Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Namazın farz, vacip, sünnet ve mekruhları
imanilmihali.com
namaz

Namazın farz, vacip, sünnet ve mekruhları

Namazın farz, vacip, sünnet ve mekruhları

Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz. (A’raf 7/170)

NAMAZ HİKMETİ, VAKİTLERİ, FARZ, VACİP, SÜNNET VE MEKRUHLARI

Herhangi bir kimsenin namazsız bulunduğu haliyle namazına devam ettiği halini karşılaştırırsanız, namazlı bulunduğu zamandaki ahlâkını, herhalde yükselmiş bulursunuz. “Muhakkak ki namaz kötü ve iğrenç şeylerden vazgeçirir.” (Ankebût, 29/45) âyeti, bu gerçeği anlatır.

Bu karşılaştırmadaki yanlışlıklar, ayrı ayrı şahısları mukayese etmekten doğar. Bazı hususta ahlâklı farz edilen namazsız, namazına devam ettiği zaman hiç şüphesiz ahlâk ve maneviyatça daha yükselir.

Namazını kılan kimsenin hayatta en az dört kazancı vardır: Birincisi temizlik; ikincisi kalp kuvveti; üçüncüsü vakitlerin intizamı; dördüncüsü toplumsal düzelme.

Bu faydalar, devam şartıyla, en resmî bir namazda bile vardır. Namazın büyük faydalarını hesap etmek mümkün değildir. Fakat en ufak ahlâkî faydası bilfiil büyüklenmeyi kırmak, kardeşliğe hazırlanmak, Allah rızası için iş yapmaya alışmaktır. Bunun için namazda giyinebileceği en güzel ve en temiz elbisesini giymek ve kendine gurur vermesi düşünülen bu hal içinde örtülecek nice ayıpların bulunduğunu düşünüp, yüzünü yani alnını ve burnunu yerlere koyarak, kalbinde iman ettiği Allah huzurunda o kibir ve gururu kırarak defalarca secdeye kapanmak en mühim bir esastır. “Her cami(ye gidişiniz) de güzel elbisenizi alın.” (A’râf, 7/31).

Namazda özellikle secdenin kibre olan bu mühim tesiri dolayısıyledir ki, kibirliler en çok namazın secdesine itir a z ederler. O süslü elbiseler içinde alınlarını Allah rızası için yere koyma zorunluluğu onların kibir damarlarına, sinirlerine pek fena dokunur. “Şüphesiz bu, (Allah’a) saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir.” (Bakara, 2/45).

Düşünmezler ki o süsler, o alınlar hep Allah’ın vergisidirler. Ve zamanı gelince o yağlı alınlar toza, toprağa karışacaktır. Hem o topraklar, o yerler o kadar hakaret edilmeye, devamlı olarak çiğnenmeye layık değildir. Zaman olur ki onlar için kanlar dökülür. Beşer hayatı oradan fışkırır ve onu fışkırtan Allah Teâlâ’dır.

O süslere, o bedenlere emek vermiş birtakım Allah’ın kullarının da hakları geçmiştir. Şu halde o topraklara, o yerlere, toprak ve yer oldukları için değil, yaratıcısı olan Allah Teâlâ’nın büyüklük ve ululuğu adına hakkıyla secdeye kapanıp, kibirden ve bencillikten sıyrılmak ve insanlar ile kardeşçe geçinmek için onların topluluklarına karışmanın pek kudsî bir görev olduğunu unutmamak gerekir.

Namaz o kibir ve gururu kırarken, aynı zamanda insanın ruhî hürriyetine öyle bir yükselme verir ki bu yükselme en görkemli kralların huzurundaki saygı duruşundan çok yüksektir. Bunun için namaz mü’minin bir mi’racıdır. Yani onu beşerî olmanın sertliğinden, tek olan Allah’a ait arşa çıkartan bir merdivendir.

Namazda bütün bir beşer hayatının şekli ve dereceleri dürülmüştür. Allah’ın huzurunda bulunmak, hazırlanmak, düşünmek, istemek, defalarca kalkmak, bükülmek, düşmek, rahat edip oturmak nihayet selam ve selametle işini bitirmek, insanı, bütün hayatın kademelerinden geçirterek, v arlığın sırlarını, dünya ve ahireti düşündürerek Cenab-ı Allah’a kavuşturur ve büyük bir iman ve sevap ile yine âleme döndürür.

Yine bir hadiste açıklandığı üzere “Namaz, İslâm ile küfrün ayırıcısıdır”. Biz burada namazın dünyaya ve ahirete ait, maddî ve manevi, bütün faziletlerini ve faydalarını sayacak değiliz. Çünkü o sonsuzdur, sayılması mümkün değildir. Bunun bütün toplamı din dilinde “büyük sevap” adıyle anılır. Fakat burada namazın, imandan sonra nasıl bir ahlâkî ve sosyal prensip olduğunu ve onun üzerine ne kadar büyük bir sosyal bina kurulacağını kısaca ifade etmek istedik. O büyük binanın direği işte öncelikle ferdî namazlarla hazırlanır, düzene sokulur ve cemaatle dikilir. Ondan sonra da geri kalanı yapılır.

İşte “namazı ikame etme” tabiri bu mühim mânâyı çok açık bir şekilde ifade ediyor ve hidayete aday müttakileri “namazı kılarlar” diye değil, “namazı ikame ederler” diye tarif, vasf ve medh ediyor. Bunlardan anlaşılır ki, bunun meâlinde “namaz kılarlar” tabiriyle yetinmek doğru değildir. Burada kelimesinin “elif-lâm”ı ahd içindir ki durumu ve sınırı bilinen “İslâm namazı” demektir. Ve bu durum yani namazın nasıl kılınacağı, şartları ve rükünleri (namazın içindeki farzları), sünnet ve edepleri, mekruhları ve namazı bozan şeyler ile sıfat ve durumu “Namaz kılarken beni gördüğünüz gibi namaz kılınız.” hadis-i şerifi gereğince, Peygamber’den görülen fiilî, sözlü ve takrîrî olarak alınan sıfat ve niteliktir ki, bu nitelik ve durum ta başlangıçtan beri müslümanlar arasında amel ile kesin bir şekilde bilinir ve din kitaplarında yazılmıştır. Ve “yüsallûne” buyurulmayıp da “ahid lâmı” ile “yükîmüne’s-salâte” buyurulmasında bu mânâ da açıktır.

Yani “yükîmüne’s-salâte”, “dosdoğru namaz kılarlar” demek değil; “namazı, dosdoğru kılarlar” demek olduğundan gaflet edilmemelidir.

Zira bütün ibadetler iki çeşide ayrılmıştır. Biri bedene ait ibadetler, diğeri de mala ait ibadetlerdir. Hac gibi hem bedenî ve hem de malî olan üçüncü bir kısım dahi bu iki değerin birleşmesidir.

Şu halde namaz, bütün bedenî ibadetlerin asıl temsilcisi; zekat da bütün malî ibadetlerin asıl temsilcisidir. Ve bunlar imanın ilk müeyyidesi (yaptırımı) ve amel ile ilk gelişmesidirler.

Buna göre bütün iman prensipleri gaybde; bütün amellerin esasları da namaz ve infak (Allah yolunda harcama)da özetlenerek, İslam dininin ilmî, amelî, esasları ve dalları kısaca anlatılmıştır ki, bunlar Fâtiha sûresinde “Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz.” (Fâtiha, 1/5) antlaşmasıyla doğru yol ve en son “hamd” başlığında t oplanmış idi.

Namaz da böyledir. Ruhun düzelmesinin, bedenin intizama girmesinin, sabır ve vakarın, ruhî ve bedenî her vazifenin, dünya ve ahiretle ilgili her olgunluğun düzenleyicisi olan, gerek kişisel ve gerekse sosyal her özelliği içine alan ve ümmet teşkilatının en birinci ve en esaslı belirtisi bulunan namaz, imanın en büyük güçlendiricisi, bütün ibadetlerin ve amellerin başıdır. Müminlerin miracı, âlemlerin Rabbine beden ve candan durumlarını arz etmek suretiyle niyazları, kısaca zikir ve şükrü içine alan bir ibadet olduğu için, ilâhî yardımın en önde gelen ve en yakın celbedilme yoludur. Kıblenin taşıdığı önem de ilk önce bunun içindir.

Bu sebeple namaz, sabır gibi sade bir vasıta değil, aynı zamanda Allah’a bir kavuşma olmak üzere en büyük bir zevk gayesidir.

Bu sayede Allah’tan başka tüm mâsiva (varlık âlemi)dan çıkılır, acılar, kederler silinir. Kul ile mabud buluşma meclisinde beraber olur. Bunun içindir ki Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Namaz göz aydınlığım kılındı.” buyurmuş, en büyük zevk ve sevincin namazda hasıl olduğunu göstermiştir.(EHY)

NAMAZ NEDİR?

Namaz dinin direği, ibadetlerin en üstünüdür. Yüce Allah’a karşı en önemli ibadet görevimiz günde beş defa kıldığımız namazlarımızdır. Erginlik çağına gelen, akıllı her müslümana günde beş vakit namaz kılmak farzdır. Namaz, bizi yaratan, yaşatan, sayısız nimetleri veren yüce Allah’a karşı bir kulluk görevimizdir. Namaz kılanlar, Allah’ın emrini yerine getirmiş, kulluk borçlarını ödemiş ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış, dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmuş olurlar.

NAMAZIN ÇEŞİTLERİ

Namazın Farz, Vacib ve Nafile çeşitleri vardır.

1. Farz Namazlar: Beş vakit namaz ve cuma namazıdır.

2. Vacip Namazlar: Vitir ve bayram namazları, adanan na-mazlar, bozulan nafile namazların kazasıdır.

3. Nafile Namazlar: Farz ve vacip namazlardan başka kılınan diğer namazlardır.

NAMAZ VAKİTLERİ

Her işin belirli bir zamanı vardır. Günde beş defa kılınan farz namazların kılınması için yüce Allah belli vakitler tesbit etmiştir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı günde beş defa kılınan namazların vakitleridir.

Sabah Namazının Vakti: Sabaha karşı tan yerinin ağarmaya başlamasından, güneşin doğmasına kadar olan zamandır.

Öğle Namazının vakti : Güneş tam tepemize gelip, gölge, doğu tarafına uzanmaya başladığı vakitten itibaren -güneş tepe noktasında iken var olan gölge müstesna- herşeyin gölgesinin bir veya iki misli oluncaya kadar devam eden zamandır.

İkindi Namazının Vakti: Öğle namazı vaktinin bitiminden güneş batıncaya kadar olan zamandır.

Akşam Namazının Vakti: Güneş battıktan sonra başlayıp güneşin battığı yerde meydana gelen kızıllık kayboluncaya kadar olan zamandır.

Yatsı Namazının Vakti: Akşam namazının vakti çıktıktan sonra başlayıp sabah namazının vakti girinceye kadar devam eden zamandır.

Vitir Namazının Vakti: Vitir namazının vakti de yatsı namazının vaktidir. Ancak vitir namazı, yatsı kılındıktan sonra kılınır.

Cuma Namazının Vakti: Öğle namazının vaktidir.

Teravih Namazının Vakti: Yatsı namazının vaktidir.

Bayram Namazının Vakti: Bayram günleri sabahleyin güneşin doğuşundan yaklaşık 50 dakika geçtikten sonra başlayıp güneşin tepe noktasına gelmesine kadar devam eden zamandır.

Her namaz, kendi vakti girdikten sonra kılınır. Vakti girmeyen namaz kılınmaz. Her namazın kılınma vakti, kendi vakti girdikten sonra başlar, bir sonraki namazın giriş vaktine kadar devam eder. En iyisi her namazı vaktin ilk giriş zamanında kılmaktır. Güneş doğarken, tepe noktasında iken, batarken hiç bir namaz kılınmaz.

NAMAZIN FARZLARI

Namazın farzları 12’dir. Bunlardan altısı namazın dışındadır, bunlara “Namazın Şartları” denir. Altısı da namazın içindedir. Bunlara da “Namazın Rükünleri” denir. Namazın sahih olabilmesi için oniki farzın eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.

NAMAZIN ŞARTLARI;

1) Hadesten Taharet: Hades denilen manevî kirin giderilmesi için, abdest almak, gerekli hallerde gusül yapmaktır.

2) Necasetten Taharet: Namaz kılacak kişinin, bedeninde, üzerindeki elbisede ve namaz kılacağı yerde pislik varsa bunları temizlemektir.

3) Setr-i Avret: Namaz kılacak kişinin vücudunda örtünmesi gereken yerleri örtmesi demektir. Erkeklerin: Göbek ile diz kapağı arasını (dizkapağı dahil), Kadınların: Yüz, el ve ayaklardan başka vücudunun her tarafını örtmeleri gerekir.

4) İstikbal-i Kıble: Namazı kıbleye dönerek kılmaktır. Kıble, Mekke şehrindeki kutsal bina olan Kâbe yönüdür. Kâbe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail tarafından yapılmıştır.

5) Vakit: Namazları kendi vakitleri içinde kılmaktır.Vakti gelmeden bir namazı kılmak caiz değildir.

6) Niyet: Hangi namazı kıldığını bilmek ve kalbinde hatırlamaktır. Niyetin dil ile söylenmesi sünnettir.

NAMAZIN RUKÜNLERİ;

1) İftitah Tekbiri: Namaza başlarken tekbir almak demektir.

2) Kıyam: Namazda ayakta durmak demektir.

3) Kıraat: Namazda ayakta iken biraz Kur’an okumaktır.

4) Rükû’: Namazda eller diz kapağına erişecek kadar eğilmektir.

5) Sücûd: Rükû’dan sonra ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymaktır.

6) Ka’de-i Ahîre: Namazın sonunda “Ettehiyyatü” okuyacak kadar oturmak demektir.

NAMAZIN VACİPLERİ

1) Namaza “Allahu Ekber”sözü ile başlamak.

2) Farz namazların ilk iki rek’atında, nafile namazların her rek’atında Fatiha suresini okumak.

3) Farz namazlarının ilk iki rek’atında, vitir ve nafile namazların her rek’atında Fatihadan sonra sûre veya ayet okumak.

4) Fatihayı sureden önce okumak.

5) Secdede alın ile beraber burnu da yere koymak.

6) Üç ve dört rek’atlı namazların ikinci rek’atında oturmak (Buna ka’de-i ûlâ=birinci oturuş

7) Namazlardaki birinci oturuş ile son oturuşlarda ettehiyyatü’yü okumak.

8) Cemaatle kılındığı zaman sabah, cuma, bayram, teravih ve vitir namazlarının her rek’atında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rek’atında imamın fatiha ve sureyi açıktan, öğle ve ikindi namazlarında ise, gizlice okuması.

9) İmama uyan cemaatin fatiha ve sureyi okumayıp susması.

10) Vitir namazında kunut tekbiri almak ve kunut dualarını okumak.

11) Bayram namazlarında alınan ilâve tekbirler.

12) Ta’dili erkân, yâni ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak (Kadınlar biraz meyilli dururlar), rükûdan kalkınca iyice doğrulmak, iki secde arasında tam oturmak.

13) Namazın sonunda sağa ve sola selâm vermek.

14) Namazda yanılma olursa sehiv secdesi yapmak.

NAMAZIN SÜNNETLERİ;

1) Beş vakit namaz ile Cuma Namazı için ezan ve kamet getirmek

2) İftitah tekbirini alırken elleri yukarıya kaldırmak

3) Sübhaneke ve Eûzu-Besmele’yi sessizce okumak

4) Sağ eli sol el üzerine koymak

5) Fatiha’dan sonra gizlice ‘amin’ demek

6) Rükû ve secdeye eğilip kalkarken alınan tekbirler

7) Rüku ve secde tesbihleri. ( Rukû’da üç defa “SÜBHANE RABBİYE’L AZÎM” ve her iki secdede üçer defa SÜBHANE RABBİYE’L ÂL” demek.)

8) Rukü’dan doğrulunca “SEMİALLAHU LİMEN HAMİDEH” ve hemen arkasından “RABBENA LEKE’L HAMD” demek.

9) Kıyamda bir özür bulunmadığı takdirde iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak.

10) Rukü’da parmaklar açık olarak dizleri tutmak, dizleri, dirsekleri dik ve sırtı baş ile dümdüz halde bulundurmak.

11) Secdeye varırken önce dizleri, sonra elleri, sonra yüzü vere koymak. Secdeden kalkarken önce yüzü, sonra elleri, sonra dizleri kaldırmak.

12) Tahiyyatı sessizce okumak

13) Selama sağdan başlamak

14) Sütre edinmek (Önü açık yerde namaz kılarken önüne sütre koymak)

NAMAZI BOZAN ŞEYLER

1) Namazda konuşmak.

2) Birşey yemek veya içmek.

3) Kendi işiteceği kadar gülmek (yanındakilerin işiteceği kadar gülerse abdesti de bozulur.)

4) Birine selâm vermek veya verilen selâmı almak.

5) Göğsünü kıbleden çevirmek.

6) Dünyaya âit bir şeyden veya bir ağrıdan dolayı ağlamak “ah” demek. (Allah korkusundan dolayı ağlamak namazı bozmaz.)

7) Öksürüğü yok iken öksürmeye çalışmak. (Elde olmayarak normal gelen öksürük namazı bozmaz.)

8) Namazda bir iş yapmaya çalışmak.

9) Bir şeye üflemek.

10) Kur’an’ı, manası bozulacak şekilde yanlış okumak.

11) Ayeti mushaf’a bakarak (yüzünden) okumak.

12) Namazda abdesti bozulmak.

13) Teyemmüm eden kimsenin namazda suyu görmesi, mesh müddetinin namazda bitmesi

14) Sabah namazını kılarken güneşin doğması.

15) Cemaatle namazda kadınlarla erkeklerin arada bir perde olmadan yanyana bir safta kılması.

16) Namazda örtünmesi gereken yerlerin açılması ve bu açılmanın bir rükûn yapacak kadar süre devam etmesi.

17) Bayılmak, çıldırmak…

NAMAZIN MEKRUHLARI

1) Sıkışık abdestle namaz kılmak

2) Namazda elbise veya bir başka yerle oynamak

3) Namazda bir yere dayanmak

4) Gerinmek veya esnemek

5) Parmakları çıtlatmak

6) Özürsüz bağdaş kurmak

7) İnsan yüzüne karşı kılmak

8) Başı açık kılmak

9) Kıraatta, Kur’an-ı Kerimdeki sıraya uyulmaması. Bir sure atlamak

10) Erkeklerin secde ederken kollarını tamamıyla yere döşemeleri

11) Tek ayak üzerinde durmak veya bir ayağı yerden kesmek ve diğerine dayanmak

12) Namazda daha selam vermeden terleri veya yüze dokunmuş olan toprakları silmek

13) Namaz içinde, verilen selamı el veya baş işaretleriyle almak

14) İkinci rekatta birinci rekata göre daha uzun okumak

15) Yanmakta olan ateşe doğru namaz kılmak…(NH).

Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”(En’am 6/162)

Namazın farz, vacip, sünnet ve mekruhları

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bütünleşemeyen İslam

Bütünleşemeyen İslam

Bütünleşemeyen İslam Yüce Allah ayetlerinde Müslümanları İslam’a ve imana çağırırken, parçalanıp bölünmeye ve birbirine düşman ...

1 yorum

  1. Avatar

    Allah razı olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − 14 =