Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Kur’an’daki ve sokaktaki İslam
imanilmihali.com
Kur’an’daki ve sokaktaki İslam

Kur’an’daki ve sokaktaki İslam

Kur’an’daki ve sokaktaki İslam

Kur’an İslam’ı ile halen İslam aleminin yaşadığı beşeri din arasında devasa fark vardır. Bunun en acı örnekleri de mezhepleşen, tarikatlaşan, cihadı terör sanan, ilkelerden uzaklaşıp kişilerin hegemonyasına verilen, hurafe ve rivayetlere boğulan, örfleri dinleştiren, farklı mezhepten olduğu için adam öldüren, sünneti farzların üzerine çıkartan, kafirlerle yiyip içen, aklı inkar eden, paraya tapan, cahiliye araplarından beter müşrikliğe soyunan, ehliyetsizlere mahkum edilen, israiliyata yenilen modern (!) İslam’dır.

Bu yaşanan İslam’ı sokaklardaki beşeri İslam olarak tanıtmak lazım gelir ki bunun gerçek İslam’la alakası yoktur. Bu başka birşeydir, din bile değildir.

Acıdır ama İslam alemi yalan uydurmalar demek olan hurafelerden, yalan dolu vaaz ve hutbelerden, anlamadan Kur’an okumalardan, gavurlara özenmekten, para ile şehvetler satın almaktan, onüç yaşında kızları hamile bırakmaktan, kızları kara çarşaflara dolamaktan gayet memnundur.

Peki o kızları sadece gözleri açık kalacak şekilde kara çarşafa mahkum etmek, cahiliye araplarının yaptığı gibi kız çocukalrını diri diri toprağa gömmekten farkı var mıdır?

Bezden yeni kesilmiş erkek çocuğu Kur’an kursları ile arapçaya mahkum etmenin ve oyun ve okuldan geri bırakmanın, iman edenelri ateşe atıp seyreden müşriklerin zulümlerinden farkı var mıdır?

Kur’an’ı mesnet ederek kadınlara şiddet uygulamanın, kadınları sokak ortasında bıçaklamanın, kadına boşanma hakkı dahi vermemenin, kadını eve hapsetmenin, kadına ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmanın dinde yeri var mıdır?

Haram’ı helalleştirmenin, paraya ilah diye tapmanın, şeytanlarla cirit atmanın, adaleti mahkum etmenin, ehliyet yerine sadakati öne çıkarmanın, müslümanı müslümana kırdırmanın açıklaması nedir?

Askere atılan kurşunların, yenen hakların, dilencileştirilenlerin, kesilen ormanların, arka ayakları zevk için kesilen yavru köpeğin, camileri saray gibi süslemenin, camileri lokal yapmanın, cami avlularını ticari işletmelerle doldurmanın izahı nedir?

Zinayı, fuhuşu, eşcinselliği hoş gören, oğlancılığı yasak etmeyen, gizli tanıklarla ve kasetlerle adaleti yaralayan, servetle şımaran, kibirlenip büyüklenen, iman kardeşi yerine ticari ortağını yeğ tutanların dindeki yeri nedir?

Yalan ve iftiraya dadananların, şantaj yapanların, baskı ve zorlama ile dine hizmet ettiğini sananların, tekfir edenlerin, dini gereklere beşeri – beşeri gereklere dini mesnet arayanların, hoşlanmadığı dini yorum sahiplerini din dıı sayanların durumu nedir?

Vebalden korkmayanların, aydınlatmayanların, bilip de söylemeyenlerin, bir yıl içinde bir kez olsun Atatürk’ü anmayan veya kamu malı talanından bahsetmeyen diyanetin durumu nedir?

Kur’an ve Hz. Peygamber üstü kişi ve kitaplar tanıyanların, hala vahiy diyemese de ilham ve rüya yoluyla Allah’tan ve Peygamberden bilgi aldığını söyleyenlerin, sahte peygamberlerin, abdestsiz namaz kılanların, dostlar görsün diye büyük kurban kesenlerin, kumar, şarap ve lotolara servet harcayanların, faldan umut bekleyenlerin, sihir ve büyü yapanların, cinlerden medet umanların hali İslam’ın neresidir?

Paraya, nefse, ibadete, teesettüre, şeyhe, şıha, şefaate, dünya mallarına, makamlara ilah diye tapanlar dinin neresindedir?

Çok değil yirmi beş yılda İslam’ın geldiği nokta, yanlışı hatırlatmaya yeterli değil midir?

Ortadoğudaki kan gölünün, yahudi zulmünün, kardeş kavgalarının, halkına gaz kullananların, islami terör denen saçmalığın, ılımlı islam söylemlerinin yeri Allah’In kitabında nerdedir?

O halde sayısız örnek bize gösterir ki örfleri, kabulleri, alışkanlıkları, yorum ve sünneti dinleştirmenin sonu acıdır, yanlıştır, doğru yoldan uzaklaşmaktır. Tüm fitne ve fesatlar Kur’an terk olunduğu içindir.

Din İslam’dır, İslam Kur’an’dadır.

Yoksa muskalar Kur’an, tarikatlar esenlik anahtarı olur, şıhlar ve sahte peygamberler ortalığı çöplüğe çevirir.

Kendi sözlerinin yazılmasına dahi müsaade etmeyen, servet biriktirmeyen, muhtaçlarla paylaşan, vefatında tek kuruşu bulunmayan, Kur’an ile yaşayıp ölen, cennetleri cepte görmeyen, iman uğruna sayısız cihada imza atan, 23 yılını risalete ve Allah yolunda mücadeleye harcayan Peygamberden, bugün paraya tapan bir topluma geldiysek ortada büyük bir yanlış vardır, haksızlık vardır demektir.

Cennetler bu kadar kolay olsaydı, cehennemlerden korunmak bu denli basit olsaydı o sahabeler servetlerini bağışlar, cihat eder, susuz çöllerde hicretler eder, bir hurma tanesi ile oruç açarlar mıydı?

Şimdiki İslam babalarının (!) servetle şımarmış iftar sofralarının, gösterişle kurulan iftar çadırlarının, siyasi parti logolu sadaka kutularının o zaman ki imanla alakası var mıdır?

Vergi kaçıranların, vergiden düşenlerin, vergi vermek yerine yatlar alanların, kayırılanların, aldatanların, çalanların hoş görüldüğü bir toplum Asr-ı Saadetin neresindedir?

Tesettüre girdiği halde 45 milyarlık çanta ve 5 milyarlık eşarp kullananlar dinin neresindedir?

Siyah lüks arabalarla cirit atanların, haram-helal ayrımı yapmadan kazandıkları, çalışanın hakkından çaldıkalrı, işçiyi açlığa mahkum ettikleri gerçeği dinin neresine uyar?

Hanelerin, kişilerin, beden ve hatta cesetlerin dokunulmazlığına saldıranlar dinin hangi ayetine uymaktadır?

Bilime, bilim adamlarına tasallutlar, bilmi vahye mahkum etmeler, insan haklarına riayetsizlikler, biat ve şurayı reddedit, meşvereti terk edip, Allah’ın gölgesi (Haşa !) lakabını bir beşere vermek dinin neresindedir?

O halde bu yaşananlar din değildir, İslam hiç değildir, Kur’an ile yakından dahi alakası yoktur.

Ortada iki İslam vardır ve ilki Kur’an’dakidir. Öz, kısa, basit, tevhid ve imana dayalı.

Diğeri sokaklardaki, camilerdeki ve din kitaplarındaki. Sanal, batıl, ilkel ve Kur’an dışı.

Bu iki İslam’dan sadece birisi doğrudur ve kazanacaktır ve bu Kur’an İslam’ıdır.

Yalan, uydurma, beşeri İslam diye pazarlananların küfür ve şirkten hiçbir farkı yoktur ama zavallı İslam alemi Kur’an’ı anlayarak okuması engellendiği için cehenneme mahkum ama para babalarının servet tezgahlarına uygun bir hayata mahkumdur.

Bu zavallılar, dilencileşmekte, durumları zorda olsa statüye bağlı kalmakta, isyan ve hak aramayı düşünmemekte, Kur’an’a yakınlaşmayı akıl edememekte, dinden soğumakta, dine hobi diye bakmakta, iki lokma ekmeği verenin Allah olduğunu unutarak patrondan medet beklemekte, kaderi anlamadığı için kader mahkumu diye ortalıkta gezinmekte, Allah’ın zulmetmeyeceğini bilmediği için patronların zulmünü kaderden bilmekte, alın yazısına bağlamakta, yönetici ve idarecilerin kaidelerine uygun- paraya dayalı bir yanlış sömürü düzenine alet olmaktadır.

İslam’ın evrenselliğinden, İslam’ın kişiler değil manalar ve ilkeler dini olduğundan habersiz bu zavallı kitle, imandan habersiz, cihada mesafeli, tevhidden yoksun yaşarken cennete gidebileceğini sanmaktadır.

Müşriklerin ateşe atmasına razı olup imandan vazgeçmeyen sahabelerin ulvi inançlarının zerresine sahip olamayan bu gafiller nedeniyle güçlenen karanlık bugün sokakları sardıysa bunun vebali o karanlığa teslim olanlaradır.

İslam’ın geleceği karardıysa, iman nuru sönük kaldıysa, zulüm ve şiddet Ortadoğu’yu sardıysa bunun vebali aklı inkar eden İslam alemindedir.

Müsterihlik ise iman ile Kur’an ile kalanların hakkıdır.

Vebal zalimlerin, zulme destek ve yardımcı olanların, zulmü cezasız bırakanlarındır.

Ahiret hesabı ise çetindir. Kur’an’ı, aklı, imanı, tevhidi paraya değişenlerin değil şefaatle başka hiçbir şeyle ve hiçbir zaman kurtuluşu mümkün değildir. Çünkü şefaatin ilk şartı Allah’ın o kuldan razı olmasıdır ve Kur’an en büyük şefaatçidir.

Her ikisine de gereğinden az değer veren bir toplumun kocaman beklentilerle rahmet umması akıllara zarardır. Peygamber ümmetinden “Kur’an’ı hayatın dışına itmekle” şikayetçi olacak iken, O’nun şefaatini ummak, kızını dahi şefaate güvenmemesi konusunda uyaran Peygamberden kurtuluş beklemek, hırsızlık yapan kızım olsa elini keserdim diyen peygambere rağmen hırsızları baş tacı etmek dind eğildir, doğru değildir, hak hiç değildir.

En büyük haksızlık ise Yüce Allah’a, Kur’an’a ve Hz. Peygambere yapılandır ki vahyin kenara itilmesinin, Kur’an’ın hayatın dışında bırakılmasının Ehli Kitap’ın zulmünden farkı yoktur.

Ve Kur’an’ın savaşı zulümledir.

Allah zalimlerle, günahkarlarla konuşmayacaktır.

Kimse kimsenin günahını üstlenemeyecek, haklar sahiplerine mutlaka iade edilecektir.

Cennetler ise sadece iman edip, imanın gereğini yapanlar içindir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir