imanilmihali.com
Medyanın vebali

Medyanın vebali

Medyanın vebali

Medya, basılı, görsel haber toplama ve yayma vasıtalarının genel adı ve toplamıdır. Aslen içerisinde gazete, dergi, televizyon bulunduran medyaya maksadı ve konuyla alakası bakımından sinemayı da eklemek terinde olacaktır. Çünkü artık beyaz perde de tıpkı diğer başlıklar gibi bir fikir yayma vasıtası haline gelmiştir. İnternet araçları da bu grup içindedir lakin bu muazzam derin hususa ayrı bir başlıkta yer açmak lazım geleceğinden burada değinilmeyecektir.

Medyanın görevi ait olduğu topluma, genel, nadir, uzaklarda cereyan eden, önemli haberleri duyurmak, yenilikleri haber vermek, özellikle genç ve çocuklara eğitim vermek, toplumu yeni konulara yönelik bilgilendirmek, aktiviteler hakkında insanları en genel anlamıyla bilgilendirmek ve eğlendirmektir.

Medyanın ne denli güçlü bir araç olduğu tartışılmaz gerçektir. Çünkü tüm medya araçları en uzak evlere kolayca girebilen, en uzak yerlere ulaşabilen, en duyulmayanı duyulur hale getiren araçlardır. Ve insanlar medya araçlarına her gün en az bir saatini ayırır haldedir.

Böyle olunca medyanın toplum üzerindeki vebali de büyüktür. Çünkü bizlere medya üzerinden ulaşana her şey bizlerde mutlaka bir etki bırakır ve alışkanlık yaratır. Bu iyi yönde de olur, kötü yönde de.

Medya ait olduğu topluma, gerçek, tarafsız, iyi niyetli, sağduyulu haber ve bilgileri aktarmak ve toplum üzerinde iyi etkiler bırakmak zorundadır. En kötü haberi dahi sağduyu ile vermesi gereken medya, sevinçli haberleri de fazlaca abartmadan ancak her hâlükârda tarafsız ve doğru bilgilendirme yapmak zorundadır.

Medya sahip olduğu güç itibarıyla toplum üzerinde en etkili eğitici pozisyonundadır. Medyanın içerisinde barındırdığı, doğru ve modern diye lanse ettiği, bilgiye dayalı olduğunu ifade ettiği her şey toplumda kalıcı etki bırakır. Dizilerden yarışma programlarına, haberlerden maçlara, sel felaketlerinden belgesellere kadar her şey adil, dürüst ve doğru olmalıdır.

Doğru ve güzel olanı hedefleyen medya toplumun itici gücüdür. Bunun tam aksi yani taraflı, maksatlı ve yanlış medya ise izleyicisi/okuyucusu nispetinde toplum üzerinde o denli kötü etki bırakır.

Yani medyanın toplum üzerindeki vebali yadsınamaz bir gerçektir.

Medya yönetici, patron, çalışanları bu bilinçle topluma doğru ve güzelleri öğütleyen bir çizgide yürümelidir ki bu çizgi hem dini hem siyasi ve kültürel anlamda birlikte yürümek zorundadır. Bu yapıldığı takdirde medyanın birleştirici yanı toplumsal huzur ve refahı sağlama da öncü olur.

Yok eğer medya politikası yanlı, taraflı ve şer odaklarına hizmet eder halde ise vereceği haber ve yapacağı programlar da o nispette zararlı olur. Bu politikanın hizmet ettiği şey adalet, huzur, refah ve eğitim değil bir kesimin çıkarı olur ki medyanın yayınları külliyen haksız ve yanlış olduğu için toplum üzerinde bıraktığı etki de zararlı olur.

Medyanın ilk gayesi bu nedenle para kazanmak değildir. Nitekim en önde gelen markaların mali durumları incelendiğinde kar durumlarının çok iç açıcı olmadığı görülecektir. Hatta çoğu medya organı zarar etmekte, birileri veya bir kuruluş tarafından finanse edilmektedir. Bu mali desteğin arkasında yatan gerçek ise popüler olmak, topluma hizmet etmekten ziyade medyanın yadsınamaz gücünü kullanarak en ücra evlere kadar girip toplum üzerinde ve kendi fikirleri istikametinde etki edebilmektir.

Bu medya için kaçınılmaz bir evrimdir. Başlangıçta en halis niyetlerle yapılan tüm keşif ve icatlarda olduğu gibi medyada da kötülük ve zulmün zamanla egemen olması kaçınılmazdı ve öyle oldu. Medya bugün için tüm dünyada bilgilendirme, eğitme görevinden uzaklaşıp beyin yıkama, kandırma vasıtasına dönüştü.

Siyasi veya ekonomik hatta askeri olarak medyatik güçlerin izahı hatta bir yere kadar kabulü mümkündür. Lakin başlı başına veya diğer madde başlıkları ile alakalı olarak “inançlar” konusu medyanın hedefi belki de en büyük hedefidir.

Sıcak savaşın soğuk savaşa, soğuk savaşın asimetrik ve siber savaşa döndüğü modern zamanlarda medya bir silah görevi yapmakta ve askeri güç ile fethedilmek istenen yerleri silahsız olarak ele geçirmeyi hedeflemektedir. Medya ve sinemaya yapılan sınırsız yatırımların gayesi işte bu beyin yıkama ve ikna etme teşebbüsleridir.

Açacak olursak; bilim kurgu filmlerinin çizdiği tema, birilerinin hedeflediği veya insanların tepkisini merak ettiği veya insanları alıştırmaya çalıştığı gizli gayeleri içinde barındıran, insanlarda bir korku ve buna eşdeğer bir kurtarıcı ihtiyacı fikri uyandırmaya çalışan gayretlerdir.

Vampir filmleri sokaklarda kol gezen kötülüğün abartılması, iyiliğin kötülük karşısında mahkûm edilmesi ve yine bir kurtarıcı ihtiyacının örneklendirilmesidir.

Gazetelerde yayınlanan sayısız adaba aykırı resim ve söyleşinin gayesi toplumu ahlaksız da olsa cinselliğe alıştırmak, aile yapısını zayıflatmak ve kötü örneklere duyulan iştahları kabartmaktır.

Toplumsal olayları sunan haber vasıtalarının, haberi veriş şekli, zamanı, ifade ediş tarzı olayı topluma kabul ettirme gayretleri ile alakalıdır.

Tüm haberlerin bu anlamda iki gruba ayrılması mümkündür. Adil, doğru, iyiniyetli olup medyanın kuruluş maksadına uygun servis edilen haberleri toplumun iyiliği ve refahı noktasında kullanmaya çalışan medya ve taraflı, çirkin, ahlaksız, kötü niyetli medya.

İşte tüm haber ve neşriyatın ana gruplandırması bu iki kümede cereyan etmekte ve toplum tercihlerini kullanarak, bilerek veya bilmeyerek bir tarafın fikrine ve hedefine kanalize olmaktadır.

Askeri, ekonomik, sanatsal, siyasi haberler yanlı da olsa elde edeceği en büyük şey bir oy veya bankaya yatırılacak bir miktar paradır. Yani hedeflenen ve çalınması istenen şey en fazla birkaç insanı zedeleyebilecek mal, oy veya etkidir. Bu bile olmamalıdır lakin bu medyanın vereceği zararın en masum ve en az etkili olanıdır.

Kötü niyetli medyanın vereceği asıl zarar, toplumun değer yargılarını, adalet ve hak anlayışını, birlik ve beraberlik ruhunu yok etmeye yönelik çabalarıdır. Bu zarar sinsi ve lanse edilmeyen asıl maksattır.

Toplumun bölünmesinden, Yahudileştirilmesine kadar tüm kirli emeller bu gayeler içindedir ve yine yazık ki medyanın en çok tesiri altında kalanlar cahil veya yarı cahillerdir.

Bu yarı cahil kesim nüfusların çoğu nu teşkil eder ve bunlar televizyonda izlediği haberi sorgulamadan kabul eder.

Toplumun çoğunca onaylanmış olduğu hissi uyandıran haberler o kişileri de ikna olmaya zorlar ve o istenen gaye toplumda bir gelenek halini alıp adeta yasalaşır.

Dizilerde mini eteklerin fora edilmesi, evlilik dışı yaşanan acayiplikler, nikahsız yapılan doğumlar (zinalar), sınırsız para harcamalar, okumadan eğlenmeler, özgürlük adına aileye rest çekmeler işte bu ikna çalışmalarıdır. Verilen mesaj ise şudur; tüm ülke bu haldeyken gelin siz de eski kafalı alışkanlıklarınızdan kurtulup bir an önce medenileşin ve serbest/özgür(!) davranın. Bu ahlaksızlığı topluma yayma gayretidir ve şerefsiz uygulamalardır.

Toplumu eğitmek, gelecek nesilleri yetiştirmek, batılı yok etmek, çağdaş ve insani duyguları desteklemekle mükellef medyanın, gücünü ahlaksız şeytanlıklara yöneltmesi en başta kendisine bu nimeti veren Rabbimize haksızlık ve zulümdür.

Çünkü bu nimeti lutfeden Allah şeytana karşı insanların bilgilenmesini ve şeytana karşı sırt sırta mücadele edilmesini dilemiştir.  

O zaman şu sorulmalıdır; toplumun bu dizilerdeki hayata bakış açısı nasıldır? Cevap pek iç açıcı değildir yazık ki. Evden kaçan kızlar, belinde silah mafyalık yapma hevesindeki adamlar, karısını dövenler, gayri meşru çocukları sıradan görenler bu yanlış kanının ne denli egemen ve yerleşik olduğunun da kanıtıdır.

Çok değil bundan yirmi sene önce Karadeniz sahil kasabalarında mahalle kızlarına değişik gözle bakan bir yabancı erkek en hafif ifade ile kovulur veya dövülürken şimdi Rus kızlarınca kirletilmiş, dizilerce esir alınmış Karadeniz ahlakı sessiz oturup izler hale gelmiştir.

Bu örnek tüm ülke geneline yayılırken bu pislikle bağlaşık insanların kendisine şunu sorması lazım gelir; o Rus kızları ülkeye sokan, fuhuşla alakalı çalışmasına müsaade eden zihniyet bir taşla kaç kuş vurmuştur ve maksadı nedir? İşte bu sorunun cevabı medyanın da hedefidir!!!

Dizi ve haberlerdeki soygun ve gasp haberlerinin temelinde paraya esir olma ve haksız olanı elde edip güce kavuşma gayreti vardır. Bu güç arzulanan her şeyi sınırsız ve hesapsız elde etmek anlamı taşıdığından kişiler önce paraya muhtaç sonra paraya esir hale getirilerek dimağlar ve toplumlar zehirlenmekte, bir süre sonra insanlar parayı elde edebilmek adına beline silah takıp mafyalaşmakta veya hasta annesinin kolundaki bileziği almak için o annenin kolunu kesebilmektedir.

Kötü örnekleri çoğaltacak olursak sayfalarımız yetmeyecektir. Ancak meseleye birde iyi tarafından kısaca bakmak gerekir ki o da şudur; hala sağduyulu birkaç medya organı ayaktadır. Hala birkaç dernek ve kuruluş halis niyetlerini muhafaza etmektedir. Hala birkaç aydınlar grubu şerden uzaklaşıp iyiliğe hizmet etmek gayesindedir.

Bunlar da tüm dünyada olduğu gibi kötülüğü gösterip insanları sakındırma işlevi yürütmekte ama yazık ki özellikle sınırlı sermayeleri ile kötüler kadar etkili olamamaktadır.

İnsanlar bu durumda ne yapacaktır?

Asıl mesele bu yayınlara karşı seçici ve bilgili olmak, haberleri ayırt edecek eleğe, haberlerin arkasındaki gizli maksatlardan koruyacak kalkana, her şeyi görebilecek göze sahip olabilmektir. Bu gözlük, kalkan ve elek üçlüsü kötülükleri evlere, bedenlere, dimağlara sokmamanın vazgeçilmez üçlüsüdür.

Şer ve hainlik diz boyu iken, hedef batılı egemen kılmak ve toplumu Yahudileştirmek iken zararlı yayın ve programların ayırt edilmesi muazzam bir öneme haizdir. Ayırt etme işinde başarısız olanların akibeti yazık ki kanmak ve aldanmaktır. Dahası en çok etkilenen grup olarak çocuk ve gençler sayesinde medyanın etkileri hem de artarak gelecek nesillere sirayet edecek, nesiller arası uçurumları daha da büyütecek kadar büyük etkiye sahiptir.

Medya Hakk’a değil de şeytana hizmet eder halde olduğu sürece toplumun refah ve mutluluğu yakalaması çok zordur. Çünkü toplum yanlış, yanlı, haksız ve adaletsiz karalama kampanyaları ile toplumu bir yöne sevk ederken, görülecektir ki bir süre sonra hakkı savunanlar azınlıkta kalacaktır.

Bilim kurgu filmlerinde yer altında ve yer üstünde yaşayan iki grup vardır. Teki kötüler ki sokaklara hâkimdir, bellerinde silahlarla güç ve paraya sahiptir, diğeri iyiler ki can emniyetleri için yer altında dua ederek saklanırlar. Başlangıçta kötüler alttadır ama zamanla güçlenip eyleme geçerler ve yeryüzündeki iyilere egemen olup, zulüm ve baskıyla püskürtüp iyileri yer altında yaşamaya zorlarlar.

Bunun mecazi anlamı da şudur; yeryüzünde yaşayacak nihai kesim yeni dünya düzeni denen Siyonist sistemi kuracak Yahudiler ve yer altında yaşayacaklar Yahudilere hizmet etmek zorunda olan hayvanlar yani Yahudi olmayan tüm dünya halklarıdır.

Görüldüğü gibi şeytan her yerdedir. Kara büyü kitabı kabaladan beslenen Siyonist Yahudiliğin gayesi bu düzeni temin etmek, bu yoldaki tüm kötülükleri mübah saymak ve ilahi düzeni tam tersine çevirmektir.

Oysa ilahi adalet ve sistem bunun tam tersini hedeflemekte ve insanlara şerrin yeryüzünden elbet silineceği müjdesini vermektedir. Yaşadığımız zor zamanlarda şerrin etkili görünmesi, geçici bir kayıp ve denemedir. Gaye, zalimlere uyacakların belirlenmesi, zalimlerin zalimlikleri daha çok artsın da helakleri hak olsun bekleyişidir.

Medyanın en nihai olan bu Yahudi dünya hayaline hizmet edecek kadar köle hale gelmesine şaşırmamak gerekir ki bugün çoğu kanal ve film şirketi, gazete ve dergi onların elindedir ve servis ettikleri her bir haber İSTİSNASIZ KONTROLDEN GEÇTİKTEN SONRA halka sunulmaktadır.

Bu kanalların vereceği haber ve yayınların Hakk’a hizmet etmesi de mümkün değildir çünkü onlar şeytanın uşaklarıdır. Verecekleri haberlerde, bırakacakları etki de şeytanidir.

Kullar bilgili ve hazırlıklı ve uyanık olursa kurtulur ki bunları sağlayan en büyük müjde İMAN’dır.

Şeytanın etkisi iman edenler üzerine olmayacaktır. Bu nedenle kanmamak, aldanmamak, onlardan olmamak adına huylar, benlikler, kalpler iyiden yana kalmak istiyorsa imana sarılmak, Kur’an’ı rehber edinmek ve sadece Allah’a sığınmak mecburiyetindedir.

Bu iman bizlere ihtiyaç duyduğumuz gözlüğü de, kalkanı da, eleği de temin edecek ve bizi hak yolda tutmaya devam edecektir.

Medya patron ve çalışanları ise bıraktıkları etki ve kandırdıkları insanlar nispetinde cezalara muhatap olacak ve şeytanileşmelerinin vebal ve azabını elbet hem bu dünyada hem ahiret yurdunda mutlaka yaşayacaktır.

Çünkü Allah her şeyi gören ve bilendir. Çünkü Allah azabı ve tuzağı çetin olandır. Çünkü Allah kendisine iman etmeyenleri cennetlerine haram kılandır. Çünkü Allah zalimleri, hainleri, haksızları, adaletsizleri sevmeyendir!!!

Rabbim bizleri yanlı haber ve yayınlardan muhafaza eylesin.
Rabbim imanımızı sağlam ve kalıcı eylesin.
Rabbim taraflı, yanlı, yanlış haber yapanları cehennemin dibine konuk eylesin.
Rabbim mü’minleri şeytanın şer ve vesveselerinden korusun.
Amin!

Medyanın vebali

Bu yazıyı okudunuz mu?

İman, mü’minin her şeyidir.

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR İnandığımızı iddia ederken yerine getirmediğimiz mükellefiyetler veya hepten inanmadığımızı beyan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir