Anasayfa / ALLAH (cc) / Mahşer günü sadece Allah’ındır
imanilmihali.com
Mahşer günü sadece Allah’ındır

Mahşer günü sadece Allah’ındır

Mahşer günü sadece Allah’ındır

Fatiha suresi, insanoğluna bahşedilmiş en büyük nimetlerdendir ve hakkında devasa ciltlerle yorumlar-tefsirler yapılsa da insanlık manasına tam olarak asla temas edemeyecektir. Çünkü bu sure tek başına adeta Kur’an’ın özeti durumundadır ve doğrusunu Allah bilir muhtemelen bu nedenle de ilk suredir.

Fatiha suresi inanan kullar için, manasını anlayarak okumak ve ezberden kaçınmak şartıyla; hem kulun ödev ve sorumluluklarını hem Yüce Allah’ın rahmet ve kudretini, hem dünya hayatının faniliğini hem ahiret yaşamının sonsuzluğunu, hem bu dünyada hesapsız yaşayan zalim, cahil ve nankör insanı hem de din gününü, mahşer gününün, dünya ve ahiretin tek Malikinin (sahibinin) Allah olduğunu anlatır. Nihayet Fatiha suresi, yapılan ve yapılmayan her şeyin mutlaka kaydedildiğini ve ahirette sorgulanacağını bildirir.

Hayatı ve ölümü, kimin daha iyi işler yapacağını görmek için Yaratan Yüce Allah elbette mahşerde, hesap günü herkese hak ettiğini de layıkıyla, adil ve tam olarak verecektir. O gün tıpkı bu dünya yaşamındaki her şey gibi tüm kudret ve hüküm sadece O’nundur.

Din Allah’ın, din adına hüküm koyma ve hesap sorma yetkisi sadece Allah’ındır.

Ama tekrar edersek insan aynen Kur’an ifadesiyle zalim, cahil ve nankördür. Yaratılışı tesadüfe yaslayan insan, kalbini dinlemeden, aklına danışmadan işine gelenleri, kolay ve şehvetli olanları tercih ederek, tüm günah ve haramların tatlı ve zevk verici olduğunu unutarak, Fatiha suresini her gün belki yirmi kez okuduğu halde bir şey öğrenmeden ot gelir ve saman gider.

Oysa Yüce Allah’ın bu kıymetli sureyi, Kur’an’da ilk sıraya koymasının, her rekâta farz kılmasının sebebini düşünmez bile ve tabi Allah’ın neden anlayarak okumayı farz kıldığını da.

Kaldı ki Kur’an’ın diğer YEDİLİ SURESİ Maun suresini zaten okuyan sayısı dahi azdır. Oysa fatiha ile emredilenlerin riya ile nasıl kirletilebileceği, bu kirletenlerin akibeti Maun suresinde yazılıdır ve Maun suresi insanlardan sır gibi saklanan şirk meselesini de ayan beyan ortaya koyar ki şirk affedilmeyecek tek suçtur.

Ama dedik ya insan zalim, cahil ve nankördür.

Para, mevki, makam, çıkar uğruna dine yalan söyletmekten çekinmeyen insan tamamı sadece Yüce Allah’a ait olan gayb, ruh, kader gibi konularda bile ahkâm kesmeye cüret edebilirken, Yüce Allah’ın dini adına hüküm ve söz vermeye, bilmediği şeylerde aşırı zanna gitmeye, Peygamberimizden de fazla yetkileri haddi olmayarak kullanarak cennet vaatleri yapmaya yeltenir.

Mahşer gününün dehşetli azap ve endişesini şefaat yalanlarıyla süsler, günahları üstlenmekten bahseder, Allah adına (haşa) kolaylıklar sağlamaya kalkar ve pek çok insanı bu yalanlarla yoldan çıkarır.

Fani hayatta kendisine tabi olanlara cennet tapusu (!) dağıtan bu insanların, kendisine tabi olanların mahşer sorgusunda beraat edeceğini söylemesi ancak Kur’an’dan habersiz kulları kandırabilirse de aslında bu söz şirk’in nasıl dinin damarlarına kadar girdiğinin, Müslüman camianın nasıl dinden habersiz olduğunun ve cahilllerin nasıl kolayca kandırılabildiğinin ve maalesef Fatiha ve Maun suresinin nasıl BİLİNMEDİĞİNİN de göstergesidir.

Allah adına mahşere dair söz verebilen birisinin durumu, cümlelerini her ne kadar süsleyip, boyamaya kalksa da dini kişisel çıkarlarına alet etmek, yalan söylemek, haddi aşmak, Peygamberden fazla yetki kullanmak, gayba dair ahkam kesmek gibi sayısız günaha imza atmakla karanlık akıbetlere elbette mahkumdur.

Ama acı olan dini bilenlerin, diyanetten sorumluların, ekranlarda dini veya dindar geçinenlerin çıkar kaygısı, koltuk kaygısı ile bu müşrik söz ve yorumlara ses çıkaramamasıdır.

Kanan ve aldanan hatta alkışlayanların da bunu yok sayması gelinen noktanın çok güzel bir özetidir.

Lafı uzatmaya gerek yoktur kanısındayız.

Allah adına, gayba dair, peygamberimizden öte laf edenlerin şirk kokulu söz ve hareketleri ortadadır ve din alimleri sessiz kalıyorsa, aldananlar aldanmanın verdiği tatlı hazzı yaşamayı tercih ediyorsa, kalp ve akıllar devre dışı bırakılıyorsa o kişi ve o kişiye uyanların durumu kapkaranlıktır, İslam toplumunun acınası hali ortadadır.

Fatiha suresi demek ki günde bin kez de okunsa bu insanlara bir şey ifade edememektedir. Anlamadan okuyanların da dillerinden dökülen dua veya sure değil olsa olsa ancak şarkı olur. Bu vaziyette de din erdirici değil kahredici olur!!!

Rabbim bizleri haddimizi aşmaktan, beşeri şehvetlerimiz için dine yalan söyletmekten, şirkten, münafıklık ve küfürden muhafaza eylesin.

Rabbim bizi bu zalim ve cahil insanlardan eylemesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bütünleşemeyen İslam

İslam’a hizmet nedir

İslam’a hizmet nedir “… Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir