Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Helak kıssaları / Lut Peygamber’in helak edilen kavmi
imanilmihali.com
Kur'an

Lut Peygamber’in helak edilen kavmi

Lut Peygamber’in helak edilen kavmi

LUT PEYGAMBER VE HELAK EDİLEN KAVMİ;

GİRİŞ;

Lut Peygamberin kavmi (Sodom) geniş ve bereketli topraklarda bolluk içerisinde yaşarken erkeklere şehvetle yaklaşacak kadar eşcinsellik sapıklığına düşmüş, bu heves uğruna yol keserek, zulmederek, iğrenç işler yaparken, Peygamberlerinin uyarılarına kulak asmamış, Allah’a ve Peygamberine karşı gelerek helak edilmeyi hak etmiştir. Nitekim Yüce Allah sevgili Peygamberinin duasını duymuş, meleklerini göndererek kurtarılacaklar için haber vermiş ve gelecek nesillere pek çok ibret bırakacak şekilde, helak bir sabah ansızın gerçekleşmiştir. Kavmin şehvet batağına batmışlığı o denlidir ki haberci meleklere bile (bir rivayete göre parlak simalı erkek güzeli görünümünde idiler) yanaşmak istemişler, lakin eve gelen bu saldırgan ahlaksızların gözleri kör edilmiş ve nitekim ertesi sabah yok edilmişlerdir. Helak olanlar arasında Lut peygamberin karısının da bulunması manidar ve ayrıca bir ibrettir. Kavmin helakı aniden gelen ses, deprem, gaz fışkırması gibi birden çok afetle olmuş, sonuçta kavmin yaşadığı topraklar ters yüz edilerek, göl (Lut Gölü) suları altında kalmıştır. Lakin izleri gelecek nesillere örnek olması açısından görülebilmektedir. Olayın yaklaşık aynı yıllarda gerçekleşen Pompei helakı ile benzerliği nedeniyle o olaya da son kısımda yer verilmiştir.

OLAYIN CEREYAN TARZI;

Hz. Lût, Hz. İbrahim’e komşu kavimlerden birine (Filistin muhitinde) aynı zaman diliminde elçi olarak gönderilmişti. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre; bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar, Hz. İbrahim Filistin’e, Hz. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. “Mu’tefike”, altı üstüne getirilmiş demektir. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır.

Hz. Lût’un yaşadığı bu şehrin Eski Ahit’te geçen ismi Sodom’dur. Şehir, İsrail-Ürdün sınırı boyunca uzanan Tuz Gölü’nün (Ölü Deniz) yakınlarında bulunmaktadır. Kızıldeniz’in kuzeyinde kurulmuş olan bu kavmin Kuran’da yazıldığı gibi helak edildiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

“(İbrahim’in) kavminin cevabı, “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.” Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir. (ANKEBUT 29/ 24-27)

Lût Peygamberin kavmi, Kuran’da belirtildiğine göre, o güne kadar dünya üzerinde hiçbir toplumun yapmadığı bir sapıklığı, eşcinselliği uyguluyordu. Şehvetle erkeklere yaklaşıyor, toplantılarında her türlü cinsel edepsizliği yapıyorlardı. Bu şekilde de ahlaksızlık, zalimlik ve hayâsızlık ediyor, Allah’a ve Peygambere karşı geliyorlardı. Hz. Lût, onlara bu çirkin iş ve sapıklıktan vazgeçmelerini söylediğinde ve onlara Allah’ın ilahi tebliğini getirdiğinde onu yalanladılar, peygamberliğini inkâr ettiler ve sapıklıklarına devam ettiler. Bunun sonucunda da kavim, korkunç bir felaketle helak edildi.

“Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız. Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. (54/Kamer Suresi, 33-38)

Kuran’da, Hz. Lût’un kavmine yaptığı uyarı ve onların cevabı şöyle anlatılır:

“Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı. Hani kardeşleri Lût, onlara şöyle demişti: Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.” Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” Lût, şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.” (Şuara Suresi, 160-169)

Kendilerini doğru yola davetine karşılık kavminin Hz. Lût’a cevabı onu tehdit etmek olmuştu. Lût Kavmi, kendilerine doğru yolu göstermesinden dolayı Hz. Lût’a karşı öfke duyuyor, onu ve onunla birlikte iman edenleri sürgün etmek istiyorlardı. Başka ayetlerde olay şöyle anlatılır:

Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz? Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” Kavminin cevabı ise sadece, “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!” demek oldu. (Araf Suresi, 80-82)

“Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.” (Neml 27/54,55)

Hz. Lut, kavmini apaçık bir doğruya çağırıyor ve anlaşılır bir şekilde uyarıyordu. Ancak kavim hiçbir uyarıyı dinlemiyor ve Hz. Lût’u inkâr etmeye ve onun haber vermekte olduğu azabı yalanlamaya devam ediyordu:

“Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” (Neml 27/56)

Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz. Siz hâlâ erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı, “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. (Ankebut Suresi, 28-29)

Kavminden bu cevabı alan Hz. Lut, Cenab-ı Allah’tan yardım istedi:

(Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. ” (Ankebut Suresi, 30)

“Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.” (Şuara Suresi, 169)

Hz. Lût’un isteği üzerine Allah, erkek kılığına girmiş iki melek gönderdi. Bu melekler, Hz. Lût’a gelmeden önce Hz. İbrahim’e gitmişlerdi. Hz. İbrahim’e yaşlı karısının bir çocuk doğuracağı müjdesini veren elçiler asıl gönderiliş sebeplerini de açıkladılar: Azgın Lût Kavmi helak edilecekti.

İbrahim, onlara: “O hâlde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.” (Zariyat Suresi, 31-34)

“Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde, “Biz, bu memleket halkını helâk edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. İbrahim, “Ama orada Lût var” dedi. Onlar, “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helâk edilenlerden olacaktır.” (Ankebut 29/31,32)

Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. (Hicr Suresi, 59-60)

Elçilikle görevlendirilmiş melekler Hz. İbrahim’in yanından çıktıktan sonra Hz. Lût’a geldiler. Elçileri tanımayan Hz. Lût önce endişeye kapıldı, ancak onlarla konuştuktan sonra yatıştı:

Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. (Hûd Suresi, 77)

“Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.” Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. (Ankebut 29/33,34)

Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince, Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik. Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin. Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” (Hicr Suresi, 61-66)

Bu sırada kavim, Hz. Lût’un konuklarının geldiğini haber almıştı. Bu konuklara da sapıkça bir eğilimle yaklaşmaktan çekinmediler. Evin etrafını çevirdiler.

“Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût, dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikâhlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu? Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler.” (Hud 11/78,79)

Konuklarına mahcup olmaktan endişelenen Hz. Lût, kavme şöyle seslendi:

“Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi.” (Hicr Suresi, 68-69)

Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler. (Hicr Suresi, 70) Hz. Lût, misafirlerine ve kendisine bir kötülük yapılacağı endişesiyle şöyle dedi: (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. (Hud Suresi, 80)

“Misafirleri” ise, Hz. Lût’ a Allah’ın elçileri olduklarını hatırlatarak şöyle dediler:

“(Melekler, Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler.” (Hicr 15/72)

Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azapla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!” (Hud Suresi, 81)

Şehir halkının azgınlığının son noktaya varmasıyla beraber Allah, meleklerin yardımıyla Hz. Lût’u kurtardı. Sabah vakti de, kavmin üzerine Hz. Lût’un uyardığı azap gönderildi:

Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. (Kamer Suresi, 37-38)

Ayetlerde, kavmin helakı şöyle tarif ediliyor:

Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. (Hicr Suresi, 73-76)

(Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. (Hûd Suresi, 82-83)

Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. Sonra diğerlerini helâk ettik. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi! Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. (Şuara Suresi, 170-175)

Kavim helak olurken içlerinden Hz. Lût ve sayıları ancak “bir ev halkı” kadar olan iman edenler kurtarıldı. Hz. Lût’un karısı iman etmemişti ve o da helak edildi:

“Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. Zaten orada bir ev halkından başka Müslüman bulamadık. Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.” (Zariyat 51/35-37)

Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. Onların üstüne bir azab yağmuru yağdırdık. Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu. (Araf Suresi, 83-84)

“Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.” (Enbiya 21/74,75)

“İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkârcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkâr etmek nasılmış, (gördüler).” (Hac 22/43,44)

“Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helâk olmasını takdir ettik. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!” (Neml 27/57,58)

“Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavim için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.” (Ankebut 29/35)

“Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. Sonra da diğerlerini yok ettik. Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz?” (Saffat 37/133-138)

Böylece Hz. Lut karısı dışındaki ailesiyle ve kendisine inananlarla beraber kurtarıldı. Sapık kavim ise, yerle bir oldu.

AÇIKLAMA;

Lut gölü Ortadoğu, Arap Yarımadası ve Mısır arasındadır. Lut Gölü yüzeyi, Akdeniz’in su yüzeyinden 400 metre, gölün en derin yeri ise toplam 800 metre alçaktır. Bu, dünyanın en alçak kara noktasıdır: Lut Gölü’nün bir özelliği de suyundaki tuz miktarının %30’u bulmasıdır. Bundan dolayı gölde canlı yaşayamaz. Lut Gölü’ne “Dead Sea” (Ölü Deniz) denilmesinin sebebi budur.

Kuran’da anlatılan Lut Kavmi ile ilgili olay, tahminlere göre yaklaşık MÖ 1800 yıllarında olmuştur. Alman araştırmacı, Werner Keller, Lut Kavmi’nin yaşadığı Sodom ve Gomorra şehirlerinin yerlerinin Siddim Vadisi denilen ve Lut Gölü’nün en alt ucunda bulunan bölgede olduğunu ve zamanında buralarda büyük ve geniş yerleşim alanlarının bulunduğunu tespit etmiştir.

Lut Kavmi’nin izleri, gözle de görülebilir… Kayıkla Lut Gölü’nün bu alt ucunda gezildiğinde, güneş ışınları da suya uygun bir açıyla yansıyorsa, insan şaşılacak bir görünümle karşılaşır. Kıyıdan biraz ötede suyun içinde ağaçların belirdiği görülür. Bunlar da gölün son derece yoğun olan tuzlarının konserve ettiği ağaçlardır. Derinlerde yeşil renkte görülen ağaç gövdeleriyle ağaç artıkları çok eskidir. Bir zamanlar bu ağaçların yapraklarının yeşillendiği ve çiçek açtığı yer yani Siddim Vadisi, bölgenin en güzel yerlerinden biriydi. Lut Kavmini yok eden deprem, oldukça uzun bir yerkabuğu çatlağı (fay hattı)nın sonucunda oluşmuştur.

Werner Keller bu jeolojik olayı şöyle anlatıyor. Bu bölgede bir gün kendini göstermiş olan çok büyük bir çökmede patlamalar, yıldırımlar, yangınlar ve doğal gazlarla birlikte korkunç bir deprem olmuş ve Siddim Vadisi ile birlikte Lut Kavmi’nin şehirleri de yerin derinliklerine gömülmüşlerdir. Bu deprem sırasında, yer kabuğunun çatlayıp çöküşü, kabuğun altında uyuyan volkanları harekete geçirmiştir.

National Geographic ise Aralık 1957 sayısında şöyle diyordu: Sodom tepesi, ölü denize doğru yükselir. Hiç kimse şimdiye dek yok olan şehirler Sodom ve Gomorra’yı bulamadı, fakat bilim adamlarına göre bu şehirler kayalıkların karşısındaki Siddim Vadisi’nde duruyorlar. Büyük ihtimalle Ölü Deniz’in taşkın suları ve depremin altında kaldılar.

Pompei de Aynı Sona Uğramıştı

Kuran’da, Allah’ın kanunlarında hiçbir değişiklik olmadığı şöyle haber verilir:

“Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. (Fatır Suresi, 42-43)

Roma İmparatorluğu’nun dejenerasyonunun aynı zamanda zenginlik ve refahın sembolü Pompei de, aynı Lut kavmi gibi, cinsel sapkınlıklara batmıştı. Sonu da Lut Kavmi’yle benzer oldu. Pompei’nin helakı, Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla gerçekleşmişti. Vezüv Yanardağı, İtalya’nın, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Yaklaşık, 2000 yıldan beri suskun olan Vezüv “İbret Dağı” şeklinde adlandırılır. Vezüv’ün bu şekilde tanımlanması boşuna değildir. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felaketle, Pompei faciası birbirine çok benzemektedir.

Vezüv’ün batı yamacında Napoli, doğu yamacında ise Pompei kenti yer alır. Yaklaşık 2000 yıl önce yaşanan bir lav ve kül felaketi, bu kentin insanlarını ani bir biçimde yakalamıştı. Felaket öylesine ani olmuştu ki, her şey 2000 yıl öncesinde olduğu gibi kaldı. Sanki zaman donmuştu.

Pompei’nin böyle bir felaketle yeryüzünden silinmesinde elbette ders çıkarılabilecek bir yön vardı. Tarihi kayıtlar, şehrin yok olmadan önce tam bir sefahat ve sapkınlık merkezi olduğunu gösteriyor. Şehrin en belirgin özelliği, fuhuşun çok yaygın olmasıydı. Ancak Vezüv’ün lavları bir anda tüm kenti haritadan sildi. Olayın en ilginç yanı ise, kentin günlük yaşantısı içinde, Vezüv’ün korkunç patlamasına rağmen, kimsenin kaçmamış ve adeta büyülenerek felaketin farkına bile varamamış olmalarıydı. Yemek yiyen bir aile, o andaki gibi aynen taşlaşmıştı. Cinsel birleşme halinde, sayısız taşlaşmış çift bulunmuştu. Daha da önemlisi, bu çiftler arasında, aynı cinsten olanlar, küçük erkek ve kız çocuklar da vardı. Pompei kalıntılarından çıkarılan taşlaşmış insan cesetlerinin, bazılarının yüzleri hiç bozulmadan kalmıştı. Genel yüz ifadesi şaşkınlıktı. İşte facianın en akıl almaz yönü buradadır. Nasıl olmuş da binlerce insan hiçbir şey görmeden ve duymadan, adeta ölümün gelip kendilerini yakalamasını beklemişlerdir? Olayın bu yönü, Pompei’nin yok oluşunun Kuran’da anlatılan helak olaylarına benzediğini gösteriyor. Çünkü Kuran’da, helak olayları anlatılırken “birden yok olma” üzerinde durulur.

Örneğin Yasin Suresi’nde anlatılan “şehir halkı”, tek bir anda topluca ölmüşlerdir. Surenin 29. ayetinde bu durum şöyle anlatılır:

“Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.” (Yasin Suresi, 29)

Kamer Suresi’nin 31. ayetinde Semud kavminin helakı anlatılırken de yine “anında yok olma” olayına dikkat çekilir:

“Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. “(Kamer Suresi, 31)

Pompei halkının ölümü de ayetlerde anlatıldığı şekilde, “anında yok olma” tarzında gerçekleşmiştir.

faydalanılan kaynak; kavimlerinhelaki.com

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an'da firavun kıssası

Kuran’da firavun kıssası

Kuran’da firavun kıssası Musa Peygamber ve Firavun bahsi Kur’an’da en çok yer tutan kıssadır ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir