Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / Müşriklerin dinine göre kafir olanlar
imanilmihali.com
Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşrikler, şeytanın şirk dinine tabi, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve yönetimde şirk (ortak) koşanlar, Yüce Allah’ı inkar etmeden yanına berisine yedek ilahlar koyanlar, aldatanlar, hakikate düşman olanlardır.

Şirk, bu hal üzere ölünmesi durumunda, afsızlığa mahkum tek suçtur ve küfürle mukayese dahi götürmez. Paraya, nefse, kişiye, makama, şeytana, puta, aracı ve şefaatçilere, dünya malına tapmak şeklinde aleni olan şirke ilaveten riya, gösteriş ve gizli şehvet türü gizli şirk de vardır ve açık ya da kapalı olması şirk olduğu gerçeğini değiştirmez.

Özetle, şirk koşmak dindir, şeytan icadıdır, karanlık yollara sürükleyendir, hakka düşmandır, batıldır, çirkindir, afsızlığa mahkumdur, kendisine uyanları da helak eder, şeytanlaştırır.

Tekrar etmekte fayda vardır; ŞİRK bir gaflet değildir dindir, tekamül etmiş, organize, hiyerarşik bir şeytan dinidir.

Bu dine tabi olanların din dışı olmak ise bahtiyarlıktır ki mü’minler, kalplerindeki iman nuru ile bu bahtiyarlığa erenlerdir. Sıradan müslümanlar ise şirk dinine tabi olmamakla birlikte risk altındadır ve tevhid yoluyla yanyana olan şirk yolu arasında muazzam incelikte bir çizgi vardır.

Mü’min, iman eden, imanı kalpte yaşatan, imanın gereğini yapmaya çalışandır.

Müslüman, imanı dilde kalan, dinin gereklerini yerine getirmeye gayret edendir.

Münafık, dinde olmadığı halde dinde görünen, mürai, menfaati gereği dine bir girip bir çıkandır.

İmanı kalpte yaşatanlar dışında kalanlar her an şeytanın vesveselerine, korkutmalarına, süslü göstermelerine kanmaya müsait olanlardır çünkü Allah, şeytanın sultasını sadece imanlı kalpler için yasak etmiş, diğerlerinin üzerine canla başla ve dört yandan hem de kıyamete dek gitmesine müsaade etmiştir.

Bu imanın ne büyük bir hikmet olduğunun en büyük delilidir ve insan daha fıtratta iman üzere yaşamaya söz vermiştir.

Müşriklerin en sevmediği insan tiplemesi olan mü’minler; şeytandan değil Allah’tan korkan, şeytanları değil Allah’ı seven, dünya için değil ahiret için yaşayan, şehvet ve açlıklara değil ahiret esenliklerine susamış olan, kötülüğü değil iyiliği gaye edinen, kibri değil tevazuyu benimseyen salih kullardır.

Müşriklerin en azılı sıfat ve kabiliyetlerinden olan; yalan, iftira, zorlama, kandırma, aracılık etme, şüpheye düşürme, haseti körükleme, harama meylettirme, kibri ve büyüklenmeyi özendirme gibi haller mü’minlerin sevmediği, kendisine haram kıldığı şeylerdir çünkü böyle yapmak Allah emridir.

Müşriklerin hedefine giden yolda en büyük engelleri de muhakkak mü’minlerin imanlı ve doğrulukta sebat etmiş duruşlarıdır ki kanmayan ve aldanmayan bu grup, şirkin yeryüzüne egemen olmasına da engeldir.

Münafık, mürai ve çoğu zaman müslümanlıkla yetinenleri ağlarına düşürmekte hünerli olan şeytanın imanlı kalplere yaklaşamaması Allah’ın bir lutfu ve vaadidir. Bu da demektir ki imandan yoksun kalpler o ağa düşmeye her an müsaittir.

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar yani mü’minler, şeytana biat etmeyenler, şeytani süslere ve pisliklere bulaşmayanlar, hata etse de umudu kaybetmeden hemen tevbeye sarılanlardır.

Mü’minler, ameli eksik olsa da Allah’ın sınırlarına, emir ve yasaklarına özen gösterenlerdir. Müşrikler ise bu sınır ve yasakları yok saymak, yerine kendi beşeri tanzimlerini getirmek arzusundadırlar.

Müşrikler bu halleriyle, şeytana tabi olur ve sonra şeytanlaşırlar.

Mü’min olmak, dincilik eden, dine yalan söyleten, dini bölen şeytanlarla bir olmamaktır.

Müşriklere göre kafir olmak guru vericidir, imana delildir.

Müşriklerin dinine tabi olmaktansa ölmek yeğdir, şeytan en kötü düşman ve yön gösterendir.

İman, şeytanın sultasına manidir ve şeytanın kılıcı tahtadandır. Süslü gösteren ama zorlamayan şeytanlar, insan veya cin olsun, hakka ve Hakk’a düşmandır. Kibri körüklemeyi, büyüklenmeyi ve ezmeyi emreden şeytanlar, yalanı, zulmü, iftirayı silah yapar, hırsları emellerin önüne geçirir, batıla hizmetle hakikate cephe alırlar.

Onların hışmına uğramak, mü’min için şereftir. Onların hakaret ve saldırılarına maruz kalmak haysiyettir, erdemdir. Onlar tarafından sevilmemek fazilettir.

Müşriklerce alkışlanmak, beğenilmek, desteklenmek, iş başına getirilmek, kayrılmak ise Allah’ın rahmetinden umudu kesmek demektir.

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar dünyada eziyet görse de ahirette esenliğe inşallah mazhar olacaklardır. Müşrikler, şeytana aldanışlarıyla kazanır görünseler de kaybettiklerinin farkında dahi değillerdir. Çünkü tüm kazandıkalrı fani dünyaya aittir ve ahiretten nasipleri yoktur.

Mü’minler ise iki cihanda da bahtiyardır.

Şeytana düşman, şirke küskün olmak, aldanmamak, yenilmemek bu nedenle mü’minin şiarıdır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dokuz Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değildir

Dokuz Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değildir

Dokuz Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değildir 9 Eylül 1922, Kurtuluş savaşının Batı cephesinde 26 Ağustos ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir