Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Müzzemmil suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Müzzemmil suresi – Karşılaştırmalı meal

Müzzemmil suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

MÜZZEMMİL SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Ey örtüsüne bürünen,
Diyanet Vakfı 1. Ey örtünüp bürünen (Resûlüm)!
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Ey o örtünen,
Süleyman Ateş 1. Ey örtüsüne bürünen,
Yaşar Nuri Öztürk 1 Ey giysisine bürünüp yatan!
Ali Bulaç 2- Az bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk:
Diyanet Vakfı 2. Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.
Elmalılı Hamdi Yazır 2-gece kalk, pek azı hariç,
Süleyman Ateş 2. Geceleyin kalk (namaz kıl); yalnız gecenin birazında (uyu).
Yaşar Nuri Öztürk 2 Geceleyin kalk! Kısa bir süre hariç,
Ali Bulaç 3- (Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt.
Diyanet Vakfı 3. (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-yarısı, yahut ondan biraz eksilt (yarısından az kalk)
Süleyman Ateş 3. Gecenin yarısında (kalk) yahut bundan biraz eksilt.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Gecenin yarısını ayakta ol yahut bundan biraz eksilt!
Ali Bulaç 4- Veya üzerine ilave et. Ve Kur’an’ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku.
Diyanet Vakfı 4. Ya da bunu çoğalt ve Kur’an’ı tane tane oku.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-veya artır (buna ilave et, yarısından ziyade kıl) ve Kur’an’ı ağır ağır, güzel güzel oku!
Süleyman Ateş 4. Veya bunu artır ve ağır ağır Kur’an oku.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Yahut buna biraz ekle! Ve Kur’an’ı ağır ağır, düşüne düşüne oku!
Ali Bulaç 5- Gerçekten senin üzerine ‘oldukça ağır’ bir söz (vahy) bırakacağız.
Diyanet Vakfı 5. Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Çünkü Biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz;
Süleyman Ateş 5. Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Doğrusu, biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.
Ali Bulaç 6- Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır.
Diyanet Vakfı 6. Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Çünkü gece neşesi, hem daha dokunaklı hem de deyişçe daha sağlamdır.
Süleyman Ateş 6. Gerçekten gece kalk(ıp ibadet et)mek daha oturaklı ve (geceleyin) söz (du’a) daha etkilidir.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir.
Ali Bulaç 7- Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır.
Diyanet Vakfı 7. Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Çünkü sana gündüzün uzun bir yüzüş vardır (birçok meşguliyetin vardır).
Süleyman Ateş 7. Çünkü gündüz, senin uzun süre uğraşacağın şeyler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 7 Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma/yoğun bir uğraş vardır.
Ali Bulaç 8- Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnızca O’na yönel.
Diyanet Vakfı 8. Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O’na yönel.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Rabbinin ismini an ve herşeyden kesilerek O’na çekil (O’na bütün varlığınla yönel)!
Süleyman Ateş 8. Rabbinin adını an ve bütün gönlünle O’na yönel.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Rabbinin adını an ve tüm benliğinle O’na yönel!
Ali Bulaç 9- (Allah,) Doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan başka ilah yoktur. Şu halde (yalnızca) O’nu vekil tut.
Diyanet Vakfı 9. O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O’nun himayesine sığın.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-O doğunun ve batının Rabbi’dir. O’ndan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O’nu vekil tut!
Süleyman Ateş 9. (O) Doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan başka tanrı yoktur. Yalnız O’nu vekil tut.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Doğunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O’ndan başka. O’nu vekil et!
Ali Bulaç 10- Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl.
Diyanet Vakfı 10. Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Başkalarının sözlerine sabret ve onları güzel bir terkedişle terket
Süleyman Ateş 10. Onların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan.
Ali Bulaç 11- Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Diyanet Vakfı 11. Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
Süleyman Ateş 11. Beni ve o ni’met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.
Ali Bulaç 12- Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:
Diyanet Vakfı 12. Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, var.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve ateş var,
Süleyman Ateş 12. Doğrusu, bizim yanımızda bukağılar ve cehennem var.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Bizim yanımızda bukağılar var, cehennem var!
Ali Bulaç 13- Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab vardır.
Diyanet Vakfı 13.Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-boğazda kalan bir yiyecek ve acı bir azap vardır.
Süleyman Ateş 13. (Dikenli) Boğazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azab var.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Boğazdan zor geçen bir yiyecek, korkunç bir azap var,
Ali Bulaç 14- (Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
Diyanet Vakfı 14. O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-0 gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir!
Süleyman Ateş 14. O gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar, dağılan kum yığınları olur.
Yaşar Nuri Öztürk 14 O günde ki yer ve dağlar sarsılır ve dağlar eriyip akan bir kum yığınına dönüşür.
Ali Bulaç 15- Şüphesiz size, üzerinize şahid olacak bir elçi gönderdik; Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi.
Diyanet Vakfı 15. Nasıl Firavun’a bir elçi göndermiş idiysek doğrusu size de, hakkınızda şahitlik edecek bir peygamber gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Haberiniz olsun Biz size üzerinize şahit olacak bir peygamber gönderdik, tıpkı Firavun’a peygamber gönderdiğimiz gibi;
Süleyman Ateş 15. (Ey insanlar,) Doğrusu biz size, aleyhinize tanıklık edecek bir elçi gönderdik; nasıl ki Fir’avn’a da bir elçi göndermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Biz size, üstünüze tanık olan bir resul gönderdik. Tıpkı Firavun’a bir resul gönderdiğimiz gibi.
Ali Bulaç 16- Fakat Firavun elçiye isyan etti, Biz de onu pek vahim bir tarzda (azabla) yakalayıverdik.
Diyanet Vakfı 16. Ama Firavun o peygambere karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde muaheze etmiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Firavun o peygambere isyan etti de Biz onu vahim bir tutuşla tuttuk alıverdik!
Süleyman Ateş 16. Fir’avn, elçiye karşı geldi. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Ama Firavun, resule isyan etti de biz onu korkunç bir tutuşla tutuverdik.
Ali Bulaç 17- Eğer inkâr edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız?
Diyanet Vakfı 17. Peki inkâr ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek o günden kendinizi nasıl koruyabileceksiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır 17-halde eğer inkar ederseniz, çocukları ak saçlı kocalara (ihtiyarlara) çevirecek olan o günde nasıl korunursunuz?
Süleyman Ateş 17. Peki inkar ederseniz, çocukları ihtiyarlatan o günden kendinizi nasıl kurtaracaksınız?
Yaşar Nuri Öztürk 17 Eğer inkâr ve nankörlüğe saparsanız, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çeviren o günden nasıl korunacaksınız?
Ali Bulaç 18- Bu nedenle gök bile yarılıp-çatlamıştır; (artık) O’nun va’di gerçekleştirilip-yerine getirilmiştir.
Diyanet Vakfı 18. Gökyüzü bile onunla (o günün dehşetiyle) yarılacaktır. Allah’ın vâdi mutlaka yerine gelir.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Gök onun dehşetiyle çatlamıştır ve O’nun va’di yerine getirilmiştir.
Süleyman Ateş 18. Gök (bile) onun dehşetinden yarılır. Allah’ın va’di mutlaka yapılmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Gök bile o yüzden parçalanır. O’nun vaadi gerçekleşmiştir.
Ali Bulaç 19- Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
Diyanet Vakfı 19. İşte bu (anlatılanlar), şüphesiz bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine (varan) bir yol tutar.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-İşte bu, bir öğüttür; artık dileyen Rabbine (varan) bir yol tutar!
Süleyman Ateş 19. Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Bu, bir öğüt verici, düşündürücüdür. Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir.
Ali Bulaç 20- Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O’na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur’an’dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah’ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur’an’dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 20. (Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah’tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah’ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah’tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Gerçekten Rabbin biliyor ki sen, muhakkak gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçiriyorsun, beraberinde bulunan bir grup da (böyle yapıyor). Oysa geceyi, gündüzü Allah takdir eder. Sizin bundan ötesini başaramayacağınızı bildiği için size lütuf ite muamelede bulundu. Bundan böyle Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun; O, içinizden hastaların olacağını, diğer bir kısmının Allah’ın lütfundan bir kar aramak üzere yeryüzünde yol tepeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bilmektedir; O halde o (Kur’an)dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a karz-ı hasen verin! Kendi hesabınıza hayır olarak ne (iyilik) yapıp gönderirseniz, onu Allah yanında daha hayırlı ve karşılık olarak daha büyük bulacaksınız. Allah’tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Süleyman Ateş 20. Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını; Seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah, sizin onu sayamayacağınızı (zamanı hesabedip geceninbelli sa’atlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. Artık (belli bir sa’at gözetmeden) Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah’ın lutfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir. Onun için Kur’an’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükafatça daha büyük bulacaksınız. Allah’tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O halde Kur’an’dan, kolay geleni okuyun. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah’ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O halde Kur’an’dan, kolay geleni okuyun! Namazı/duayı yerine getirin! Zekâtı verin. Güzel bir ödünçle Allah’a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan af dileyin. Hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Müzzemmil suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir