Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Menfaat uğruna haktan sapanlar
imanilmihali.com
Menfaat uğruna haktan sapanlar

Menfaat uğruna haktan sapanlar

Menfaat uğruna haktan sapanlar

İslam’a tabi olduğu iddiasındakilerin tamamı, dünya süslerinin bir sınav vesilesi olduğunun farkındadır. Lakin şeytan çoğu zaman bu insanlara bu değişmez gerçeği unutturur ve nefisler tam aksini güdüleyerek kulları beşeri galibiyetlere kışkırtarak, haksız dahi olsa kolay ve haram kazançlara yöneltir.

Kâğıt üzerinde tüm Müslüman dünya haramdan zinhar çekinir ve yemekten korkar lakin ortalık nedense haram lokmalardan, haramla gelen servetlerden geçilmez olur. Yeterince güçlü olmayan imanlar, dini tanımaktan aciz kullar, Kur’an’a mesafeli olup İslam’a tabi olduğu iddiasındakilerin durumu bu yüzden maalesef çok acı ve zavallıdır.

Dünya servetleri haksız ve helal değil ise, biriktirilen o mal ve paralar, maneviyatta büyük zarar ve ziyana sebebiyet verdiği halde nefislerin açlığı hiç bitmez ve tevekkül maalesef kenara konan banka hesaplarına yaslanır.

Halbuki dinen zenginleşmek doğru değildir. Kazanmak ve çalışmak meşru ama biriktirmek ve kenara koymak, hele o servetlerle şımarıp büyüklenmek asla caiz değildir. Durum buyken dünya şehvetleri uğruna menfaat beklentileri ile harama uzanmanın anlaşılır bir tarafı da olamaz. Olamaz ancak haktan sapmak pahasına pek çok Müslüman etiketli insan ruh ve bedenlerini para veya mevkiler için satmakta, hiç değilse dini fanatizmleri adına hak ve adil olanı değil de kendisine söyleneni yapmaktadır.

Hak ve adil olana itaat ise Allah emridir. Doğruluk ve dürüstlük, doğruluk ve güzel ahlakta sebat Allah emridir. Kendimiz, yakınlarımız, ana babamız aleyhine dahi olsa adaletten sapmamak Allah emridir. Emridir ama dinleyen yok denecek kadar azdır. Çünkü insan zalim, cahil ve nankördür.

Biat ve itaat konusunu dahi menfaati veya nefsi istikametinde tercüme etmeye çalışan cahiller ordusu, hakkaniyete yeni tanımlar getirerek kendilerini beyhude yere savunurken ahiret yurdundaki hesaplardan da bir şekilde yırtmak umudundadır. Çünkü kendisine din dışı işleri buyuranlar bunu da düşünmüş ve Kur’an’sız toplumlara ahirette şefaat ile kurtulacağı yalanını çoktan yutturmuştur.

Oysa iş öyle değildir.

Evvela bu dünyada haksız kazanılan her bir lokma bir başkasına aittir, o başkasının hakkıdır ve o hak elbet geri ödenecektir. Sonra haksızlık, beraberinde adaletsizliği getirir ki bu Allah emrine karşı çıkmaktır. Bilumum düşünülünce ise bu küfürde iştirak hali ahirette hesaplaşmayı ve helalleşmeyi kaçınılmaz kılar ki oradaki hesaplaşma para veya mal takası değil doğrudan sevap – günah takasıdır.

İş bu kadar vahimken menfaat uğruna haktan sapanların gafleti nedendir?

Buna evvela Kur’an’ın okunmaması, okunsa da anlaşılmadan okunması sebeptir.Kur’an okunmadığı içindir ki vebalin vehameti anlaşılamamakta, doğru bilinememekte, doğru diye kakalanan yanlış şeyler dinin doğru hanesine yazılmaktadır.

Sonra nefis ve şeytanlar bu haksız kazançları ve paraya teslim olmayı emretmektedir ki bu başlı başına imansızlık göstergesidir.

Nihayet dini akidelerin zayıf olması, öğüt almaya reaksiyonlar ve şirk kokulu dilencilik halleri nedeniyle çalışarak kazanmayı zor bulmalar kulu haram olsa da kolay kazanımlara iter.

Ve … insan zalim, cahil, nankör ve acelecidir.

Bu yatkınlık ve teslimiyet karşılığı ödenen bedeller ilk başta çok umursanmaz. Çünkü kısa vadede makamlar, servetler ele geçmiş, nispeten rahat bir yaşam kazanılmıştır ama düşünülmez ki o haksızlık bir başkasının mağduriyeti demektir ki bu da bir zulümdür. Dahası o kazanımın iadesi kaçınılmazdır.

O halde haktan sapmak karşılığında bir kazanç olmasa bile büyük hata iken, bu sapmanın bir menfaat karşılığı kasten ve isteyerek yapılıyor olması affedilir bir suç değildir.

Bu haktan sapma işi değişik vaziyetlerde tezahür edebilir ki en tesirlisi toplumun tamamına veya kamunun gidişatına tesir edecek hallerdir ki ileriki zamanlara akseden menfiliklerin vebali misliyle fazladır. Yani bir kula haksızlık yapmakla, kamuya ve gelecek nesillere haksızlık yapmak bir değildir.

Helalleşme faslı da bir kişiyle helalleşme ve kamunun tamamıyla helalleşme anlamında bir olamaz. Ahiret günü o toplum veya halkın tamamıyla helalleşmek mecburiyetinde kalınması dahi kulu mahşerde sonsuz ızdırap ve endişelere sevk edecektir ki sonrasında şefaate mazhar olunsa dahi bu ızdırap kula acı olarak yetip artacaktır. Kaldı ki hak yiyenler için şefaat masaldan ibarettir.

Dünyada haksız olarak elde edilen kazanımlar ateşten birer halka olarak boyunlara takıldığı gün gerçek anlaşılacak ama vakit çok geç olacaktır.

O haksız menfaati sağlayanların durumu da farklı olmayacak, kanan ve kandıranlar aynı ateşe hem de misliyle cezaya muhatap kalacaktır.

O halde imanlı kullar için işin doğrusu adalet ve haktan sapmamak, hele menfaat için asla eğilmemek, dürüstlük ve doğruluktan taviz vermemek, Allah yolundan dönmemek, zulmetmemektir.

Allah’ın emirlerini baş tacı etmek yerine başkalarının boyunduruğuna girmek, onların rızası için yaşamak, hiç olmazsa verilen kararlarda o kişilerinde rızasını aramak ve memnuniyetlerini esas almanın dindeki adı şirktir ve şirk affedilmeyecek bir suçtur.

Bu nedenle yol yakınken, daha nefes alınıyorken, salih amel üretecek, imana dönülecek vakit ve zaman varken yanlıştan Hakk’a dönmek doğru ve lazım olandır.

Yoksa hakkı saptırmak, haktan sapmak yeterince büyük bela iken bunu menfaat uğruna kasten ve ahiretten vazgeçerek yapmak çok daha büyük beladır.

Bu yazılanlar sadece bir öğüttür.

Akıl ve kalp gerçeği ancak Kur’an’da bulur. Bu yüzden kimseye, hatta bizlere dahi kulak vermeden kul, Kur’an’a danışmalı ve doğruyu sadece Kur’an’da aramalıdır.

Not; dinci tayfanın hiçbirisi Kur’an’a müracat edemez çünkü foyaları meydana çıkar. Onun yerine mişnalara, uydurma hadislere sığınırlar ki zaten o yalanları onlar veya aynı fikirdekiler icat etmiştir. Ama mutlak gerçek ancak Kur’an’dadır ve ahiret hesabı sadece Kur’an iledir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak Yüce Allah kitabı Kur’an’da defaten sadece kendisinden korkulmasını emretmiş, dünya ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir