Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Nebe suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nebe suresi – Karşılaştırmalı meal

Nebe suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

NEBE SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?
Diyanet Vakfı l. Birbirlerine neyi soruyorlar?
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Neden soruşuyorlar?
Süleyman Ateş 1. Birbirlerine hangi şeyden soruyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk 1 Hangi şeyden sorup duruyorlar birbirlerine?
Ali Bulaç 2- O büyük haberi mi?
Diyanet Vakfı 2. O büyük haberden mi?
Elmalılı Hamdi Yazır 2-O büyük peygamberlik haberinden
Süleyman Ateş 2. O büyük haberden mi?
Yaşar Nuri Öztürk 2 O büyük haberden mi?
Ali Bulaç 3- Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Diyanet Vakfı 3. (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-ki Onlar onda görüş ayrılığına düşüyorlar.
Süleyman Ateş 3. Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Ki onda tartışma içindedirler.
Ali Bulaç 4- Hayır; pek yakında bileceklerdir.
Diyanet Vakfı 4. Hayır! Anlayacaklar!
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Hayır, ileride bilecekler!
Süleyman Ateş 4. Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Hayır, sandıkları gibi değil! Yakında bilecekler.
Ali Bulaç 5- Yine hayır; pek yakında bileceklerdir.
Diyanet Vakfı 5. Yine hayır! Onlar anlayacaklar!
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Hayır, hayır, ileride bilecekler!
Süleyman Ateş 5. Sonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Hayır, hayır! Düşündükleri gibi değil, yakında bilecekler.
Ali Bulaç 6- Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı?
Diyanet Vakfı 6. Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Biz, yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?
Süleyman Ateş 6. Yapmadık mı biz, Arzı bir beşik,
Yaşar Nuri Öztürk 6 Biz bu yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
Ali Bulaç 7- Dağları da birer kazık?
Diyanet Vakfı 7. Dağları da birer kazık .
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Dağları da birer kazık (yapmadık mı)?
Süleyman Ateş 7. Dağları birer kazık?
Yaşar Nuri Öztürk 7 Dağları birer kazık yapmadık mı?
Ali Bulaç 8- Sizi çift çift yarattık.
Diyanet Vakfı 8. Sizi çifter çifter yarattık.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Sizleri çift çift yarattık.
Süleyman Ateş 8. Ve sizi çift çift yarattık.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Sizleri çiftler olarak yarattık.
Ali Bulaç 9- Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
Diyanet Vakfı 9. Uykunuzu bir dinlenme kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
Süleyman Ateş 9. Uykunuzu dinlenme yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tür ölüm yaptık.
Ali Bulaç 10- Geceyi bir örtü yaptık.
Diyanet Vakfı 10. Geceyi bir örtü yaptık.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Geceyi bir örtü yaptık.
Süleyman Ateş 10. Geceyi (sizi sarıp örten) bir giysi yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Geceyi bir giysi yaptık.
Ali Bulaç 11- Gündüzü bir geçim-vakti kıldık.
Diyanet Vakfı 11. Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Gündüzü bir geçim vakti yaptık.
Süleyman Ateş 11. Gündüzü de geçim zamanı yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Gündüzü, geçim için çalışma zamanı yaptık.
Ali Bulaç 12- Üstünüze sapasağlam yedi-gök bina ettik.
Diyanet Vakfı 12. Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
Süleyman Ateş 12. Üstünüzde yedi sağlam (gök) bina ettik.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Üstünüzde yedi sağlam/aşınmaz kurduk.
Ali Bulaç 13- Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
Diyanet Vakfı 13. (Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-İçlerine parıl parıl parlayan bir kandil astık.
Süleyman Ateş 13. Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Bir de parıl parıl parlayan kandil yerleştirdik.
Ali Bulaç 14- Sıkıp suyu çıkaran (bulut)lardan ‘bardaktan boşanırcasına su’ indirdik.
Diyanet Vakfı 14. Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-O yoğun bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
Süleyman Ateş 14. Sıkışan(bulut)lardan şarıl şarıl su indirdik,
Yaşar Nuri Öztürk 14 Sıkarak su çıkaranlardan şarıl şarıl bir su indirdik,
Ali Bulaç 15- Bununla taneler ve bitkiler bitirip-çıkaralım diye.
Diyanet Vakfı 15. Size tohumlar, bitkiler,yetiştirmek için
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
Süleyman Ateş 15. Ki onunla çıkaralım: Dane(ler), bitki(ler),
Yaşar Nuri Öztürk 15 Ki çıkaralım onlardan dâneler ve otlar;
Ali Bulaç 16- Ve birbirine sarmaş-dolaş bahçeleri de.
Diyanet Vakfı 16. Ve ağaçları(birbirine) sarmaş dolaş bahçeler.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler.
Süleyman Ateş 16. Ve (ağaçları) birbirine sarmaş dolaş bahçeler.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Ve içiçe girmiş bağlar-bahçeler.
Ali Bulaç 17- Şüphesiz o hüküm (fasl) günü, belirlenmiş bir vakittir.
Diyanet Vakfı 17. Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Şüphesiz ki, o fasıl (kıyamet) günü belirlenmiş bir vakit olmuştur.
Süleyman Ateş 17. Muhakkak ki (haklının, haksızın ayırdedileceği) hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Hiç kuşkusuz, o ayırma ve hüküm günü kesin olarak belirlenmiştir.
Ali Bulaç 18- Sur’a üfürüleceği gün, artık dalga dalga geleceksiniz.
Diyanet Vakfı 18. Sûr’a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Sur’a üfürüldüğü gün, bölük bölük gelirsiniz!
Süleyman Ateş 18. O gün Sur’a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Sûra üfürüldüğü gün, bölükler halinde geleceksiniz.
Ali Bulaç 19- O sırada gök açılmış ve kapı kapı olmuştur.
Diyanet Vakfı 19. Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur;
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Gökde açılmış, kapılar oluşmuştur.
Süleyman Ateş 19. Gök açılmış, kapı kapı olmuştur.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Gök açılmış, kapı kapı oluvermiştir.
Ali Bulaç 20- Dağlar yürütülmüş, artık bir serab oluvermiştir.
Diyanet Vakfı 20. Dağlar yürütülür, serap haline gelir.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Dağlar yürütülmüş, bir serap olmuştur.
Süleyman Ateş 20. Dağlar yürütülmüş, bir serab olmuştur.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Dağlar yürütülmüş, bir serap oluvermiştir.
Ali Bulaç 21- Gerçekten cehennem, bir gözetleme yeridir.
Diyanet Vakfı 21. Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Şüphesiz, cehennem bir gözetleme yeri olmuştur.
Süleyman Ateş 21. Cehennem de gözetleme yeri olmuş(suçluları gözetleyip durmakta)dır.
Yaşar Nuri Öztürk 21 Cehennem, bir gözetleme yeri olmuştur.
Ali Bulaç 22- Taşkınlık edip-azanlar için son varış yeridir.
Diyanet Vakfı 22. Azgınların barınacağı yerdir (cehennem).
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Azgınlara bir barınak olmuştur.
Süleyman Ateş 22. Azgınların varacağı yerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Azgınlar için bir barınak.
Ali Bulaç 23- Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.
Diyanet Vakfı 23. (Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar ,
Elmalılı Hamdi Yazır 23-İçinde devirlerce kalacaklardır.
Süleyman Ateş 23. Orada çağlar boyu kalacalardır.
Yaşar Nuri Öztürk 23 Devirlerce kalacaklardır içinde.
Ali Bulaç 24- Orada ne serinlik tadacaklar, ne bir içecek.
Diyanet Vakfı 24. Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,
Elmalılı Hamdi Yazır 24-Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de bir içecek.
Süleyman Ateş 24. Orada ne bir serinlik, ne de içilecek bir şey tadarlar,
Yaşar Nuri Öztürk 24 Ne bir serinlik tadacaklar ne de bir içecek.
Ali Bulaç 25- Kaynar sudan ve irinden başka.
Diyanet Vakfı 25. Kaynar su ve irin (tadarlar).
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Yalnızca bir kaynar su ve irin.
Süleyman Ateş 25. Yalnız kaynar su ve irin (içerler);
Yaşar Nuri Öztürk 25 Sadece kaynar su, atık su,
Ali Bulaç 26- (İşlediklerine karşılık) Uygun-denk bir ceza olarak,
Diyanet Vakfı 26. Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Yaptıklarına tamamen uygun bir ceza olarak.
Süleyman Ateş 26. Yaptıklarına uygun bir ceza olarak.
Yaşar Nuri Öztürk 26 Çok uygun bir karşılık olarak.
Ali Bulaç 27- Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.
Diyanet Vakfı 27. Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Çünkü onlar, hiçbir hesap ummazlardı.
Süleyman Ateş 27. Çünkü onlar bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk 27 Doğrusu onlar böyle bir hesap ummuyorlardı.
Ali Bulaç 28- Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
Diyanet Vakfı 28. Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Ayetlerimize yalan diye diye tam bir yalancı olmuşlardı.
Süleyman Ateş 28. Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı.
Yaşar Nuri Öztürk 28 Ayetlerimizi pervasızca yalanlamışlardı.
Ali Bulaç 29- Oysa biz, her şeyi yazıp saymışızdır.
Diyanet Vakfı 29. Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Biz ise her şeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
Süleyman Ateş 29. Biz de her şeyi sayıp yazmıştık.
Yaşar Nuri Öztürk 29 Oysaki biz, her şeyi iyiden iyiye sayıp kitaplaştırmıştık.
Ali Bulaç 30- Şimdi tadın. Size artık azabtan başkasını arttırmayacağız;
Diyanet Vakfı 30. Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Artık tadın! Artık, azabınızı artırmaktan başka birşey yapacak değiliz!
Süleyman Ateş 30. Şimdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azabdan başka bir şey artırmayacağız! So taste (of that which ye have earned). No increase do We give you save of torment.
Yaşar Nuri Öztürk 30 “Hadi, tadıverin! Size azaptan başka bir şey asla artırmayacağız.”
Ali Bulaç 31- Gerçek şu ki, muttakiler için ‘bir kurtuluş ve mutluluk’ vardır.
Diyanet Vakfı 31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Şüphesiz, takva sahipleri için bir kurtuluş ve murada erme var
Süleyman Ateş 31. Korunanlar için de başarı ödülü vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 31 Takva sahipleri için bir kurtuluş ve bir zafer vardır.
Ali Bulaç 32- Nice bahçeler ve üzüm bağları.
Diyanet Vakfı 32. Bahçeler,bağlar,
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Bahçeler var, bağlar var.
Süleyman Ateş 32. Bahçeler, bağlar,
Yaşar Nuri Öztürk 32 Sulak bahçeler, bağlar, üzümler,
Ali Bulaç 33- Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Diyanet Vakfı 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
Elmalılı Hamdi Yazır 33-Turunç göğüslü yaşıt (kızlar) var.
Süleyman Ateş 33. Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Yaşar Nuri Öztürk 33 Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,
Ali Bulaç 34- Dopdolu kadehler.
Diyanet Vakfı 34. Ve içki dolu kâse(ler) .
Elmalılı Hamdi Yazır 34-Dopdolu bir kadeh var.
Süleyman Ateş 34. Ve dolu kadeh(ler).
Yaşar Nuri Öztürk 34 Dopdolu kadehler vardır.
Ali Bulaç 35- İçinde, ne ‘boş ve saçma bir söz’ işitirler, ne bir yalan.
Diyanet Vakfı 35. Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Orada ne boş bir laf işitirler ne de bir yalan isnadı.
Süleyman Ateş 35. Orada ne boş söz ne de yalan işitirler;
Yaşar Nuri Öztürk 35 Orada ne bir boş söz duyarlar ne de bir yalan.
Ali Bulaç 36- Rabbinden bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağış(tır bu).
Diyanet Vakfı 36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Rabbinden bir karşılık ki, yeter mi yeter!
Süleyman Ateş 36. Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak.
Yaşar Nuri Öztürk 36 Rabbinden bir ödül, tam kıvamında bir bağış.
Ali Bulaç 37- Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan (Allah); O’na hitap etmeye güç yetiremezler.
Diyanet Vakfı 37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O’na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, Rahman’dır. O’na bir hitapta bulunma gücüne sahip olamazlar.
Süleyman Ateş 37. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O’nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 37 Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O! Rahman’dır. O’nun huzurunda söze cüret edemezler.
Ali Bulaç 38- Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman’ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.
Diyanet Vakfı 38. Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Ruh’un (Cebrail’in) ve meleklerin saf saf kıyama duracakları gün, Rahman’ın izin verdiğinden başka hiç kimse konuşamaz; o da doğruyu konuşacaktır.
Süleyman Ateş 38. O gün Ruh ve melekler, sıra sıra dururlar. Ancak Rahman’ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler.
Yaşar Nuri Öztürk 38 O gün, Rûh ve melekler saf bağlayıp kıyama geçerler. Rahman’ın izin verdiği dışındakiler konuşamazlar. O izin verilen, doğruyu söyler.
Ali Bulaç 39- İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin.
Diyanet Vakfı 39. İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
Elmalılı Hamdi Yazır 39-O gün gerçektir, o halde dileyen Rabbine varacak bir yüz edinsin, bir yol tutsun!
Süleyman Ateş 39. İşte bu, hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.
Yaşar Nuri Öztürk 39 İşte budur hak olan gün! Artık dileyen, Rabbine varacak bir yol tutsun!
Ali Bulaç 40- Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan: ‘Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim’ diyecek.
Diyanet Vakfı 40. Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: “Keşke toprak olsaydım!” diyecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-Çünkü Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gün kişi ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kafir ise: “Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!” diyecektir.
Süleyman Ateş 40. Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: “Keşke ben, toprak olsaydım!” der.
Yaşar Nuri Öztürk 40 Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Bir gündedir ki o, kişi kendi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve küfre sapan şöyle der: “Keşke toprak olsaydım!”

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Nebe suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir