Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Mürselat suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Mürselat suresi – Karşılaştırmalı meal

Mürselat suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

MÜRSELAT SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;
Diyanet Vakfı l. Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;
Elmalılı Hamdi Yazır 1 -Andolsun iyilik yapılması için (o birbiri ardınca) gönderilenlere,
Süleyman Ateş 1. Andolsun; birbiri ardınca gönderilenlere,
Yaşar Nuri Öztürk 1 Yemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgârlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara,
Ali Bulaç 2- Derken kökünden koparıp savuranlara.
Diyanet Vakfı 2. Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;
Elmalılı Hamdi Yazır 2-büküp devirenlere,
Süleyman Ateş 2. Esip savuranlara,
Yaşar Nuri Öztürk 2 Esip de büküp devirenlere,
Ali Bulaç 3- Yaydıkça yayanlara.
Diyanet Vakfı 3. (Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
Elmalılı Hamdi Yazır 3-neşrederek yayanlara,
Süleyman Ateş 3. Yaydıkça yayanlara,
Yaşar Nuri Öztürk 3 Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere,
Ali Bulaç 4- Böylece ayırdıkça ayıranlara,
Diyanet Vakfı 4. (Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;
Elmalılı Hamdi Yazır 4-(gerçek ile batılı) seçip ayıranlara,
Süleyman Ateş 4. Ayırdıkça ayıranlara,
Yaşar Nuri Öztürk 4 Gerektiği şekilde ayıranlara,
Ali Bulaç 5- Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;
Diyanet Vakfı 5. Öğüt telkin edenlere;
Elmalılı Hamdi Yazır 5-sonra bir öğüt bırakanlara,
Süleyman Ateş 5. Öğüt bırakanlara:
Yaşar Nuri Öztürk 5 Öğüt ulaştıranlara/Kur’an’ı ulaştıranlara,
Ali Bulaç 6- Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
Diyanet Vakfı 6. (Allah’a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-gerek mazur kılmak gerekse uyarmak için olsun,
Süleyman Ateş 6. Özür yahut uyarmak için.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Özür yahut uyarı için,
Ali Bulaç 7- Şüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir.
Diyanet Vakfı 7. Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!
Elmalılı Hamdi Yazır 7-elbette size va’d olunan şey muhakkak meydana gelecektir.
Süleyman Ateş 7. (Bunlara andolsun) Ki size va’dedilen, mutlaka olacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk 7 Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.
Ali Bulaç 8- Yıldızlar ‘örtülüp (ışıkları) silindiği’ zaman,
Diyanet Vakfı 8. Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Hani o yıldızlar silindiği vakit.
Süleyman Ateş 8. Yıldızlar(ın ışığı) silindiği zaman,
Yaşar Nuri Öztürk 8 Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,
Ali Bulaç 9- Gök yarıldığı zaman
Diyanet Vakfı 9. Gökkubbe yarıldığı zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır 9-o gök kubbe açıldığı vakit,
Süleyman Ateş 9. Gök yarıldığı zaman,
Yaşar Nuri Öztürk 9 Gök yarıldığında,
Ali Bulaç 10- Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,
Diyanet Vakfı 10.Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman ,
Elmalılı Hamdi Yazır 10-dağlar savrulduğu vakit,
Süleyman Ateş 10. Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
Yaşar Nuri Öztürk 10 Dağlar un-ufak edilip savrulduğunda,
Ali Bulaç 11- Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman
Diyanet Vakfı 11.Peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Elmalılı Hamdi Yazır 11-peygamberler bekleme yerlerine vardırıldığı vakit (kıyamet günü),
Süleyman Ateş 11. Elçilere vakit belirlendiği zaman:
Yaşar Nuri Öztürk 11 Resuller vakte bağlandığında,
Ali Bulaç 12- (Bu,) Hangi gün için ertelenmişti?
Diyanet Vakfı 12. (Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir?
Elmalılı Hamdi Yazır 12-bunlar hangi güne ertelenmiştir?
Süleyman Ateş 12. Ertelenmiş oldukları gün için,
Yaşar Nuri Öztürk 12 Hangi gün için vakte bağlandılar?
Ali Bulaç 13- (Mü’mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.
Diyanet Vakfı 13. Ayırım gününe.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Ayırım gününe!
Süleyman Ateş 13. Yani hüküm günü için.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Ayrım ve hüküm günü için.
Ali Bulaç 14- Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?
Diyanet Vakfı 14. (Resûlüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Ayırım gününün ne olduğunu bilir misin?
Süleyman Ateş 14. Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Yaşar Nuri Öztürk 14 Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
Ali Bulaç 15- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 15. O gün (Peygamber’i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 15-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 15. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 15 Yalanlayanların vay haline o gün!
Ali Bulaç 16- Biz, öncekileri helak etmedik mi?
Diyanet Vakfı 16. Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Önceki toplulukları helak etmedik mi?
Süleyman Ateş 16. Öncekileri helak etmedik mi?
Yaşar Nuri Öztürk 16 Öncekileri helâk etmedik mi?
Ali Bulaç 17- Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.
Diyanet Vakfı 17. Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Sonra arkalarına takacağız geridekileri!
Süleyman Ateş 17. Sonra geridekileri de onların ardına takarız.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.
Ali Bulaç 18- İşte biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz.
Diyanet Vakfı 18. İşte biz suçlulara böyle yaparız!
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Biz suçluları öyle yaparız!
Süleyman Ateş 18. Suçlulara böyle yaparız.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Biz, suçlulara işte böyle yaparız.
Ali Bulaç 19- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 19. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 19-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 19. (Hakkı) yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 19 Yalanlayanların o gün vay haline!
Ali Bulaç 20- Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?
Diyanet Vakfı 20. (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Yaratmadık mı sizi hor bir sudan?
Süleyman Ateş 20. Sizi adi bir sudan yaratmadık mı?
Yaşar Nuri Öztürk 20 Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
Ali Bulaç 21- Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
Diyanet Vakfı 21. İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Onu güvenli bir yere (rahme) koyduk.
Süleyman Ateş 21. Onu sağlam bir karar yerine koyduk.
Yaşar Nuri Öztürk 21 Onu dayanıklı karargâhta tuttuk.
Ali Bulaç 22- Belli bir süreye kadar;
Diyanet Vakfı 22. Belli bir süreye kadar.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Belirli bir vakte değin!
Süleyman Ateş 22. Belli bir süreye kadar.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Bilinen bir ölçüye/süreye kadar.
Ali Bulaç 23- İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, biz ne güzel güç yetirenleriz.
Diyanet Vakfı 23. Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Demek ki ölçmüşüz, demek ki Biz ne güzel güçlüleriz.
Süleyman Ateş 23. Biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz.
Yaşar Nuri Öztürk 23 Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
Ali Bulaç 24- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 24. O gün (hakikatleri) yalan sayanların vayhaline!
Elmalılı Hamdi Yazır 24-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 24. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 24 Vay başına o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 25- Yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
Diyanet Vakfı 25. Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?
Süleyman Ateş 25. Arz’ı toplanma yeri yapmadık mı?;
Yaşar Nuri Öztürk 25 Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?
Ali Bulaç 26- Dirilere ve ölülere.
Diyanet Vakfı 26. Dirilere ve ölülere .
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Gerek diriler gerekse ölüler için.
Süleyman Ateş 26. Diriler ve ölüler için.
Yaşar Nuri Öztürk 26 Diriler bakımından da ölüler bakımından da.
Ali Bulaç 27- Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?
Diyanet Vakfı 27. Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik..
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Ve orada, oturaklı yumru yumru dağlar oturtup size tatlı su sunmadık mı?
Süleyman Ateş 27. Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi?
Yaşar Nuri Öztürk 27 Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
Ali Bulaç 28- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 28. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 28-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 28. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 28 Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 29- Kendisini yalanladığınız (azab)a gidin.
Diyanet Vakfı 29. (İnkârcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Haydi boşalıp (gidin) o yalan dediğinize.
Süleyman Ateş 29. Haydi yalanladığınız(azab)a gidin!
Yaşar Nuri Öztürk 29 Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin!
Ali Bulaç 30- Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin.
Diyanet Vakfı 30. Üç kola ayrılmış,bir gölgeğe gidin.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-haydi boşalın (gidin) bir üç çatallı (üç kola ayrılmış) gölgeye;
Süleyman Ateş 30. Üç dallı bir gölgeye gidin.”
Yaşar Nuri Öztürk 30 Haydi, üç çatallı gölgeye gidin!
Ali Bulaç 31- Ne gölge altında barındırır, ne (yakıcı) alevden korur.
Diyanet Vakfı 31. Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-ne gölgelendirir, ne de alevden korur.
Süleyman Ateş 31. Ki ne gölgelendirir, ne de alevden korur.
Yaşar Nuri Öztürk 31 Ne gölgelendirir ne alevden korur.
Ali Bulaç 32- Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.
Diyanet Vakfı 32. O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Çünkü o öyle kıvılcımlar atar ki, her biri bir saray gibi.
Süleyman Ateş 32. O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar.
Yaşar Nuri Öztürk 32 Gerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar.
Ali Bulaç 33- Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.
Diyanet Vakfı 33. Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-Sanki sarı hopalar (erkek develer) gibi.
Süleyman Ateş 33. (Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır.
Yaşar Nuri Öztürk 33 O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir.
Ali Bulaç 34- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 34. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 34-gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 34. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 34 Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 35- Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Diyanet Vakfı 35. Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Bugün onların nutukları tutulacağı gündür.
Süleyman Ateş 35. Bu, konuşamayacakları gündür.
Yaşar Nuri Öztürk 35 Konuşamayacakları gündür bu!
Ali Bulaç 36- Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.
Diyanet Vakfı 36. Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-İzin de verilmez ki, özür dileyeler!
Süleyman Ateş 36. Kendilerine izin de verilmez ki özür dilesinler.
Yaşar Nuri Öztürk 36 İzin verilmez ki onlara özür dilesinler.
Ali Bulaç 37- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 37. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 37-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 37. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 37 Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 38- Bu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri ‘bir arada topladık.’
Diyanet Vakfı 38. (O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 38-İşte bu o ayırt etme günüdür; topladık sizi ve öncekileri;
Süleyman Ateş 38. İşte bu, hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
Yaşar Nuri Öztürk 38 Ayırma günüdür bu! Sizinle öncekileri bir yere topladık.
Ali Bulaç 39- Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, hemen bana karşı kurun.
Diyanet Vakfı 39. (Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!
Elmalılı Hamdi Yazır 39-Bir fenniniz (çareniz) varsa beni atlatın!
Süleyman Ateş 39. Eğer (kurtulmak için yapacağınız) bir hileniz varsa bana hile yapın (da beni atlatın).
Yaşar Nuri Öztürk 39 Eğer bir hileniz/bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana!
Ali Bulaç 40- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 40. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 40-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 40. Yalanlayanların vay haline o gün!*
Yaşar Nuri Öztürk 40 Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 41- Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır;
Diyanet Vakfı 41. Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,
Elmalılı Hamdi Yazır 41-Şüphesiz ki takva sahipleri gölgeliklerde pınar başlarında
Süleyman Ateş 41. Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 41 Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.
Ali Bulaç 42- Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
Diyanet Vakfı 42. Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 42-ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler.
Süleyman Ateş 42. Gönüllerinin çektiği meyvalar içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk 42 Canlarının çektiği meyvelerle yanyanadırlar.
Ali Bulaç 43- Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
Diyanet Vakfı 43. (Kendilerine:) “İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için” (denir).
Elmalılı Hamdi Yazır 43-“Yaptığınız işlere karşılık yiyin, için; afiyet olsun!”
Süleyman Ateş 43. Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için!
Yaşar Nuri Öztürk 43 “Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için.”
Ali Bulaç 44- Elbette biz, ‘iyi ve güzel’ davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Diyanet Vakfı 44. İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-İşte Biz güzellik yapanları böyle karşılarız!
Süleyman Ateş 44. Biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk 44 İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!
Ali Bulaç 45- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 45. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 45-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 45. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 45 Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 46- (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.
Diyanet Vakfı 46. (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
Elmalılı Hamdi Yazır 46-Kısa bir süre yiyin, zevkedin! Çünkü suçlularsınız!
Süleyman Ateş 46. Yeyin, azıcık sefa sürün, siz suçlularsınız!
Yaşar Nuri Öztürk 46 Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.
Ali Bulaç 47- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 47. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 47-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 47. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 47 Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 48- Onlara: ‘Rüku edin’ denildiği zaman, rüku etmezler.
Diyanet Vakfı 48. Onlar, kendilerine: “Allah’ın huzurunda eğilin!” denildiği vakit eğilmezler:
Elmalılı Hamdi Yazır 48-(Yerken, içerken de) onlara “Rüku edin!” denildiği zaman, rüku etmezler.
Süleyman Ateş 48. Onlara: “Rüku’ edin” dendiği zaman rüku’ etmezler.
Yaşar Nuri Öztürk 48 Onlara, “rukû’ edin!” dendiğinde rukû etmezler.
Ali Bulaç 49- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 49. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 49-O gün yalan diyenlerin vay haline!
Süleyman Ateş 49. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 49 Vay haline o gün, yalanlayanların.
Ali Bulaç 50- Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Diyanet Vakfı 50. Onlar artık bundan (Kur’an’dan) sonra hangi söze inanacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır 50-Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Süleyman Ateş 50. Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?
Yaşar Nuri Öztürk 50 Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Mürselat suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir