Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Mezarlıklar pişmanlarla doludur
imanilmihali.com
Mezarlıklar pişmanlarla doludur

Mezarlıklar pişmanlarla doludur

Mezarlıklar pişmanlarla doludur

Fani dünya hele servet ve evlatlarla tatlı bir rüya gibidir. İnsanı zevklerden sefalara, şehvetlerden günahlara hayasızca sürükler ve zaman durmak bilmeyen bir kandırmacadır. Nefis ve şeytanlar, cahil zalimlerle kolkola sayısız kötülüklere imza atarken kul kandığının, aldandığının farkında bile olmaz çoğu zaman.

Yaşam bu tatlı hayal ile devam eder ve bir zaman sonra sanılır ki iman ve huy yerine oturur, yaş ile gelen tecrübe kulu tanzim eder ve hatalar resetlenir, silinir gider.

Oysa bir bakılır ki çoğu insan zulümle, haksızlık ve kötülükle bezenmiş ruhlarını temizleyemeden ahirete intikal eder ve kimse ne zaman öleceğini bilemeyeceği için de ıslah ve tevbe çoğu zaman gerçekleşemeden güdük kalır.

Hayat süsleri ile insanı aldatır ve ahireti unutturur. Bu nedenle insan bugünü değil yarını yaşamak meyilindedir. Buna rağmen yarınların ötesini asla hesap etmez.

Oysa yarın sahne kapanacak, rüya bitecek, uykulardan uyanılacaktır.

Gerçek alem ve hayat yeniden dirlişle başlayacağı anda görünür ve bilinir olacak, fani dünya hayatını sınav olsun diye süsleyen sahteliklerin hiçbirine rast gelinmeyecek o perde arkasında hakikat anlaşılır olacaktır.

O zaman pişmanlıklar sel olup akacak, elde avuçta olanlar fidye verilmek istenecek, kulu kandıranlarla hesaplaşılacak, lanetleşilecek ama son pişmanlık asla fayda etmeyecektir.

Perde arkasında imanın neden gerek ve şart olduğu anlaşılacak ama iman etmeye fırsat olmayacaktır. Çünkü iman görünene değil görünmediği halde sırf Allah emrettiği için inanmaktır.

İnsanların çoğu ayetin tarifiyle imanına şirk bulaştıran, şeytana uyan zavallılardır. Bu nedenle Yüce Allah cehennemi ağzına kadar dolduracağına ahdetmiş ancak cennetler için aynı ahidde bulunmamıştır.

Şeytan, ahdindeki saptırma işini layıkıyla yapacak, insanların çoğunu saptıracak, azdıracak, haddi aşan nankörlerden edecektir.

İmanlı az sayıdaki kul ise kurtulacak, tevekkülün ödülünü alacak ve sebatıyla mükafata erecektir.

Din Allah’ın, ahiret günü Allah’ındır. Orada fidye alınmayacak, zerrece haksızlık yapılmayacaktır.

Orada pişmanlar ordusu cehenneme sevk edilirken dünyada yapıp edilenlerin masal olduğu anlaşılacaktır.

Mezarlıklar pişmanlarla doludur. Şirk ve küfre batanlar, münafıklıkta zirve yapanlar, sakal, sarık ve tesbihle iman ettiğini sananlar, Peygamberin Kur’an ahlakını değil de beyaz giysisini örnek alanlar, dine ve Peygambere yalan söyletenler, ayetleri hafife alanlar, Allah’ın sınırlarına riayet etmeyenler, günahların vebalinden korkmayanlar hep pişmandır.

Ezenler, zulmedenler, hak yiyenler, harama uzananlar, kamu malına, yetim hakkın atecavüz edenler, kan ve gözyaşı sellerine sebep olanlar hep pişmandır. Öldürenler, çalanlar, yalan söyleyenler, gıybet ve iftira edenelr hep pişmandır.

Mezarlıklar bu pişmanlarla doludur.

Peygamberimiz en az yılda bir mezara gidilmesini bu nedenle istemiştir. İstemiştir ki mü’minler ölümü ve ahireti hatırlasın, pişmanlıklar yaşanmadan tevbe edilebilsin.

Gaye hasıl olmuş mudur? Hayır!

Ecelle bile girilen toprağın üstü altın yaldızlı mermerlerle kaplanmış, en manzaralı yerler çoktan tapusuyla satın alınmıştır bile.

Mezardakiler konuşamayacağı için de kimseler onların feryad ve nasihatlerini duyamaz. Oysa bir tek ses duyulsa dünyada iman etmeyen kalamazdı.

Pek bu duyulmayan sese tercüman olan Kur’an neden bedenlere ve kalplere bu denli uzaktır o halde? Neden Kur’an’ı anlayarak okumak yerine anlamadan okumayı veya hiç okumamayı tercih eden milyonlar dünyaya dalıp gitmektedir? Neden akibet ve pişmanlıklar malumken insan denen cahil varlık hayatı muntazam ve iman dolu yaşamaya gayret etmez? neden şeytana teslim olanlar egemen ve kördür? Neden pişmanlıkla girilecek o mezarlar kula bir şey anlatamaz?

Mezarlık ziyaretinden hemen sonra günaha dalanlar için elbette bu yazılanlar bir şey ifade etmez. nasıl ki namazdan sonra ruhlar törpülenmiyorsa hastane ve mezarlık ziyaretlerinden sonra da akıl ve vicdanlar ürpermez çünkü kulaklar sağır, gözler kördür.

Kur’an gözler önünde olduğu halde mazlumdur, zulüm altındadır ve nefse tabi kullar o ufacık akıllarıyla dine ve hayata mana yüklemeye çalışmakta ama var olan manayı anlamaya çalışmamaktadır.

Nihayetinde pişmanlar kervanına katılacak milyonlar sahte gülüş ve kazanımlarla ecele sürüklenirken ecel sonrasındaki karanlık akibetleri yok saymakla en çok da kendisini kandırır.

Zerrece hata ve unutma yapılmayacak, zerre kadar haksızlık yapılmayacak o din gününde son pişmanlık asla kar etmeyecektir. Ve Allah’ın şefaati sadece “Allah rızasına mazhar olanlar” içindir.

Kabirler pişmanlıklarla doludur. Kabristanın her yanından yükselen feryatları duyabilmek imanı gerektirir. İman, pişmanlıkları yok edemese de en aza indiren, affa nail olmayı ihtimal dahilinde kılan fazilet ve erdemdir.

Kur’an, imana vesile, Allah rızasına mazhariyet ve inşallah pişmanlığa engeldir.

Mezarlıklar pişmanlarla doludur ve pişmanlar ordusuna her gün binlercesi daha katılmaktadır.

Rabbim bizleri pişman olanlardan eylemesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Huzurda mahçup edecek haller

Huzurda mahçup edecek haller

Huzurda mahçup edecek haller Yüce Allah, yaşamı ve eceli kimin daha iyi iş göreceğini ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir