Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Kuran’ı nasıl okumalıyız
imanilmihali.com
Kuran

Kuran’ı nasıl okumalıyız

Kuran’ı nasıl okumalıyız

Kur’an, tilavetiyle (okunmasıyla) ibadet edilebilen Allah kelamı yüce bir nimettir. Kur’an rafa kaldırılacak bir kitap değil bir hayat kitabıdır. Kur’an’ı Allah huzurunda, O’nunla irtibata geçiyormuşcasına okumak gerekir. Muhammed İkbal’in dediği gibi Kur’an “Sanki bize vahyediliyormuş gibi” okunmalı ve anlaşılmaya çalışılmalıdır.

Kur’an okurken dilin söylediği mesaj gönüle inmeli, akılla yoğrularak düşünce ve davranışlara yansımalıdır. Bunun yolu da anlaşılır dille yani ana dille okumak ve anlamaktır. Akıl nimetinin bahşedilmesindeki ana sebep te budur.

Kur’an ilk inen ayetlerinden itibaren okumayı, düşünmeyi, anlamayı ve hükümlerini uygulamayı emretmiştir. Bunun ilk basamağı olan anlamak bu nedenle elzemdir. Kutsal olan lisan değil ilahi mesajdır. Bu cihetle Arapça okumak için sarf edilen emekler ana dilde okuyarak anlamaya yöneltilmeli, din alimleri hariç diğer kullar duaları nasıl ana dilde yapıyorsa ayetleri okumayı da ana dilde yapmalıdır.

Cenab-ı Allah; “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (Alak 96/1), “Kur’an’ı insanlara açıklaman ve düşünüp öğüt almaları için indirdik” (Nahl 16/44) buyurmuştur. Bu nedenle Kur’an’ın okunması bir lütuf değil bir vazifedir ve FARZ’dır.

İnsanlar Kur’an’ı, kendi birikimleri ölçüsünde meal ve tefsirlerden okuyup anlayabilir. Kur’an okumak için Arapça lisanına hakimiyet esas değildir ki merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın ifadesiyle tekniken ana dili Arapça olmayanın (yani Arap coğrafyasında doğup büyümeyenin) arapçaya tam vakıf olabilmesi dolayısıyla Kur’an ayetlerinin tamamını ve mahiyetini anlayarak okuması ve anlaması mümkün değildir. Bu nedenle mevcut meal ve tefsirlerden hem de mukayeseli olarak ana dilde okumak esas olandır. İlahi mesajı arapçaya mahkum etmek isteyen zihniyet ise imana değil küfre hizmet etmek demektir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur; “Kur’an okunduğu zaman O’na kulak verip “dinleyin” ve susun ..” (A’raf 7/204), “Kur‘an’ı (tertil üzere) ağır ağır, tane tane oku” (Müzzemmil 73/4)

Anlaşılmayan Kur’an ve kalbe inemeyen emir ve yasaklar neden yavaş okunsun veya dinlensin. Demek ki maksat ayetlerde emredilen hususların kalbe ve akla yerleşmesi, hayata yansımasıdır ki bunun şartı dinlemek DEĞİL okumak, anlayarak okumaktır.

Hz. Peygamber; “Kur’an’ı öğrenin ve okuyun” (Tırmizi, Fedail, 2) buyuruyor.

Kur’an; adabına uygun, Euzu besmeleyle başlayarak, ihlasla, edeple, temiz ve boy abdestli olarak, kıbleye dönerek, anlaşılacak şekilde, ağır ağır ve güzel sesle, huşu içinde, baştan sona, mümkünse geceleri okunmalıdır.

İmana sahip olunsa bile şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak tüm işlerde olduğu gibi Kur’an tilavetinde de önemlidir. Keza gece okumalarının faydası gündüzkilerden çoktur. Çünkü gündüzleri aklı meşgul eden pek çok mesele vardır ve gece sessizliği ile dikkatleri toplamaya yardım eder.

Kur’an okuma hususundaki bir büyük tehlike de şudur ki bazı kimseler Kur’an’ın sadece bir bölümünü binlerce defa okumak (mesela 4444 defa) ve bu sayede Kur’an’ı adeta dua kitabı veya sevap kazanma vasıtası gibi kabul etmek meyilindedir. Bazılarıysa Kur’an’ı ölüler için dua vasıtası haline çevirir ki bu yanlıştır.

Kur’an, Allah’ın emir ve yasaklarını bildiren, akla ve kalbe hitap eden, doğru ve hak olanı gösteren yaşam rehberi, dinin özü, imanın nirengisidir. O’nu okumak ibadettir. O’nunla dua da edilir. Lakin O herşeyden önce dinin felsefesini, Allah’ın sınırlarını izah eden bir rehberdir.

Hatim indirmek demek olan baştan sona okumak nimetini kul iyi anlamalı, sevabın hızlıca okuyup bitirmek ve bu sayede sevap kazanmak demek olmadığını, aksine tamamını ve yavaş yavaş anlayarak okumaktaki gayenin Allah’ın tüm emir ve yasaklarını anlamak olduğunu idrak etmelidir. Cüzler bu nedenle vardır.

Peygamberimizin ifadesiyle Kur’an asgari üç günde okunmalı, daha kısa zamanda bitirilmemelidir ki çok çabuk okunan Kur’an’daki öz asla yakalanamaz.

Özetle; Kur’an Allah kelamı ve yaşam rehberidir. Okunmalı, anlaşılarak okunmalı, mümkünse derinleşilmelidir. Orada yazılı hususlara uymak müslümanın boynunun borcu, Kur’an’ı asgari yılda bir kez anlayarak okumak her müslümana FARZ’dır.

Allah’ın emir ve yasaklarından bihaber yaşamak Kur’an’a ve Allah’a ve dahi Peygamberimize en büyük haksızlıktır ki ahirette Peygamber ümmetinden “Kur’an’ı hayatın dışında bırakmakla” şikayetçi olacaktır.

En büyük şefaatçi Kur’an, kendisini okumayanlardan şikayetçi olacak en büyük nimettir.

İlkeler dini evrensel İslam’ın tek temel dayanağı Kur’an’ı okumayarak iman etmek ve İslam olmak mümkün değildir. Çünkü iyiye hizmet ve kötülüğe karşı çıkmak, ahlaklı, ibadetli ve salih amelli yaşamak sadece Kur’an’ı bilmekle olur.

Kur’an’ı dua veya sevap kitabı yapmak, O’nu ölüler kitabına, eskilerin masallarına benzetmek, doğruluğuna dair şüphe ve endişe taşımak, ayetleri yalanlamak ve inkar etmek ise yapılabilecek en büyük kötülüklerdendir.

Kul bu nedenle de ayetlerin mesajını bilmelidir ki bilemediği şeylerde aldanması ve hata yapması mümkündür. Cennete götüren ve cehenneme mahkum eden her şey ayetlerde saklıdır. Bunlardan habersiz yaşamak ise ahmaklık ve nankörlüktür.

Rabbim bizleri Kur’an’sız bırakmasın. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir