Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / MUTTAKİLER VE CENNET
imanilmihali.com
cennet

MUTTAKİLER VE CENNET

MUTTAKİLER VE CENNET

Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.(Beyyine 98/7,8)

MUTTAKİLER VE CENNET

Muttaki süslü dünya hayatına nefsini ve şehvetini mağlup etmeyip, nefes aldığı bu alemin bir gün sona ereceğini bilen, asıl yaşamın ahirette ve inşallah cennette olacağını bilen ve buna göre yaşayan iman etmiş insan demektir. Muttaki arzuladığı hayali bu dünyada bulamaz, yüreği Allah sevgisiyle ve kavuşmak özlemiyle yanar tutuşur. Yüreğindeki Allah sevgisi ve korkusu onu cennetine çağırır.

Cennet her müslüman için bir gaye, bir ödüldür. İbadetin, imanın, güzel ahlakın maksadı cennet demek değildir. Asıl kazanılmaya çalışılan şey Allah rızasıdır. Cennet bu rızanın sonucunda vadedilen mükafatın adıdır ve inşallah Peygamber sancağı altında tüm müminlerin toplanacağı yerdir.

Kul cehennemden korunmak, cennete erişmek için dua edebilir ancak asıl maksat ve dua Allah rızasını kazanmak için yapılır. Cennet güzel bir mükafat olsa da asıl mükafat Allah’ın rızasına mazhar olabilmektir.

Cennet sayısız nimet ve güzelliği içinde barındıran, yedi veya daha fazla katlı, bereketli, tasasız, hastalık ve ölümden uzak ahiret yurdunun adıdır. Ancak bu yurt herkese değil sadece hak edenlere açılacaktır. İman eden, ibadetini dosdoğru yerine getiren, ahlaklı yaşayan, Allah’ın hoşnutluğuna erişip kul hakkı yemeyen müminler, muttakiler içindir cennet.

Allah’ın lutfettiği, şefaat ettiği, affettiği, mükafatlandırdığı, sadece kendisinin bildiği ve takdiri sadece kendisine ait olanlar hariç cennete girecekler iman edenler ve sağlam imanla ölenlerdir. Dünya hayatının koşuşturması arasında bu gerçeği hafife almak, insan veya cin şeytanlarının vesvesesi ile Allah nasılsa affeder deyip şehvetten gaz kesmemek yapılmaması gerekendir.

(Yazının alt kısmı Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinden derlenmiştir.)

Her çeşit nimet bulunan cennetler, bu daimî gönül alan ve henüz gizli vatanlar, bu tertemiz pak çiftler, o içinde bulunduğumuz geçici, aldatıcı, basit ve alçak hayattaki iştah çeken şeylerden daha güzel, çok daha hayırlıdır. Allah’ın tam anlamıyla bir rızası ise hepsinden büyük, her lezzetten yüksektir.

Fakat bu güzel yurt, bu güzel yuva herkese değildir. Dünyanın her an durmadan değişen ve geçici olan iştah çekici şeylerine sevgiyle bağlanmaktan sakınıp, kötü akibetten korunan muttakilere mahsustur. Böyle olmayanlar güzel yuvaya eremez, rıdvan lezzetini bulamaz. Başında o geçici lezzetleri elde etmenin hırs ve çabasıyla yanar tutuşurlar, sonunda ondan mahrum kalmanın acısı ve azabı içindedirler.

Bu korunma (ittika) da kuru laftan ve gösterişten ibaret bir korunma değildir. Allah, kullarının içini dışını, ne yapıp ne işlediklerini görür. İmanlarını şüpheden uzak olarak ikrar ve itiraf edip bu sayede günahlarına mağfiret dileyen, hiçbir lezzete imkan bırakmayan ateş azabından korunmalarını niyaz eden, sabırlı, sözlerinde, niyet, davranış ve işlerinde dürüst ve doğru olan, huşû içinde ibadet ve taata devam eden, mallarını Allah yolunda infak eden, karanlıkların aydınlığa, gafletlerin açıklığa ve uyanıklığa dönüştüğü o seher vakitlerinde istiğfar eyleyen kullarını görür ve gözetir, güzel yurdu ve en büyük rıdvanını böyle kullarına verir.

Şu halde ta başta yürekten inanıp tasdik etmek ve imanını da hiç çekinmeden dil ile ikrar etmek, günahların bağışlanmasına ve azaptan korunmaya vesile ve sebep ise de, hiç şüphesiz en güzel sonuç ve en büyük rıza, sayılan özellikleri kendilerine huy ve alışkanlık edinmiş olan takva ve ibadet ehli müslümanlara aittir.

Sakın bu beyanları, bu vaatleri ve bu uyarıları, bu iman ve sığınmayı, bu yüce hasletleri, hasılı bu dini ve dindarlığı, temelsiz, şahitsiz, kanıtsız, belgesiz, boş bir şey, kuru bir iddia, gerçekliği şüpheli, şunun bunun karşı çıkmasıyla zayıf düşecek, ortadan kalkacak, insanı aldatan hayallerden sanmayınız!

De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. (Al-i İmran 3/15)

MUTTAKİLER VE CENNET

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an

Kur’an üzerine yeminleşmek – Mübahale

Kur’an üzerine yeminleşmek – Mübahale “Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

37 − 34 =