Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman damlaları / Nimetlere nankörlük etmek
imanilmihali.com
Nimetlere nankörlük

Nimetlere nankörlük etmek

Nimetlere nankörlük etmek nimeti veren, nimetlerden soracak olan Allah’a, en büyük nimet olan Kur’an’a vefasızlık ve ahde ihanettir. Nimetlere nankörlük ahirette mutlaka sorulacağımız nimetlerin hakkını yemektir.

Nimetlere nankörlük etmek

Nimet kelimesi uzantıları ve açıklamaları ile birlikte yaklaşık 163 ayette geçer ve Rabbimiz bizlere nimet’ten hesaba çekileceğimizi and içerek ve mutlaka diyerek bildirir. yani nimetlerden hesaba çekilmek kaçınılmazdır.

“Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz. Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz. Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.” (Tekasur 102/6-8)

Yine Rahman suresinin (55. Sure) tamamı Rabbimizin lütfettiği nimetlerin sıralanmasına ve inkar edilmemesine yöneliktir.

Nimet nedir o zaman? Sadece yemek ve içmekle ilgili bahşedilen dünyalıklar mıdır? Yoksa daha başka lütuf ve ikramlar mı? Tabiki hesap sorulacak nimetler kuru ekmek ve sudan ibaret değildir.

imanilmihali.com
Nimet kısaca, dünya denen yere ve bizlere ulaşan, sahip olduğumuz, bildiğimiz, tanık olduğumuz, emanet aldığımız, kullandığımız, muktedir olduğumuz, bize bahşedilen her şeydir ve nimeti az ya da çok ama bahşeden mutlaka ve sadece Allah’tır.

“Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız.” (Nahl 16/53)

Yüce Allah’ın en büyük nimeti muhakkak ki, kalpler kondurduğu iman, kitabı Kur’an, dini İslam ve bahşettiği hayat, sınav alanı dünya ve Allah’a kulluk – ibadet etmek bilincidir.

“…Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.” (Bakara 2/150)

“…Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim…”(Maide 5/3)

“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı gelmekten sakının. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (Maide 5/11)

“Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helâk yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!” (İbrahim 14/28,29)

“Bilin ki, aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkârı, fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Hucurat 49/7,8)

“Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?” (En’am 6/53)

“O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (En’am 6/165)

“Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa 4/69)

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Al-i İmran 3/103)

En temel anlamıyla nimet yaygın olarak dünya malı için kullanılsa da ilim ve bilim de birer nimettir.

“Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever. Onların sözleri ancak,

“Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.” (Al-i İmran 3/146-148)

“Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.” (Lokman 31/31)

Bedenlerimize verilen güç, kudret, irade, kas kuvveti, düşünme ve sonuç çıkarma yeteneği de birer nimettir.

“Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. (Kasas 28/16,17)

Nimet, aynı zamanda yardım eli, ilham, bağışlama, kurtarma, çare ve devadır da.

“Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir hâlde Rabbine yakarmıştı. Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.” (Kalem 68/48,49)

“Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.” (Kamer 54/34,35)

“İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.” (Zümer 39/49)

Yağmur, su, bulutlar, hava birer nimettir. Yerden biten yiyecekler, çatlayan tohumlar, yeşeren otlar birer nimettir. İnsan kullanımına verilen, hayatın devamı, açlıkların giderilmesi için bahşedilen herşey nimettir.

“Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?” (Fatır 35/3)

Nimetler sadece bu dünyaya has değildir ve cennet bahsinin geçtiği hemen her yerde nimetlerden bahsedilmesi rızık, lütuf, bağışlama, bereket, esenliğin orada da hem de misliyle devam edeceği manasınadır.

“Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.” (Tevbe 9/21)

“(Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.” (Al-i İmran 3/171)

Rabbimizin bu denli bol nimet vermesi (tıpkı rızkın kısılarak insanların denenmesi gibi) hayatın devamı, insanın azlık-kıtlık ve yokluk anlarında gaflete düşüp düşmeyeceğinin tespiti için yaratılmış sınav sualleridir. Allah cömert ve eli açık olandır. O kulundan nimetini esirgemeyendir lakin yine O, kulunu yoklukla da bollukla da deneyendir.

“Onlar, “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler.” (Furkan 25/18)

imanilmihali.com
Nimetlere karşı nankörlük etmek ise; doğal olarak imana ters düşmek, Allah’ın lütuflarını inkar etmek, rızık ve nimet başlıkları altında haddi aşmak, nimetleri maksadına uygun kullanmamak, nimete dair maksadı aşan yorumlar yapmak, şükretmemek, Rabbimizi eli sıkı nitelemek gibi küfür odaklı söz ve eylemlerdir. Bilimin, keşiflerin, eldeki imkanların şer maksatlı kullanılması, iman edilmemesi, nefse ve şeytana dost olup açgözlülük yapılması hep bu cümledendir. 

“Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.” (Sebe 34/16,17)

Tüm nimetlerin verilmesi, bollaştırılması, kısılması veya hepten elden uçup gitmesi Rabbimizdendir. Dolayısıyla kazandığımızı sandığımız şeyler de, kaybettiğimiz de üzüldüklerimiz de sadece birer sınav vesilesidir.

Doğru olan nimeti, olumlu ve uygun kullanmak, paylaşmak, şükretmek, yerine ulaştırmaktır. Çünkü kader sınavının her aşamasında yazılı olan bu bereket veya yokluklar kaza edilecek ve mutlaka yaşanacaktır. Önemli olan bunların neler ve nasıl olduğu değil bizim verdiğimiz tepkilerin doğruluğudur.

“Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.” (Hadid 57/22,23)

Yüce Allah nimetini dünya için isteyene bu dünyada, ahiret yurdunda isteyene hem bu dünyada hem ahirette verendir. Yine Allah, şükrederek Rabbini tanıyana, nimetin Rabbinden geldiğine itikad edene nimetini bollaştıran, kalplerdeki imanı artıran, cennetine yaklaştırandır.

“Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim 14/7)

Sonuç olarak nimet; Rabbimizin hayata, yeryüzüne, bizlere bahşettiği, iman, gıda, kabiliyet, imkan, seziş, kudret, güç gibi her türlü şeydir ki dünyalık mal ve paralar bu nimetlerin sadece bir kısmı ve en geçici olanıdır.

Mü’min bolluğunda, kıtlığında Allah’tan olduğunu bilen, bollukta infak edip şükreden, kıtlıkta kanaat edip sabredendir.

Şükretmek Rabbimiz Allah’a şükran ve minnetlerimizi sunmak ve O’na sadakatimizi göstermektir.

Nimetlere nankörlük ise, rızkı ve nimeti Allah’tan bilmemek, iradesiz, bilgisiz, inançsız yaşamak, daha çok istemek, alınyazısı ile bahşedilen nimetlerin uygun kullanımından ziyade rızkın sınırsız olanını istemek, azmak, lüks ve israfa dalmak, rızık ve nimeti uygun yerde kullanmamak, nimeti manasına aykırı olarak heber etmektir ki bu nimetlerin en kıymetlisi olan imanın telef edilmesi kişiyi kafirlik mertebesine oturtur.

imanilmihali.com
Yüce Allah’ın bahşettiği her şeyden hesap sorma hakkı mutlaka vardır ve soracaktır da. Çünkü öyle ahdetmiştir. Dünyaya verdiği sudan, ekinden, topraktan, havadan, bedenlere verdiği idrak, kudret, seziş, kabiliyetlere kadar, iman ve İslam’dan kuru ekmek ve zeytine kadar, bir bardak soğuk sudan bir ağaç gölgesine kadar, bir orta direk maaşından mültimilyon kazançlara kadar Rabbimizin verdiği her ne varsa herkes mutlaka hesaba çekilecektir.

Akıllı insan, kendisine bahşedilen her türlü nimetin bir maksadı olduğunu bilen ve onu hayırlara yönelik kullanandır.

Akıl, kas kuvveti, para, mal, evlatlar, iman, bilgi hep hayırlarda kullanılması gerekenlerdir. Bunları saklayan, paylaşmayan, gelecek için yedekleyen, israf eden, Allah’ın adaletine güvenmeyen, rızkı kendi bileğinin hakkı sanan, nimetin bahşedilme maksadını anlamayanlardır.

Hayat ve ölüm haktır ve Rabbimizin lütfudur. Hayatın ve sonrasının içindeki her şeyde O’nun hikmeti ve eseridir.

Bunlara sadık ve şükreder olmak Müslüman olmanın şartı, bunları hayırlarda kullanmak boynumuzun borcudur.

Nimete nankörlük edenler ise bahtı kara, kendi kara, geleceği kara olanlardır ki nefsin ve şeytanın tutsağı bu gafillerin akibeti de karanlıktır.

Rabbim bizleri nimetlerinden mahrum etmesin.
Rabbim bizleri nimetlerine şükreden kullarından eylesin.
Rabbim, bir bardak soğuk sudan, bir ağaç gölgesinden, imandan, itikaddan bizleri mahrum bırakmasın.
Rabbim bizi nimete nankörlük edenlerden eylemesin.
Amin!

 

Nimetlere nankörlük etmek

Bu yazıyı okudunuz mu?

İman, mü’minin her şeyidir.

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR İnandığımızı iddia ederken yerine getirmediğimiz mükellefiyetler veya hepten inanmadığımızı beyan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir