Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Namazın imamı imandır
imanilmihali.com
Namazın imamı imandır

Namazın imamı imandır

Namazın imamı imandır

Namaz, ibadetin en sık yapılanı, en bilineni ve İslam’a mahsus olanıdır.

Namaz, öncesi, esnası ve sonrasında farz ve sünnetleri barındırmakla, huşu ve samimiyeti zorunlu kılmakla, içsel ve dışsal temizliği şart koşmakla günde beş vakit Allah’ın huzuruna çıkmayı ifade eder ve kul için adeta miraçtır.

Aracısız olarak Yüce Allah ile baş başa kalmak demek olan namaz, özellikle secde anında kulu berzah aleminin sınırlarından içeri sokar ve oradan esen saadet rüzgarları ile gönüller sevinç ve huzurla dolar. Bu aynı zamanda cennetlerin müjdesi ve mis kokusudur ki imanlı ve İslam’lı yaşayanlar için inşallah korku olmayacaktır.

Namazın öncesi ve esnasında yapılanların manevi mahiyeti sadece beden hareketi olmaktan uzaktır ve bu mana çok iyi anlaşılmadığı sürece huşuyu yakalamak da mümkün değildir. Bunun aksi ise sadece yatıp kalkmaktır ki namaz beden hareketi veya kilo verme antremanı asla değildir.

Abdest, su ile eldeki ve görünür uzuvlardaki toz ve kirlerin temizlenmesi değil, bedene ve ruha yapışan şeytanlık, günah ve amansızlıkların temizlenmesi, euzu besmele çeklimesi, huzura çıkacak olmanın ciddiyetiyle bedene çeki düzen verilmesi, dünyevi pisliklerden uzaklaşılmasıdır.

Niyet, besmelesiyle, kalpten fışkıran heyecanla, kimin ve neden huzurda olunduğunun bilinciyle, Yaratan’a minnet duymanın ve sadece Allah rızası için nefes alıp verildiğinin ispatıdır. Niyet, cüzi iradenin Allah’a boyun eğişinin adıdır ki O, külli iradedir.

Tekbir, Tek büyük, en büyük olan Allah’ın büyüklüğünü cihana haykırmak, şahitlere duyurmak, namazın sadece Allah için ve riyasız olduğunu idraktir.

Fatiha, sadece giriş duası veya her rekatın vazgeçilmezi olarak anılan cılız bir sure asla değildir ve o, fıtri misaktır, sınavın gayesini anlamaktır, başkaca ilah tanımamaktır, şirke ve şeytana düşman olmaktır, acizliği kabul ve nimet verene sadakattir, sapmışların yolundan uzak olma temennisi, Allah dostları ile aynı yolda yürüme azmidir. Fatiha ahdimizdir, Fatiha imandır, iman dilemektir.

Kıyam, dik durmak, doğrulukta sebat etmek, dürüstlükten taviz vermemek, sadece Allah önünde secde etmeye kararlı olmak halidir. Ayakların hali, biri cennette, diğeri cehennemde olan iki akibetin adıdır. Adıdır ki kul o esnada her ikisine de aslında nasıl yakın olduğunu idrak eder ve cennetleri diler. Cennetlere gidebilmek ve cehennemden kurtulabilmek için de Allah rızasına mazhar olabilmeyi diler.

Rüku, yeryüzü ile ahiret arası bedensel köprünün adıdır ki önünde eğilinecek sadece Allah’tır.

Rükudan sonraki doğrulma, her şeyin Allah’ın izni, kudreti ve verdiği güçle olduğunu haykırmak, dünyaya ilan etmektir.

Secde, alnı yere koymaktan ibaret olmayan, saatlerce sürebilen, hayatı ve ölümü iman ve sınav için Yaratan Yüce Allah’a yüz sürmek, dünyalıkları geride bırakmak, alınıp verilen nefeslerin tek sahibine şükran ve minnetleri sunmaktır.

Oturuş, takati verene minnet, kavuşulan huzuru nasip edene sadakat, yapılacak duaya ve okunan dualarla Allah’a sadık kalma yeminidir.

Selam, meleklere, şahitlere, amel defterini zerrece haksızlık olmadan dolduranlara selam vermek, hesap gününe esas defterlerin hayırlarla dolmasına duacı olmaktır.

Dua, namazın içinde veya sonrasında olsun yakarış, acizliği ve günahkarlığı biliş, hataları kabul, cehalet ve nankörlükle kadir bilmezliği itiraf ve günahların bağışlanması için af dilemektir.

Namazın her anına damgasını vuran kalp çarpışı, gözyaşı ve sessiz nefes alıp vermeler, sevgidir, korkudur, heyecandır, telaştır, müjdedir, sevinçtir. İman edebilmenin huzuru, ibadet için huzurda olmanın şerefi, sadece Allah karşısında eğiliyor olmanın haklı gururudur.

Namaz, kalbi Allah için boşaltmak, gönül tahtasına sadece Allah ismini yazmak, dünyayı geride bırakıp ahireti özlemektir. Namaz, yükselmek, bataklıklardan çıkmak, göklere-imanın şerefli burçlarına yükselmektir.

Huzurda olmanın heyecan ve sevinci kalplere dolandır, şefkat ve merhameti kabartan, işlenen günahların yüreklerde bıraktığı kalp ağrılarını hatırlatandır.

Namaz ile sıradan bir amel değil iman sergilenir ki imanın parçası olmadığı halde namaz, imanın en büyük alametlerindendir. Lakin iman sadece namazla anılamayacak kadar yüce bir değer, namaz sadece beş vakitle eşitlenemeyecek bir miraçtır.

İman, namazı ibadet kılandır.

İman, ibadetin, namazın, İslam’ın abdestidir.

İman, kime ve neden namaz kılındığının cevabıdır.

İman, namazın erdiriciliğini nasip eden lezzettir.

İman, huşu ve samimiyet, kalpten doğan Allah nidasıdır.

İman, kalpleri temizleyen, nefsileri eğiten, fıtratı ve misakı hatırlatan, göz yaşlarına sebep olan, acizliği ve sınavı hatırlatan, ahiret hesabını unutturmayan, günahların yükü ile omuzları çökertendir.

İman, beşeri galibiyetler, dünyevi meşguliyetler uğruna heba edilen hayatların terbiyecisi, ahireti hatırlatandır.

İman, boşa alınan her nefeste insana ziyanda olduğunu haturlatandır.

Ve iman, namazdan sonra kalbe dolan huzur ve güvendir.

Çünkü namazın imamı imandır ve içinde iman yoksa namaz; rüzgara kapılmış, yelkenleri yırtık ve dümeni kırık teknenin okyanus ortasında savruluşu gibi beyhude ve umutsuz sürüklenişlerin ve nereye gittiğini bilmeden kürek çekişlerin adıdır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir