Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Nefisle mücadele CİHAD-I EKBER
imanilmihali.com
şimşek

Nefisle mücadele CİHAD-I EKBER

Nefisle mücadele CİHAD-I EKBER yaratılmış insanın en büyük cihadı ve emeğidir. Yüce Allah cihadı emrederken bunu dış düşmanlara karşı ve nefse karşı buyurmuş asıl savaşın nefse karşı verilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Nefisle mücadele CİHAD-I EKBER

“Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” (Hadid 57/22)

CİHAD-I EKBER

Nefis kelime anlamı olarak “içsel benlik, canlı kişilik” demektir. Yani “ben”dir. Nefis, kendini duyan, kendine ve kendindekine vicdanı olan, yani “ben” şuuruna sahip olan zattır. Nefis etten ve kemikten teşekül bedene ait nefis ile rûh-ı emrî (Allah’ın emrinden olan ruh) denilen düşünme ve konuşma yeteneğine sahip nefis olmak üzere iki türlüdür.

Nefis, çoğu zaman kötülüğü telkin ve emreder. Haddi zatında insanın nefsi daima fenalık tarafına meyleder, bütün gücüyle kötülüğü telkin eder. İnsan nefsinin tabiatında şehvete, günaha ve kötülüğe meyil vardır, nefis kendi gücünü ve emrindeki araçları o yönde kullanır. İşte bundan dolayı insan sırf kendi nefsine kalırsa fenalığa sürüklenir, Ancak Rabb’in rahmet ettiği müstesnadır.

Yani, ancak Rabbimin, koruyup kayırdığı nefisler, yani, Hz.Yusuf’un nefsi gibi Allah’ın lutfu ve rahmetiyle kötülükten arındırılmış nefisler bunun dışındadır. Onlar pak ve masum nefislerdir. Yahut ancak Rabbim rahmet ettiği vakit, rahmânî kuvvet, nefsanî kuvvete üstün geldiği vakit, onun emrini hükümsüz kılar ve gücünü kırar. Veya nefis ilâhî emre uyar da kendi emrini terkederse fenalıktan uzak kalır.

Şüphe yok ki, Rabb’im ğafurdur, rahîmdir. Mağfireti ve rahmeti büyük, çok büyüktür. Şu halde birçok hallerde nefislerin tabiatları icabı uğradıkları meyilleri ve istekleri, Rabbülalemin kendi mağfiretiyle örttüğü ve önlediği, onların fiil alanına çıkmasını engellediği, rahmetiyle koruyup kayırdığı için, günahını itiraf edip bağışlanma dileyenlere de mağfiret ve rahmet eder. (EHY)

Nefis;

1. nefs-i emmâre (insana kötülük yapmasını emreden nefis), (kötülüğe sürükleyen nefis)

2. nefs-i levvâme, (kınayan nefis), (kötülükten sonra huzursuzluk veren nefis)

3. nefs-i mutmainne (iyilikle kötülüğü ayırt eden, temizlenerek kişiyi Allah’a yaklaştıran nefis),

4. nefs-i mülheme (ilham edilmiş nefis),

5. nefs-i zekiyye (temizlenmiş nefis),

6. nefs-i raziye (razı olmuş nefis)

7. nefs-i merdıyye (kendisinden razı olunmuş nefis) şeklinde yedi mertebeye ayrılır. Her biri terbiye ve nefsi kırma ile tarikat yolunda bir mertebedir.

Nefis terbiye edilmeden önce insanı kötülüğe sevk eder, kötülük yapınca pişman olur ve kendisini kınar, huzursuz kılar, sonra iyi ve kötüyü ayırt etmeye başlar, yola girer, temizlenir ve kendisinden razı olur. Son aşamada ise kendisinden razı olunur.

Tanımlardan ve mertebelerden anlaşılacağı üzere nefis konusu sadece içten gelen bir ses veya et ve kemikten teşekkül bir beden olarak algılanamayacak kadar derin bir kavramdır. Tefsircilerin yorumları ve Kur’an ayetleri dikkate alındığında kişi ve toplum nefsin; hoşuna gidene meylettiği, terbiyesinin güç ve zaman istediği ve temizlenmesinin sadece insan elinde olmadığı görülecektir.

Çünkü beden ve ruh nefiste birleşince yapılanlar sadece kas veya sinir hareketi olmaktan öte geçer. Tefsir ve fıkıh alimlerinin daha iyi izah edebilecekleri bu konuda Yüce Allah nefisleri temizleyenin kendisi olduğunu söylemiştir. Nitekim peygamber efendimizin hadislerinde kendisinin de Yüce Allah’a nefsini temizlemesi için dua ettiği sahihtir.

İnsanın irade ve sabrı ile bu terbiyeye rıza göstermesi, kötülüğe meyilli yapıdaki nefsin terbiyesinin ilk şartıdır. Bencilliğe ve kıskançlığa, şehvet ve arzuya meyilli, aç ve daha çok isteyen, isterken hak gözetmeyen nefisten, razı olunan nefse geçebilmek çok ama çok zor bir terbiye gerektirir.

Nefislerin arzularına uyulması insanı istemeden de Hak’tan uzaklaştırabilir. Nefsin insan eliyle temize çıkarılması ise mümkün değildir. Bu ancak rahmet sahibi Yüce Allah’ın dilemesiyle olabilecek birşeydir.

Dünya imtihnında kulların hem hayırla ve hem şer ile denendiği hatırlanırsa nefsin şerde diretmesi, hayırda üşenmesi ve gönüllü olmaması normal olandır. Ancak terbiye nefsi bunun aksine zorlamak şerden kaçınmaya, hayırda yarışmaya sevk etmesini sağlamaktır ki bu bir terbiyeden çok cihad’dır.

Cihad-ı Ekber denilen bu en büyük mücadeleyi insanın tek başına kazanması mümkün olamayacağından dolayı nefsini temizlemesi için Rabbine dua etmesi gerekir. Çünkü nefis Allah’ın göstermediği yollara bile meyleder. Bu durumda da kul sapıklığa düşmüş olur. Tövbe kapısı her zaman açıktır.

Nefisleri öldürmenin yolu tövbe etmekten geçer. Nefislerine zulmedenlerin ve nefsin arzularına uyanların yapması gereken şey tövbe ve istiğfar etmektir.

Özetle; nefisle savaş Allah’ın rahmet ve dilemesine bağlı olmakla birlikte insanın terbiye için gönüllü olmasına da bağlıdır. Sürekli kötülüğü emreden bir nefse uymak zararın ta kendisidir. Bu şekilde nefsine uyan yani nefsine zulmedenlerin akıbeti malumdur. Mümin nefsine yenildiği anda merhamet dileyip tövbe eden, nefsini temizlemesi ve kalbini iman, ibadet ve itaatte sabit kılması için Allah’a dua edendir. Kötülüğü emreden nefisten razı olunan nefse geçmek itikat işidir, imanlı olmak işidir.

“Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır.” (Nisa 4/128)

“Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir.” (En’am 6/119)

“Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir.” (A’raf 7/189)

“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi. (Yusuf 12/53)

“O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.” (Nahl 16/28)

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya 21/35)

“Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.” (Kasas 28/50)

“Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar.” (Rum 30/8)

“Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.” (Sad 38/26)”Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?” (Zariyat 51/20,21)

“Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.” (Necm 53/23)

“Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.” (Kamer 54/37)

“Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” (Bakara 2/54)

“Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.” (Al-i İmran 3/135)

Nefisle mücadele CİHAD-I EKBER

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslamofobi kimin suçu

İslamofobi kimin suçu

İslamofobi kimin suçu İslamofobi ya da İslamiyet korkusu denen illet, siyonizmin yakın zaman önce doğu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir