Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Nefis putuna tabi olmak
imanilmihali.com
Nefis putuna tabi olmak

Nefis putuna tabi olmak

Nefis putuna tabi olmak terbiye edilmemiş nefsin oyuncağı olmak, ona esir olmak ve büyüklenme ve kibir ile ezmek, yok etmek, aşağılamak, dini ve imanı inkar ederek ilahlık iddiasında olmaktır.

Nefis putuna tabi olmak

Nefis terbiye edilmediği takdirde kötülüğü, haramı, meşru olmayan şehveti, günahı özendiren, süslü gösteren, kalbe giremese de kalbin etrafına siyah ağlar ören nifak yuvasıdır. Şeytanın en büyük silahlarından olan terbiye edilmemiş nefis kulları elinde oyuncak eder, akibetleri karartır, dinden çıkarır ve kul bunun farkına bile varmaz.

Nefis aklı öne çıkararak kalbi arka plana atarken vicdan ve merhameti de, sağduyu ve hoşgörüyü de çıkarı için siler atar. Böyle olunca da beşeri galibiyetler peşi sıra gelir lakin içerisinde olması gereken ruh ve haz eksik olarak.

Astını, çalışanını ezen, ana babasına çıkar odaklı bakan, ilişkilerinde büyüklenmeyi, güvenmemeyi, kazık atmayı, yalan ve fesadı esas alan bu kirli nefisler sahibini de esir alır ve uçuruma sürükler.

Ahde vefayı, sadakati, yemini, misakı unutturan, ahireti silip yerine dünyayı koyan bu aldanmacadan kurtuluş da kolay değildir. Çünkü nefis büyüdükçe imansızlıkla daha fazla süt ister ve onun sütü yenecek hak, ezilecek insanlar, elde edilecek haramlardır. Yani nefis terbiye edilmediği ve büyütüldüğü sürece her geçen gün bir öncekinden daha fazla ganimet ister ve bu da kulu kibre ve büyüklenmeye zorlar.

Nihayet kul büyüklenme ile daha çok ezmeye ve hor görmeye başlar.

Dıştan bakılınca kul medeni, sakin ve düzenlidir. Lakin bu riya ve gösteriş onun içsel kinine ve tuzaklarına maskedir. Güzel sözler söyleyen, dini konulara vakıf bu beden sahibi iyi bir işveren hatta baba görünümünde bile olabilir. Fakat o küçük dağları kendi yarattı iddiasında ve elde ettiklerini kendi bileğinin gücüyle elde etti kanısındadır.

Bu beden de artık o nefis bir puttur ve Allah’ın verdiği rızık ve nimetler bu nefse, akla, fikre mal edilir. Kul nefsine tabi vaziyette etrafında olup bitenlerin merkezine kendisini koyar ve dünyayı etrafında dönüyor sanır.

Aşağılama ve ezmeye teşebbüs bu hasta nefsin alametidir. Öyle ki müstekbirlik, servetle şımarma, ezme ve eziyet etme artık onun karakteri olmuştur.

İmana, dine, Kur’an’a değil de akla ve bilime değer veren, herşeyi ve vahyi dahi akılla tercümeye çalışan bu nefis sahibini bir müddet sonra ilahlaştırır ve kul kendisini yarı tanrı vaziyetine koyar.

Bu hal ise ilahlık iddiasıdır ve müşrikliğin daniskasıdır. Oysa o büyüklendiğinin ve kibrinin farkında dahi değildir.  Bilmez ki şeytanın en büyük silahı kibirdir. Çalışıyor, çabalıyor, ince hesaplarla muvaffak oluyor sanır. Yaptığı zulüm ve haksızlıkların farkına bile varmaz, kader cilvelerini, rahmet eserlerini, nimetleri yok sayar.

Etrafında kendisine nasihat etmeye gönüllü olanları da yok sayar, küçümser. rakiplerini silip yok etmek, yanlış yaptığını söyleyenleri ezip geçmek ister.

Islah olmaz haldeki bu nefis sahibini şeytanlaştırır ve şeytanın askeri yapar.

Haram helal demeden sadece çıkar ve kazanç peşindeki bu kulun etrafında sayısız insan olsa da çoğusu kendisi gibi menfaatçi ve hasis olduğundan yapayalnızdır. Etrafındakilerin elbet kendisinin de kuyusunu kazacağından emin olduğundan geleceğini para biriktirerek garanti altına almak ister, etrafında kimseye asla güvenmez.

Servet ve makam şımarıklığı ile azan kul nefsin oyuncağı olmuş, terbiye edemediği nefsin esiri haline gelmiştir.

Suç işlemekten, hakaretten, kalp kırmaktan çekinmeyen, bahane üretmekten çekinmeyen kul ana babası dahil kimselere eğer çıkarı yoksa yanaşmaz. Tüm ilişkileri maddi çıkar üzerinedir. tek dileği ise itibar ve pozisyon kaybetmemektir.

Geceleri dahi rahat uyuyamaz, huzuru asla bulamaz, kimselere güvenmez, servetine rağmen huzursuz haldedir.

Buna rağmen o nefis kendisini taşıyan bedene doğru yolda olduğu kanaatini aşılamaya devam eder ve kulun mahvına sebep olur.

Kul artık nefsine ilah gibi tapıyordur ve nefis de gerçek din ve imana rakip ilahlık iddiasındadır. Servetini, zamanını ve tüm dikkatini bu iddiayı güçlendirmek ve sürdürmek için harcar.

Amansız hastalığın pençesindeki bu kayıp nefis kendisini de sahibini de yok eder, karanlıklara mahkum eder.

Nefis putuna tabi olmakla kaybolan akibet kula karanlık yarınlardan başka bir şey vadetmez.

Rabbim nefislerimizi temizlesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir