Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / nefsin kılıcı keskin, şeytanın kılıcı tahtadandır
imanilmihali.com
nefsin kılıcı keskin, şeytanın kılıcı tahtadandır

nefsin kılıcı keskin, şeytanın kılıcı tahtadandır

nefsin kılıcı keskin, şeytanın kılıcı tahtadandır

Kötülük insana mahsustur. Özgür irade ve güç kullanabilen akıl, ruh ve şuur sahibi insan bu imkânlarını hem iyilik hem kötülük istikametinde kullanabilmek hürriyeti ile yaratılmıştır. Yüce Allah çoğu zaman insana dilediğini veren, onun isteğine rıza gösterendir. İnsanın bu dilemesi ve o istikamette güç sar etmesi de vebali oluşturur.

İnsan iyilik ve güzelliklerle meşgul olur ise mutlu ve huzurlu, kötülüklerle uğraşırsa belki zengin ve güçlü ama mutlaka huzursuz ve saadetsiz olur.

İnsan doğumundan da önce kötülüğe değil iyiliğe kılavuzlanmış ve iyiliği yaymak ve diğer varlık ve mahlukata da örnek olmakla görevlendirilmiştir. Çünkü yere ve cennetlere varis insan aynı zamanda Kur’an’a varistir ve bu dini yaşatmakla, dinin gereğini yapmakla mükelleftir anlamı taşır.

İnsan adeta melekler kadar masum ve temiz doğarken kaderini yaşamaya başlar. Hayat insan için tercihler bütünüdür ve kendisine bahşedilen akıl, ruh ve şuur, genlerinden gelen bilgi, tecrübe ve fıtri misak ile insan sürekli tercihler yapar.

İstisnai anlar veya refleksler hariç kulun hata yapması zordur.

Lakin öte yanda kötülüğü emreden nefis vardır. Nefis terbiye edilemezse insanı yakıp kavuran, doymak bilmeyen, şuursuz ve sorumsuz bir yapıdadır. İster, zorlar ve isteğini ele geçirene kadar da insana türlü oyunlar oynar. Nefis insanın kötü dostu, kötülük ilhamı, şer odağıdır.

Bir de şeytanlar vardır. İnsan ve cinlerden olan bu grup insana kötülüğü emretmez lakin süslü gösterir. Aldatır ve kenara çekilir. Hatta çoğu zaman kötülük ilhamını verir ve sonra ortamdan ayrılır, insanı nefsiyle baş başa bırakır. Aslen şeytanın yaptığı nefsi körüklemek, iştahı kabartmak, kışkırtmak ve imrendirmektir. Zaten bundan sonrasını nefis halleder.

Anlaşılacağı üzere şeytan zorlamaz çünkü ilham ettiği kötülüğün şerrinden, Allah’tan korkar. Sadece süslü gösterir. Oysa nefis zorlar ve insana rahat vermez.

Şeytanın işi iman etmeyenlerden ziyade, imanı zayıf olanlarladır. Onlarla kedinin fareyle oynadığı gibi oynar. İmanlılar üzerineyse Yüce Allah’ın hükmü gereği etkisi yoktur. (Lakin yine de her akla geldiğinde şeytandan Allah’a sığınmakta fayda vardır.) Nefsin etkisi ise imanlıları bile ateşlere atacak kadar katı ve keskindir.

Başlığımızdaki kılıç benzetmesinden yola çıkarsak şeytanın kılıcı tahtadan, ama nefsin kılıcı çifte kavrulmuş ve sertleştirilmiş çeliktendir.

İblis ile Adem (as) Peygamber kıssası (yasak meyve) hatırlanacak olursa aradaki en büyük farkın Adem Peygamber ve eşinin kendi nefislerini suçlayarak Allah’tan af dilemeleri (ve bağışlanmaları) olduğu görülecektir. İblis ise kibrinde devamla cehennemliklerden olmuştur.

Yusuf Peygamber kıssasında ise Yusuf Peygamber (kendisini evlat edinen ailenin hanımıyla alakalı olarak) nefsini temize çıkaramayacağını, nefisleri temizleyenin sadece Allah olduğunu ifadeyle nefsin ne denli güçlü olduğunu bildirmiştir.

Nefis insanın en aç emel ve sınır tanımaz isteklerinin adıdır. Nefis tevhide, imana, itikada ve tevekküle rakip olarak bedenlere yerleştirilmiş bir sınav vasıtasıdır.

Başkaca insanlara gerek kalmadan insan sadece nefsinin emelleri ile bir anda kötünün kötüsü olabilir ve suçlayacak kimselerde olmaz. Şeytan bile sadece nefsi kışkırttığından suçlanacak olan insanın kendi nefsidir ve bu nefsi dizginleyecek olan sadece Allah’tır.

Kulun nefsi terbiye anlamında yapacağı elbet pek çok şey vardır. Lakin dua ve tövbelerle kul Rabbinden nefsini temizlemesini istemeli ve bir yandan da nefsin fütursuz isteklerini bastırmaya, nefsini terbiye etmeye gayret etmelidir.

Nefis keskin kılıcı ile insanı delik deşik eder, mahreme baktırır, harama el uzattırır, rüşveti kabul ettirir, kişileri ilah yerine koydurtur ve paraya put gibi tapmasına neden olur. Şeytan ise uzaktan bakar ve güler.

Ahiret yurdunda hesap görücü olarak nefsin yetecek olması da manidardır. Çünkü şeytan ben kulunu zorlamadım diye kenara çekilecek ve nefis, o Yüce Rabbimizin huzurunda, suçunu itiraf ederken bizi ateşlere atacaktır.

Kul, harama, mahreme, haksıza, doğru-dürüst ve adil olmayana meylettiği müddetçe suçlu kendisidir ve nefsin kılıcı kaburgaları arasına kadar girmiş demektir. O kılıcı oradan çıkaracak olan sadece Rabbimiz Allah’tır ve nefsimiz açlığıyla bizi esir almaya devam ettikçe akıbetimiz de karanlık olacaktır.

Nefsin mertebeleri malumdur. İnşallah mü’minler nefsi terbiye etmekte muvaffak olacak ve cennet ahlakına erecektir. Lakin imanı zayıf olanlar veya imansızlar için ahiret yurdunda cennetler de, şefaatlerde hayal olmaktan öte gitmeyecektir.

Rabbim bizleri şeytana ve nefsimize karşı korusun.
Rabbim nefsimizi terbiye eylesin.
Rabbim bizleri affeylesin.
Amin!

 

nefsin kılıcı keskin, şeytanın kılıcı tahtadandır

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir