Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Mülk ve kudret sadece Allah’ındır
imanilmihali.com
Mülk ve kudret sadece Allah’ındır

Mülk ve kudret sadece Allah’ındır

Mülk ve kudret sadece Allah’ındır

Mülk kelimesi insanlara arasında genelde mal anlamında kullanılsa da doğrusu o mal veya nesne üzerindeki yetki ve hakimiyettir. Bu kelime Kur’an’da daha ziyade kudret, hükümdarlık ve hükmetme gücü manalarında kullanılır.

Mülk yani kudret ve hükümranlığın sadece Allah’ta olduğunu bize bildiren ayetler hem dünya hayatında hem din günü olan ahirette tek ve mutlak gücün Yüce Allah olduğunu işaret eder.

“O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.” (En’am 6/73)

“Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Tegabun 64/1)

Sonsuz ilim ve kudret sahibi Allah yaratışta, varlıkta, yönetişte eşi benzeri olmayan, dilediğini yapan, herşeyi bilen ve gören, her şeye muktedir olandır.

“Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.” (Fatır 35/13)

İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler.” (Hac 22/56)

“O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır.” (Mü’min 40/16)

İnsanların dünya hayatında saltanatlar, makamlar ve mevkiler ile oyalanması, bu hakikati görememektendir ve en geç berzah aleminde herkes hakikati görecek ama vakit geç olacaktır. Dünya süslerinin katmerli kandırmacası olan beşeri hükümranlıklar sadece Yüce Allah’ın lutfu ve dilemesiyledir ve sınav içindir. Bu sınav hem yöneten hem yönetilenler içindir.

Bu makamlara aldanıp, başarıları kendinden bilerek büyüklenmek Allah’ın kudretini inkar ve sınavı anlamamaktır. Mülk ve kudreti kendisinde sananlar haşa ilahlık iddiasına yakın olanlardır ve bunun dindeki karşılığı bellidir.

Allah’ın mülk ve kudreti ise mutlaktır, doğrudur, koşulsız ve tamdır. Beşeri hakimiyetler ise zamana ve coğrafyaya bağlı sınırlı sultanlıklardır. Çünkü kudret sadece Allah’tadır.

“ .. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.” (Kehf 18/45)

“Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.” (Rum 30/54)

“Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.” (Fatır 35/44)

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.” (Zümer 39/67)

İnsanoğlu dinler tarihi boyunca zalim ve cahil olarak kendisine verilen emanete gerektiği kadar değer verememiş ve Yüce Allah’ın kudretini anlayamamıştır. Bu kibirle büyüklenme ve makamla aldanmadan kaynaklanan bir batıl ve şer ameldir.

Hakikat elbet anlaşılır olacak ve gerçek kudret, tüm kudret sahiplerine, bu kudret sahiplerine tabi olanlara, kudrete tabi olanların niyet ve amellerine değin herkese ve herşeye mutlak kudreti gösterecektir.

Yüce Allah’ın kudret ve hükümdarlığı egemen ve hak olandır. Her dönem ve coğrafyada değişmezdir, evrenseldir, mutlaktır. İlim, kudret ve mülkün tek ve gerçek sahibi olan Allah, kimin daha iyi işler yapacağını görmek ve kimlerin imanla yaşayacağını bilmek için hayatı ve eceli yaratandır.

Sınav, mutlak kudrete sadakat veyahut sahte kudretlere teslim olma sınavıdır.

“O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?” (Zümer 39/6)

Sınav, gerçekten dönmemek, gerçeğe tabi olmak ve gerçeğe göre yaşamaktır.

Gerçek, batıla düşman olan, Kur’an’da yazan, kainatta görünen ve kalplerde doğandır.

Beşeriyetin beyhude kazanımlarını kudretten saymak, mevi ve nüfuslarla aldanmak, hele bu kuvvetlerden dolayı kibirlenerek büyüklenmek ve ezmek kudrete karşı olmaktır.

Vebal, kudrete saygıyı ve bahşedilen mülkü hak yolunda kullanmayı gerektirir. Bunun aksi intihardır, ahiretten vazgeçmektir.

Çünkü mülkün ve kudretin tek sahibi Yüce Allah, rızkı, nimeti dilediğine, dilediği kadar verendir ve Allah süre tanıyan, hemen cezalandırmayandır. Böyle yapması tevbe kapısını açık tutması, haksızlıkların artması, haksızların helakının hak olması ve haksızlıklara tabi olanların iyice belli olması içindir.

O halde akıl ve kalp mutlak kudrete iman etme noktasında birleşmeli ve gerçek kudret sahibi Allah’ın emir ve yasakları ile alay edilmemelidir. Yoksa vebal büyük, azap fenadır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’ın Vaadine itikad imtihanımızdır

Dünya çok yakında artan zulüm ve şeytanlıkları harap edercesine, Allah’ın vaatlerinin tek tek gerçekleşmesine şahitlik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir