Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Kuran’ı mehcur bırakmak
imanilmihali.com
Kuran'ı mehcur bırakmak

Kuran’ı mehcur bırakmak

Kuran’ı mehcur bırakmak

Mechur bırakmak; dinen hak olan bir şeyi hayatın dışına itmek, terk etmek, yaşama rehber etmemek, hak ettiği değeri vermemek demektir.

“Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.” (Furkan 25/30)

Başlığımıza esas ayet yukarıdadır ve Peygamberin ümmetinden tek şikayeti de budur.

Peki bu halde şefaat nasip olabilir mi? Tabiki hayır! Kaldı ki şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullaradır ve Kur’an nasipsizlerinden Allah’ın razı olması mümkün değildir.

Lakin burada kocaman bir parantez açmak ve ayetin manasına bakmak lazım gelir. Çünkü Kur’an’ı terk etmemek anlamadan okumak, sevap kazanmak asla değildir.

Hayata rehber etmek için anlamak, anlamak için anlayarak okumak, anlayarak okumak için okumak lazım gelir. Kur’an’ın ilk ayeti olan “Oku!” emri dinle demek olmadığı gibi anlamdan okusan da olur demek asla değildir!

Keza Kur’an’ın son ayeti de maide suresi üçüncü ayettir ve orada Allah dini tamama erdirdiğini, bizim için kıyamete dek o dini seçtiğini buyurmaktadır. Bu demektir ki din Kur’an ile tamam olmuştur, din Kur’an’dadır. Dini öğrenmek, yaşamak ve hayata yansıtmak ancak Kur’anla mümkündür ve anlamadan okuyan dine giremez, dini yaşayamaz.

“ .. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Maide 5/3)

İslam, tamdır, mükemmeldir, bakidir. Lakin sokaklarda yaşayan beşeri ve hurafeler İslam’ı Allah’ın dini değildir. Başka birşeydir. Çünkü Kur’an ile rotalanmamıştır, farzları, helalleri başkalarından ve başka kitaplardan almaktadır. Bu halde ise yaşanan başka bir dindir ama İslam asla değildir.

Baştaki ayetin işareti de budur ki Kur’an üstü tartışmasız mişnalar edinmek, Kur’an yerine başka kitaplara tabi olmak suçu, Kur’an’ı terk etmek yani mehcur bırakmak suçudur, afsızlığa mahkumiyettir.

Kur’an, Allah kelamıdır, anlaşılarak okunmayı hak edendir, Kur’an’ı anlayarak okumak her müslümana farzdır.

Ancak bu sayede emir ve yasaklar anlaşılır, yavaş yavaş hazmedilerek okunan Kur’an ancak bu sayede hayatı güzelleştirir ve esenliği mümkün kılar.

Layıkıyla okumayan ise anlamadan okuyarak ancak sevap kazanır ve cennetlere sevapla değil imanla gidlir. Hiç okumayanlar ise farkında olmasalar da Kur’an ile hesaba çekileceklerdir.

Sünnet ve Peygamber hadisleri için kalplerinde yer açanlar, ayetle sabit Peygamberin bu şikayetini dikkate almak zorundadır.

Ayeti, anlamdan da olsa okumayanları kast ediyor gibi dar ve yanlış bir kalıba sokmak ise dine yalan söyletmektir ve vebali çok büyüktür, ayeti inkar etmektir. Bunun dindeki adı ise irtidattır.

O halde, Kur’an’ın helal ve haramlarını bilmek, Allah’ın emir ve yasaklarını tanımak ve bunları hayata yansıtıp cehennemden kurtulmak ve Allah rızasına ermek ancak Kur’an’ı anlayarak okumakla kabildir.

Dinde bilmemek mazeret değildir. Dinde dinleyerek geleceğiniz nokta ancak size bildirenin anladığı ve anlatabildiği kadardır. Oysa din sonsuz bir deryadır ve Kur’an iman nispetinde herkese farklı hitap eder.

Kur’an’dan nasipsiz kalmamak için, Peygamberin şikayetine mazhar olmamak için asgari yılda bir kere her müslüman Türk, Kur’an’ı ana dilinde bir kez okumalıdır. Bu farzdır, İbadet ve İslam’ın ilk sıradaki şartıdır.

İslam, cennetleri öğütleyen ama cehenneme giden yollarıda kullara serbest bırakandır. Dileyen okumayı reddeder, batıla mahkum olur, kandırılır, güdük islam’a razı olur. Ama mü’minler, o Kur’an’daki her harf ve mananın bir hikmeti olduğunu bilenlerdir.

Kur’an’daki sayısız kıssa ile kendisini hesaba çekebilen mü’minler ahiretin de inşallah bahtiyarları olacak, ayetlerde yer bulan dualarla müşkülden kurtulacak, şeytana aldanmaktan korunacak, esenliğe erecektir.

Kur’an’ı anlamadan okuyanların hali ise ehli kitap için Allah’ın verdiği örnekle kutsal kitap taşıyan eşeklerin durumu gibidir.

“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Cuma 62/5)

Son söz; Kur’an’ın orijinal lisanı ile eğitim almak ve memuriyetlerini bu istikamette yapamlar için ama okuduğunu anlamak şartıyla Kur’an’ı arapça okumanın mahsuru yoktur. Diğer insanlar içinse anlayarak okumak Allah emridir.

Kur’an’ı mechur bırakmamak ve hayata dahil etmek ancak bu sayede mümkündür.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an ile ikinci doğum

Kur’an ile yeniden yapılanma da diyebileceğimiz bu başlığın tasavvufi manası derin ve özeldir ki pek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir