Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Kuran’ın en temel mesajı
imanilmihali.com
Kur’an’ın en temel mesajı

Kuran’ın en temel mesajı

Kuran’ın en temel mesajı

Yüce Allah kullarına sayısız kitap ve peygamber göndermiş, hepsiyle, ait oldukları topluma hatırlatmalar yapmış, fıtratta verdikleri sözü azıp nankörlüğe sapmaları üzerine sayısız kez tekrar etmiştir.

Tahminen 124.000 peygamber ve kabaca bildiğimiz beş ilahi kitap ve kitaplaşmamış bazı ilahi sayfalar Yüce Allah’ın hep aynı mesajlarını bildirmiştir.

Bildiren aynı, bildirilen aynıdır. Yani ilahi mesajın kendisini çıkaran ve emir olarak uygulamak mecburiyetinde olan aynıdır ve Yüce Allah dininde, fıtratında değişiklik olmadığını sayısız kez tekrarlamıştır.

Tüm peygamberlerin bildirdiği, tüm ilahi kitapların yazdığı dinin adı tevhid dinidir ve İslam son din değil, dinin kendisi ve tek olanıdır ki kıyamete kadar da baki kalacaktır. Dinler arasındaki ilahi emir yönünden fark, toplumların azgınlık derecelerine bağlı olarak azalan ve çoğalan helal-haramlardır. lakin bugün dinler arasındaki farklar diye bize dayatılanlar dinler arası farklar değil, dinleri şeytanın güdümüyle ve beşeri olarak rayından çıkaranların yarattığı dinin hurafelikleridir. Dolayısıyla İslam dışı dinler artık din olmaktan çokmıştır ki Yüce Allah bu nedenle İslam’ı kıyamete kadar baki kalacak din seçmiş, söz, emir ve yasaklarını Kur’an ile tamamlamıştır.

İslam’ın son ve tek muteber din olması diğer ilahi din, mesaj ve kitapların (orijinal halleriyle) demode olduğu anlamına asla gelmez ki Tevrat ve İncil (vahyedildikleri halleriyle) ayetlerde sayısız kez savunulmuş, okunması istenmiş ama o dine tabi din adamları eliyle tahrif edildikleri de alenen ortaya konmuştur.

Peki tüm kitap ve peygamberler marifetiyle Yüce Allah insana neler emretmiş, neden o denli çok kulunu seçmiş ve ona ayetler bahşetmiştir?

Yüce Allah’ın dini basit ve hak olandır. Kolaydır, adildir, batıla ve zulme karşıdır, dostluk, huzur ve sevgiden yanadır. İlk yaratılıştan son güne ve dirilişe kadar da bu böyle kalacaktır.

Allah’ın bizlere sayısız kitap yollama lutfu bizim namertliğimize rağmen azalmayan rahmetinden dolayıdır. O, her defasında (özellikle nankör ve lanetli israiloğullarına) kendisini, ahdi, şeytanı, ahiret ve kıyameti hatırlatarak adil olduğunu ispat etmiş, dünyada ve ahiret yurdunda kimseye zerrece haksızlık yapılmayacağını da göstermiştir.

Yüce Allah sayısız emir, yasak, haram ve helal emretse de ilk ve tek emri vardır ki o emir İMAN’dır.

Diğer tüm amel ve niyetler, ibadet ve ahlaki meseleler, söz ve davranışlar, helal ve haramlar imandan sonra gelen şeylerdir ve imanın özü Yüce Allah’ı bir’lemek, ilim, kudret ve hükmünde tek ve ortaksız kabul etmektir.

İlahi meclisten ve cennetten kovulan iblisin ahdi hatırlanacak olursa sınav iman edip etmemek meselesidir ki Yüce Allah insanların çoğunun sapacağını, azının iman edip cennetlere gideceğini zaten bilmektedir. Bu nedenle cehennemi ağzına dek dolduracağına yemin eden Yüce Allah’ın cenneti doldurmak gibi bir ahdi yoktur.

Yüce Allah şeytanı insanın baş düşmanı ve tüm kötülüklerin anası kabul ederek ve göstererek insanı uyarmış, kendisine tabi kalmalarına dair ikaz etmiştir. Lakin nefsin, dünya mallarının, şehvetin ve şirkin tutsak evlatları bollukta, refahta hemen caymış ve az önce can derdindeyken yalvarıp durdukları Allah’ı terk ederek kendilerini, nefislerini, bazı kimse ve varlıkları ilah edinerek afsızlığa mahkum olmuştur.

Önlerinde kanlı canlı bir peygamber olduğu halde insanlık onu ve dini yalanlamış, dünyaya tabi kalarak ve görmediği ahirete inanmayarak hatta Allah’ı bizzat görmek isteyrek büyüklenmiş ve şirke btmıştır. Sonuçta peygamberler öldürülmüş, kitaplar tahrif edilmiş ve dinler terk edilerek şeytanların dinine tabi yaşamlar türetilmiştir.

İnsanların cehenneme gitmesine merhamet eden Yüce Allah ise insana ahireti ve kendisini hatırlatarak yanlışlarını göstermiş ve sadece bir tek şey istemiştir; İMAN!

Herşeyin başı iman, yokluğunda herşeysizliğin de başıdır.

Soyut ve somut varlıklara ilah diye tapmaya pek hevesli gariban cahiller sürüsü, şeytanın her pisliğin ardında olduğundan habersiz savaşlar çıkarmış, zulümler üretmiş ve terörlere, cinayet ve tecavüzlere girmekte sakınca görmemiştir.

Dünyanın bugünkü hali de tarihin tekerrürüdür ki alınan dersler unutulmuş, ayet kıssaları terk edilmiş, helak edilen kavimlerin helak nedenleri fütursuzca işlenir olmuştur ki bu aptal cesaret nedeniyle ahir zamanın sonunun geldiğine hükmetmek pek te yanıltıcı olmayacaktır.

Yüce Allah’ın zekattan da, namazdan da, tesettürden de, oruç ve hacdan da önceki emri iman etmektir ki bu koşulsuz bir Allah’a teslimiyet yeminidir ve içerisinde sadece kelimesini barındırır. Sadece Allah’a teslimiyet, İslam ve iman demektir ki aradan sadece kelimesi kaldırıldığında onun adı şirk olur. Cahiliye araplarının da tüm itirazı bu sadece kelimesinedir, bugünkü şeytan soyu dinci yobazlarında.

O halde Allah’ın emir ve yasaklarını da iyi anlamak ve imanın çerçevesini buna göre çizmek lazım gelir ki bu kulları anlayarak ana dilde Kur’an okumaya mecbur eder.

Bir eşeğin sırtına yirmi Kur’an yükleseniz ve onu hayatı boyunca sırtından indirmeseniz de o eşek dinden bir şey öğrenemez. Anlamadan okumakta böyledir. Oysa salim kafayla, anlayarak, severek, anlamaya çalışarak bir kez okununca Kur’an kulun önünde sayısız ufuklar açar ve yaratılış öncesinden kıyamet sonrasına kadar geniş bir yelpazede insanın neden yaratıldığını ve sınavı anlatır.

İman işte bu okumanın bir hediyesidir ki ahlaklı, iyi insan olmak yetmez, imanlı olmak lazım gelir. Çünkü iyilik, cömertlik gibi beşeri kavramlar toplumun alışkanlıklarına ve örflere göre şekillenir. Oysa din Kur’an’dadır ve yasaklama-serbest bırakma yetkisi sadece Allah’a aittir. Bu konuda peygamberlerin bile hüküm koyma yetkisi yoktur.

Allah, bizlere iman etmeyi emrederken bir de iman edenlerin cennetleriyle ödüllendireceğini ahdetmiştir. Cennetlere varis olacak müminler asla günahsız veya melek değildir. Aksine onlar günahkar ve çaresiz olduklarının bilincinde olan boynu bükük kullardır. Hırs ve kibir tutkunu, yalan ve fitne odakları, şiddet ve zulüm üretenler ise bu ahde karşı duranlar, hakikati göremeyenler ve Allah’a yalan yere iftira edenlerdir.

İman cennet kapılarını sonuna dek açarken, imansızlık cennetleri haram kılar.

Diğer amel ve niyetlerin tamamının değer kazanabilmesi ancak kalplerde iman varsa mümkündür. İman yoksa yapılan yardım ve ibadetler spordan öte gitmez.

Bu nedenle ve daima Allah’ın önce ilk ve değişmez emrini yerine getirmek sonra diğerlerini tatbik etmeye çalışmak gerekir.

Bu da iman etmek, imanlı kalmaya çalışmak ve imanı güçlendirmesi için Yüce Allah’a yalvarmakla mümkündür ki imanı veren ve nefisleri temizleyen sadece Allah’tır. Tevbe, şükür ve dua bu yüzden vardır. İbadet, ahlak ve ameller imanı kuvvetlendirmek için vardır.

İman varsa kulun ibadeti ve ahlakı hemen kendisini gösterir ve iman yoksa kul münafıklıktan öte gidemez.

Riya ve gösterişe saplanmış büyüklenme delilerinin imansız ibadetleri kendilerine de toplum ve ailelerine de bir şey kazandırmaz ve oruçlar onlar için bir diyetten, kurbanlar et bayramından ibarettir.

Rabbim kimseyi imansızlığa mahkum etmesin.

Rabbim ilk ve en büyük emri olan imanı kullarına nasip eylesin.

Rabbim iman düşmanı, şer ve şeytan odaklarını helak eylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an ile ikinci doğum

Kur’an ile yeniden yapılanma da diyebileceğimiz bu başlığın tasavvufi manası derin ve özeldir ki pek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir