Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Mutaffifin suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Mutaffifin suresi – Karşılaştırmalı meal

Mutaffifin suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

MUTAFFİFİN SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân veRahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Eksik ölçüp tartanların vay haline,
Diyanet Vakfı 1. Eksik ölçüp noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Veyl ölçü ve tartıda hile yapanlara!
Süleyman Ateş 1. Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!
Yaşar Nuri Öztürk 1 Azap ve kaygu, tartıda ve ölçüde hile yapanlara olsun;
Ali Bulaç 2- Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Diyanet Vakfı 2. Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Onlar ki, insanlar üzerinden kendilerine ölçtüklerinde tam basarlar.
Süleyman Ateş 2. Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Yaşar Nuri Öztürk 2 Ki onlar insanlardan alırken ölçüyü tam yaparlar,
Ali Bulaç 3- Onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Diyanet Vakfı 3. Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksik ölçer ve tartarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Onlara ölçtükleri veya tarttıklarında ise eksiltirler
Süleyman Ateş 3. Kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Onlara vermek üzere tartıp ölçtükleri zaman, eksiltmeye giderler.
Ali Bulaç 4- Yoksa diriltileceklerini sanmıyor mu?
Diyanet Vakfı 4. Onlar düşünmezler mi ki, tekrar diriltilecekler!
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Onlar, tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
Süleyman Ateş 4. Onlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Yaşar Nuri Öztürk 4 Peki, bunlar kendilerinin diriltileceğini sanmıyorlar mı?
Ali Bulaç 5- Büyük bir günde.
Diyanet Vakfı 5.Büyük bir günde
Elmalılı Hamdi Yazır 5-O büyük gün için.
Süleyman Ateş 5. Büyük bir gün için,
Yaşar Nuri Öztürk 5 Çok büyük bir gün için.
Ali Bulaç 6- İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.
Diyanet Vakfı 6.Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.
Süleyman Ateş 6. Ki o gün insanlar, alemlerin Rabbinin divanında dururlar.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Bir gün ki, insanlar, âlemlerin Rabbi huzurunda kıyama geçerler.
Ali Bulaç 7- Hayır; facir olanların kitabı şüphesiz ‘Siccîn’dedir.
Diyanet Vakfı 7. Doğrusu günahkârların yazısı, muhakkak Siccîn’de olmaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Hayır, hayır, facirlerin yazısı Siccin’dedir.
Süleyman Ateş 7. Hayır, (ölçü ve tartıda hile yapılamaz), doğrusu sapanların yazıcısı Siccin(aşağı zindan)dadır.
Yaşar Nuri Öztürk 7 Hayır, iş düşündükleri gibi değil! Rezilliğe batmışların kitabı, karanlık ve pis bir çukurun, Siccîn’in ta içindedir.
Ali Bulaç 8- ‘Siccîn’in ne olduğunu sana öğreten nedir?
Diyanet Vakfı 8. Siccîn nedir, bilir misin?
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Bildin mi Siccin nedir?
Süleyman Ateş 8. Siccin’in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Yaşar Nuri Öztürk 8 Siccîn’in ne olduğunu sana gösteren nedir?
Ali Bulaç 9- Yazılı bir kitaptır.
Diyanet Vakfı 9. (O günahkârların yazısı) Amellerin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Yazılmış bir kitaptır.
Süleyman Ateş 9. Yazılmış bir Kitaptır.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Rakamlandırılmış bir kitaptır o.
Ali Bulaç 10- O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet Vakfı 10. O gün vay haline yalancıların!
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Veyl o gün yalan diyenlere!
Süleyman Ateş 10. Yalanlayanların vay haline o gün!
Yaşar Nuri Öztürk 10 Vay haline o gün, yalanlayanların!
Ali Bulaç 11- Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar.
Diyanet Vakfı 11. Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-O ceza gününü yalanlayanlara.
Süleyman Ateş 11. Onlar ceza gününü yalanlamaktadırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Onlar ki din gününü yalanlarlar.
Ali Bulaç 12- Oysa onu, ‘sınır tanımaz, saldırgan’, günahkar olandan başkası yalanlamaz.
Diyanet Vakfı 12. Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Onu ancak her bir haddini aşkın, günaha düşkün yalanlar.
Süleyman Ateş 12. Onu, saldırgan, günahkardan başkası yalanlamaz.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Onu ancak her şımarıp azmış, günaha batmış olan yalanlar.
Ali Bulaç 13- Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: ‘Geçmişlerin masallarıdır’ dedi.
Diyanet Vakfı 13. Böyle birine âyetlerimiz okununca “Eskilerin masalları” derdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Karşısında ayetlerimiz okunduğunda: “Eskilerin masalları!” dedi.
Süleyman Ateş 13. Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: “Eskilerin masalları” der.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Ayetlerimiz ona okunduğunda, “Daha öncekilerin efsaneleri!” deyiverir.
Ali Bulaç 14- Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.
Diyanet Vakfı 14. Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Hayır, hayır! Onların kazançları kalplerinin üzerine pas bağlamıştır!
Süleyman Ateş 14. Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.
Yaşar Nuri Öztürk 14 İşin esası o değil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin üstünde pas oluşturmuştur.
Ali Bulaç 15- Hayır; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek-yoksun tutulmuşlardır.
Diyanet Vakfı 15. Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O’nu görmekten) mahrum kalmışlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Hayır, hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrum kalacaklardır.
Süleyman Ateş 15. Hayır, doğrusu onlar, o gün Rablerinden perdelenmişlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Hayır! Onlar o gün Rablerine karşı tam bir şekilde perdelenmişlerdir.
Ali Bulaç 16- Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır.
Diyanet Vakfı 16. Sonra onlar cehenneme girerler.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Sonra onlar, mutlaka cehenneme yaslanacak
Süleyman Ateş 16. Sonra onlar, elbette cehenneme gireceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Sonra onlar mutlaka cehenneme dalacaklardır.
Ali Bulaç 17- Sonra onlara: ‘İşte sizin yalanladığınız (şey) budur’ denir.
Diyanet Vakfı 17. Sonra onlara: “İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur” denilir.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Sonra da onlara: “İşte bu, sizin yalanlayıp durduğunuz!” denilecek.
Süleyman Ateş 17. Sonra da: “İşte yalanlamakta olduğunuz şey budur!” denilecektir.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Sonra da: “İşte budur, o yalanlamakta olduğunuz şey!” denilecektir.
Ali Bulaç 18- Hayır; ebrar olanların kitabı, ‘İlliyîn’dedir.
Diyanet Vakfı 18. Hayır! Andolsun iyilerin kitabı İlliyyûn’dadır.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Hayır, hayır; çünkü iyilerin yazısı İlliyyun’dadır.
Süleyman Ateş 18. Hayır, iyilerin yazısı İlliyyin(yüceler)dedir.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Hayır, sandıkları gibi değil! İyilik sergileyenlerin kitabı İlliyyûn’da, en yüce burçlardadır.
Ali Bulaç 19- ‘İlliyîn’in ne olduğunu sana öğreten nedir?
Diyanet Vakfı 19. İlliyyûn nedir, bilir misin?
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Bildin mi nedir İlliyyun?
Süleyman Ateş 19. İlliyyin(yüceler)in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Yaşar Nuri Öztürk 19 İlliyyûn’un ne olduğunu sana anlatan nedir?
Ali Bulaç 20- Yazılı bir kitaptır.
Diyanet Vakfı 20. (O İlliyyûn’daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-O yazılmış bir kitaptır!
Süleyman Ateş 20. Yazılmış bir Kitaptır.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Rakamlanmış bir kitaptır o.
Ali Bulaç 21- Ona yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar şahid olurlar.
Diyanet Vakfı 21. O kitabı, Allah’a yakın olanlar görür.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Yakın melekler ona şahit olurlar.
Süleyman Ateş 21. (Allah’a) Yaklaştırılmış olanlar, ona tanık olurlar.
Yaşar Nuri Öztürk 21 Yaklaştırılmış olanlar tanıklır ederler ona.
Ali Bulaç 22- Gerçek şu ki, ebrar olanlar, elbette nimetler içindedirler.
Diyanet Vakfı 22. İyiler kesinkes cennettedir.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Haberiniz olsun ki, iyiler bir naim (cenneti) içindedirler.
Süleyman Ateş 22. İyiler elbette ni’met içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk 22 İyilik sergileyenler büyük bir nimetin tam içindedir.
Ali Bulaç 23- Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmektedirler.
Diyanet Vakfı 23. Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Süleyman Ateş 23. Divanlar üzerinde oturup bakarlar.
Yaşar Nuri Öztürk 23 Koltuklar üzerinde seyre dalarlar.
Ali Bulaç 24- Nimetin parıltılı-sevincini yüzlerinde tanırsın.
Diyanet Vakfı 24. Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-Yüzlerinde nimet ve mutluluğun parıltısını tanırsın.
Süleyman Ateş 24. Yüzlerinde ni’metin sevinç ve parıltısını sezersin.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Yüzlerinde nimetin sevinç parıltısını izlersin.
Ali Bulaç 25- Onlara mühürlü, katıksız bir şaraptan içirilir.
Diyanet Vakfı 25. Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur.
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Onlara mühürlenmiş halis bir içkiden sunulur.
Süleyman Ateş 25. Onlara, mühürlü, halis bir şaraptan içirilir,
Yaşar Nuri Öztürk 25 Katıksız, damgalı bir içecekten içirilirler,
Ali Bulaç 26- Ki sonu misktir. Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar.
Diyanet Vakfı 26. Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Onun sonu misktir, işte ona imrensin artık imrenenler!
Süleyman Ateş 26. Ki sonu misktir (içildikten sonra misk gibi kokar). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Yaşar Nuri Öztürk 26 Ki sonu bir misktir. İşte, yarışanlar böyle bir şey için yarışsınlar!
Ali Bulaç 27- Onun karışımı ‘tesnim’dendir.
Diyanet Vakfı 27. Karışımı Tesnîm’dendir.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Onun karışımı Tesnim’dendir.
Süleyman Ateş 27. Karışımı tesnimdendir.
Yaşar Nuri Öztürk 27 Onun katkısı Tesnîm’den; en yüce, en seçkin olandandır.
Ali Bulaç 28- Bir kaynak ki, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar ondan içer.
Diyanet Vakfı 28. (O Tesnîm Allah’a) Yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır 28-(Allah’a) yakın olanların içeceği bir çeşmeden.
Süleyman Ateş 28. Bir çeşme ki (Allah’a) yaklaştırılanlar ondan içerler.
Yaşar Nuri Öztürk 28 Bir kaynak ki, iyice yaklaştırılmış olanlar içerler ondan.
Ali Bulaç 29- Doğrusu, ‘suç ve günah işleyenler,’ kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi.
Diyanet Vakfı 29. Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Evet, o günah işleyenler, iman edenlere gülüyorlardı.
Süleyman Ateş 29. Suç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 29 Şu bir gerçek ki, suça batmış olanlar, iman sahiplerine gülerlerdi.
Ali Bulaç 30- Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi.
Diyanet Vakfı 30. Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Onlara uğradıklarında birbirlerine göz kırpıyorlardı.
Süleyman Ateş 30. Onların yanından geçtikleri zaman birbirlerine kaş göz eder(ek onları küçümser)lerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 30 Onların yanlarından geçerken birbirlerine kaş-göz işareti yaparlardı.
Ali Bulaç 31- Yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi.
Diyanet Vakfı 31. Ailelerine döndüklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek dönerlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
Süleyman Ateş 31. Ailelerine döndükleri zaman da (yaptıklarıyle övünüp) eğlenmeye başlarlardı.
Yaşar Nuri Öztürk 31 Ailelerine döndüklerinde, gülüp eğlenmeye koyulurlardı.
Ali Bulaç 32- Onları gördükleri zaman ise: ‘Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır’ derlerdi.
Diyanet Vakfı 32. Müminleri gördüklerinde: “Şüphesiz bunlar sapıtmış” derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 32-İnananları gördüklerinde: “İşte bunlar sapıklar!” diyorlardı.
Süleyman Ateş 32. İnananları gördüklerinde: “Şunlar sapık insanlar” derlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 32 İnananları gördüklerinde: “Şunlar var ya! Şaşkın, sapık bunlar!” derlerdi.
Ali Bulaç 33- Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Diyanet Vakfı 33. Halbuki onlar, müminleri denetleyici olarak gönderilmediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-Halbuki inananların üzerlerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Süleyman Ateş 33. Oysa kendileri, onların üzerine bekçi gönderilmemişlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 33 Oysaki kendileri, inananlar üzerine bekçi gönderilmemişti.
Ali Bulaç 34- Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler.
Diyanet Vakfı 34. İşte o gün (ahirette) de iman edenler kâfirlere gülerler.
Elmalılı Hamdi Yazır 34-İşte bugün de inananlar, kafirlere gülecekler.
Süleyman Ateş 34. İşte bugün de inananlar kafirlerin üstüne gülerler.
Yaşar Nuri Öztürk 34 İşte bugün, iman sahipleri, küfre batmışlara gülüyorlar.
Ali Bulaç 35- Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle.
Diyanet Vakfı 35. Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Koltuklar üzerinde bakacaklar (kendileriyle eğlenen kafirlerin cehenneme nasıl yaslandıklarını seyredecekler).
Süleyman Ateş 35. Divanlar üzerinde (oturup) bakarlar:
Yaşar Nuri Öztürk 35 Koltuklar üzerinde seyrediyorlar.
Ali Bulaç 36- Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin ‘feci karşılığını gördüler mi?’
Diyanet Vakfı 36. Kâfirler yaptıklarının cezasını bulduar mı! (Elbette buldular.)
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Nasıl, kafirler ettiklerinin cezasını buldular mı?
Süleyman Ateş 36. Kafirler, yaptıklarıyle cezalandılar mı? diye.
Yaşar Nuri Öztürk 36 Nankör kâfirler, yapmış olduklarıyla ödüllendirildiler mi?

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Mutaffifin suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir