Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / MÜHÜRLÜ KALPLER VE KADER
imanilmihali.com
mühürlü kalpler

MÜHÜRLÜ KALPLER VE KADER

MÜHÜRLÜ KALPLER VE KADER

Mühürlü kalpler ve kader

Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerimde, Efendimiz (asv)’e hitaben şöyle buyurmaktadır:
“Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara Suresi, 2/6-7)
Burada netice kalplerin mühürlenmesi, sebep ise kulun isyanıdır. Cenab-ı Hakk’ın ilahi iradesi, ihtiyari işlerde kulun cüz’i iradesine tabidir. Yani kul, neyin yaratılmasını dilerse, Allah onu yaratır. İnsan isyan eder, netice olarak da kalplerini ve kulaklarını Allah mühürler.
Fabrikanız mühürlendiğinde suçu mühürleyene mi atarsınız yoksa gerçek suçlu kanun ve yönetmeliklere uymadığınız için siz misiniz? Mühürleyenlerin size kin ve hıncı yoktur. Kızmanız gereken kurallara uymayan asıl kendinizsiniz.
Kul kalbini, küfür, şirk, günah, isyan gibi kirlerden temizlemediği takdirde, Allah onun fabrikasını, yani kalbini mühürleyecektir. Ve mühürlenmiş bir fabrikadan ürün çıkmayacağı gibi, mühürlenmiş bir kalpten de iman, muhabbet, marifet gibi olgular çıkamaz.
Cenab-ı Hakk’ın, insanın nefsinde ve kâinatta sergilediği nihayetsiz lütuf ve ihsanları, iman nuru ile görülür. Başta küfür olmak üzere günahlar ve isyanlar bu seyre perde olurlar. İnsan günah ve isyana devam ettikçe, Rabbi ile arasındaki perdeler kalınlaşır.
“Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Nur 24/35)
Bir insan işlediği günahlara tövbe ederek Adem (as) gibi mahcubiyetini, huzura çevirmediği takdirde, nefsinin hükmetmesiyle, kalbine, iman nuru yerine iblis gibi, gurur, riya, şehvet, isyan ve en nihayette küfür yerleşir. Bu hâl ise onun kör olmasına ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.
Yoksa Allah Teâlâ, iman ve sâlih amel üzere bulunan bir insanın kalbini mühürlemez. Aksine gönül kapılarını sonuna kadar açarki kulun kendisine sevgisi hayat bulsun, ferahlasın, genişlesin ve başka kullara da bulaşsın.
Küfür yolunda yürüyen kimseler, kâinatta, Allah’ın varlığına, birliğine, rahmet ve keremine şehadet eden sayısız ayet ve delilleri okumamakla ve nihayetsiz tesbih ve sedâları işitmemekle, kalplerinin ve kulaklarının mühürlenmesine ve gözlerine perde çekilmesine kendileri sebep olurlar.
Kalplerin mühürlenmesi ile alakalı âyet-i kerime müşrikler hakkında nâzil olmuştur. Ve o müşriklerin kalplerinde şirkin tam hâkimiyet kurması ve tevhide yer kalmaması, “kalp mühürlenmesi” şeklinde ifade edilmiştir.
İşte kendilerine hidayet kapısı kapananlar, bu noktaya varan müşriklerdir. Yoksa günah işleyen, zulüm eden yahut küfre giren her kişi için hidayet kapısının kapanması söz konusu değildir. Bir tek şirk günahı bundan hariçtir. Çünkü Allah bütün günahları affedebileceğini ama şirki ffetmeyeceğini bildirir ki şirk kendisinin yok, yetkisiz, ortaklı ve çoklu kabul edilmesidir. Bu zaten affedilmeyecek bir isyandır ve cezası da büyük olacaktır. Onların kalbi sadece kilitli değil aynı zamanda kapkaradır.
Kalbi mühürlenenler, tevhide dönmeleri imkânsız hâle gelen, tövbe kapısından içeri girmeyi reddedenlerdir. Ve onlar, bu çukura kendi iradelerini yanlış kullanarak girmişlerdir.
Ayetin maksadı kalpleri İslam’a ve kulluğa kapanmış şirk simsarlarını göstermektir. Bu simsarların nüzul sebebine bağlı olarak birkaç kişi ile sınırlı olması komiktir. Çünkü ayetler yaşayan organizmalardır ve kıyamete kadar hüküm sürecek dinin temeli olan Kur’an nüzulünden sona kadar tüm hakikatleri bünyesinde barındırır. Ama bu şiddetli tembih karamsarlık değil korku vermeyle yetinmeli aksine kulları yeise değil daha çok iman ve ibadete gark etmelidir.
Konuya kader penceresinden baktığımıza göre şunu demek gerekir ki; Yüce Allah zaten onların asla ıslah olmayacağını ve olmadığını bilendir. O yüzden kalplerinde iman nuru olmadığını ve asla tövbe etmeyeceklerini de bilendir. Yani kurtuluşu olmayanlar kalpleri mühürlü olanlardır. Başka bir deyişle onların akıbetini bilen Allah durumları hakkında bilgi vermekte, sebep kendileriyken sonuç cehennem olmaktadır.
Allah insan iradesine verdiği müsaade ile dilemesine razı olur ve kul neyi dilerse onu yaratır. Sonradan kimsenin madem kötüydü Allah müsaade etmeseydi demeye hakkı yoktur. Onlara şöyle demek lazım gelri; “O zaman azmayı dilemeseydiniz de cehenneme konuk olmasaydınız!”

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir Kader, ellerimizle işlediğimiz nakıştır. Yaşamın ve dinin önündeki en büyük ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir