Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Misyonerlik ve misyonerler
imanilmihali.com
Misyonerlik ve misyonerler

Misyonerlik ve misyonerler

Misyonerlik ve misyonerler

Geçenlerde bir Profesörümüzün araştırmasında okuduğumuz bir yazı bizleri hayretlerde bıraktı. Yazının özü şuydu ki yazı; ülkede yaklaşık 476 tarikat ve sadece İstanbulda 5.000’e yakın apartman katı kilise var diyordu.

Misyonerin kelime anlamı görevli olmak, görev yürütmek demektir ve konu din olunca da kendi dinini başka dine mensup olanlara tanıtmak, davet etmek ve hatta kandırmak, gerekirse parayla satın almak, hiç olmazsa o dinin içine nifak sokmak manasına gelir.

Zaten apartman katlarına mahkum olması da yasal olmadığının ve gayet zararlı faaliyetler sürdürdüklerinin ispatıdır.

Bu kimselerin finanse edildiği, himaye edildiği, görevlendirildiği, bazı yetkilerle donatıldığı, o görevler için özel olarak seçilip eğitildikleri sır değildir. Hatta bu görevi gönüllü olarak yürüten ünlü sinema oyuncuları bile vardır.

Misyonerlerin görevi boşluktaki, ergenlikteki, dine mesafeli durumdaki kimseleri bulmak, ağlarına düşürmek, başlangıçta tatlılıkla, parayla, gerekirse sosyetik kızlarla, yakışıklı erkeklerle, lüks ve şatafatla kandırmak, bu sayede çektikleri örümcek ağı içinde kanlarını yavaş yavaş zehirlemek ve nihayet kendilerinden yapmaktır.

Arkalarındaki ülke veya gruplar onları para ve yetkilerle donatarak, her türlü medya ve matbaa desteği vererek, o ülke lisanını öğreterek, hatta o insanların dininin ana temalarını öğreterek (bu dejenere etmek veya şaibe katmak için şarttır) hedef ülkeye gönderirler ve süreleri boyunca da yalnız bırakmazlar. Hatta bunlar ifşa olursa ortalığı ayağa kaldırırlar ki müteakip görevlendirmelerde kullanacakları insanlar korkusuzca göreve talip olsunlar.

Misyonerler azı hariç masumane olarak dinleri adına iyi bir şey yaptıklarını sanırlar. Sonuçta dinlerini tanıtmakta ve taraftar toplayarak, vicdanlarını da rahatlatmaktadırlar. Ama bu grup aslında neye ve neden hizmet ettiğinin çoğu zaman farkında değildir. Çünkü hedef aldıkları dini en baştan eski, yanlış veya uydurma farz ederek (kendisine bu yönde telkinler yöneltilerek) aklın yollarını tıkarlar ve asla mukayeseye veya açık tartışmaya girmezler, giremezler.

Tehlike şurdadır ki bu misyonerler gerektiğinde yalana müracat etme haklarına sahiptirler, satın alma güçleri yani maddi kaynakları sınırsıza yakındır, hedef ülkedeki arayış içindeki gençleri havadayken yakalamak gibi bir hünerleri vardır. Yani hedef gençler ve çocuklardır ki usul ve yöntemleri çok çeşitlidir.

Kimisi yurt dışı eğitim imkanı sağlar, kimisi güzel kız ve oğlanlar ile arkadaşlıklar tesis ettirir, kimisi lüks hayat vadeder, kimisi yurt dışına yerleştirme garantisi verir, iş imkanı sağlar, lisan öğretir, gezilere götürür, kiliseleri göklere çıkartır, bedava kaynak temin eder, barınma imkanı verir, tabi ki bolca para veya harçlık verir ki bu onların toplantılarına gidildiği sürece devam eder.

Misyonerler kağıt üzerinde masum din tanıtıcılarıdır ama çoğusunun ek görevleri vardır ve bu en basit anlamda anket ve araştırma yoluyla hedef ülke hakkında sosyolojik veya maddi bilgi toplamak gayretidir.

Kandırdıkları gençlerin hassasiyeti ve zaafı ne ise onunla vururlar, hayalleri ne ise onu vadederler.

Yine tehlike şurdadır ki bu ağa çekilen gençler, kendi dinlerini tanımadığı için, o misyonerlerin yanlış veya noksan tanıttığı kendi (hedef ülke) dinlerini savunamazlar ve abartarak anlattıkları misyonerin dininin aslında yalan olduğunu iddia edemezler. Çünkü bilmemektedirler.

Dini tanımayan, reddeden veya kötüleyen bu cahil gençliğin, ülkede elinden tutan olmadığı için, misyonerlerin uzattığı dost görünümlü el onlara cazip gelir.

Misyonerler, akıllı ve tecrübelidir, ikna kabiliyetleri yüksektir. Zaten batı sevdalısı gençliği kandırmada bu yüzden çok zorluk çekmezler.

İnsan, istediği dine girip çıkmakta, iman edip etmemekte serbesttir çünkü İslam cennete giden yolları gösterip, cehenneme giden yolları da kapatmayandır. Ama bu Müslüman anne ve babadan doğma çocukları, batıla kaptırmaya sebep ve mazeret değildir, olamaz.

Sadece bir şehirde bu kadar çok sayıda saklı kilise varsa durum çok vahim demektir ki acı ve zalim olan tarikatlarında çoğu zaman aynı mantıkla çalışmasıdır.

Tarikatlar da özellikle gençlerden, maddi durumu zayıf ama itikadı (akidesi) yüksek gençleri bulur, bedava barınma ve eğitim imkanı sağlar, akabinde zehirler.

Misyonerler, işi daha üst çıtalara taşıyabilirler ki ikna adına her türlü ahlaksızlık, şeytani ayin, şehvet türü yansımalar onlara göre masumane silahlardır ve mübahtır. Yeter ki av ağa düşürülebilsin. Bu gayretler içinde şantaj var mıdır bilinmez ama muhtemeldir.

Misyonerlerin gayretleri, o ülkedeki insanları kendi dinlerine davet etmek gibi masumane asla değildir. Orta ve uzun vadede gaye; hedef ülkenin dinini tarumar etmek, kendi dinlerine mensup ve artık onlardan olan insanları yönetim kademelerine getirmek, halkın gözünde etkin mevkilere sabitlemek ve böylece hem kalpleri hem servetleri ele geçirmektir ki bu arada o ülkenin dini hobileşecek, zayıflayacaktır.

Misyonerlik faaliyeti daha ziyade Katolik Kilisesince ve hristiyanlık adına yürütülür. İncilin özet ve Türkçeleştirilmiş (birinci kalite kağıda basılı) hali gençlere ücretsiz dağıtılarak ilgi çekilir, seminerlere ve konferanslara davetiye çıkarılır, sonra seçilenler (uygun avlar) ayrı bir özenle belirlenir ve imtiyazlarla desteklenerek ele geçirilir.

Tuzağa düşen gençlerin anne ve babaları çoğu zaman işin farkında değildir çünkü dünyevi telaşları vardır ve evlatlarına din eğitimi vermek yerine Kur’an kursuna göndermekle yetindikleri için de dine zaten hakim değillerdir. Kur’an’ı daha kendileri bir kez olsun anlayarak okumadıkları, çocuklarına örnek olmadıkları, onlarla dost ve arkadaş olamadıkları, eğitimli olmadıkları, geçim sıkıntısına düştükleri, yorgun ve mutsuz oldukları, sabırsız oldukları için de evlatlarındaki değişikliği fark edemezler.

Gençler bu tuzağa düştükleri ilk anda her şeye rağmen temkinlidir. Bir korku ve alışılmamışlık vardır. Sonra yavaştan tedirginlik kalkar çünkü misyonerler asla ürkütmezler, tereddüt kalkar çünkü aleni değildir, rahatlama yaşanır çünkü kandırılan pek çok kimse vardır ve para tatlıdır, anlatılanlar rahatsız etmez çünkü tüm dinler (tahrif edilmiş olanlarla hak din İslam) sanki kardeşmiş veya farklı versiyonlarmış gibi gösterilir.

Gençler, kendileri gibi olanlarla özel gruplaşmalar kurarlar ve eğitim bu sayede seminer dışı zamanlarda da otomatik olarak devam eder. Aralarına katılan seksi kız ve erkekler ise işin süsüdür. Ceplerine konan harçlıklar da cabası.

Bir zaman sonra gençler kendilerine anlatılanlarla, toplum kabulleri arasında bir çatışma sezerler. Sezerler ama bunun nedenini ve mahiyetini tercüme edecek kadar dine vakıf değillerdir ve çaresiz yeni anlatılanları doğru kabul ederler.

Çok uzun vadede bu gençlerin tamamına yakını geri döner, kurtulur. Ama onları kurtaran ne birileridir ne de aileleri. Onlar kendileri kurtulurlar çünkü anlatılanların batıllığı ve sahteliği anlaşılır olur, ilk başlardaki kandırma mekanizmaları artık işe yaramaz hale gelir.

Kurtulamayan az sayıda gençlik ise maalesef telef olur ve hayatının geri kalanını heba ederek, rezil vaziyette geçirir. Vadedilen çoğu zenginlik ve makamların da yalan olduğu anlaşılır ve kandırılmış olmanın acısıyla boynu bükük vaziyette evlerine geri dönerler.

Maalesef bu arada intihar eden, şeytan ayinlerine kurban olan, uyuşturucu müptelası haline gelen, insanlıktan çıkan, seri katil psikolojisine yakalanan çok sayıda da genç vardır ve bunlar hayata veda ederler.

Kendisini bu bataktan hiç kurtaramayanlar ise misyonerleşir, devşirme hristiyan olur, kandırılan mevkinden kandıran mevkine terfi eder ama sonuçta hüsrandan başka bir şey elde edemez ve bir kafir olarak hayata veda eder.

Misyonerlik yeni bir şey değildir ve asırlardır devam etmektedir. Ruhbanlar, azizler gibi inzinaya çekilmiş, kendisini dine vermiş insanlarca kaşif gibi tanıtma görevleri çok uzun süredir vardır ve maalesef hedefte hep müslüman ülkeler vardır. Çünkü buralar hem fakir, ham aç, hem cahildir.

Anne ve babaların bu konuda yapacağı şey çocuk ve gençleri izlemek, onları ve kendilerini eğitmek, Kur’an’ı anlamak, takip ve kontrolde acizlik yaratmamak, vahim durumlarda yetkililerden yardım istemektir.

Din yani hak din İslam, üç beş kandırılmış genç ile bir şey kaybetmez. Kaybeden o aileler ve evlatlarıdır. Lakin zarar tüm toplumadır ve uzun vadede dinedir.

O halde bunların yasal olmadığı, meşru ve adil olmadığı, şeffaf olmadığı düşünülürse niyetlerinin masumane olmadığı da açıktır.

Çünkü en başta yalanladıkları dine savunma hakkı vermemek için gizlice faaliyet gösterirler. O kandırılan gençlerin hakiki mukayese yapmasına imkan sağlamadıkları için adil değillerdir. Rüşvet ve hile kullandıkları için çirkindirler. Şeffaf olmadıkları ve sinsi çalıştıkalrı için zaten hak değildirler.

Kamu bunlarla yoğun mücadele etmek mecburiyetindedir.

Dinin, ılımlısı, ortası, diyaloğu, siyasisi, moderni, doğulusu vs. olmaz! Din tektir, haktır, İslam’dır. Ve İslam Kur’an’dadır.

Tarikatler, mezhepler, cemaatler, hizipler, fırkalar dahil tüm diğer din misyonerlerinin gayesi gençleri kendilerinden yapmaktır ve bu arada o gençlere asla tercih hakkı tanımazlar, tenkitlere kapalıdırlar. Gençler kanınca da kendilerine esir ve köle eder, dinden çıkarırlar.

Allah Tek, Kur’an Tek, Hz. Peygamber Tek, İslam Tek’tir.

Böyleyken bölmek, parçalamak, değiştirmek, dilimlemek yanlıştır.

Bunu yapan kim olursa olsun dine düşmandır, Allah’In dinine isyan halindedir.

Anneler ve babalar bu yüzden aile içinde örnek ve öğretmen olmak zorundadır. değilmi ki okullardaki din eğitimi kafi değildir, değilmi ki Kur’an kurslarının Kur’an ile alakası yoktur o halde aileler evlatlarına terbiyeyi ve dini kendileri öğretmek mecburiyetindedir ve bu çok kolaydır.

Kur’an’ı anlayarak okumak ve okutmak, ara sıra nasihat ve sohbet etmek kafidir.

İbadet, amel ve ahlaka dair, imana ait meselelerde gence yardımcı, öğretici ve varsa yanlışlarda düzeltici olmak kafidir. Ama bunun da ilk şartı evvela anne ve babanın dini bilmesi, imanı tanımasıdır.

O kiliselerle aynı apartmada oturan sakinlere düşen gürevde durumu yetkililere bildirmektir.

Özetle; insanları kandırmak ve bu sayede bir takım şeyler elde etmek gayreti yeni değildir. Din adına bu öncelikle Hristiyanlar eliyle yapılır ve mantık tarikatlarla aynı şekilde çalışır. (İkisi arasındaki tekniğin aynı oluşu kullara bir şeyler anlatmalıdır, kaldı ki çoğusunun finansı da aynı merkezdendir)

Hak din İslam, sondur, tamdır, değişmez ve bakidir. İslam diğer dinleri nesh etmiş yani hükmünü ilelebet ortadan kaldırmıştır. Bu beyanda diğer kutsal kitapların da, diğer din ve peygamberlerin de muteberliği ancak Kur’an’a uygunlukları ölçüsündedir.

O halde tüm dünyayı İslam’a davet yerine, o batıl ve tahrif edilmiş dinlere kaymak aklı kullanamamak, şeytana uymaktır.

Aileden kamuya kadar her alanda herkes bu tehlikeyle mücadeleden sorumludur.

Allah, gayretleri ödüllendirecek olan, kanmayanları seven, kananlara ise azap edecek olandır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir