Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Mümin güvenen ve güvenilen insandır
imanilmihali.com
Mümin güvenen ve güvenilen insandır

Mümin güvenen ve güvenilen insandır

Mümin güvenen ve güvenilen insandır

Güvenmek, fenalık beklememek, rahatlık hissetmek, emin olmak halidir ve dinde güvenmenin adı tevekkül, güvenilir olmanın adı emin olma halidir.

Hz. Peygamberin risaletten önce dahi “el-emin” (en güvenilir kimse) olması örnek ahlakına nasıl delilse, ayetin işareti doğrultusunda güvenilmeye en layık olan da sadece Allah’tır.

Mü’min, sadece Allah’a güvenmeli, başkalarına tevekkül etmemelidir.

“O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih 48/4)

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.” (Enfal 8/2)

“O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.” (Haşr 59/23)

“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.” (Tevbe 9/128,129)

“(Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.” (Ra’d 13/30)

“ .. Mü’minler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (Al-i İmran 3/122)

“ .. Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” (Nisa 4/81)

“ .. Allah’a karşı gelmekten sakının. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (Maide 5/11)

“ .. Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.” (Maide 5/23)

“Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O’na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (İbrahim 14/12)

Mü’min güvenendir

Güven duygusu insanın en temel hislerindendir ve insan güvende olmayı ister. Bu duyguyu verebilecek sayısız sahte şey vardır. Para, makam, evlatlar, nüfuslu kişiler, şöhretler, miraslar, mallar buna örnektir. Lakin bunların tümü geçici ve garantisi olmayan şeylerdir ve hiçbiri asıl saadet ve kurtuluşu temin edemez.

Asıl güven hem bu yaşamda hem sonrasında emniyette olma halidir ki bunu verebilecek tek makam fani olmayan, hak olan Yüce Allah’tır. Yüce Allah ve O’nun ilahi sistemi, kitap ve elçileri güvenilmeye layık olanlardır. Diğer fani güvenceler ise bir sabah ansızın yok olabilecek veya vaadini yerine getirme gücü bulunmayan şeytanların fısıltıları, kandırmacalarıdır.

“İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.” (En’am 6/82)

“Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.” (Sebe 34/37)

“De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe 9/51)

İslam, sadece Allah’a teslimiyet manasıyla güvenilecek tek makamı da bizlere işaret eder. Huzur, barış ve esenlik anlamları da bulunan İslam bu sayılanları sunabilecek teslimiyetin adıdır ve o teslimiyet sadece Allah’a olmalıdır. Bu sadece kelimesi önemlidir çünkü bu kelime olmaz ise yana, beriye konan başka varlık ve kimseler olursa bunun adı iman değil şirk olur ki şirk affedilmeyecek tek suçtur.

“Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin.” (Bakara 2/208)

“Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.” (Fussilet 41/40)

“Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir.” (Hicr 15/45,46)

“Şüphesiz bu Kur’an, âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.” (Şu’ara 26/192-195)

“Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Al-i İmran 3/159, 160)

Şeytanlar sahte güven vermekte, vaad etmekte ve sonra caymakta hünerlidir. İşi bitince cayan şeytanlar yaratılmış ve fani olmakla da güvene layık olamaz. Çünkü yaratılmamış, doğmamış ve doğurmamış olan tek kudret Yüce Allah’tır. O, tüm yaratılanların yaratıcısı, her şeyin bilicisi, tüm varlıkların Maliki’dir. O, özü sözü bir, zerrece haksızlık yapmayandır.

“Allah’ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.” (En’am 6/81)

“Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!” (Yunus 10/71)

“Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.” (Nahl 16/111, 112)

Güven duygusu kalbe girdiğinde kul yılmaz, korkmaz ve eziyetlere sabırla sebat etmeye başlar. Çünkü o bilir ki başına gelen her müsibet ve güzellik Allah’ın dilemesi ve yazmasıyladır. O bilir ki Hz. Yusuf (as) gibi sabırda selamet vardır. O bilir ki kimse Yüce Allah’In yazdığını değiştiremez ve yine o bilir ki Allah’ın yazdığı şerde bile bir hayır mutlaka vardır.

Keza kul bilir ki şer ve hayırlar sınavın bir parçasıdır. Gerçek hayrı ise sadece Rabbimiz bilir. Bize düşen sabretmek, tevekkül etmek, imanlı kalmaya gayret etmek ve şeytanlara yenilmemektir. Çünkü şeytanlar imanı yıkmak için önce Allah’a olan güven duygusunu yıkmaya çalışır ve buna mecburdur.

Mü’min ise en zor şartlarda ve en geniş ferahlıklarda bile tevekkülden vazgeçmeyen devasa servetlere itibar etmeyen, dev gibi zulüm dalgalarına kahramanca göğüs gerendir.

Peygamberimizin gördüğü eziyetler ve cihadlarda yaşadıkları bu anlatılanlara emsaldir ve Allah’ın yardımı ancak mü’minler Allah düşmanlarıyla mücadele için canlarını ortaya koyduktan sonra gelecektir. Ayetlerde anlatılan bu kıssalar da gösterir ki Yüce Allah’ın yardımı iman edenlere, şehit olma arzusuyla ileri atılanlaradır.

“Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab 33/46-48)

Şeytanlar yedek ilah olarak kendisine kucak açan kimselere sahte güven duyguları verirken aynı zamanda da korkuturlar. En büyük korkutma silahı ise fakirliktir. Oysa, rızkı veren Allah defalarca buyurmaktadır ki şeytanın imanlı kalpler üzerinde sultası yoktur ve rızkı veren sadece Allah’tır.

“Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur.” (Nahl 16/99)

Mü’min güvenilendir

Tevekkülle iman saadetini yaşayan mü’minler inşallah dünya ve ahirette bahtiyar olurken, tevekkül etmeyen veya tevekkülü noksan olanlar güvenmedikleri Yüce Allah’tan dolayı güvende olmaya da mazhar olamayacaklardır.

Tevekkül eden mü’min Allah’a duyduğu güven ile kendisini düzelten ve emin sıfatına layık olmaya gayret edendir. Bu inanç ise mü’mini hak ve adalete sevk ederken, merhamet ve tevazuyu, paylaşma ve yardım etmeyi, infak ve şükrü de hediye eder.

Mü’min bu sayede güvenilir olmaya gayret eder ki kendisinden emin olunmayanın gerçekten iman edemeyeceğini bilir. Ticarette, aile hayatında, sokakta, ekranlarda söylediklerine, yaptıklarına inanılmasını arzu eden mü’min bunun ancak doğru ve dürüst olmakla mümkün olduğunu bilir ki bu faziletler Allah emridir.

Peygamberimizin örnek Kur’an ahlakını düstur edinen mü’min için zengin, fakir, genç, yaşlı, müslüman kafir ayrımı yoktur ve tek kıstas hak ve adalet ölçüsüdür. Allah adına şahitlik ederken adaleti dimdik ayakta tutmaya çalışan mü’min Allah korkusu ve Allah sevgisiyle yalan ve fitneye, şer ve zulme mesafeli kalır, bunlara ve bunları yapanlara da düşman olur. Allah için seven, Allah için buğzeden mü’min güven duyduğu Yüce Allah’ın ve diğer kulların güvenine layık olabilmek için zerrece haksızlık yapmamaya çalışır.

Makam ve servet için, şöhret ve şan için baki hayatını feda etmeyen mü’minler, tevekkülün hakkını veren, güvenilir olmayı da en çok isteyenlerdir.

Şeytanlar ise ahireti unutturmak ve bu sayede kendilerini güvenilir kılarken fani oyuncaklarla sahte güven duygusu yaratmak hayalindedir. Bu avuntuların ne kadar çaresiz ve yalan olduğu ise ahirette anlaşılacak ve o zaman Allah’tan başka güven duyulanlar onları ortada bırakıp kaçarken, kendi dertlerine düşeceklerdir. O güven hissine sahip olmak için sakladıkları içi haram ve hırs dolu mal ve servetler ise boyunlarına ateşten halka olarak geçecektir.

Gerçek güven duygusu

Gerçek güven duygusu dünya ve ahirette emin olma, korkmama halidir ki bunu verebilecek tek kudret Yüce Allah’tır. gerisi yalan ve dolandır.

Mü’min başa gelenin Allah’tan olduğunu bilen, sabreden, imanı terk etmeyen, sınavı alnının akıyla tamamlamaya gayret edendir.

İman sahibi, Allah’tan başka dost ve tevekkül makamı aramayan, kendisini de güvenilir hale getirmeye gayret edendir.

Mü’min, Allah’a duyduğu güven kadar güvenilir olduğunu bilendir.

Kafir, müşrik, mürai ve münafıkların ise güvendiği ilahları şeytanlardır ve şeytanlar onları ahirette yalnız bırakıp kendi dertlerine düşeceklerdir.

Mümin güvenen ve güvenilen insandır.

Rabbim bizleri sadece kendisine güvenenlerden eylesin. AMin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir