Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / Müminin üç alameti
imanilmihali.com
Müminin üç alameti

Müminin üç alameti

Müminin üç alameti ile akla gelen yapılacak sayısız haslet ve kaçınılacak onlarca afet vardır lakin özetle mümin; hayır ve hasenata koşan, şerden kaçınan ve şer odaklarıyla Allah rızası için mücadele edebilen, şeytana ve Allah düşmanlarına düşman olabilendir.

Müminin üç alameti

Mü’min iman eden, müslüman İslam’a girenin adıdır ki her ikisi de sadece Allah’a teslim olmak için şahitlik etmiştir. Lakin Müslüman ile mü’min arasında büyük bir fark vardır ki hiçbir kimse ve hiçbir müslüman gerçekten iman etmedikçe cennete giremeyecektir.

O halde mü’min olabilmenin ayracı yani mü’mini müslümandan ayıran vasıflar nelerdir?

Öncelikle mü’minin amel, niyet ve ahlakına bakmak lazım gelir ki ibadet ve diğer tüm dini akideler de bunun içerisindedir. Örneklenecek olursa;

“Mümin; hayası çok, ezası az, hayrı çok fesadı az olandır. Dilinden yalan çıkmayandır. Konuşması, yanlışı ve fuzuli işi az; fakat iyiliği ve iyi amelleri çok olandır. Yakınlarını gözeten, ağırbaşlı ve kadirbilir olandır. Geçim sıkıntısı çektiği zaman, Allah’ın takdirine ve kısmetine razı olan, din kardeşlerine karşı daima halim selim, iffetli ve şefkatli olandır…”

Görüldüğü üzere Kur’an ahlakını ve Kur’an İslam’ını yansıtan bu huy ve davranışlar mü’minin en mühim göstergesidir lakin iş bu kadarla kalmaz, kalamaz.

Mü’min bu güzellikleri yaşamaya gayret ederken diğer yandan şerre kilit olmak ve haksızlığa, adaletsizliğe karşı koymakla mükelleftir. İslam tevhide giden yolda, şirke meydan okumak olduğundan kötülük cephesine karşı Allah safında olmak, kötülüklerden sakınmak ve Allah dostu olmayı dilemek ancak bu sayede mümkündür. Bunları örnekleyecek olursak da;

“Mümin; lanetçi, söğücü, koğucu, gıybetçi, kınayıcı, kırıcı, aceleci, kinci, kibirli, kendini beğenmiş, hasetçi, inatçı olmayandır. Uzun emelli, cimri, gafil, çok uykulu, münafık huylu olmayan, riyakâr, cür’etkâr, hafifmeşrep, ayıp araştıran bir casus da olmayandır…”

Allah dostu olmak ve Allah düşmanlarına düşman olabilmek zordur lakin gerçek mü’min en başta Hz. Peygamberi kendisinden bile daha fazla sevecek, sonra mü’minlerle iman kardeşliğini kuracak, diğer müslümanlar ile kalp bağı tesis edecek ve merhamet ve şefkatiyle ellerini mazluma uzatacaktır. Öte yandan bu yumuşak huylu kalp zulüm ve şiddete karşı diklenecek, Allah düşmanlarına hadlerini bildirmede ön safta yer alacaktır ki imanın imtihanı budur.

“Mümin; Allah için seven, Allah için de buğzeden, Allah için hoşnut olan, Allah için gazaplanandır. Müminin azığı takva, arzusu ahiret, yoldaşı zikir, sevgilisi Mevla’dır ! Ve mü’min hep ebedi saadeti için çalışandır.”

Toparlanacak olursa;

Mü’min dünyayı ahiret tarlası gören, sınavı anlayabilen, acizliğini bilip Yüce Allah’ın ilim ve kudretine teslim olan, O’na eş ve ortaklar yakıştırmayan, Allah rızası için yaşayan, rahmet ve nimeti sadece Allah’tan bekleyendir. Yine mü’min şerre düşman olan, Allah düşmanlarına canını yok sayıp hadlerini bildirmek arzusunda olandır. Mü’min nihayet Allah dostlarını kardeş sayan, kafir ve müşriklerle oturup kalkmayandır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir