Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Nuh suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nuh suresi – Karşılaştırmalı meal

Nuh suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

NUH SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Şüphesiz, biz Nuh’u; ‘Kavmini, onlara acı bir azab gelmeden evvel uyar’ diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik.
Diyanet Vakfı 1. Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh’u kendi kavmine gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Haberiniz olsun ki, Biz Nuh’u: “Kendilerine elim bir azap gelmeden önce kavmini uyar!” diye kavmine gönderdik.
Süleyman Ateş 1. Biz Nuh’u kavmine gönderdik: “Onlara acı bir azab gelmezden önce kavmini uyar,” diye.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Biz, Nûh’u, “Toplumunu, kendilerine korkunç bir azap gelmeden önce uyar!” diye kavmine gönderdik.
Ali Bulaç 2- O da dedi ki: ‘Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım.’
Diyanet Vakfı 2.”Ey kavmim dedi,ben sizin için açık bir uyarıcıyım”
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Dedi ki: “Ey kavmim, haberiniz olsun, ben size açık bir uyarıcıyım!
Süleyman Ateş 2. Ey kavmim, dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım.
Yaşar Nuri Öztürk 2 O dedi ki: “Ey toplumum! Hiç kuşkunuz olmasın, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
Ali Bulaç 3- ‘Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 3. “Allah’a kulluk edin; O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Şöyle ki, Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun ve bana itaat edin!
Süleyman Ateş 3. Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun, bana da ita’at edin.
Yaşar Nuri Öztürk 3 “O halde, Allah’a ibadet edin! O’ndan korkun! Ve bana itaat edin ki,
Ali Bulaç 4- ‘Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah’ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız.’
Diyanet Vakfı 4. “Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)” Bilinmeli ki Allah’ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!”
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirti bir vakte kadar ertelesin. Kuşkusuz, Allah’ın takdir ettiği vakit gelince ertelenmez, eğer bilseydiniz!”
Süleyman Ateş 4. Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah’ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir(kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız).
Yaşar Nuri Öztürk 4 Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah’ın eceli geldiğinde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz!”
Ali Bulaç 5- Dedi ki: ‘Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum.’
Diyanet Vakfı 5. (Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Dedi ki: “Ey Rabbim, ben kavmimi gece gündüz davet ettim.
Süleyman Ateş 5. (Nuh:) “Rabbim, dedi, ben kavmimi gece gündüz da’vet ettim.”
Yaşar Nuri Öztürk 5 Nûh şöyle yakardı: “Ey Rabbim! Ben toplumuma gece ve gündüz çağrıda bulundum.”
Ali Bulaç 6- ‘Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı.’
Diyanet Vakfı 6. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Fakat benim çağırmam, sadece onların kaçmalarını artırdı.
Süleyman Ateş 6. Benim da’vetim, onlara kaçışlarını artırmaktan başka bir katkıda bulunmadı.
Yaşar Nuri Öztürk 6 “Fakat çağrım, onların kaçışlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı.”
Ali Bulaç 7- ‘Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.’
Diyanet Vakfı 7. Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Ve ben, onları bağışlaman için her davet ettiğimde onlar, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Süleyman Ateş 7. Günahlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da’vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler.
Yaşar Nuri Öztürk 7 “Ben onları, sen kendilerini affedesin diye çağırdıkça, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiseleriyle sarılıp sarmalandılar, inat ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.”
Ali Bulaç 8- ‘Sonra onları açıktan açığa davet ettim.’
Diyanet Vakfı 8. Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım.
Süleyman Ateş 8. Sonra ben onları açıkça da’vet ettim.
Yaşar Nuri Öztürk 8 “Sonra onları daha açık bir biçimde çağırdım.”
Ali Bulaç 9- ‘Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim.’
Diyanet Vakfı 9. Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli söyledim.
Süleyman Ateş 9. Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim: And lo! I have made public proclamation unto them, and I have appealed to them in private.
Yaşar Nuri Öztürk 9 “Daha sonra bir başka duyuru yönelttim. Ve onları gizli gizli de çağırdım.”
Ali Bulaç 10- ‘Bundan böyle’ dedim. ‘Rabbinizden bağışlanma (mağfiret) dileyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.
Diyanet Vakfı 10. Dedim ki : Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-“Gelin, Rabbinizin bağışlamasını isteyin, çünkü O, bağışlaması çok bir bağışlayandır!” dedim.
Süleyman Ateş 10. ‘Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır’ dedim.”
Yaşar Nuri Öztürk 10 Ve şöyle dedim: “Rabbinizden af dileyin! O, bağışlamayı çok sevendir.”
Ali Bulaç 11- ‘(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın.’
Diyanet Vakfı 11. (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Bol hayır (yağmur) ile göğü üzerinize salsın.
Süleyman Ateş 11. ‘(O’ndan mağfiret dileyin) Ki üzerinize gökten bol yağmur göndersin’
Yaşar Nuri Öztürk 11 “Göğü üzerinize bol bol yağmur taşıyıcı olarak gönderir.”
Ali Bulaç 12- ‘Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar versin.’
Diyanet Vakfı 12. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Size mallar ve oğullarla yardım etsin ve sizin için cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın.
Süleyman Ateş 12. ‘Ve size mallarla, oğullarla yardım etsin, size bahçeler versin, ırmaklar versin’
Yaşar Nuri Öztürk 12 “Sizi, mallar ve oğullarla güçlendirir, size yeşil bahçeler lütfeder. Ve sizin için nehirler akıtır.”
Ali Bulaç 13- ‘Size ne oluyor ki, Allah’tan bir vakarı ummuyorsunuz?’
Diyanet Vakfı 13. Size ne oluyor ki, Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?
Süleyman Ateş 13. Size ne oluyor ki, Allah için saygı ummuyorsunuz?’
Yaşar Nuri Öztürk 13 “Ne oluyor size de Allah için bir vakar ümidinde olmuyorsunuz?”
Ali Bulaç 14- ‘Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır.’
Diyanet Vakfı 14. Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır.
Süleyman Ateş 14. ‘Oysa O, sizi aşama, aşama yarattı.’
Yaşar Nuri Öztürk 14 “O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı.”
Ali Bulaç 15- ‘Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?’
Diyanet Vakfı 15. Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Görmediniz mi, Allah’ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?
Süleyman Ateş 15. Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı?’
Yaşar Nuri Öztürk 15 “Görmediniz mi, Allah yedi göğü ahenkli bir bütün olarak nasıl yarattı?”
Ali Bulaç 16- ‘Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır.’
Diyanet Vakfı 16. Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.
Süleyman Ateş 16. ‘Ve Ayı bunların içinde nur yaptı. Güneşi de bir lamba yaptı.’
Yaşar Nuri Öztürk 16 “Ve Ay’ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş’i bir kandil haline getirdi.”
Ali Bulaç 17- ‘Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.’
Diyanet Vakfı 17. Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetişdirdi.
Süleyman Ateş 17. Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.’
Yaşar Nuri Öztürk 17 “Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi.”
Ali Bulaç 18- ‘Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır.’
Diyanet Vakfı 18. Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Sonra sizi onda geri çevirecek ve sizi bir çıkarış daha çıkaracak!
Süleyman Ateş 18. ‘Sonra yine oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.’
Yaşar Nuri Öztürk 18 “Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor.”
Ali Bulaç 19- ‘Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı.’
Diyanet Vakfı 19. “Allah,yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır.”
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Allah, yeri sizin için bir sergi yapmıştır.
Süleyman Ateş 19. Allah, yeri sizin için bir sergi yaptı.’
Yaşar Nuri Öztürk 19 “Allah size yeryüzünü bir yaygı yaptı,
Ali Bulaç 20- ‘Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye.’
Diyanet Vakfı 20. “Ki, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz.(diye).
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Ondan (açılan) geniş geniş yollarda gidesiniz diye.
Süleyman Ateş 20. ‘Ki onda açılan geniş geniş yollarda gidesiniz’.”
Yaşar Nuri Öztürk 20 Ki ondan geniş yollar edinip de yürüyesiniz.”
Ali Bulaç 21- Nuh: ‘Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi arttırmayan kimselere uydular.’
Diyanet Vakfı 21. (Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Nuh dedi ki: “Ey Rabbim! biliyorsun onlar, bana isyan ettiler, malı ve çocuğu kendisine hasardan başka birşey arttırmayan kimsenin ardınca gittiler.
Süleyman Ateş 21. (Bu öğütlerin hiçbirinin fayda vermediğini gören) Nuh, (Rabbine dönerek): “Rabbim, dedi, onlar bana karşı geldiler de malı ve çocuğu kendisinin ziyanını artırmaktan başka işe yaramayan (şımarık, gururlu) bir adama uydular.”
Yaşar Nuri Öztürk 21 Nûh dedi ki: “Rabbim! Onlar bana isyan ettiler de malı ve çocuğu kendisine hüsrandan başka bir artış getirmeyen kişiye uydular.”
Ali Bulaç 22- ‘Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular.’
Diyanet Vakfı 22. Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular!
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Büyük büyük hilelere giriştiler.
Süleyman Ateş 22. Büyük büyük tuzaklar kurdular.
Yaşar Nuri Öztürk 22 “Çok büyük hileler sergilediler/çok büyük tuzaklar kurdular.”
Ali Bulaç 23- ‘Ve dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd’i, ne Suva’ı, ne Yeğus’u, ne Ye’uk’u ve ne de Nesr’i.’
Diyanet Vakfı 23. Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved’den, Suvâ’dan, Yeğûs’tan, Ye’ûk’tan ve Nesr’den asla vazgeçmeyin!
Elmalılı Hamdi Yazır 23-“Sakın ilahlarınızı bırakmayın; ne Vedd’i ne Suva’ı, ne Yağus’u, ne Yeuk’u ve ne de Nesr’i” dediler.
Süleyman Ateş 23. Dediler ki: “Tanrılarınızı bırakmayın: Vedd’i, Suva’ı, Yeğus’u, Ye’uk’u ve Nesr’i bırakmayın!”
Yaşar Nuri Öztürk 23 Dediler ki: “İlahlarınızı sakın bırakmayın! Ved’di, Süva’ı asla bırakmayın! Yeğus’u, Yeuk’u, Nesr’i de bırakmayın!”
Ali Bulaç 24- ‘Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.’
Diyanet Vakfı 24. (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!
Elmalılı Hamdi Yazır 24-Çoklarını şaşırttılar. Sen de zalimlerin ancak şaşkınlıklarını artır!”
Süleyman Ateş 24. (Böylece) Onlar, çok kimseyi yoldan çıkardılar. Sen de o zalimlere şaşkınlıktan başka bir şey artırma.
Yaşar Nuri Öztürk 24 “Çoklarını saptırdılar. Sen de o zalimler için şaşkınlıktan başka bir şeyi artırma.”
Ali Bulaç 25- Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah’ın dışında hiç bir yardımcı bulamadılar.
Diyanet Vakfı 25. Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah’a karşı yardımcılar da bulamadılar.
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Bir çok günahları yüzünden suda boğuldular da ateşe atıldılar ve kendilerine Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar.
Süleyman Ateş 25. Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Hataları yüzündendir ki boğuldular, ateşe atıldılar. Kendileri için, Allah dışında yardımcılar bulamadılar.
Ali Bulaç 26- Nuh ‘Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma’ dedi.
Diyanet Vakfı 26. Nuh: “Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!”
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Nuh demişti ki: “Ey Rabbim, yeryüzünde (yurt sahibi) hiç bir kimse bırakma!”
Süleyman Ateş 26. Nuh dedi ki: “Rabbim, yeryüzünde kafirlerden tek kişi bırakma.”
Yaşar Nuri Öztürk 26 Nûh şöyle yakardı: “Rabbim! Yeryüzünde, kâfirlerden yurt tutacak/gezip dolaşacak hiç kimse bırakma!”
Ali Bulaç 27- ‘Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (facir’den) kafirden başkasını doğurmazlar.’
Diyanet Vakfı 27. “Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler).”
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Çünkü Sen, onları bırakırsan, kullarını yoldan çıkarıyorlar ve nankör facirden başkasını doğurmuyorlar.
Süleyman Ateş 27. Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar.
Yaşar Nuri Öztürk 27 “Çünkü eğer sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar ve kötülük üreten nankörden başkasını doğurmazlar.”
Ali Bulaç 28- ‘Rabbim, beni, annemi, babamı, mü’min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma.’
Diyanet Vakfı 28. “Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır.”
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Ey Rabbim, beni, babamı, annemi, mümin olarak evime gireni, bütün inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla! Zalimlerin ise ancak helakını artır!”
Süleyman Ateş 28. Rabbim beni, babamı-anamı, inanarak evime gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de sadece helakini artır (onların köklerini kurut).”
Yaşar Nuri Öztürk 28 “Rabbim! Beni, anne-babamı, inanmış olarak evime gireni, tüm inanmış erkekleri ve inanmış kadınları affet! Zalimlerin de sadece helâk ve perişanlığını artır!”

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Nuh suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir