Anasayfa / ALLAH (cc) / Niyetleri bilen sadece Allah’tır
imanilmihali.com
Niyetleri bilen sadece Allah’tır

Niyetleri bilen sadece Allah’tır

Niyetleri bilen sadece Allah’tır

Yüce Allah kelamı Kur’an’da gaybı sadece kendisinin bildiğini buyururken insanlar için görünmeyen aleme ait tüm delil ve bilgilere sadece kendisinin vakıf olduğunu bildirir. Keza ilgili ayetlerde insana şah damarından yakın olduğunu söyleyen Yüce Allah, her söyleneni, yazılanı, düşünüleni, yapılanı bildiğini ve amel defterine yazdığını açıklar.

Yüce Allah ruhundan üfleyerek var ettiği insanla bütünleşen bir ilahi kudrettir ki beden öldüğünde ruh tekrar sahibine geri dönmektedir. Mahşer günü hafızaların yerinde olacağı da ayetlerde bildirildiğinden ölüm sadece bir boyut değiştirmeden ibarettir. Bu ibaretlik bizi dünya sınavının gerçeğine ve sorgunun kaçınılmazlığına da götürür ki ürperticidir.

Bizler inanmak ve iman etmek arasında dolanır dururken, inançlarımızın kuvvetini kas ve maddi güçlerimizle kıyaslar, imkanlarımıza mazeretler üretiriz. Nefislerimiz yeterince temiz olmadığı için de sürekli hırs ve kibre kayar, amellerimizde egolarımıza uyarız. Toplumun bize dikte ettiği şeylerde genelde ahlak kisveli örfe dayalı hususlar olduğu için de Kur’an bir türlü hak ettiği rehber konumuna gelemez.

En dindar ve ahlaklımız bile insanların ve omuz başlarında olduklarına inandığımız meleklerin şahitlikleri ile teselli bulmaya çalışırız. Peki bu gerçek ve yeterli midir?

İnsanlar nasıl iç dünyamıza temas edemez ve sadece dışa yansıttıklarımıza şahitlik edebilirse, melekler de (yetkili veya bilmediğimiz melekler hariç) söz ve davranışlarımıza şahitlik eder. Oysa ruhsal, kalple alakalı ve niyete bağlı işlerimiz Yüce Allah dışında herkese ve herşeye muğlaktır. Bu bilinmemezliktir ki iblisi isyan ettirmiş, kibre yöneltmiş ve cehenneme mahkum etmiştir. Bu bilinmezliktir ki amellerimiz bizi kurtarmaya yetmeyecektir.

Mahşerde sorgulanacak olanlar sadece ameller değil aslen ve daha çok niyetlerdir. Bu yüzden amel defterlerinin tartısı ne olursa olsun akibet Rabbimizin elindedir. Çünkü o halis kullarının kalp güzelliğini de, münafıkalrın içten pazarlıklarını da bilen ve buna göre adalet dağıtacak olandır.

Huzurda; iyilikler kadar iyiliğe niyetlerde ödüllendirilecek, rahmet gereği kötülükler cezalandırılırken, yarım kalmış kötü niyetler cezalandırılmayacaktır. Ama tüm niyetleri bilecek ve önümüze koyacak olan Yüce Allah’tır.

Peygamberimizin deyişiyle “Yüce Allah kılığa, kıyafete, mala ve amele değil imana ve gönüle bakar” Bu ise niyetleri temiz ve has tutmanın gereğini işaret eder.

Ameller niyete göredir sözü bu maksatla söylenmiştir ki en asil niyetler, en aciz gözyaşları bile geceler boyu süren riya namazlarından iyidir. Kurtuluş ise amellerle değil niyetlerledir. Allah’ı (haşa) kandırmak ise hiçbir kulun hayal bile edemeyeceği bir hakikattir.

O halde, dış görünüşe, ibadetlerin sıklığına, infaka, tatlı sözlere bakarak birisi hakkında hüküm vermek, onu dinde veya din dışında ilan etmek doğru değildir. Bu yüzden mü’min kendisini düzeltme gayretinde olmalı, aksi ispatlanana kadar tüm kulları temiz kabul etmelidir.

Hüsnüzan yani güzel sanı Kur’an emridir ki zulüm ve şirk taraftarlarının durumları belli ise bunlar istisnadır. Lakin diğerleri kafiler bile kafir olarak anılmaya ne kadar layıktır? Sonuçta kafirliğin veya mü’minliğin doğruluğu mahşerde belli olacaktır. O halde bu dünyada fal bakmanın anlamı olabilir mi? Ya bizlerin en mü’min dediği kul, has niyetten uzak, riyaya bulanmış halde bizleri zehirlemekteyse? Bizler ona yalan atmış, iftira etmiş olmaz mıyız?

Kalplerden geçeni bilebilmek mümkün olmadığından en büyük günahları alenen işleyenlere bile temkinli yaklaşmak gerekir ki Peygamberimizin hayatında bunun örnekleri pek çoktur. Ama yine sahabenin içinden hırsızlık yapan, iftira atan, yalan şahitlik eden, adaleti saptırmaya çalışan pek çok (sözde) sahabenin de örneği çoktur. Bu son örnekteki gerçeği bize haykıran ise ayettir ve masum zannıyla gayri müslimi koruma gayeli mahkeme faslı Yüce Allah tarafından azarlanmıştır.

Ayetler Allah kelamı olmaları asabiyle hak ve hakikattir. Onlara itibar etmek her müslümanın can borcudur. Bunun ötesinde görülen ve duyulan şeylere bakarak bile kesin hüküm vermek yanıltıcı olabilir ki altındaki mana anlaşılmamış olabilir.

Musa Peygamberin Hızır (as) ile yolculuğu esnasındaki üç olayı hatırda tutmak lazım gelir ki dıştan bakıldığında mantık dışı görünen bu olayların bir hikmeti olduğu anlaşılır. Dahası masum bir çocuğun öldürülmesi görünüşte din dışı bir şey iken hikmetinin -evladın hayırsızlığı neticesi- ana-babasının iyiliği olduğu anlaşılır.

Bizler ilhama tabi kullar değiliz. Bu örnekte olduğu gibi görünen ve gerçek farklı olduğu hallerde hata yapmamak adına dikkatli davranmak zorundayız.

Gerçek bir iman sahibi olarak yaşamak ve can vermek istiyorsak ta imanı taze ve güçlü tutarak saptırıcılara kanmamak, nefse meyletmemek, şeytanlara aldanmamak zorundayız.

Kalbimiz paslı, kulaklarımız sağır ve gözlerimiz kör iken başımızı secdeden bir ömür kaldırmamış olsak ta bu bizi kurtaramaz. Aksine ibadetimiz noksan ama imanımız yeterli ise inşallah kurtuluş uzak değildir.

Niyetleri bir bilen mutlaka vardır ve O, Allah’tır.

Din O’nun, hesap sorma O’nun, kudret O’nundur.

Riyanın arkasına saklanıp müslüman gibi davranmak kimseyi kurtaramaz. Böyle davranmaktansa samimi olup yetersizliğini itiraf edip affa sığınmak yeğdir.

Ana düstur şudur ki; müslüman gibi davranmayın, müslüman olun! Bırakın tüm dünyanın müslümanlığını önce müslümanları tam müslüman edin. İslam’ı Kur’an’a, imanı kalplere teslim edin.

Ağzından Allah adını düşürmeyenlerin riyakarlıklarına prim veren halkalrın, ibadette aşırı giden kullara saygı duyan cemaatlerin, şekli dinin önderi oldukları halde haram lokmalara bile “Bismillah” ile başlayanları alkışlayan mü’minlerin sonu karanlıktır.

Rabbim niyetlerimizi has ve temiz eylesin.

Rabbim bizleri nefse, şeytana, dünyaya değil sadece kendisine kılavuzlasın.

Rabbim nefislerimizi temizlesin.

Rabbim günahlarımızı affeylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

La İlahe İllallah

La İlahe İllallah

La İlahe İllallah “Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.” ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir