Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Mü’minin görev ve sorumlulukları
imanilmihali.com
Mü’minin görev ve sorumlulukları

Mü’minin görev ve sorumlulukları

Mü’minin görev ve sorumlulukları

Mü’min sanılanın aksine sadece müslüman değil, iman eden ve imanı damarlarında, kalbinde hissedip onunla ibadet ve güzel amel (hayırlı ve faydalı işler) edendir. (Müslüman ise, imanı sadece dilinde olan, kalbi imanı henüz ispatlanmamış olan yani İslam’a giren ama iman kalbine henüz yerleşmemiş olandır.) Amel, imandan bir parça olmasa da mü’minin göstergelerindendir ve mü’min hayatı faydasız ve boş işlerden uzaktır. Bu hal ve anlayış içindeki mü’min hem kendisi hem etrafı için hem bir örnek hem sorumluluk sahibidir. Tüm mü’minler sayesindedir ki şer yeryüzüne egemen olamayacak ve iyilik mutlaka kazanacaktır. Dini manada kötülüğün ortak adı batıl, iyiliğin ortak adı hak’tır.

Dünya gezegeninin yaşanacak ve huzurlu bir yer olması ancak mü’minlerin kendisinden başkalarına da aynı duyguları aşılaması ile mümkündür ve kötülük gibi iyilik te bulaşıcıdır. İslam’ın cihadı en büyük farz kılması ve zulme karşı savaşı tüm amellerin üzerine çıkarması bu yüzdendir. Bu hem dünya sınavının hem ahiret yaşamı öncesi insanlığın iman mertebesine yükselebilmesinin de bir gereğidir.

Buradan bakıldığında da şu Kur’ani mesaj çok net anlaşılacaktır ki iyilik; sadece kişinin kendisine yaptığı değil bilakis ve daha çok Allah adına başkalarına yaptığıdır. Bu da bizi bazı görev ve sorumlulukları hatırlatır ki aşağıda maddelenen bu vasıfları çoğaltmak her zaman mümkündür. Çünkü Kur’an karar vermez, muhakemelere doğru yolları gösterir ve zaman gerekleri ve kamu yararına paralel olarak Kur’an’da verilen ana esaslar kıyamete kadar tüm vaka, hadise ve sorular için çözüm ve doğru cevaptır.

Mü’minin görevleri;

1. Mü’min ilk ve başlıca görevi sadece Allah’a olan imanını muhafaza ederek geliştirmek ve takva, tevhid, fıtrat istikametinde Kur’an’a sıkıca sarılarak bu yoldan ayrılmamayı dilemek ve bunun için çaba göstermektir. Mü’min, iman edilecek başlıkların istisnasız tamamına ikna olarak, detaylı öğrenerek, teslim olandır.

2. Bu iman dahilinde mü’min Kur’an’ı okumak, anlayarak okumak ve anladığını kalbine yerleştirerek, bu ilke ve esasları hayata yansıtmaktır. Bu istikamette en iyi dostun Allah, en büyük düşmanın şeytan ve onun eseri zulüm ve şer olduğunu bilmelidir. Mü’min Allah ile aldatılamayan, aldatmayandır. Kutsal olanın Allah kelamı Kur’an olduğunu, Arapça olmadığını bilen has kullar Allah emirlerini anlamak, uygulamak ve etrafına da anlatmak için Kur’an’ı anlayarak, anladığı dille okuyanlardır.

3. Mü’min, Allah’ın sınırlarına mümkün mertebe riayet etmek, emir ve yasaklara sadık olmak, sevap ve günahlar kadar bunların veballerinden de korkmalıdır. Bu maksatla mü’min kul, Esma-ül Hüsna (Allah’ın En güzel isimleri)’da saklı hikmet ve vasıfları kendi ahlakına yansıtmaya gayret etmelidir.

4. Mü’min Allah’ı içtenlikle sevmeli ama aynı zamanda Allah’ın gazabından acizliğini hatırlayarak korkmalıdır.

5. Mü’min, en büyük vaad olarak cennetleri değil Allah rızasını esas almalıdır.

6. Mü’min nefsini temizlemesi ve imanını artırması için Yüce Allah’a dua etmelidir. Kulun bu manada ilk görevi nefsini terbiye etmeye gayret etmesidir. Kur’an ise kalpleri yumuşatan ve terbiye eden en kudretli sevgidir.

7. Her fırsatta tevbe ve istiğfar etmesi gereken mü’min dua, şükür, zikir, tefekkür ve ibadet ile Allah’ı anmalı, O’na dayanıp güvenmeli, tevekkül edip sığınmalı, başkaca kişi veya varlıklardan medet ummamalıdır. Mü’min kul cennetlere sadece ibadetiyle veya imanıyla değil bunlara ilaveten ancak ve sadece Allah’ın rahmeti ile girebileceğini bilmelidir.

8. Mü’minin en büyük belası olan şirkin mahiyeti çok iyi anlaşılmalı, tevhide düşman, zulümle kardeş olan şirkin affedilmeyecek tek suç olduğunu bilmelidir. Bu bilinçle de Allah’ı tek ve muktedir kabul edip, O’nun kudret ve ilmine şefaatçi, aracı, eş ve ortak yakıştırmamalıdır. Mü’min, iblisin ahdini, insana nasıl düşman olduğunu anlamak ve tedbir almakla mükelleftir. O, muskalardan, üfürüklerden, türbelerden, adak ağaçlarından değil şifayı Allah’tan bekleyendir.

9. Mü’min Kur’an, kainat ve beden ayetlerini çok iyi okumalı ve anlamalıdır ki misak ile verdiği sözün gereğini yapabilsin ve misakı asla unutmasın. Has kullar o ayetlerde Allah’ın isim ve sıfatalrını görebilenlerdir.

10. Mü’min ibadet ile farzları eda ederken, her güzel işin bir ibadet, topluma faydalı her bir üretimin sevap ve her türlü olumlu katkının salih amel değerinde olduğunu bilmelidir. Onun için tüm yeryüzü ibadethane, tüm yönler kıbledir.

11. Riya ve gösterişin gizli şirk demek olduğunu bilmeli, imana dokunmayan ibadet dahil her türlü davranışlardan zinhar kaçınmalıdır. Bu nokta o kadar önemlidir ki imansız ibadetin zararı, imanlı ibadetsizlikten çok daha fazladır.

12. Mü’min, infak ve zekatın büyük bir borç ve sadakanın kazandıklarımızda başkalarına ait olan bölümü esas sahiplerine iade etmek olduğunu bilmelidir. Verilen ne olursa olsun mü’min teşekkür beklemeyen, mümkünse infakları gizlice yapandır. Mü’min kul, zekatın ihtiyaç fazlasını vermek demek olduğunu bilendir.

13. Mü’min rahmet peygamberinin şekli değil fakat ahlaki ve dini şahsiyetini esas almalı, O’nun örnek ahlakı ile ahlaklanamayı dilemeli, sünnet ve hadislerin Kur’an’a uygun olanlarını kendisine düstur edinmelidir. Mü’min Arap örfleri ile İslam’ı birbirinden ayırt edebilendir.

14. Mü’min iman kardeşliğinin devamı, güçlenmesi için çalışmalı, kafir, müşrik ve münafıklarla arasına devasa duvarlar örmelidir.

15. Mü’min aklı ve bilimi beşeri hayata ışık yapmak, vahyi haberleri ve emirleri maneviyatına rehber edinmek zorundadır. Akıl ve bilim bir arada bulunurken ahirete ait (gayba, kadere, ahiret yurduna, berzah alemine vs.) hususlarda akıl yürütmemek ama dünya haline ait hususlarda aklı egemen kılarak toplumsal, zamansal ve kamu yararına olan konularda ilahi ayetleri hayata akıl süzgecinden geçirerek uygulamak durumundadır.

16. Mü’min hak ve adaletten ayrılmadan, haramlara uzanmadan, yalan ve iftiralara bulaşmadan, ehliyet ve liyakate ihanet etmeden, zulmetmeden, açık ve ayıp aramadan yaşamalı, gıybet, dedikodu, haset, fitne, fesatlardan uzak durmalıdır.

Mü’minin sorumlulukları;

1. Mü’minin ilk hatırda tutması gereken husus dinde zorlama olmadığıdır. Buradan hareketle mü’min iman nurlarını etrafına yaymaya çalışırken nasihat görevini yerine getirmeye ve örnek olmaya gayret edecek, insanların kendisine gıpta ederek özenmesini sağlamaya çalışırken aynı zamanda tevazu ile günahkarlığını haykıracak, asla kurtulmuşluk iddiasında bulunmayacak, Allah’tan umut kesmeyecek, ibadetlerine ve hayır işlerine güvenerek asla cennetlik olduğu iddiasında bulunmayacaktır. Mü’min ahde vefası olan,

2. Mü’min imanının gereğini her vesilede yapacak, bu uğurda menfaat kaybını göze alacak, asla zulmeve kötülüğe boyun eğmeyecek, bu konuda dik duracak ve etrafına da örnek olacaktır.

3. Mü’min kendisi kadar, ailesi, ana babası, akrabaları, komşuları ve tüm iman kardeşlerine karşı sorumludur. Dinde günah mekanizması bireysel olsa da mazlum, muhtaç ve mağdurların tamamını kendisine dost bilmeli ve en yakın çemberlerden başlayarak iyilik tohumlarını çevresine yaymalıdır.

4. Mü’min sadece iyilik yapmakla yetinmeden, kötülüğe karşı dik durmak ve mücadele etmek konusunda ısrarcı olmak zorundadır. Bu dünyanın neresinde olursa olsun kötülüğe el ile, dil ile, kalp ile karşı koymak demektir.

5. Kamuya (vatan, millet, devlet, toplum, halk) ait işlerde pek çok hakkın kendi hakkından üstün olduğunu bilmeli, Allah’a olan borç ve görevlerini takiben hemen ardından kamuya karşı olan görev ve sorumluluklarını icra etmelidir.

6. Allah emaneti olan herşeye sahip çıkmalı, misaka uygun davranmalı, evlatların emanet olduğu bilinciyle onları Allah yolunda ve hayırlı evlat olarak yetiştirmek, terbiye etmek gayretinde olmalıdır.

7. Mü’min şeytan işi pisliklerden (kumar, sihir, şarap, büyü vb. ) uzak durmakla yetinmeyen, yakın çevresini bunlardan uzak tutmaya gayret edendir.

8. Çevreye, tabiata, havaya, denizlere, ormanlara zarar vermek şeytanla işbirliği yapmak, binlerce insanın ve mahlukun hakkını yemek, cana kıymak ve zarar vermektir ki helalleşmesi bile meseledir. Mü’min kendisini ve etrafını bu şer eylemlere katılanlara karşı uyarmalı ve onlarla mücadele etmelidir.

9. Mü’min Kur’an mesajlarını çok iyi anlamak, dine sokulmaya çalışılan israiliyat, hurafe, rivayet, yalan, eklenti, değişiklik gibi oyunlara karşı uyanık olmalı, dini hakikatler ile etrafını uyarmalıdır.

10. Mü’min dinin tek tartışılmaz kitabı olan Kur’an dışındaki kitapları ve tek tartışılmaz insan olan Hz. Peygamber dışındaki kişileri tartışılmaz kabul etmemeli, ettirmemelidir. Bu husus en başta aslında dinde olmaması gereken ama maalesef olan din sınıfının görevidir. Din işlerinin toplumsal bazda yürütülmesiyle alakalı tesis edilen diyanetin de görevi tüm yorum, anlayış ve kabulleri aynı çatı altında ama sadece Kur’an istikametinde derlemek ve toplamaktır.

11. Mü’min, Allah’ın dinini bölüp parçalamak niyetindekilerle cihad (Allah adına mücadele) etmelidir.

12. Riba (tefecilik, anormal faiz) belası toplumsal hayatı çökerten illetlerin başında geldiğinden mü’min buna bulaşmamalı, etrafını da bulaştırmamalıdır.

13. Mü’min tüm ayetleri tıpkı kendisine vahyediliyor gibi anlayarak tebeddür ile okumalı, söylediği her söz ve yaptığı her hareketi mü’mine yakışır tarzda hakka uygun sarf etmelidir. Boş sözler ve boş işler mü’minlerin işi değildir. Mü’min, Kur’an’ın dua kitabı değil hidayet rehberi olduğunu bilen, sadece belli ayet veya sureleri defalarca okuyan değil Kur’an’ın tamamını okuyup anlayandır.

14. Mü’min hileci, tuzak kuran, haddi aşan ve sapan, Allah ile aldatan dincilerin, şeytanların oyunlarına karşı uyanık olmalı, etrafını da kendisini de korumalı ve uyarı görevini yerine getirmelidir. Mü’min; kibirli dünyaperestlerle işi olmayandır. 

15. Mü’min sevgi, içtenlik, muhabbet ve hoşgörünün topluma ve dünyaya egemen olması için çalışan halis ve kamil kuldur. Vicdan ve merhamet hissi ile coşan mü’min, affeden, affetmeyi sevdirendir. 

16. Mü’min iman kardeşleri ile bağını koparmayan, onlarla dayanışma içinde bir tevhid eri olan, Allah dostları saflarından ayrılmayan, Allah düşmanlarına düşman olan, onlarla mücadele eden ve bunu tüm ulaşabildiklerine anlatabilendir.

Son söz, Allah’ın irade, akıl, ruh ve şuurla kainata üstün kıldığı ve cennetlere varis yaptığı insanın kalbi Allah için çarpanlarından olan mü’min, hem kendisini hem etrafını Allah yolunda tutan, doğru yoldan ayrılmayan, görevini yerine getirirken, sorumlulukları gereği etrafını da nasihat ile tatlı dille uyarandır. Mü’min bu yolda, Allah dostları ile düşmanlarını ayırt edebilecek olgunluğa ermeli, tarafını belli edip Allah dostları ile oturup kalkmalıdır. Ahir zamanda kulun görevi işler şerre bile kaysa hasenattan ayrılmamak, iman çizgisinden taviz vermemektir.

Modern çağın teknolojik icatları, internet, sinema ve televizyonun kan zehirleyen algı operasyonları, medya ve dizilerin ahlakı bozan, nesiller arası fark varmış gibi gösteren, aldatan ve bozan karakterdeki gizli hedefleri, paraya ve kişilere tutsak insanların zavallı halleri, ölümden korkmakla başlayan şeytan oyunları, gizli, sinsi şeytani yapılanma ve gayretler, dünyaya ait beklenti ve korkuların ön plana çıkarılması gibi sayısız batıl gaytretin ortak maksadı dünya sınavının unutturulması ve kulların dinden uzak bir hale sokulmasıdır.

Mü’min tüm bu illetlerden sadece kendisi olarak kurtulamaz ve etrafını da kurtarmak durumundadır. İslam ayıklanmak, yerleşmek ve dünyaya tanıtılmak zorundadır çünkü bu Allah emridir. Vebal ortak, günah ortak, zarar ortak, sevap müstakildir. Bilgiyi, hakikati saklamak ta suçtur. Allah kelamını saklamak, değiştirmek, eklemek yapılabilecek en büyük ihanettir ve karşılığı mutlaka olacaktır.

Has kullar, dünyaya ibadet ve kulluk göreviyle geldiğini bilen, tevhidin mahiyetini idrak edebilen, doğru yoldan ayrılmayanlardır. Bu kulların imanı, şeytanlara karşı en büyük kalkan ve koruyucudur.

Allah affedici Rahmet sahibidir. O insanlık için imana ve İslam’a razı olmuş, günah, küfür, isyan, haddi aşmaya, inkar ve zulme razı olmamıştır. O affedicidir ama O’nun affı razı olduğu kullarınadır. Şefaat tümüyle O’nundur. O, bize şahdamarımız kadar yakındır. O’nun eşi, benzeri, ortağı yoktur. Kudret ve ilim, rızık ve nimet tamamen ve sadece O’nundur.

Mü’min işte bu hazzı, hikmeti yakalayabilen ve etrafına da bu sonsuz kudrete olan sadakatini yaymaya çalışandır.

Cihad, zulümle ve şeytanla, haksızlık ve adaletsizlikle mücadeledir ve sadece kılıçla yapılmaz. Terörün, suikastin, karalamanın, iftira ve baskıların dinde yeri yoktur. Özgür irade sahibi kula bahşedilen özgür olma bilinci kimsenin takdirinde ve tekelinde değildir.

Kimsenin kimsenin günahını üstlenemeyeceği, kimsenin bir başkasını kurtaramayacağı o günde melekler ve şahitler ancak söz ve davranışlara şahitlik ederken, kalpleri ve akılları tek başına bilen Allah NİYET’lere bakacak ve rahmetini sadece mü’minlere işletecek ve cennetlere sadece iman edenler girecektir. Bu yüzden aslolan niyettir. Bozuk niyetlilerin ise başları secdeden kalkmasa da gidecekleri yer ancak ateştir.

Buradan hareketle; riyakar ve yalancılar, kafir ve münafıklar, müşrikler ve zalimler, ayetleri inkar edenler ve Allah ile aldatanlar cenneti uzaktan bile göremeyecektir.

Bu nedenle, mü’min önce kendisini kurtarmalı, düzeltmeli ve hesaba çekmelidir. Sonra iç halkadan dış halkaya doğru gücü nispetinde etrafına hak ve adaleti, iyilik ve güzelliği, ihsan ve hidayeti tavsiye etmelidir.

Tavsiye kabul etmeyenlere ise asla zor kullanılmayacaktır çünkü Allah dileseydi onlar da iman ederdi!

Rabbim, iyilere güç versin, mü’min kullarını korusun.

Rabbim hasenata yönelik işler yapanların imanını artırsın, nefislerini temizlesin.

Rabbim, kötülerin hile ve tuzaklarını bozsun.

Rabbim, şeytanları ve şer odaklarını yerle bir etsin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Servetlerle şımarmanın dindeki yeri

Servetlerle şımarmanın dindeki yeri

Servetlerle şımarmanın dindeki yeri Teref, servetlerle şımarmak, mütref, servetlerle şımaranın adıdır. Bu tabirler Kur’an’ındır ve ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir