Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Meleklere iman
imanilmihali.com
iman

Meleklere iman

Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır. (Bakara 2/98)

Meleklere iman 

Meleklerin mahiyeti ve özellikleri;

Melekler Allah’in nurdan yarattigi varliklardir. Erkeklik ve disilikleri yoktur.yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, yorulmaz ve hastalanmazlar. Allah’in diledigi kadar yasarlar. Yerde, gökte ve heryerde bulunurlar. Insanlarla beraber bulunanlari da vardir.

Melekler Allah’in her emrini tam sadakatle yerine getirir, yasaklarindan sakinirlar. Gece gündüz O’na ibadet eder, tesbih, dua ve niyazda bulunurlar. Melekler son derece kuvvetli ve süratli yaratiklardir. Çesitli görevleri bulunan meleklerin sayilarini yalnizca Allah bilir.

Melekler ruhumuz gibi gözle görünmezler. Allah bizim göremedigimiz meleklerini Peygamberlerine göstermis, onlarin araciligi ile Peygamberler Allah’tan mesaj almislar, Allah’in kelamini isitmislerdir. Kuran-i Kerim’de peygamberimize böyle vahyedilmis ve meleklerin var olduklari Kuran-i Kerim’de bildirilmistir. Bu yüzden göremesek te meleklerin varligina inaniriz.

Iman esaslari, insanin kendisine rehber edinecegi ve hareketlerini ona uyduracagi prensiplerdir. Bu anlamda meleklere iman büyük önem tasir. Çünkü melekler insani iyilige çagiran vasitadir. buna inanan insan kendisini iyilige çagiran her sese kulak verir. Ayrica meleklerden bazilari sürekli insanlarla beraber bulunur, insanin yaptigi iyilik ve kötülükleri yazarlar.Bunun için imanli insan söz ve davranislarina dikkat eder. Meleklerin iyi seyler yazmasi için de sürekli iyilik ve güzellik pesinde kosar.

Başlıca büyük melekler;

Cebrail (as); Allah’tan peygamberlerine vahiy ve kitap getiren, elçilik yapan en büyük melektir. (Dört büyük melekten birinin ismi olup, peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir. Kur’ân’da bu melegin ismi Cibrîl, Rûhu’l-Kudüs, Ruhu’l-Emîn, Ruh ve Rasûl seklinde geçmektedir. Bütün peygamberlere vahyi getiren Cebrâil’dir. Kur’ân’a göre o, karsi konulmayacak bir güce, üstün ve kesin bilgilere sahip, Allah nezdinde çok itibari olan ve diger meleklerin kendisine itaat ettigi serefli bir elçidir. Bu yönüyle Cebrâil kuvvet manasina gelen Cebra ile, Allah anlamina gelen Îl’den meydana gelmis bir isimdir. Allah’in kuvveti demektir. Yenilmez bir kuvvet ve Allah nezdinde büyük bir makam sahibi olduğu ifâde edilmiştir: “O (Kur’ân), şüphesiz değerli, güçlü ve arşın sahibi (Allah’in) katında itibarlı bir elçinin (Cebrâil’in) getirdigi sözdür.” (Tekvîr, 81/19-20) Cebrâil, Hz. Muhammed’e aslî sekliyle iki kere görünmüstür. Biri Hira magarasinda ilk vahyi getirdigi zaman, digeri de Miraç’ta “sidretü’l-münteha”da gerçeklesmistir. Bazen de Rasûlullah’a insan seklinde ashabtan yüzü nurlu olan Dihye el-Kelbî sûretinde görünmüstür. Ilgili hadislere göre Cebrâil dünyada ve ahirette Allah ile kul arasinda elçidir. Hem meleklere hem peygamberlere ilâhî emirleri teblig eder, bu sebeple de Allah ile vasıtasız konuşur. Allah tarafindan Cebrâil’e yüklenen misyonu inkâr etmek veya onun görevini tam anlamiyla yerine getirmedigini iddia etmek, kisiyi küfre götürür. Müsrikler ve Yahudiler Cebrâil’e verilen görevi inkâr ettiklerinden dolayi Kur’ân’in su âyetinde kinanmislardir: “Kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mikâil’e düsman olursa bilsin ki Allah da inkârci kâfirlerin düsmanidir.” (Bakara, 2/98) (F.K.) )

Mikail (as); Tabiat olaylarıyla ilgili görevleri bulunan melektir.(Dört büyük melekten biri olup, tabiat olaylarini düzenlemekle görevlendirilmistir. Kelime olarak, “Allah’in küçük ve sevgili kulu” anlamina gelen Mikail Kur’ân’in bir yerinde Cebrail ile birlikte geçmektedir: “Kim Allah’a meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikail’e düsman olursa, bilsin ki Allah da inkarci kâfirlerin düsmanidir.” (Bakara, 2/98). (F.K.) )

İsrafil (as);Kıyametin kopması ve insanların öldükten sonra tekrar dirilmeleri için sura üflemekle görevli melektir. Sur kelime olarak boru, ses çikaran boynuz demektir.

İsrafil (as); mahiyetini Allah’in bildiği bir araca üç defa üfleyecektir. İlk üfleyiste Allah’ın diledikleri hariç yerde ve gökte olanlar dehşete kapılacaktır. İkinci üfleyişte Allah’ın dilediklerinden başka tüm canlılar ölecek, üçüncü üfleyişte ise ölmüş olanlar mahşer yerinde toplanmak üzere dirilecektir. (Allah’in emri ile kiyamet kopacagi zaman sûra üflemekle görevlendirilen Isrâfîl, dört büyük melekten biridir. Bir hadiste Isrâfîl, sahibu’l-karn (sûr’un sahibi, borunun sahibi) olarak isimlendirilmiştir (Tirmizî, Kiyamet, 8). İsrafil sûr’u iki defa üfleyecektir. Birinci defa üfürdüğünde, göklerde ve yerde bulunan her şey yok olacaktır: “Sûr’a üfürüldüğü gün, Allah’ın diledikleri müstesna, göklerde ve yerde bulunanlar hepsi dehşete kapılır ve boyunları bükük olarak O’na gelirler.” (Neml, 27/87); “Artik Sûr’a bir defa üflendigi, yeryüzü ve dağlar kaldırıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman, iste o gün olacak olur. (Kıyamet kopar)” (Hâkka, 69/13-15). İkinci defa üfürdüğünde, bütün insanlar tekrar dirilecek ve mahşer yerinde toplanmak üzere sevk edileceklerdir: “Nihâyet sûr’a üfürülecek, bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.” (Yâsîn, 36/51) (F.K.) )

Azrail (as); Can almaya memur edilen melektir. (Dört büyük melekten birinin ismi olup, insanlarin canini almakla görevlidir. Azrâil kelimesi Ibranice asillidir. Bu melek Kur’ân ve sahih hadislerde, Azrâîl ismiyle degil, melekü’l-mevt (ölüm meleği), elçilerimiz şeklinde geçmektedir. “De ki: Size vekil kilinan (bu konuda görevlendirilen) ölüm melegi caninizi alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” (Secde, 32/11) “Nihâyet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canini alirlar. Onlar vazifede kusur islemezler.” (En’âm, 6/61; A’râf, 7/37). Her insanin canini almakla görevli bir ölüm melegi vardir. Azrâîl, bu meleklerin başıdır. (F.K.) )

Ayrica devamli olarak insanlarla bulunan ve insanlarin iyilik ve kötülüklerini yazan melekler vardir. Bunlara “Kiramen Katibin = yazıcı melekler” denir.

Meleklerin bazilari da öldükten sonra insanlara sorular sorarlar. Bunlara da “Münker-Nekir” denir. her ikisine birden “Münkereyn” de denir. Bilinmedikleri ve taninmadiklari için bu adla anilmaktadirlar.

Cin ve seytan; Meleklerden baska Allah’in cin ve seytanlar gibi göremedigimiz ancak var olduklarini bildigimiz yaratiklari vardir. Bunların varlıkları Kuran-i Kerim’de bildirildiği için kesinlikle doğrudur.

Cin insanoğlundan önce yaratılmıştır, Allah’in izniyle çeşitli şekillere girerler, Allah’in izni olmadıkça kimseye zarar veremezler. Cinlerde insanlar gibi Allah’i tanıyıp ibadet etmekle görevlidir.

Şeytan cinlerden olup göremediğimiz varlıklardan birisidir. Seytan, ilk insan Ademoglundan önce yaratilmistir. Uzun süre Allah’a ibadet etmiş ve melekler arasında yer almıştır. Allah Adem Peygamberi (as) yaratınca meleklere Ona secde etmelerini emretmiş, bütün melekler bu emre uyarak secde etmiş ancak Şeytan (İblis) bu emre uymamış, “Ben ondan daha hayırlıyım çünkü beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın” diyerek Adem’e (as) secde etmemiştir. Bunun üzerine Allah “Öyle ise oradan çık, çünkü artık kovuldun” buyurarak onu rahmetinden uzaklaştırmıştır. Şeytan Allah’tan insanların diriltilecekleri güne kadar yasama izni istemiş, bu izin kendisine verilmiştir. Bundan sonra şeytan yeryüzünde yaşayan insanları tüm imkanlarıyla Allah’a giden yoldan uzaklaştırıp saptıracağını söyleyerek Allah’ın katından ayrılmıştır. Allah, Kuran’da iblis olarak ta geçen şeytanı insanoğlunun düşmanı olarak tanıtmış, şeytana uyanların cehennem ile cezalandırılacağını söylemiştir. Cinlerden iman etmeyenler de şeytanın yardımcılarıdır.

MELEKLERE İMAN ETMENİN FAYDALARI

Bitki, hayvan ve cansizlarin yapitasi ayniyken hayatlari varken, insanin yaptiklari bazi seyler kainattan farklidir. O zaman insanda hayattan başka bir şey daha bedene giriyor demektir. Hayati bilmeyen bu esrarengiz seyi de bilemez. Bu varligin adi RUH’tur. Biz onun hakkında çok az şey biliyoruz. Bu varlik bizi içli disli oldugumuz esrarengiz alemin sinirlari içine getiriyor.

Bu alem bir taraftan ahiret alemine uzanan öte yandan bizim maddi alemimizdeki ruhani varliklari içine alan GAYB alemidir. Bu ruh ve diğer manevi varlıklar iki alem arasında köprü teşkil eder. Gayb aleminin varliklari denilince melekler ilk önce akla gelir.

Görmediğimiz ama inandığımız bizimle yakından ilgili varlıklardır. Melekler e iman etmek farzdir. Inkârlari imani bütünüyle kaybettirir. Gözümüzün sınırları nedeniyle onları göremeyiz. Bu nedenle Allah ve Resulünün bildirdikleri esastir. Melekler nurdan yaratılmıştır. Kur’anda geçtiği gibi 2, 3, 4 kanatlı olabilecekleri gibi çok daha fazla kanatlı olabilirler. Ancak bu kanatlar bizim bildigimiz kuskanadi gibi midir? Degil midir bilemeyiz.

Her melege görevine yönelik imkânlar verilmistir. Yiyip içemezler. Cinsiyeti disidir yakistirmasi yanlistir. (Erkekli dişili veya cinsiyetsiz olabilirler doğrusunu Allah bilir) Melekler Allah’in emirlerine mutlak itaat ederler. Ne görev verilirse onu yaparlar. Melekleri kanatlı çocuklara, kızlara benzetmek cezaya çarptırılacak düşüncelerdir. Hele onları Allah’in kızları kabul etmek doğrudan Allah’a şirk koşmaktır.

Iman bir tilsimdir. O bir kalbe girdimi bütün kâinat bir dost meclisi olur.

Bu durumda canli cansiz her sey insana güler, hiç birsey insani ürkütmez, hiç birsey yabanci gelmez. Görünmeyen alemde de en vefali, en candan dostlari görür insan. Bu dostlardan yardım görür, armağanlar alır. Nereye gitse onlarladir. Meleklerin dualari mü’minler içindir. Yanımızdakilerden yüce alemlerin meclislerindekilere kadar her yer meleklerin tesbih ve duası ile doludur.

Bu dostlar insanların bağışlanmasını diler, mümin iyilik yapınca melekler daha çok dua ve istiğfar eder. Hayir yapana, alime dua ederler. Bir Müslüman din kardesine giyabinda dua etse melek ona “bir misli de senin olsun” diye dua eder. Mü’minin namazı bitene kadar melekler onun için “Allah’ım onu bağışla, ona mağfiret et” diye dua eder. Mü’min dua edince melekler de “Âmin” der. Bir mümin hasta ziyaret etse yetmiş bin melek gece boyunca onun için istiğfar eder. Mü’minler ve melekler arasında iman kardeşliği vardır.

Rabbe iman etmek ve O’na kul olmak Allah’in mülkünde bütün kapıları açan anahtardır. Bu anahtarı eline alan insan alemlerin Rabbi katındaki meleklere arkadaş olur, onların dilinden düşmeyen dua ve istiğfar listelerine adını yazdırır.

Melekler bazen yeryüzündeki müminlere fiilen de yardim eder. Müşkülat durumunda Rabbinin emriyle melekler yardıma koşar. Melekler görünse veya görünmese de yapacagini yapar ve emri yerine getiriri, acze düsmez. Kisi melekleri unutsa da melekler onu hiç unutmaz. Ömürden sonra gizlilikler açiga çikarilirken ebedi hayat gözler önüne serilince müminler sadik melek dostlarini iste o an gözleriyle görür. Mümin dünyadan meleklerin müjdesi ile uğurlanır, ahirette de müjdelerle karşılanır.

Cennete giriste cennette meleklerin ziyaretçi akinina ugramakta mümine kismettir.

Dünyada maalesef bu muhteşem manzarayı göremiyoruz. Kur’an’da denilen kadarina inaniyoruz.

Insan melek dostlugu ne kadar büyükse Allah ve peygamberlerini yalanlayan inkârcilara karsi da meleklerin düsmanligi o kadar gerçektir. Melekler müminlere düskündür. Kâinatlar dolusu melek hepsi dost hepsi duaci.

Kimdir bunlari bize dost yapan? Kimdir kâinati meleklerin peygambere salatlariyla, ümmetine dualari ile çinlattiran? O, rahmetiyle her seyi kusatan Allah’tir.

“Gökte dört parmaklik bir yer dahi yoktur ki oraya bir melek Allah’a secde için basini koymus olmasin” (Tirmizi, Zühd,9)

Biraz düsünürsek zerreden yildizlara kadar her türlü cisim ve hadise için görevli, farkli rütbe ve yetenekte sayisiz meleklerin gece gündüz, tam bir itaatle mükemmel ahenk içinde is gördügünü anlariz.

Meleklerin sayi, tür ve görevleri hakkinda çok sey bilmiyoruz.

CEBRAIL; Kur’an’da en çok sözü edilen, değişik isimlerle anılan melektir. En büyügüdür. En önemli görevi peygamberlere Allah’in vahyini ulastirmaktir. Kur’an O’nu “muazzam kuvvetlere, üstün akil ve dirayete sahip, pek kuvvetli, Ars’in sahibi yaninda itibarli, sözü dinlenen ve güvenilen, pek serefli bir elçi” diye tarif eder. “Cibril”, “Ruhu’l-Kudüs”,”Ruhü’l-Emin” ve “Ruh” olarak geçer. Hz. Meryem’e de insan suretinde görünerek konuşmuş ve Hz.Isa’yi müjdelemis, Peygamberimizin sahabelerine de insan suretinde göründügü zamanlar olmustur.

MIKAIL; Mahlûkatın rızıklarını yönetmekle görevli melektir. RIZIK; Yeryüzündeki hayatin en can alici, en hayret verici yönüdür. Gezegendeki milyonlarca tür canli (bilinen yedi yüz bin, ama tahmin edilen on ile yüz milyon arasi) arasindaki iliskiler, bagimliliklar hata kaldirmaz. Biri kontrolsüz kalsa yeryüzü felakete ugrar. Her canlinin her bir lokmasi hesap edilir. Yoksa ortalama bir hesapla rızık dağıtılsa bir süre sonra canlılar arası denge bozulurdu. Oysa hayatta ahengi bozan sadece insan elinin bilinçsiz müdahaleleridir.

AZRAIL; Ölüm melegidir. Can almakla görevli pek çok melek vardir. Azrail bunlarin üstünde komutan durumundadir. Ölümden anlamamiz gereken “adam öldürme” degil, “ruhumuzu teslim etmek”tir. Mümine ölmek kolaydir. Kafir ve zalimler ise dehset, hüsran ve pismanliga müstahaktir.

ISRAFIL; Görevi kıyametin kopmasını ve tekrar dirilişi ilan etmektir. (O zamana kadar yaptigi görevi Allah bilir.)

HAFAZA/HAFIZIN/KIRAMEN KATIBIN; Sürekli insanla beraber olan, insanin yaptıklarını kaydeden meleklerdir. Bu gözetim hem yaptıklarımızın hesap günü için saklandığını, hem de Allah’in meleklerince korundugumuzu bildirir. “Kiramen Katibin” adi ise bunlarin Allah katinda çok degerli yazicilar oldugunu gösterir.

MÜNKER VE NEKIR; Müminlerin berzah aleminde kendilerini ağırlayacak ilk dostlarıdır. Kabirde insanları sorgulayacakları ve cevaba göre muamele edecekleri Peygamberimizce haber verilmiştir. Derecesi ne olursa olsun bütün melekler, bütün müminler dosttur.

CİNLER; Ateşten yaratıldığını Kur’an ve hadislerden biliyoruz. İnsanlarla ortak yönleri hem iyiliğe hem kötülüğe yetenekli olmalarıdır. Peygamberimiz cinleri bazen görmüs, Kur’an’in bildirdigi kadariyla Hz. Süleyman (as) cinleri bazi islerde çalistirmistir. Cinlerle gayba ulasma gayreti ezelden beri sürer. Fakat Kur’an cinlerin gaybı bilmediğini haber verir. Sema yolu cinlere kapalidir. Meleklerden haber alamazlar. Bazen meleklerden kulak hırsızlığı yapıp duyduğuna yüz yalan katan şeytanların bunu kâhin dostlarına aktardıkları da hadislerde geçer. Cinleri tesvik eden de, onlarin elinde oyuncak olan da insandir. Bu tuzak cinlerin elinde falcılık, büyücülük, kâhinlik, arraflik, medyumluk, astroloji, ruh çağırma gibi oyunlara ve insanların buna rağbet etmesine yol açmıştır. Kâhinlikten kazanılan para fuhuşla bir tutulmuş, bu kimselere gidenlerin kırk gün namazının kabul edilmeyeceği ve kahinin dediğini tasdik edenin İslam’ı inkar etmiş sayılacağı hadislerde yer almaktadır. Cinler arasinda dost ta düsman da vardir. Cinlerin Müslüman olanlarıyla imanımız ebedi kardeşlik tesis eder. Kafir cinler ise mümin imanının zorlu düşmanıdır.

ŞEYTANLAR; Meleklerin zıddına kötülük üreten yaratıklardır. Cinlerdendir. Iyilik ve kötülük iradeli cinlerden ayri düsünülürler. Atalari iblis, Hz. Adem’e secde etmediği için Allah’ın rahmetinden kovulmuş, insana düşman olmuştur. (Ana sayfadaki ahde bkiniz)

Şeytanin özelligi hem azgın olusunda, hem de başkalarını azdırma hevesinde oluşundadır. Azan ve azdıran insanlarda ayetlerde “şeytan” diye anılmaktadır. İnsan şeytanlarının bazıları cin şeytanlarına ilham verebilmektedir. Seytan tüm gücüyle insani yoldan çikarmaya çalisir. Ama Kur’an şeytanın hilesini pek zayıf diye niteler. İman edip Allah’a tevekkül edenler üzerinde onun gücü olmadığını ifade eder. Öte yandan müminleri tuzağa düşmeme konusunda uyarır. Hile zayıf olsa da şeytana fırsat verilmiş ve insanlar onun vasıtasıyla imtihana tabi tutulmuştur. Bu sayede bir kısım insan yoldan çıkarken, bir başkası da içindeki güzellikleri meydana çıkarır. Şeytan bu ulvi hizmete, hizmet eder.

Gerçekten insan şeytandan şeytan, melekten melek olabilecek bir yaratılıştadır. Hangisini seçecegi kendisine baglıdır. Fazilet cevherinin ortaya çikması için kötülükle karşılaşıp, savaşıp, onu yenmek gerekir.

Cin ve insan seytanları olmasaydı mübarek sahsiyetler yetişemezdi. Sırf iyilik veya kötülük olsaydı insanın yaratılışının da anlamı olmazdı. Şeytana karşı mümin elinde doğruluğu gösteren (pusula) Kuran ve hadislerdir. Allah sığınılacak yer kendi rahmetini göstermiş, sığınanlara şeytanın zarar veremeyecegini buyurmuştur.

Melek veya şeytan kimin izini takip edip kimin sesini dinleyeceğimiz bize bağlıdır. İsteyen melekleri duacı yapar, isteyen şeytanın oyuncağı olur, akibeti de onun gibi olur.

Dostu iyi seçmek gerekir.

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur.(Fatır 35/1)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler Dinen Nankörlük; nimet verene itikatsızlık veya saygısızlık, şükretmemek, hayatı bahşedene riayetsizlik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir