Anasayfa / Global siyonizm / Küresel şeytanlığı anlamak
imanilmihali.com

Küresel şeytanlığı anlamak

İnsanlık bu yüzyılda henüz sınanmadı. Muhtemeldir şu an yaşadıklarımız ve müteakip beş yılda göreceklerimiz bu yüzyılın sınavı olacak. Milletlerin, dinlerin, insanlık mirasının ve benliklerin sabır ve dirayet sınavı olan bu durum belki kıyametten önceki son şansımız.

İblis ve asi cinler insan hakkındaki iddialarını başarabilirse kıyamet günü Allah’a, “önünde secde etmemizi istediğin insan toplumunu rezilliğin içine çektik ve hakimiyetimiz altına aldık, iddiamızı başardık. Artık bizi cehenneme atamaz, insanların üstünlüğünü kabul etmemizi isteyemez ve bizi yok edemezsin” diyebilmek için uğraşmaktadır. İnsanlar üzerinde oynanan ve Adem soyunun yere indirilmesiyle başlayan bu mücadelenin bugünkü adı ‘Siyonizm’dir. Küresellik, tapınakçılık, şeytancılık, çok tanrıcılık, hobi dincilik, ateistlik adına ne varsa siyonizmin ahtapot kollarıdır.

Okuyucu şunu çok iyi anlamalıdır ki tüm planlarda yer alan Kudüs merkezli dünya devleti ve Süleyman mabedinin yeniden inşa ütopyası; cinni boyutun kapılarının yeniden açılması, karanlık güçlerin davet edilmesi ve hayata egemen kılınması, şeytani cin fikirlilerin kainata üstün kılınmış insana hükmetmesi, fıtratın yenilmesi, Yüce Allah’ın haşa yanlış yaptığının ortaya konması gayretinden öte değildir. Mesele Ortadoğu veya tüm dünya da değil tüm kalpler yani inançların ne şekilde, kimlerce, nerede olursa olsun esir alınmasıdır. İnançlarımız ise sadece Allah’a duyulan sevgiden ibaret değildir. İnsan olmanın, Ulusla ortak kaderi paylaşmanın, sevmenin, acımanın, gülebilmenin hepsi ruhumuzla ilgilidir ve maneviyata dahildir. İblis bu yüzden sadece dini öldürmekle kalmayacak, duyguları, umutları da öldürecektir. Yeis yani karamsarlık bu yüzden kafirin huyudur. İnsan olan insan en zor anda bile umuttan vazgeçmeyen, Yaratan’ına ve insani değerlerine asla sırt dönmeyendir.

O halde şeytani planlar ne olursa olsun felaket küresel veya milli de olsa kurtuluş en başta bireyseldir. İnsan kendisini ve ailesini kurtarabildiği nispette şeytanlar mahkum, fıtrat galip olmaya mecburdur. Bencillik ve korkaklıkla yaşamayı seçip ahiretten vazgeçmek ise sonsuzluğu istememektir.

Dolayısıyla siyonizm kelimesinin görüldüğü her yerde masonluktan küreselliğe kadar geniş bir yelpazeyi anlamak, oyundaki ipleri şeytanın tuttuğunu unutmamak gerekir. Çünkü o şeytancıkların hepsi şeytanın kuklalarıdır. İnsan ise kukla değil, kainat efendisidir.

Siyonizmin amacı; tüm insanların hüküm altına alınmasıyla iddialarını başarmak veya olabildiğince çok insanı, mümkünse tümünü öldürebilmektir. Bunu başarabilmek yer üzerindeki yaşam ile ilgili bir amaç değildir, kıyamet günü içindir. Allah’ın, akılı işletme özelliği ile yücelttiği insanın üstünlüğünü kabul etmelerini istemesinin aksine, tüm insan toplumlarını hakimiyetleri altına almaya ve diz çöktürmeye çalışmaktadırlar.

Yarınlar bugün rahatlarına kıyabilenlerindir. Bugün sıcak evlerde oturup olup biteni izlemekle yetinmek, çağlar boyu düşman orduları şehre geldiğinde pencere ve kapıları kapatıp eve saklananların yaptığıyla aynıdır. O evler onları nasıl koruyamadıysa, kötülük ve şeytanlıkları yok saymak da bizleri kurtarmayacaktır. Burada iddia edilenler meselenin sadece görünen yüzüdür. Emin olunmalıdır ki şeytanlıkların su altında kalan kısmı buz dağı gibi çok daha büyüktür.

Bugün zengin on aileden ibaret küreselci iblislerle, gizli örgütlenmeleriyle Ortadoğu merkezli hesaplar yapan masonik şeytanlar, halk ve milliyetlere dost görünüp, cüzdanları doldurup, daha güzel yaşam vaadiyle aynı gayeye farklı yoldan koşturan iki şeytan gruptur. Efendileri, sahipleri, ilahları İblis olan bu gruplardan Siyonistler Kudüs merkezli bir dünya krallığı peşinde koşarken, küreselcilerin hedefi manevi başkent Kudüs’e ilaveten, teknoloji başkenti Wuhan ve ticaret merkezi İstanbul olan bir imparatorluktur. Her ikisinde de tepedeki yöneticiler seçkinler olacak, tebalar yoklukla, zorlukla, ölümlerle boğuşur vaziyette hayatta kalmaya çalışacaktır. İnsanlık maalesef kötünün iyisini seçmeye mecbur vaziyette olup biteni anlamakla meşguldür.

Proaktif yaklaşım yani öngörülü – tedbir getirici idrak, beka için çok önemlidir. Bu hem şeytani planlar hem de onlardan korunmak isteyen halk kitleleri için geçerlidir. İşi şansa veya tesadüfe bırakmayan şeytanlar, her şeyi önceden simule ederek yeterli zaman evvelinde senaryolaştırmakta, tedbir, silah ve strateji geliştirirken ifşa olmamaya ve aleyhte ipucu bırakmamaya, 5G örneğindeki gibi aksi sesleri de kesmeye çalışmaktadır. Finansman sorunu olmayan bu sinsi yarı tanrı adamlar, kibir ve ukalalıkla ama sistemli vaziyette şüphe uyandırmadan, hedef olmadan bela yaratabilmektedir.

Medeni çağın insanı bu emareleri öngörüyle okumak ve uyanmak mecburiyetindedir. Gün gelecek insanlar yaşamak veya hür olmak arasında tercih yapmaya zorlanacaktır. Korkulan odur ki bu felaketler neticesi toplum ve devletler yaşamak adına özgürlüklerinden vazgeçecektir. Halen IMF maddi yardım şartlarına bunları eklemiştir bile. Bu ise küresel veya masonik güçlere teslim olmak demektir. Bu tekdüzelik; tek din, tek dil, tek millet, tek para, tek hükümet ama her hâlükârda esaret demektir. Yaşamın güzelliği ise çeşitliliğinde, adaleti zıtlıkların bir arada olmasındadır. Aksi görüş ve seslerin kısılması ise despot sosyalizm ve faşizm demektir. Bu kavram tüm insanlığı köle yapma isteğini tarif eder. Şeytan kendi inanç, ahlak ve değerlerini kutsallık ve mutlakiyet mevkine çıkaracak, insanlara tatlı dille empoze edecektir. Onun hevesi belli bir zaman, kavim veya coğrafyayla sınırlı değil, tüm dünya ve insanlık içindir. Çağlar boyu gayesi değişmeden aynı kalmış, sadece aktörlerini değiştirmiştir. Çünkü vazifesi budur. O ahdi gereği kendisince tasarlanan yarınların hayalindedir.

Şeytancı küreselliğin, öz kardeşi kabalist Siyonizm’den kaynaklandığı malumdur. Siyonizm tüm şeytanlıkların anasıdır, doğurganıdır. İblis nasıl kötülüklerin ana kraliçesi ise siyonizm de şeytani plan ve örgütlerin çıkış noktasıdır. Seçkin ırk motifi, şeytana tabi olma hali, baskıcı şiddet ve zulüm arzusu, kin ve nefret hezeyanı, zorlama diplomasiler, para ile sıkıştırmalar, mistik batıliyet, şeffaf olmama hali, UFO yalanları, ortak tarih ve düşman kavramları buna delildir.

Dünyada ve ülkemizde onlarca yıldır oynanan oyunları düşünün. İblisin nasıl puzzle tamamlar gibi spekülatif çaba içinde olduğunu. Takdire şayan bir azimle kötülükleri evrime uğrattığını, bu sayede insanı nasıl cinayetlerden katliamlara nasıl terfi ettirdiğini. Ve İblis ilk kez bu kadar yakın hedefine. Lakin vakti azaldı. Denver’daki zaman kapsülünün 2094 olan açılma tarihi ne anlama gelir bilmiyoruz ama bu yüzyıl anlaşılan zor bir süreç olacak.

Gelecek on yıl içinde insanlığı nasıl bir dünyanın beklediğini hayal edin. (Hayal edemiyorsanız Hollywood yapımı bir bilim kurgu filmi açıp izleyin.) Şayet bu acı tabloya razı değilseniz, değişime şimdiden başlayıp vatansever-inançlı-hürriyet sevdalısı vaziyette, insanlık onur ve haysiyetine yakışır hayatınıza geri dönüp aldanışlarınıza son verin.

Siyon yılanları, asırlardan beri süregelen muharref yalanlarıyla arkalarına aldıkları masonik şeytan kırmaları ile birlikte Ortadoğu’yu kan gölüne çevirip can almıştır. İslam’ın göz yaşlarına sebep bu tabloda maalesef İslam alemi ürkek, tedbirsiz ve cahil oluşunun cezasını çekmiş, insanca yaşam koşullarından uzaklaşırken, terörü kendisine kader etmiştir. Siyonistlerin, o dinleri tahrif edip, Yahudileri ve ardına aldığı Hristiyanları aldatarak, en büyük silah olarak ‘dini’ kullandığı açıktır.

Küreselciler ise teknoloji adına insanlığı kendisine bağlar, finans odaklarına çöker, sağlık sistemlerini ele geçirip, biyolojik silahlarla zehirlerken, halklar ve devletlerden habersiz çoğu gizli projeyle yarınlara ortam hazırlamakla meşguldür. Global sevdaya tutulmuş bu yarı tanrıların silahı ise din değil, sağlık ve teknolojidir, paradır yani medeniyet yularlarıdır.

Bu iki paragraf da çok net gösterir ki hedefte dinler ve insanlık onuru vardır. Uluslar önce inanca ve sonra kültür ve benliklerine sahip çıkamazsa bu devlerin etkisizleştirilmesi mümkün değildir. Türklük ve İslam’ı hedef aldıklarını iddia etmemizdeki sebep te budur, içimizdeki şeytanların bu iki değeri birbirine düşman etmek istemesinin sebebi de budur.

Burada siyonist ve küreselci şeytanların yaptıklarını tekrar edecek değiliz. Ama bilinmelidir ki şeytanların ilk ve son oyunu bu eserde anlatılanlar değildir. Nasıl ki dünya harpleri, soykırımlar, İspanyol gripleri zamanla unutulduysa, şimdi konuştuğumuz Corona, 5G de yarın unutulacak, o vakit (suni) devasa depremler, kuraklıklar, başka ölümcül salgınlar, savaşlar, çekirge istilaları, zombiler, uzaylılar konuşuluyor olacaktır. (İllüminati kartlarına bir kez daha bakın) Bu işten vazgeçmek niyeti olmayan şeytan tanrı adamlar oyunlarını nüfus 500 milyona düşene dek sürdürecektir. Bize düşen, bitmek bilmeyecek bu şeytanlıkların suni ve iblisin ahdi kaynaklı olduğunu anlamak ve kanmamaktır. Halen küreselciler daha güçlü ve hedefleri coğrafi işgalden dijital dünya hayaline geçmiş görünse de iki kesim de her an dünyayı savaşlara sevk edecek kadar güçlüdür. İki başlı akbaba gibi dünyaya konmuş bu leş yiyiciler, can çekişen insanlığın ölmesini beklemektedir. İki lanet senaryo da dünya egemenliğine dayalı olduğundan insanlığın başka çıkış yolları bularak, paktlarla, barış oluşumlarıyla, üreterek, içe dönerek, safları sıklaştırarak mücadele etmesi gereği de açıktır. Şayet insanlık dengeyi sağlayacak üçüncü bir kutup oluşturamazsa bu ikisinden birisine yem olmaktan kurtulamayacaktır.

İblisler hiçbiri Kur’an ile bildirilmeyen yalanlarıyla aldatacak, sürüleştirip kandıracak hatta zorlayacak. Hatta bir yere kadar muvaffakta olacak. Sınav bu değildir. Sınav; korku, boş vermişlik veya aldanmayla o şeytanlarla işbirliği yapılıp yapılmayacağıdır, tarihler, devletler, yönetimler değişse de mühim olan inançla dürüst kalınıp kalınmayacağıdır. Hükümetler ve devletler teslim olsa bile kula (topluma) düşen; teslim olmamak, aksi yasalaştırılsa bile vicdanları hür (laik), milliyetleri baki (vatansever), bütçeleri yerli ve milli kılmak, şeytana rıza göstermemektir. Bu uğurda ölünse de kaybedilen sadece kuru bir can ve fani dünya yaşamı olacak ama akıbetler kazanılacaktır. Unutmamalıdır ki bu şeytani planların tümü başarısızlığa mahkumdur. Her defasında yeniden deneyecek olmaları ise sınav gereğidir.

Yeni dünya düzeni, dünya hükümeti, büyük İsrail veya altın çağ şeklinde telaffuz ettikleri tüm şeytani planlar, iblisin ahdi istikametinde üretilmiş, beyhude ütopyalardır. Seçkinler veya yarı tanrı adamlar eliyle giydirilmeye çalışılan bu kefen dinsiz, hürriyetsiz, mülkiyetsiz bir gelecektir, kölelik, mahrumiyet veya ölmektir. Bu yolda düzeni değiştirmek için öncesinde şart olduğunu düşündükleri kaosu vesaire surette yaratmak adına hiçbir ahlak ve yasayı dinlemeyen bu aldanmışların ilahı şeytan, güçleri para, kutsal kitapları Kabala’dır. Dünya hala bu acımasız sonu komplo diye niteleyedursun, şeytanlar bir hayli mesafe kat etmiştir. Diz çökmek yerine dik durmak mecburiyetindeki medeniyet, bir an önce uyanmaz ise bir daha uyanma şansı da bulamayacaktır. Son corona vakası göstermiştir ki seçilmişler (!) düzenlerini hayata geçirmek için hiçbir zulümden çekinmeyecek ama Yüce Allah çağlar boyu olduğu gibi onlara yine fırsat vermeyecektir. Tüm mesele yaratışın tek sahibine sadakatte kusur etmemektir.

Hangi mahiyet ve isimde olursa olsun, şeytanın insanın en büyük düşmanı, insan kanmamak zorunda olan en değerli varlıktır. Bu kısacık yaşam insan-şeytan mücadelesi demek olan tevhid ve şirk savaşından ibarettir. Kazanacak belli, akıbet malumdur. Doğru taraf Türk ve Müslüman olabilenlerin, insanlık onuruyla Allah yolunda yürüyebilenlerin tarafıdır. Ahir zamanda şeytanın azacağı, iman etmenin güçleşeceği zor yıllar olacaktır. O günler çok uzak değildir, belki gelmeye başlamıştır bile ve o vakit geldiğinde İslam’ı Kur’an’sız ve Türklüğü Atatürk’süz olanlar yanıp kanacak ancak güçlü inanç sahipleri sağ kalacaktır.

Dünya genelinde iblis İslam dünyası ile batı aleminin arasını uyanışa mani olmak adına kasten açmaktadır. Bu aynı zamanda akıl ve aşk buluşmasını engellemek isteğidir. Ruhsuz batı ile ilme küskün doğunun aşkı hasrete son verdiği zaman ise Kur’an’ın altın çağının başlaması önünde engel kalmayacaktır.

İblis yaratılanı değiştireceğim dedi, genleri, ahlakları, tabiatı, inançları değiştirdi. Kibirle büyüklendireceğim dedi başardı. Kötülüğü güzel göstereceğim dedi terörler, savaşlar çıkarttı. Dört yandan yaya ve atlılarla saldıracağım dedi dünyaya rahat yüzü göstermedi. Allah ile aldatacağım dedi dinleri böldü, din adamı kılıklı şeytanlar peydahladı, insanları kendisine kul etti. Yalan vaatte bulunacağım dedi cennetlerle aldattı, süslü dünya hayatıyla kandırdı. Araya kin ve nefret sokacağım dedi husumetler, fitne ve hasetler doğurdu. Mal ve evlatlara ortak olacağım dedi, hayırsız, faydasız nesiller yarattı, servet ve mallara haramlar soktu. Doğru yolun üzerine oturacağım dedi ahlakın, inancın, namusun tarifini değiştirdi.

Maalesef İblis ahdinin başardı, insan aldandı. Şu an cennetlerde ilk yasak meyveyi yemiş ve yakalanmayı bekler haldeyiz. Ayıp yerlerimiz görünür oldu. Cennetten kovulmayı hak ettik. Şeytan gülerek keyif çatıyor. Şimdi bize düşen pişman olup tevbe etmek ve akıllanmak. Becerebilirsek bir şansımız daha olabilir ve kurtuluşu umabiliriz. Beceremezsek cennetlere geri dönüş imkansızlaşır, aldatan şeytandan farkımız kalmaz.

Bir cinayetten en karlı çıkan kimse katil odur. Dünya insanlığının bedenen ve ruhen katledilmesinden tek karlı çıkan ise azmettiricisi, destekçisi, finansörü, katili, tetiği-pimi çekeni kim olursa olsun “şeytan”dır. Siyonizm, küreselcilik, yeni dünya, evanjelizm diye sıralanan tüm illetlerin sözlük anlamı şeytancılık’tır, satanizmdir, iblis ahdi istikametinde iş görmektir. Tüm Katolik efsaneler, satanist-mitolojik yalanlar, batıl tarikat ve masonik yapılanmalar, sinsi ve gizli örgütler, devasa mimari yapılardaki gizem ve semboller, haçlı seferlerinden en kanlı savaşlara dek tüm gözyaşları, Ortadoğu’da oynanan oyunlar, sıradan siyasi veya ticari manevralar değil, şeytanın tırnaklarını sırtlara geçirme, ağına düşürme gayretleridir. Şeytanın hızına yetişmek mümkün değildir. Bir iş ve oluşu tamamlayınca hemen diğerine koyulan İblis davasının yılmaz savunucusudur. İnsan tembel, şeytan çalışkandır. Tüm bu sayılan namertlikleri hayata geçiren ise şeytan değil insandır.

Şeytan çıplak kral gibi ortalıklarda pervasızca dolaşarak ahdini yerine getirmeye çalışmakta, şirk dini sokaklarda kol gezmekte, şeytan algıları kasırgalar estirmekte ama Kral çıplak diyecek kimse çıkmamaktadır. Çünkü dünyevi ve nefsi süslerle tüm gözler kör edilmiş, siyah bantlar ile görüşler engellenmiştir. İnsan denen varlık bu hayatı, zengin olma, makamlara gelme yarışı olarak görmeye devam ettikçe, beşeri galibiyetlerle sevindikçe, meşgaleler arasına haksızlık ve adaletsizliği koydukça, dine kendisince şekil vermeyi sürdürdükçe… kurtuluş zor ve sancılı olacaktır.

Allah’tan ancak kâfirler ümit keser. Toplumu kemiren hastalıklar ne kadar güçlü olsa da tedavi edilemez değildir. Ahlaki yozlaşma özelinde işin en zor kısmı kaybedilen servetler, milli varlıklar değil, yitirilen değerlerdir. Kalbi ve aklı doğruda buluşturmak, öze ve doğruya dönmek, aklen ve kalben uyanmak, Kur’an’a teslim olmak ve sadece Allah diyebilmek kaderi dahi değiştirebilecek yüce bir güce sahiptir. Yüce Allah, zaferler kadar gayretleri de ödüllendirendir ve hükmün tek sahibi Allah dilerse en günahkâr kulun bir tek iyiliğini büyütüp şefaat edecek olandır. Ancak bu rahmete ermek evvela iman edip teslim olmak şartına bağlıdır ki teslimiyetin adı İslam, iman etmenin adı tevhid eri olmaktır.

Türklük tüm bu senaryonun beşeri yüzüdür ki Allah her ümmete Peygamber göndermiş, her ümmeti farklı hikmetler için var etmiştir. Türk ulusu tarih sahnesine çıktığı ilk andan itibaren tüm beyaz ırkların Ata’sı olarak varoluşun kuvvet çarpanıdır. Mertliğin, cesaret ve dürüstlüğün timsali olan Türkler asla esir olmayarak, devletsiz kalmayarak, zulme bulaşmayarak, mazlumların yanında yer alarak, yeryüzünde düzeni muhafazaya çalışarak, cihat ederek insan denen varlığın, aile yapısının olması gereken örneğini cihana göstermiştir.

Bu vasıf ve kabiliyetlerden dolayı da Anadolu Türk’e nasip olmuş, İslam’ın ve mertliğin sancaktarlığını Türkler yapmıştır. Ne zaman ki hüccet unutulup kudret ön plana çıkmış, ne zaman ki kutsal davalar unutularak devşirme gâvur kızlarına ve ganimetlere yönelinmiş, ne zaman ki din kişilere rotalanmış işte o anlarda çöküş ve deformasyon da başlamıştır. Bu elbette tesadüfi değildir. Aklın terki, çalışmanın unutulması, imanın siyasete boyun eğdirilmesi sebebiyledir. Arap coğrafyasının başına gelenler de bununla alakalıdır. Yıllardır Türklüğe ve dine saldıranlara bu gözle bakmak gerekir.

Kahraman ordusu, asil milleti, sarsılmaz hürriyet aşkıyla Türkiye, en zor anlarda bile ayağa kalkmayı bilmiştir, yine kalkacaktır. Bunun için emsalsiz tarihinin altın çocuğu Mustafa Kemal Atatürk’ün davasını anlamak, izleri takip etmek kafidir. Milletine ve Allah’a güvenmek, iman ve vatan aşkından güç almak uyuyan devi uyandıracaktır. Devleti gibi özel sektörü de güçlü ülkenin sırrı zeki, çalışkan ve beraber olmasıdır. On yılda çağlar aşan bu millet, 21 nci yüzyılda tüm dünyanın kan ağladığı buhrandan alnının akıyla çıkacaktır. Nüfusu yaşlı, iradesi titrek, ruhsuz ve bencil batıyı, serveti, teknolojisi ve inancı kurtaramıyorsa sebebi iyi anlaşılmalıdır. Demek ki iş para veya üretim rekorları değil, çok katlı binalar hiç değildir. Kudret, genlerdeki özde, millet olma bilincinde, Allah inancında saklıdır. Anadolu bozkırlarının tarih ve kültür kokan mukaddes toprakları bereketiyle, bolluğuyla ismini hak edecek, tüm dünyaya analık edecektir. Öylesine doğurgan, öylesine şefkatli olacaktır.

Gelecek Türklerindir. Dünyanın yarınına endişe ile baktığı bir zamanda suni dostluklardan yaka silken medeni devletler, ahlak ve insanlık dersini Türklerden alacak, Anadolu’nun Türk oluşuna sevineceklerdir. Türkiye’miz, Altın Çağ’ın parlayan yıldızı olacaktır. Bu kaderden gelen mesuliyettir. Şu an üstümüzdeki ölü toprağı muhtemel bir parapsikolojik baskı nedeniyledir. Aldanışlar, üşenmeler, akılsızlıklar çok yakında bitecek, Anadolu ve Kuvayı Milliye ruhu dirilecektir. Bu ne kadar çabuk yaşanırsa da tahribat o denli az olacaktır. O yüzden uyanma ve dirilme vaktidir. Ve vakit hala geç değildir. İnşallah ülkemiz çok yakında, yeni üretim ve lojistik merkezi olacak, yerli üretim ve milli teknoloji hızlanacak, milli yazılımlar cihana yayılacak, sağlık sektöründe dünyada söz sahibi olunacak, sanayiye, tarıma ağırlık verilecek… ülkemiz hak ettiği mevkine gelecek. Bunun için tek bir şeye ihtiyacımız var; çalışmak, yorulsak da durmamak!

Yakında dünya dengeleri yeniden Doğu’ya kayacaktır. Bunu hep birlikte göreceğiz. Bu gücün en önemli değişim tarihi de 2021 yılı olacaktır. 2021 Siyonizmin önemli bir tarihidir. Global Monarşi’nin en önemli planları 2021’de görülecektir. Lakin ‘’Türkiye’nin devletleri, kişileri ve olayları da aşan ilahi bir misyonu var. Bu misyon tecelli ettiğinde Türkiye’nin derin gücü daha iyi anlaşılacaktır.’’

Din ve hesap olmasa bile, milliyetler kenara konulsa da insana düşen bu hayatı onur ve namusla yaşamaktır ki şeytanları yenebilmek için bu bile yetebilir. İnsanlık erdemine en güzel örnek ise asil Türk Milleti ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onlarca şeytana, zulme canı pahasına direnebilen ve muzaffer olan bu şanlı tarih tüm dünyanın kurtuluş anahtarıdır.

Bilinmelidir ki insanlığın yaşadığı hiçbir acı, savaş, kıtlık, ayaklanma vs. rastgele değildir. Yüce Allah’ın verdiği azap ve rızıklar bir yana, haçlı seferlerinden Ortadoğu savaşlarına, AİDS’ten deprem bombalarına kadar her şey önceden planlı şeytani fikirlerin eseridir. Lakin bu gayretler, tıpkı ataları şeytan gibi o denli sinsi ve kurnazdır ki tüm gayretlerini komplo teorisi seviyesine indirtir, kendisini düşman listesinde en alta koyar, sözleri ile yalan ve iftirayı amansız bir silah olarak kullanırken, hareketleriyle davasına hizmetten geri kalmaz.

Eski Maliye bakanı Adnan Kahveci “Bağımsız olmamız için ABD ve İMF’den kurtulmalıyız” dedi iki gün sonra trafik kazasında hem de ters yöne girerek öldü. Merhum Cumhurbaşkanı Özal “Musul Kerkük bizimdir, alacağız” dedi, on gün sonra öldü. J. Gn. K. Eşref Bitlis “ABD’nin İncirlik’ten kalkan uçakları PKK’ya yardım atıyor” dedi, dört gün sonra düşen uçakta can verdi. Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu Denizli’de kanun çıkardı; “Cafelerde İngilizce isim olmayacak” dedi, bir hafta sonra trafik kazasında öldü. Meclis 1 Mart teskeresine ret verdi, üç gün sonra İstanbul’un göbeğinde bombalar patladı, onlarca insan öldü. Uğur Mumcu, Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu … maskeleri düşürdüler, faile meçhule kurban gittiler.

Küreselliğin zirve yaptığı bu yüzyıl, şeytanın başta İslam coğrafyalarına, sonra tüm dünyaya kan kusturduğu bir dönemdir ve inşallah insanlık şeytanı bu kez fark edecektir. Birden fazla senaryoya aynı anda imza atan satanizm, şeytanın şahmeranı olarak dünya hükümeti, sanal dünya, vadedilmiş topraklar, nakitsiz dünya, büyük Britanya, yeni dünya türü sayısız şeytanlıkla insanlığın elinden iradesini, hürriyetini ve imanını çalmaya çalışmaktadır. Yeni dünya düzeni; toplumları bir arada tutacak dini, kültürel, geleneksel ve yerel bağları tahrif etmeyi ilke edinen düzendir. Allah’ı dışlayıp insanı yapayalnız bırakan modernizm, şeytanın kurumsallaşmış formudur.

Tarihin bizlerden nasıl bahsedeceği, kaderin nasıl şekilleneceği bize bağlı. Şeytanın başarısı güçlülüğünden değil, bizim ona yüklediğimiz aşırı güç vehmindendir. İblis emrindeki siyonist ve küresel mafya, insanları çocuklarıyla, rızıklarıyla, dostlarıyla, iktidarlarıyla korkutur. Bize düşen, düşmana güç vehmetmek ve ona atfedilen sanal gücün büyüsüne kapılmak değil, kendi gücümüzün farkına varmaktır. Hz. Peygamber en zor anında yoldaşı Hz. Ebubekir’e dediği gibi: “Korkma! Allah bizimle beraberdir!”

Her türden gücü elinde bulunduran, her türlü kurum ve kuruluşun başına geçen küresel güçler Siyonizm’e fark atarak, Corona ve 5G ile tam şu anda darbe yapmaktadır. Şayet insanlık uyanamaz ve akla-inanca hicret edemezse çok yakın yarınlar geri dönülmez vaziyette şeytanın egemenliğinde savaş, kıtlık, hastalık ve acılar süreci olacaktır. Efendilerden başka hiç kimsenin refah bulamayacağı bu dönemde insanlık köle veya merhum olacaktır. Bu nedenle süratle uyanmak ve akıllanmak şarttır. Akıllanmak için de kullara düşen idarelerde söz sahibi olanlara, beden gözleriyle değil, akıl ve kalp gözüyle bakmaktır. Kur’an her şeyi açıkça izah etmektedir. Lakin Türklüğü boş bir heves, dini hobi gören biçare zihniyetlerin bu basirete ermesi kolay değildir. İşte bu eserin hazırlanmasındaki gaye de aslen bu uyanışı sağlayabilmek, akılları-kalpleri silkeleyebilmektir.

Tüm bu satırlar sadece ufukları genişletmek için kaleme alınmıştır. Artık öngörü ve hayalleri şekillendirmek her bireyin kendi vazifesidir. İş ciddidir, hesap çetindir!

Yüce Allah tuzakları bozan, boşa çıkarandır. Sınav tercihlerden ibarettir. İnsanlık şeytandan veya Allah’tan birini seçmek zorundadır. Tarafsız kalmak söz konusu değildir ve herkes olduğu tarafla hesaba çekilecektir. İman ordusu ve şer ittifakı arasında yapılacak bu tercih, hür irade ile yaratılan insanın akıbetini belirleyendir. Dinde ve imanda yapmamak hürriyeti vardır ama bilmemek mazereti yoktur. Dine en karşı olanlar dahi dini tanımak ve her insan Kur’an’ı bir kere anlayarak okumak mecburiyetindedir. Kur’an okunmalı, anlayarak okunmalı ve gereği yapılmalıdır. Şeytana karşı koyma kaide ve tarzlarını gösteren de ancak Kur’an’dır. Hayatın gayesini bildiren FATİHA her rekâtta okunarak bizi gün boyu ikaz eder. Ama Türk insanı daha Fatiha suresinin mealini bilemeyecek kadar derin bir uykuya mahkûm edilmiştir ve bunda en büyük günahta din adamlarınındır. Vebal büyük, azaplar fenadır ve ecelin on saniye sonra gelmeyeceğinin garantisi yoktur. Kula düşen elden geleni yapıp sonucu Allah’a havale etmek, şeytanların her şeye rağmen dokunuşlarından Allah’a sığınmaktır.

“Bismillâhirrahmânirrahîm. De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlâh’ına sığınırım.” (114 NAS Suresi)

Yüce Allah iman kardeşlerimizi korusun, insanlığı hidayetine erdirsin, şeytanlara karşı bize dayanma gücü versin. Rab’bim bu satırları okuyandan da okutandan da razı olsun. Amin!

Çoğu varsayımdan ibaret bu yazılı olanlar için Allah’a sığınmaktan ve Türk olduğumuzu hatırlayarak umutla kardeş olmaktan başka çaremiz yok!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir