imanilmihali.com
Menfaat girdabı

Menfaat girdabı

Menfaat girdabı

Girdap bir hortum gibi ulaştıklarını yutan bir afettir. İster suda, ister havada olsun etrafını yıkar döker ve geriye sadece enkaz bırakır. Nice canlar, en nadide mallar bu girdapta kaybolur gider.

Menfaat çıkar, kazanım, elde edilecek şey, hak edilendir.

Menfaat, kişi veya toplumun somut veya soyut kazançları şeklinde telaffuz edilir. Yani bir miktar para elde etmek, bir sınavı kazanmak, bir işe girebilmek, mahkemeden beraat edebilmek gibi maddi veya manevi olabilir.

Önemli olan ise o menfaatin hak olup olmadığıdır. Helal ve haram, günah ve sevap ayrımı işte bu hak olup olmama ile alakalıdır. Menfaat hak ise zaten girdap gibi etrafını yıkıp yok etmez ama hak değilse o kişiyi de etrafını da, kazandıklarını da tarumar eder, yok eder.

İnsanlar hayatını idame edebilmek, ailesini geçindirebilmek, namus ve haysiyeti ile hastalandığında doktora gidebilmek, kendisini ve ailesini savunabilmek, bir yerden bir yere gidebilmek … için paraya sahip olmak zorundadır.

Çünkü para modern zaman illeti olarak hayatın vazgeçilmezi haline gelmiştir. Maddiyatın maddi karşılığı da aslen tam olarak paradır.

Ancak para temel ihtiyaçları karşılamak için elzemken, diğer ihtiyaçları karşılamak için elzem değildir. Yani paranın kafi miktarı şart iken fazlası ve hele haksız kazanılmış olanı gerekli değildir.

Kibir ve para, kadın ve lüks yaşama isteği şeytanın en sevdiği silahlardır. İblis bu yüzden kula azla yetinmemeyi, hep daha fazlasını ve helal olmasa da daha çoğunu elde etmeyi öğütler. Bu kul şayet kanarsa da onun için menfaat ulaşamadığı her şeye sahip olma arzusu yani açlığıdır. Nefsin tutsağı bu açlık sınır tanımaz bir halde dünyalara sahip olsa bile hiç uslanmaz ve hep daha fazlasını hatta tamamını ister.

Girdap işte burada başlar. O kul gerek nefsinin gerekse şeytanın fısıldamaları ile doymak bilmez bir açlığın esiri olarak engel tanımaz bir halde etrafa saldırır, yıkar yok eder ve bizzat kendisi bir girdap afeti olur çıkar.

Bu şeytan oyuncağı nefis, helal haram demeden karnını doyurmaya, günah sevap demeden sahip olmaya gayret ederken akıbetinden de çoğu zaman habersizdir. Daha doğrusu umursamaz haldedir.

Bir bakkal düşünün. Karınca kararınca satış yapmakta ve ailesini geçindirebilmektedir. lakin bir müddet sonra malların bedelini artırmaya, gereksiz yere aynı paraya daha düşük kaliteli malla satmaya başlar. İşte bu daha büyük ve daha çok satan bakkalları kıskanmayla başlayan bir menfaat açlığıdır. Kanaat getirmemekle başlayan bu süreç o kulu bir zaman sonra helal yoldan saptırıp, alkol ve sigara satmaya, daha sonra şans oyunlarına ve nihayetinde vergi kaçırmaya ve Allah korusun dükkanda uyuşturucu satmaya götürür.

İşadamı düşünün ufak bir şirketle gayet güzel kazanıyorken bir müddet sonra zenginleşmeye ve helal olmayan yollara müracat etmeye başlar. Vergi kaçırmak, reklam gelirleri ile bilançoyu zarar göstermek, hediye paketlerini abartılı olarak fatura etmek, lüks otomobilleri şirket adına alıp ama özel maksatlar için kullanarak…helalden uzaklaşır.

Kasap at eti kesmeye, tavukçu hastalıklı tavukları sağlam diye satmaya, peynirci bayat peynir satmaya, benzinci su katılmış benzini satmaya başlar.

Menfaat hak olmalı, rızık ve nimet nispetinde olmalıyken… bu bahsedilen kötü örnekler o menfaati daha fazla önemseyerek ve hep daha fazlasını isteyerek sayısız suçu da işlemiş olurlar.

Öyle ya da böyle bu yanlışa sapanlar bir süre sonra saldırır, ısırır, kuduz mikrobunu başkalarına da bulaştırır hale gelirler. Ahlak ve asayiş yok olur, toplum düzeni sarsılır, örnek olması gereken Müslümanlar yerini zengin yabancı görünümündeki siluetlere bırakır.

Kazandık sanılırken kaybedilen nokta da işte budur.

Kazanılan sadece paradır ve bu insanlar o kadar zavallıdır ki ellerindeki paradan başka hiçbir şeyleri yoktur. Sevgi, muhabbet, saygı, güven gibi güzellikleri toptan unutmuş olan bu benlikler kendilerini bile bir rakip görüp hayatı bir yarış alanına çevirir ve asla mutlu olamazlar. Çünkü onlar o çok sevdikleri parayı infak etmeyi, yardım ve paylaşmayı asla düşünmezler ve cahiliye Arapları gibi şöyle derler; “Dileseydi Allah’ın doyuracağı yoksulları biz neden doyuralım?”

Bu söz sanırız herkese aşina gelmiştir.

Bu para delisi insanlar rızkı ve nimeti verenin Allah olduğunu unutur, helal olmayan yollardan bu seviyeye gelmeyi kendi becerileri sanırlar. Allah helal yoldan verir. Ancak Allah haram yolla dünyalık isteyene de dünyalık verir. Şu farkla ki haram yoldan dünyalık isteyenin ahiretlik hiçbir şeyi olmaz.

Bu açlık sınırlar aşar, kalpler kırar, haneler dağıtır.

Kişiyi de etrafını da duman eder. İşte bu menfaat girdabının ta kendisidir.

Benzer örnek sınav sorularını erkenden almak, işe ehliyetsiz ve liyakatsiz olduğu halde kabul edilmek, o iş veya göreve hak etmediği halde atanmak gibi de tezahür edebilir. Yani soyut menfaat kavramına uygun olarak para ile doğrudan ilişkisi olmayan hallerde cereyan edebilir. Bu halde de kişi haksız olduğunu bile bile o işe sahip çıkar ve hakkı yenenleri görmezden gelirse yine duman olur.

Müteakiben kazanacağı tüm kuruşların haram olacağından bihaber yaşayan bu kullar artık kalpleri mühürlüler arasındadır ve mazlumlarla ayrıca bir de ahirette hesaplaşacak ve yediği hakları iade edecektir.

Helal olmadan cebe giren, kazanım sağlayan her avantaj haramdır. Devamı halinde devamı da. Ben işe hak etmediğim halde girdim ama şimdi iyi çalışıyorum bahanesi de geçerli değildir.

Kamu malına el atmak ayrı bir öneme haizdir. Çünkü orada hakkı yenen bir kişi değil milyonlarca kişidir ve hepsine ahirette birer sevap verilse kişinin üzerinde tek bir sevabı kalmayacağı gibi milyonlarca da günahı olacaktır.

Burada bahsedilenler tabi ki ahirete iman eden, Allah’tan korkanlar içindir.

Kişi ancak Allah’tan çekinmiyor, haramdan sakınmıyor, ahirette hesap vereceğine inanmıyorsa bu şekilde hunhar ve adaletsiz davranıp hak yiyebilir.

Bu kişilerin toplumdaki sayıları yazık ki dudak uçuklatacak kadar yüksektir. (Helal yoldan lokma kazanan, infak eden, vergi veren, dürüst ve namuslu iş adamlarını tenzih ederiz.)

Hem iman edip hem imana aykırı davranmak münafıklıktır.

Hak yiyip sonra zengin iftar çadırlarında reklamlı şovlar yapmak riyadır.

Helal olmayan her türlü kazanım…haramdır.

Bu insanların zararı hem kendisine, hem hakkını yediklerine hem de toplumun kötü örnek olduğu diğer fertlerinedir. Yani günah misliyledir. Dahası bu kul olmayı başaramayanlar hem günah işlemiş, hem günahın vebalinden çekinmemiş, hem günahkârlık örneği teşkil ederek şeytanlaşmıştır.

Uzatmaya gerek yok kanısındayız.

Girdap kulu çeker götürür en derin karanlıklarda mahfına sebep olur.

Açlıkla, şehvetle, paraya taparcasına, başka kişileri ilah edinircesine hak etmediği şeye el atmak mü’mine yakışmayandır. Bir şeyin helal olması ancak hak ile doğru orantılıdır. Haram ise hak olmayan her şeyle ilgilidir.

Ben istemedim onlar verdi diyerek hak etmediği bir mesela kömür yardımını almak ta hak yemektir.

Bu ihale bende kaldı ama ben bunu yapacak kapasitede değilim denildiği anda icabeden o işin geri iadesidir.

Liyakatsiz olduğu, hak yoldan kazanılmadığı bilindiği sürece o iş, o işten kazanılacak her kuruş haramdır. Ve helal paralarla kazanılmış kocaman bir havuza düşen haram bir damla diğer helal damlaları da haramlaştırıverir. (Bu misal Peygamberimizindir.)Haram lokmayı evine götüren, şehvetli gecelerde tüketen, evlatlarının kursağından aşağı indirenler sadece kendilerinin değil o insanların da mahfına sebep olurlar.

Rızkı ve nimeti, dilediğine, dilediği kadar veren sadece Allah’tır. Allah fakir değil, eli sıkı değil, cömert ve rahmeti bl olandır. Milyonlarca türden milyarlarca canlının hiçbiri açlıktan ölmez. Veryansın edenlerin feryadı daha çoğunu daha az yorulmayla temin için ve açgözlülük nedeniyledir.

Oysa o para ve malların, evlat ve makamların o kula yüklediği o kadar çok vebal vardır ki… hakkıyla yerine getirebilmek gerçekten zordur.

Yine unutulmasın ki Allah herkesi gücü nispetinde sorumlu tutar, kimseye taşıyamayacağı yük yüklemez. Parası yok diye, karnı aç diye çalanın… yatacak yeri yoktur.

Komik olan şudur ki insanlar içinde haram olabilir korkusuyla hacca icabet ederken helal para peşindedir ama günlük hayatta bu ayrım asla yapılmaz. Bu durumda şöyle mi demelidir;

“Allah’ın huzuruna sadece Hac esnasında çıkılmaz, asıl mahşer ahiret yurdundadır ve Allah zalimlerle konuşmayacaktır!”

Ne bu dünyada ne ahiret yurdunda.

Rabbim bizleri haram lokmadan, hak etmediğimiz kazançtan uzak eylesin.
Rabbim evlatlarımızı da harama düşman olanlardan eylesin.
Rabbim hakkımızı yiyenlerle ahirette hesaplaşmayı nasip eylesin.
Rabbim kamu malına el atanları cehenneme direk eylesin.
Amin!

Menfaat girdabı

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir