Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kitaplara iman / Kur’an’ın en son inen ayeti Bakara 281
imanilmihali.com
Bakara 281

Kur’an’ın en son inen ayeti Bakara 281

Kur’an’ın en son inen ayeti Bakara 281

Bakara suresi, Kur’an’ın en uzun suresidir ve çoğu tefsirciye göre kapsam bakımından Kur’an’ın zirvesidir. Medine’de ilk inmeye başlayan bu yüce sure yine çoğu tefsirciye göre en son tamamlanan suredir. En son inen ayet ise genel kabule göre Bakara 281’dir.

“Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.” (Bakara 2/281)

Doğrusunu Allah bilir ama bu son surenin seçilmesi de tesadüf değildir ve nihai bir hatırlatmadır.

Nasıl ki Kur’an Fatiha ile başlar ve Nas suresi ile biterse, nuzül bakımından da Alak suresinin ilk beş ayeti ile başlayıp Bakara suresi 281nci ayet ile biter.

Bunlardaki hikmet ise bizce şudur;

Fatiha; evvela Yüce Allah’ın Rahman ve Rahim oluşunu tanıtan, dini, imanı, dünya ve ahireti sadece Allah’a has kılmayı emreden, sapmış ve haddi aşmış eski din sahiplerini anlatan, şirke bulaşmadan tevhid üzere kalmanın anahtarını veren, rızkı ve medeti sadece Allah’tan beklemeyi şart koşan, doğrularla birlikte bir yaşamı dua ile dilemeyi güzel gösteren, adeta Kur’an’ın en kısa tefsiri durumundadır. Yani Fatiha daha ilk yedi ayette kula, nasıl, neden ve kime iman edileceğini, edilmezse ne olacağını, ahireti ve hesabı hatırlatan insanüstü bir kelamdır. Bu yüzden de Kur’an’ın yüce yedilisi, anahtarıdır.

Nas suresi ise cinlerin ve insanların vesvesesinden, nazar, kötü göz ve büyülerinden, bilimum kötülüklerinden, başa gelecek irademiz dışındaki musibetlerden sadece Allah’a sığınmayı emreden suredir. Yani burada anlatılmak istenen bizce tevekkül bahsidir ve kul ne yaparsa yapsın, başa gelecek bazı şeylerde acizdir, kötülüklere karşı tedbir almakta çaresizdir ve bu anlarda Allah’a sığınıp güvenmek, başkaca ilah aramamak doğru olandır.

Fatiha ile başlayan Nas ile biten Kur’an’ın tamamını kapsayan bu mesaj kısaca kula; “tevhid ve imandan dönme, Allah’tan başka ilah tanımadan yaşa, salih amel üret, iyilerle dost ol ama kötüler boş durmayacağı için de dikkatli ol, Allah’a güven ve sığın, tevekkülden asla vazgeçme, elinden geleni yap ve gerisini Allah’a bırak, Allah her şeyi gören ve bilendir” mesajıdır.

Öte yandan ilk nuzül olan alak suresinin ilk beş ayeti şu şekildedir;

“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.”(Alak 96/1-5)

Kur’an’ın vahyedildiği Yüce Peygambere buradaki muazzam mesaj ise şudur ki; Kutsal Kelam sahibinin varlığı, kudreti, gönle dolan ilhamı, fıtratın hikmeti ve insanın Rabbi oluşunu hatırlatan bu ayetler, şimdi ve daima Kur’an okumanın, Kur’an’ı anlamanın, anlaşılanları yaymanın ve hayata yansıtmanın önemine vurgu yapar.  Yani dinin ilk emri OKU emridir. (Dinle değildir.)

Son nüzul olan Bakara 281 ayetini de tekrar hatırlarsak;

“Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.” (Bakara 2/281)

Fatiha ile başlayıp Nas suresi ile nihayete eren, Alak suresinin Oku emri ile başlayan Kur’an son vahiy damlası olan bu ayet ile tamamlanır ve bu son ayetteki ikaz gerçekten iç ürperticidir.

Ayette denilmektedir ki; hesap günü vardır, ahiret vardır, kaçınılmazdır. O gün nice yüzler gülecek ama çoğu yüzler korku ve azap ile kapkara kesilecektir. O muazzam hesap gününden, Allah’a can ve hesap vermekten korkun da yapmakta olduğunuz şeytanlıklara, düşmanlık ve pisliklere son verin. Yoksa hesap acıdır, azap fenadır. Bu aldana geldiğiniz hayat fani bir oyun ve eğlencedir. Gerçek hayat ise ahiret yurdundakidir. Orada azaplardan uzak, huzur içinde yaşamaya başlayabilmek için hesaptan beraat etmeniz ve bunun için de bu dünyada yaptığınız amel ve ürettiğiniz niyetlerinizle huzura geleceksiniz. Orada tam ve kesin adalet vardır, mazeret yoktur. Orada kimse kimseyi kurtaramaz. O adaletli mahkemede beraat edebilmek sadece size ve insanca, imanla yaşamanıza bağlıdır. Çünkü şefaat dahi sadece Allah’ın razı olduğu kullaradır ve cennetler sadece Müslüman olmakla yetinmeyen, iman eden kullar içindir. Unutmayın ki o gün kötülükler de iyilikler de zerrece haksızlık olmadan tartılacak, dünyada yenen haklar ve edilen zulümler nokta unutulmadan hesaba dahil edilecektir. Bu yüzden bu dehşetli hesap gününde mahcup olmamak, Allah’ın azabına mazhar olmamak ve akibeti karartmamak için gelin şimdiden iman edin, tevbe edin, sadece Allah’a ibadet ve kulluk edin!

Ayetin merhum Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde ise şöyle denmektedir; 

“Abdullah b. Abbas hazretlerinden rivayet ediliyor ki, bu âyet Kur’ân-ı Kerîm’in en son nazil olan âyetidir. Şöyle ki: Hz. Peygamber, hac farizasını ifa ettiği zaman “kelâle” âyeti, yani “Sana soruyorlar, de ki, Allah size kelâle hakkında hüküm bildiriyor…” (Nisa, 4/176) âyeti nazil olmuştu. Sonra Arafat’ta vakfede iken “İşte bugün size dininizi ikmal ettim…” (Maide, 5/3) âyeti nazil oldu. Sonra da işte bu âyeti nazil oldu. Ve Cebrail A l eyhisselâm “Ya Muhammed! Bunu Bakara’dan ikiyüz sekseninci âyetin başına koy.” dedi. Ve bu âyetten sonra Resulullah seksenbir gün yaşadı ki, yirmi yirmibir gün veya yedi gün, yahut sadece üç saat yaşadığı da söylenmiştir.

İyi veya kötü amellere ileride verilecek ecir veya ceza, sahiplerinin kendi kazancı olmak üzere Allah katında defterlerine geçirilecek bir karşılık, bir yükümlülük derecesinde bulunduğundan son nazil olan bu âyetin, ölümü veya kıyamet gününü ihtar ederek nazil olması çok anlamlıdır. Ayrıca özellikle ribâ konusunu izleyerek borçlanmayla ilgili hükümlerin arasında yer almış olması da çok açık seçik ve anlamlı bir uyarıdır.”

Görüldüğü üzere Kur’an’ın gerek sure sırası ve gerekse nüzul sırası ilahi olarak tasarlanmış bir mükemmellikte ve okuyucuda en derin izleri bırakacak teşkilde vahyedilmiştir ki okuyan, anlamaya çalışan, bu okudukları ile dinine iman katmak isteyenler için sureler son derece kolay ve anlaşılır vaziyettedir.

Yeter ki gönüller o Kur’an’ı okumak istesin ve şeytanlar kulların okumasına engel olmasın.

O Kur’an öyle mükemmel bir hissiyat yaratır ki okuyucu her defasında yeni bir takım şeyler öğrenir ve kalbine her defasında yeni güneşler doğar. Bu güneşlerle aydınlanan kalbi ise sadece iyiliklere yönelir ve kötülüklerden sıyrılıp güzelliğe, inşallah cehennemliklerden sıyrılıp Allah dostu cennetliklere yanaşır ve hayatına güzellik ve renk gelir.

Kur’an’ı okumayan, okusa da anlamayan, Kur’an’ın bir bölümünü papağan gibi okuyup diğer yerlerini es geçenler içinse böyle bir güzellik asla söz konusu değildir aksine yapmakta oldukları haksızlık Allah’a isyan ve rest çekmektir. Yani tamam olan dini öğrenmeden, Kutsal Kelam sahibi Yüce Allah’ın vahyini okumadan bir ömür sürmeye kalkmak en başta o dinin, o kutsal kelamın sahibine haksızlıktır ki bunun bedeli çok ama çok ağırdır.

Bu kimseler zaten feyz alamayacakları için de kötülüğe ve şeytanlara mahkûm, Bakara 281’deki ikazı asla anlamadan davar gibi güdüleriyle bir hayat sürecek, hayatı ve yeryüzünü pisletmeye devam edeceklerdir.

Son söz insanca ve dine uygun yaşamak için, iman ve tevhidde kalabilmek için, ahiret hesabında beraat edebilmek için kısaca Allah’ın rızasına erebilmek için lazım olan din Kur’an’dadır. Peygamberimiz dahi dini Kur’an’dan öğrenmiştir ve kulun okumamak gibi bir lüksü ve hakkı yoktur.

Okumamaya veya anlamadan okumaya direnmek ise tamamen şeytandandır ve şeytanın dostları olanların da akibeti bellidir.

Yüce Allah’ın emirleri şeffaf ve adildir. Dinde her şey açık ve anlaşılır haldedir. Kimse bilmiyordum deme hakkına sahip de değildir.

O halde yapılacak şey Kur’an’a ve Kur’an İslam’ına geri dönmektir.

(NOT: Bu arada Kur’an dururken, başkaca dini kaynak arayanların durumu, gün ortasında mum arayan aptalların durumu gibidir.)

Kur’an’la kalın, imanla kalın.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberi şirke alet etmek nasıl olur

Peygamberleri öldürmek

Peygamberleri öldürmek Dinler tarihi aynı zamanda insanlık tarihidir ve hiçbir ümmet Peygambersiz kalmamış, vahiyden kısmetsiz ...

2 Yorum

  1. Avatar

    Neden tek bir görüşü yansıtmışsınız bu yazıda.Bize göre diye başlayan yorumlarınız da kendi kafanıza göre yorumlar.Sizin dediğiniz gibi bakara 281 üzerinde genel ittifak yoktur.Yanlış yönlendirmeyin.Daha güçlü görüş ikmal ayetidir.Bu konuda yazılmış ciltlerce eser vardır.Kendi fikirlerinize göre insanları yönlendiriyorsunuz.

    • Avatar

      Sevgili kardeşim buradaki yorum aslen merhum Elmalılı Hamdi Yazır’a ve merhum Yaşar Nuri Öztürk’e aittir. Biz de aynı kanaatteyiz. Lakin doğsurunu daima ve yalnızca Yüce Allah bilir.Hürmetler, selametle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir