Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Müslüman ve münafık ayrımı kıyamette huzurda anlaşılır
imanilmihali.com
Müslüman ve münafık ayrımı kıyamette huzurda anlaşılır

Müslüman ve münafık ayrımı kıyamette huzurda anlaşılır

Müslüman ve münafık ayrımı kıyamette huzurda anlaşılır

Sadece Kelime-i şehadetle müslüman görünebilirsiniz. Hatta İslam’ın şartları diye dayatılan ibadet türlerini yapabilirsiniz de. Ama Müslüman mı münafık mı olduğunuz kıyamette huzurda anlaşılır. Çünkü niyetlere şahit Allah, neyi neden yaptığımızı görendir, içimizi, gizliyi daha biz yapmadan bilendir.

Riya ve gösteriş, yalan ve sahte hallerin dinde bu nedenle yeri yoktur ve toplum veya nefsimiz bize ne fısıldarsa fısıldasın, beşeri ahlak normları bizi nasıl tanımlarsa tanımlasın mutlak iyi ve doğrusadece Kur’an’dadır ve kalbimizden geçenlerin tamamı Yüce Allah’a malumdur.

Hayatımız boyunca kendimiz farkında olmasak bile imanın gereğini yapmak Allah emridir ve başkaca beşeri maksat ve gayeler için nefes alıp vermek dini anlayamamaktır. İnsanlar en derin müslüman dahi olsalar imanlarının derece ve kudretini ancak ahirette anlayacaklar, huzurda gerçekten Allah rızası umularak eda edilen niyet ve ameller ile riya ve gösteriş için yalanla bezeli vaziyette eda edilen amel ve niyetler çöpe atılacaktır. Dahası münafıklığa varan kasıtlı hallerin kaybı sadece beyhude ameller olarak kalmayacak, kandırma ve aldatmaya teşebbüs suçu içerdiğinden bir de münafıklığın cezasıyla karşılaşacaktır ki münafıkların yeri cehennemde kafirlerden de aşağıdadır.

Bu ise has niyeti, katıksız Allah rızası arayışını ve selim kalbi, samimiyet ve doğruluğu, şeffalık ve tevazuyu gerekli kılar ve imanı dinin önüne koyar.

İman, dinin ve amelin, ahlak ve niyetlerin abdestidir.

Niyetler bu yüzden amelden üstündür ve niyetlere şahit sadece Allah’tır.

Hafıza melekleri dahi sadece söz ve davranışlara şahitlik eder ve amel defterlerine de onları yazar lakin Yüce Allah o anılanları neden ve nasıl yaptığımızı yani maksat ve gayemizi yani dini terim olarak söylersen niyetimizi bilen olduğu için ve hatta bizler değil de uzuvlarımız konuşacağı için tüm tartıların hükmü sadece Yüce Allah’a aittir ve şefaat de sadece gerçekten iman edenlere aittir.

Keza hiç kimse iman etmeden cennetlere giremeyecektir. Bu da demektir ki içerisinde iman olmayan ibadet ve amellerin hükmü ancak o imanı sevk ettiğimiz ve rızasını aradığımız varlıkların bize verebileceği kadardır. Yani ürettiğimiz putlar, ilahlaştırdığımız nesne, kişi ve varlıkların bize verebileceği ancak sahip oldukları kadardır ve bu servetleri Allah’ın hazineleri yanında çöp kadar değersizdir. nefsimiz, şeytan, kişi ve makamlar hatta ibadet ve tesettür putları dahi içerisinde iman yoksa şirk vasıtasından öte değildir ve faydadan çok zarar verir.

Huzurda kimin gerçekten iman edip etmediği, amel, niyet, yardım, sabır, şükür, tevekkül gibi gerekelri kime ve neden yaptığı anlaşılacağı için durum net olarak anlaşılacak, nice seçkin sayılan kul cehennemin dibine atılırken, nice gariban kimse için cennetlerde köşkler sunulacaktır.

Huzurda mazeret yoktur, Allah zalimlerle konuşmayacaktır bile ve şefaat de sadece Allah’ın razı olduğu kullarının hakkıdır. O halde …

İman etmek ve imanın gereğini yapmak, bunu yaparken mutlak doğru ve güzeli Kur’an’dan arayıp bulmak, bunun için de Kur’an’ı anlayarak okumak farzdır.

Kötülük ve çirkin olanlar da Kur’an’dadır ve din hem iyiyi yapmak hem kötüyü yapmamak hem de kötüyle mücadele etmektir. Bunları öğrenmek ve bunlarla mücadele etmek de farzdır.

Dinin ve Kur’an’ın bir kısmını yok saymak, dinin kötülükten sakınma ve kötülükle mücadele etme yarısını ihmal etmek ise dini yarım yaşamak değil dini hiçe saymaktır ki dinin sahibi Yüce Allah, emir ve yasakalrının tamamını Kur’an ile bildirmiş, sözlerini Kur’an ile tamamlamış ve kıyamete dek seçtiği dinini Kur’an ile himayesine almıştır. O halde Kur’an yoksa, anlaşılmıyor ve okunmuyorsa din de yok demektir ki bu durum İslam yani müslüman olmaya da engeldir.

Müslüman olma iddiasında diretmek ise kulu riyaya ve yalana, buda eşittir münafıklığa sevk eder ki merhametsizliğe adaydır.

Doğrusu Kur’an mü’mini olmaya çalışmak yani Kur’an’dan önce var edilen imana sarılmak, Kur’an ile tanımlanan ve örneklenen imanı ayetlere uygun yaşamaya çalışmak ve Peygamberimizin örnek iman ve ahlakından istifadeyle Allah yolunda yorulmadan mücadele etmektir.

Burada dikkat edilecek en mühim nokta yanlış şey ve varlıklara değil sadece Allah’a iman etmektir ve bu sadece kelimesi çok önemlidir. Çünkü sadece Allah değil de Allah denilirse kalplerde başkaca ilahlara yer açılıyor demektir ki bunun adı şirktir.

Kalp en yüce fetva makamıdır ve müftüler fetva verselerde müracat edilecek nihai nokta kalptir. Çünkü kalbin kapıları sadece cennetlere açılır ve şeytan Allah dilemedikçe kalplere giremez.

İmanı veren ve bilen sadece Allah’tır ve huzurda kulun takvasını da biçecek olan sadece O’dur. takvayı insanlar arası bu dünyada üstünlük derecesi yapmak, sakalla, tesbihle, tesettürle, namazla, oruçla dindarlık göstergesi yapmak ise Allah’ın hak ve yetkilerine tecavüzdür ve cezası ağırdır.

Mü’min, kendisini, hesaptan önce hesaba çekebilendir.

Münafık ve kafirler ise kendilerine duydukları sevgi ve şımarıklık ile hesaptan kaçan, özeleştiriden mahrum kimselerdir ve bu hallerinin bir menfi sonucu elbet olacaktır.

Kur’an gözler önünde okunmayı beklemektedir ve başkalarına sataşıp, açık aramak gayesindekilerin aslında ilk yapması gereken şey kendisine çeki düzen vermektir.

Çünkü şeytan tüm askerleri, ağları, silahları ile alarm durumunda amansız bir mücadele vermektedir ve üzerinde ölü toprağı bulunan İslam alemi buırakın uyanmayı, uyanmayı istememektedir bile.

Ama maalesef ve mutlaka herşeyin bir bedeli olacaktır.

Selim kalp ve selim akıl insan için elzemdir ve bu ikisi Sırat-ı Mustakim’de buluşursa da inşallah o kullara korku olmayacaktır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberi şirke alet etmek nasıl olur

Peygamberleri öldürmek

Peygamberleri öldürmek Dinler tarihi aynı zamanda insanlık tarihidir ve hiçbir ümmet Peygambersiz kalmamış, vahiyden kısmetsiz ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir