamaz haldeki ana babalar kendi başlarına doktora bile gidemezken bizlerin onları yok sayması hataların en büyüklerindendir.

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.” (İsra 17/23)

“İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.” (Lokman 31/14)

“Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” (Ahkaf 46/15)

“Biz, insana, ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Şâyet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.” (Ankebut 29/8)

“Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.” (Bakara 2/83)

“(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” (Enam 6/151)

Görüldüğü üzere ayetler ana baba ve yaşlılara saygıyı emreder ve ana babaların evlatlar üzerindeki hakkı çok ama çok fazladır.

Yine Peygamberimiz hadislerinde bu konuya dikkat çekmiş ve mü’minleri uyarmıştır.

* (Ana-babası, yanında ihtiyârladığı hâlde, [onların rızâlarını alamayıp] Cenneti kazanamıyanın burnu sürtülsün) [Tirmizî]

* (Ana-babasına iyilik edene müjdeler olsun! Allah Onun ömrünü uzatır) [Buhârî]

* (Cihâd, fîsebîlillah [Allah yolunda] sadece kılıç sallamak değildir Ana-babaya veya evlâda bakmak da cihâddır Ele muhtâç olmamak için çalışmak da cihâddır) [Deylemî]

* (Allahü teâlânın rızâsı, ana-babanın rızâsında, gadabı da, ana-babanın gadabındadır) [Tirmizî] Birgün Peygamber efendimizin huzûruna bir kimse gelerek dedi ki:
– Yâ Resûlallah! İzin verirseniz sizinle beraber gazâya gelip cihâd etmek istiyorum
– Anan-baban var mı?
– Evet var
– Onların yanında bulun! Senin cihâdın, onlara hizmet etmektir (Müslim)

Burada dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır ki o da şudur;

Tüm yaşlılara ve ana babaya iman konusundaki yaklaşımlar Kur’an penceresinden yapılacak, onlar küfrü veya şirki destekliyor ve öğütlüyorsa onlara asla rağbet edilmeyecektir. (Ama bu evlatların onlara fiziki ve maddi destek sağlama görevini ortadan kaldırmaz.)

Keza yine yapılan iyilikler sadece Allah rızası için ve Allah emrettiği için yapılacak, başa asla kakılmayacak, riya ve gösterişe bulaşılmayacaktır.

Evlatlar ve ana baba arası denge iyi sağlanacak, evlatlar, diğer akraba, komşu ve dostlar da ihmal edilmeyecektir.

Şeytanların ilerki yaşlarda kulları imandan uzaklaştırmak için yaptığı hileleri bertaraf edebilmek adına evlatlar ana babaya sürekli telkinde bulunarak imanı ve Kur’an’ı tavsiye edecektir. İbadet edemeseler, hatta ayet okuyamayacak kadar gözleri bozuk ta olsa (gerekirse bu görevi sesli okuyarak evlatlar yapacaktır) onları dinden ve imandan uzak tutacak şeyleri ortadan kaldırmak gerekecektir.

Evlatlar para veya çıkar için ana babasını aldatmayacak, şiddet uygulamayacak ve yanıltmayacak, şahsi çıkarlarına onları alet etmeyecektir. Aksine sabırla ve ısrarla onlara hoşgörülü davranacaktır.

Ve nihayet para asla mesele edilmeyecek, herkes kendi gücü nispetinde bu gayeye hizmet edecek, hiçbir şeye gücü yetmeyen tatlı söz ile sevgi ve ilgisini gösterecektir.

“Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.” (Tevbe 9/23)

Özetle insanoğlu eceli daha önce gelmez ise yaşlanır, elden ayaktan kesilir, çocukluk yıllarına geri dönercesine bilmez, hatırlamaz, bedeni ihtiyaçlarını karşılayamaz ve para kazanamaz hale gelir. Toplumun ve devletin görevi her türlü sosyal desteği sağlamak olsa da mekanik bu sevgi ve ilginin aslı ve astarı evlatlardan gelecek olandır.

Çünkü ana babanın evlatlar üzerinde çok hakkı vardır ve artık sıra evlatlardadır. Şimdi onlar ana babaya evlat gibi bakmalı, hakkaniyet, sevgi, namus, iman, samimiyet çizgisinde onları kucaklayabilmelidir. Bu sınav gereğidir.

Bu alaka karşılıksız, sırf Allah emrettiği için ve sadece Allah rızası için olmalıdır.

Öncelik ana babada olmak üzere maddi ve manevi yardımlar yakın çemberden dış çembere doğru uzanmalı yani en yakındakilerden başlayarak yaşlılara (dost, komşu ve akrabalar dahil) alaka, sevgi ve saygı gösterilmelidir.

Tanıdık olsun veya olmasın tüm ileri yaştakilere saygı göstermek, araçlarda yer vermek, hallerini sormak, ihtiyaçlarını gidermek Allah emridir.

Bunun istisnası şudur ki inanç konusunda ana ve baba veya her ikisi birden şirk ve küfre hizmet gayesiyle evlatlara baskı yapıyor ise bu takdirde evlatların onlara itaat mecburiyeti yoktur. Bu halde bile inanç konusu dışındaki konularda evlatların ana baba veya genel olarak yaşlılara bakma mesuliyeti ortadan kalkmaz.

İlgi ve alakanın kalıcı, hak ve doğru olabilmesi için de karşılıksız, samimi ve içten olması esastır. Zoraki, başa kakarak, riya ve gösteriş ile yapılan tüm ameller gibi bu alakada sevaptan yoksundur. Kar sağlamayacağı gibi zararı da dokunur.

O yaşlılar özellikle ana babalar sadece sevgi ve ilgi bekler. Günlerce yemeseler sesleri çıkmaz ama bir torun ziyareti onları hayata tutundurur. Onlar parasız da kalsalar çok mühim değildir ama evladın bir güzel haberi onları göklere uçurur. Bir tatlı dil onların hastalık ve dertlerini unutturur.

Evlatlar ana babaya ve yaşlıların tamamına sınav gözüyle bakmalı, Allah emaneti diye kabul etmeli ve evlat muamelesi yapmalıdır. Bu arada muhakkak ki herkes kendi yaşlılığını düşünerek evlatlarına güzel terbiye vermeli ve tüm etrafını Kur’an çemberinde toplamaya gayret etmelidir.

Çünkü hayat sınav, yaşlılık bir mucize, evlatlık görevi büyük vazifedir.

Adil olan kavgada bile taraflar denk olmalıdır. Oysa ki yaşlılar bedenen zayıf insanlardır ki gençlerin onlara seslerini yükseltmeleri bile en başta bu eşit olmayan durumdan ötürü adaletsizlik ve zulümdür.

Kaldı ki ana babaya öf demeyi bile yasaklayan Yüce Allah onları sevmeyi ve ilgilenmeyi emreder. Bunun nasıl olacağı kula, topluma, devlete ve örfe kalmıştır. Gerçek olan ise onlara muhakkak bakmak gereğidir ki bu vazife önce evlatlarındır. Yaşlı çiftlerden daha diri ve genç olanın da görevi diğerine hak ettiği sevgi ve değeri vermektir.

Onları bir şey bilmez çağa geldiklerinde şeytanlara yem etmemek de evlatların bir diğer görevidir.

Rabbim bizlere ecelinde hayırlısını versin.

Rabbim bizleri yaşlılığımızda bile imandan ayırmasın.

Rabbim evlatlarımızı hayırlı ve salih kullarından eylesin.

Rabbim bizleri ana babaya ve yaşlılara hürmetli kullarından eylesin.

Rabbim büyüklerimizi korusun, merhumlarımızın günahlarını affeylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri sadece İslam’ın değil aynı zamanda ...

1 yorum

  1. şeytan insana ecele yakın daha fazla yaklaşmak ister ki bir şey bilmez hale gelen insan kanıversin. bu yüzden gençler yaşlılara daha fazla sahip çıkmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir