Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Elmalılı'dan inciler / LAT, UZZA VE MENAT PUTLARI
imanilmihali.com
Şeytanın hileleri

LAT, UZZA VE MENAT PUTLARI

Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.(Necm 53/23)

LAT, UZZA VE MENAT PUTLARI

Cahiliye döneminde Lât, Uzza ve Menat kavimlerin taptıkları putlardandı. Onun için bu putlarla, Abdullât, Abdul Uzza ve Abdul’l Menat diye isimler vermişlerdi. Hatta “Bismillâti ve’l- Uzza” sözünü yemin ifadesi olarak kullanırlardı. Ebu Ubeyde gibi bazı âlimler, bunların taştan putlar olup, Ka’be’nin içinde bulunduklarını söylemişlerse de, başka mekânlarda kurulan hususî puthanelerde de putların bulunduklarını gösteren nakillere rastlanmaktadır.

Ka’be içinde Hübel gibi diğer putların bulunması sebebiyle, yukarıda isimleri sayılan putların husûsi hanelerde bulunan putlar olması gerekir.

Lât için Tâif’de, Uzza için Nahle’de, Menat için Kudeyd’de birer mekânın olduğu nakledilmektedir.

“Mu’cemu’l-Büldân”da anlatıldığına göre Lât Tâif’de idi. Sakif kabilesi, beyaz bir taş üzerine onun beytini kurmuş, ve ona bakıcılar tayin etmişti. Başta Kureyş olmak üzere bütün Araplar ona hürmet ederlerdi. Bakıcıları da, Sakif kabilesindendi. Yeri, bugünkü Tâif Mescidi’nin sol minaresinin bulunduğu tarafda idi. Sakif’liler İslâm’ı kabul ettiklerinde Resulullah Ebu Sufyân b. Harb ile Muğire b. Şu’be’yi göndermiş, Onu yıktırmıştı.

Uzza da Nahle’de bir ağacın yanında bulunan bir put idi. Gatafan kabilesi ona tapardı. Bu putun bakıcıları, Sayreme b. Murreoğullarındandı. Uzza’yı Zâlim b. Es’ad put edinmişti. Bu put, Nahle-i Şâmiyye vadisi içindeki Hurad mevkiinde bulunuyordu. Mekke’den Irak’a doğru giderken Mus’ad’ın sağ tarafında, Amir’in hizasında ve Zat-ı Irk’ın üst kısmında, Bustan’a dokuz mil mesafede idi. İbnü Es’ad onun üzerine Bess denilen bir beyt yaptırmıştı ve onun içinde bir ses duyarlardı. Araplar ve Kureyşliler ona saygı gösterirlerdi, Kureyş’lilerin nazarında da putların en büyüğü Uzza idi. Onu ziyaret eder, ona hediye ve kurban verirlerdi. Kureyşliler onun için Hurad vadisinde Sükam adını verdikleri bir koruluk kurmuşlardı ve onu Kabe’nin Harem’ine benzetmek istiyorlardı. Şeybân b. Câbir b. Mürre oğullarından olan bakıcıları, Beni’l-Haris b. Abdilmuttalip b. Hâşim’in adamlarındandı. Bunların en son bakıcıları da “Dübeyye b Harmeselemî idi.

Hz. Peygamber (s.a.v) Mekke’yi fethettiği zaman Hâlid b. Velid’e dediki: “Batn-ı Nahle’ye git orada üç semüre ağacı bulacaksın, birinciyi kes!” Hâlid varıp kesti ve geri dönüp geldi: Peygamber (s.a.v) ona: “Bir şey gördün mü?” dedi. O da, “hayır” dedi: “Öyle ise git ikinciyi de kes!” dedi. Kesip geldiğinde de ona tekrar “Bir şey gördün mü” diye sordu. Hayır deyince, “O halde git üçüncüyü de kes!” dedi. Halid b. Velid kesmek üzere gittiğinde kendisini vazgeçirmek isteyen çıplak bir kadınla karşılaştı. Saçlarını dağıtmış, ellerini ensesine koymuş ve dişlerini gösteren bu şeytan kılıklı kadının arkasında da bakıcı olan Dübeyye b. Harmesselemi eşşeybânî Halid’e bakıp şöyle diyordu: “Ya Uzza! Haydi yalan çıkarma, Halid’in üzerine şiddetli bir şekilde saldır. Örtüyü bırak ve kollarını sıva, çünkü sen bu gün Hâlid’i öldürmezsen peşin bir zilletle dönecek ve hıristiyanlaştırılacaksın.” Halid de şöyle dedi “Ya Uzza nankörlük sana, senin için tenzih (berî kılma) yok. Gördüm ki Allah seni zelil kıldı.” Ve sonra kılıçla başına vurdu ve onu öldürdü, peşinden de ağacı kesti ve Dubeyye’yi de öldürdü. Daha sonra da Resulullah’a gelip durumu haber verdi. Peygamber de, “O, Uzza idi, artık bundan böyle Araplara Uzza yok.” dedi.

Menat’a gelince, bu konu da da “Mu’cemu’l- Büldân”da şu bilgiler mevcuttur: “Menat, Medine ile Mekke arasında Muşellel nahiyesinde bulunan Kudeyd isimli mevkide, deniz sahilinde dikili bir putun adıdır. Bu put, diğer putların hepsinden önce dikilmiştir. Bunu ilk defa dikenin Amr b. Lühayyi Huzâî olduğu, onu Şam tarafından getirip Ka’benin etrafına diktiği rivayet edilmektedir. Bu put, Huzeyl ve Huzaa’nın putu idi, ancak Kureyş ve diğer Araplar da ona tapar, kurban ve hediyeler takdim ederlerdi. Bu putun daha sonra Kudeyd’e dikildiğini, Evs ve Hazrec kabilelerinin onu ziyaret etmedikçe hac ibadetlerinin tamam olduğuna inanmadıkları nakledilmektedir.

Nihayet hicretin sekizinci fetih senesi Resulullah Medine’den dört veya beş gün ayrıldıktan sonra Ali b. Ebî Tâlib’i Menat’ı yıkmak üzere gönderdi. O da gidip yıktı ve ne varsa hepsini alıp getirdi. Getirdiği şeyler arasında Mıhzem ve Resub adında iki de kılıç vardı. Resulullah onları Hz. Ali’ye verdi. Bunlardan birinin Zülfikâr olduğu söylenir. Bu putun bakıcısı, Ezd kabilesinden Gatârif idi.” Putlara verilen isimlerin hepsi müennestir. Bu konuda Taberi şöyle der: “El-Lât, Allah lafzından alınarak sonuna müenneslik (dişilik) tâ’sı getirilmiştir. Müzekkere Amr. Müennese Amre, erkeğe Abbas, dişiye Abbâse denildiği gibi.

Müşrikler putlarına Allah’ın isimlerini vererek Ellât’ı Allah, Eluzza’yı da Allah’ın el-Aziz isminden almışlardır.”

Anlatıldığına göre vaktiyle bir adam yağ ile kavut yapıp halka yedirirmiş ve yiyenler de gelişirlermiş. Derken o zât mabud telakki edilip, onun suretinde bir put yapılarak Lât ismi verilmiştir. Râzî, bu hikayeye göre Lât’in, erkek olduğunu söylüyorsa da “suret” te’vili ile yine müennes olmalıdır. Zira âyetin ifade tarzından hep müennes oldukları anlaşılmaktadır.

Uzza da belli ki “eazzın” müennesi olarak azîze demektir. Menat ya kader, ölüm veya ilâh mânâsına “Menâ”dan alınmıştır, ya da İbn kesir kırâetinde şeklinde okunması sebebiyle den alınarak, yanında kurban kanlarının dökülmesi veya kendi inançlarına göre yağmur ümid edilmesi gibi bir düşünce ile bu isim verilmiştir.

Burada Menat’tan sonra “diğer üçüncüsü” sıfatının zikredilmesi, alay ve küçümseme içindir. Öncelikle bu ifadede, o iki kere gördü ise siz üç defa gördünüz değil mi? (Necm 53/20) Makamında bir alay vardır. İkinci olarak sıfatı ile putların geriliği, hakaretvâri bir tarzda dile getirilmiştir. Çünkü kullanımda, yaygın olarak “diğer” mânâsını ifade etmekte ise de aslında “gecikme”den ism-i tafdil olarak en geri mânâsında tevriyeli bir söz olduğu da söylenebilir. Menat en geri bir put olunca diğerlerinin geriliği de böylece anlaşılmış olur. Bir de Menat’ın daha önce dikilmiş en büyük bir put iken Lât ve Uzza’dan sonra üçüncü derecedeki putlar arasına düşürülmüş olmasına işaret sayılabilir.(EHY)

LAT, UZZA VE MENAT PUTLARI

Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?(Kamer 54/32)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar Müşrikler, şeytanın şirk dinine tabi, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir