Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Ölmeden önce ölünüz
imanilmihali.com
Ölmeden önce ölünüz

Ölmeden önce ölünüz

Ölmeden önce ölünüz

“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” hadis-i Şerifi kullara bu dünya yaşamının faniliğini, sınavdan ibaret oluşunu ve sanallığını anlatır, beyhude telaş ve koşturmacalarla heba edilen hayatların erdirici olamayacağını haykırır. Hadis anlatır ki; o davet edildiğimiz iman ve hakikat ahiret alemine geçişte, perde arkasından itibaren görünür ve bilinir olacaktır ki kabir ilk adrestir. Lakin, o perde arkası amel ve niyet üretmeye müsaade etmez, sınav bitmiştir ve artık üretmek değil hesap vermek zamanıdır.

Elest gününden, sonsuz yaşamın sonuna dek İnsan bu hayatı tek parça ama fasılalar halinde yaşar. Ruh ölümsüzdür ve fıtri misaktan sonsuz yaşamın sonuna dek de (Allah diledikçe) baki kalır. Kul, beden ve ruhu ayrılsa da, nihayet birleşecek olandır ve ahiret yurdunda herkes dünyada yapıp ettiklerini hatırlıyorsa (ki ayet öyle buyurmaktadır) insan kabirde geçen süreye rağmen hala hayattadır, yaşıyordur. Yani ecel sadece bir perde arkasına geçiş olayıdır.

O perde arkası gerçek yaşam yurdudur, sonsuzdur, hile ve riyanın olmadığı, amel ve niyet üretmenin mümkün olmadığı yurttur ki kimi insan gölgeliklerde, kimi insan ateşlerde zaman geçirecektir.

Bu hakikati dile getiren hadis, hemen ardından bir öğüt hadisi ile devam eder ki; “ölmeden önce ölünüz” şeklindeki bu hadis, o ahiret yurdunda üzülenlerden olmamak için yapılması gerekenleri çok kısa ama etkili bir vaziyette izah eder.

Allah, hayatı ve eceli, sınav olsun diye var edendir. O halde ahiret hesabına bırakmadan kulun kendi mahkemesini kurması, muhasebe ederek, aciz ve günah dolu yaşamına çeki düzen vermesi gerekir ki bu şekli değil imani ve kalbi bir meseledir, nefisle alakalıdır.

Şeytanlar dünya süsleriyle, zalimler korkuyla, kafirler lüks ve israfla, münafıklar yalan ve aldatmacalarla, mürailer mevki ve makamlarla aldatır dururlar ve kendisini terbiyeden yoksun nefisler bu şeytanların oyuncağı olarak yaşar, cehennemlik olarak ahirete intikal ederler.

Dünya sınavının hak davetçisi Kur’an ise, rahmet Peygamberi şahsiyetinde, ayetlerin ilahiliğinde kulları iman ve tevhide davet eder, imana sarılarak şeytanlardan korunmayı öğütler.

Nefis, terbiye edilmedikçe kötülüğü emreder ki Hz. Yusuf (as) kıssası temiz nefis için güzel bir örnektir. Değişik seviye ve çeşitte olan nefsin tam olarak temizlenmesi ise tıpkı iman gibi sadece Allah’ın dilemesiyledir.

O halde kula düşen iman ve temiz nefis dilemektir.

Lakin kişisel olarak kulun yapacakları da vardır ki bu kısaca nefis terbiyesidir. Günah ve harama set çekebilmek, kafir ve müşriklerle irtibatı kesmek, aşırı ve pis huyları terk etmek, hayırlarda yarışmak, ihsan üzere olmak gibi gayret, teşebbüs ve niyetler terbiye cümlesindendir.

Kur’an, en büyük yardımcı ve yol göstericidir ve nefsin ıslahı imanla, ibadet ve ahlakla, salih amel iledir. Huşu ve samimiyet ancak bunlarla doğar ve akıllar aşkla ancak bu sayede buluşur.

Ölmeden ölmek, manevi anlamdadır ve bunu başarabilmek elbette zordur. Çünkü süregelen telaş ve meşguliyetler kulu rüzgarların önündeki kuru yaprak gibi oradan oraya savurur ve şayet kul Allah’ın ipine (Kur’an’a) tutunamazsa sürüklenme sellerde sürüklenen ağaç dalları gibi dört yana çarpa çarpa devam eder gider. Bedenler ise her bir çarpmada nasıl yara alırsa, yaşamlar da terbiye edilmedikçe her bir günah ve haramla yara alır ve bir müddet sonra kalp ölür.

Ölmeden önce ölebilenler, fanilikten bakiliğe, dünyadan ahirete, hırs ve kibirlerden tevazuya, şerlerden hayra, egolardan acizliğe, cüzi iradelerin büyüklenmelerinden külli iradeye teslimiyete geçmiş, huşuyu yakalamış, şeytana düşman olabilmiştir.

Şeytanın örümcek ağlarından kurtulamayan şefaat ve nimet dilencileri ise dünyayı da ahireti de köle sapıklar olarak yaşamaya mahkumdur ve onların kurtuluşu da olmayacaktır.

Ölmeden önce ölenler, eceli anlayabilenlerdir.

Ölümden korkanlar ve ölmemek için yaşayanlar ise ahirete iman etmeyen, günahlarına karşılık verecekleri hesaptan çekinenler, cehennemde geçireceği asırlara ne kadar geç başlarsa kendisini o kadar şanslı sayanlardır.

İmanlı kullar ise Peygamberimizin hadisine uygun vaziyette, bir an önce ölmek arzusundadırlar ki bu ecel onları hak ve hakikat ile buluşturacak, Hakk’ın huzuruna kavuşturacak, rüyadan uyandıracak ve saadet kapılarından geçirecektir.

Nefsi terbiye en büyük cihattır, Cihad-ı Ekber’dir. 

Mü’min, ölmeden ölmeye çalışan, imanı anlayan ve kalbinde yer açan, şeytanları hayatından kovabilen, münafıklara esir ve köle olmayan, fani dünya süsleri ile satın alınamayandır.

Ölmeden önce ölemeyenler ise Allah’ın haklarındaki yazgısına göre cehennemlik akibetlerine uygun yaşayan ve zulmeden ve nefislerini Kur’an ile terbiye etmeye itirazı olanlardır.

Kul, Allah’ın veya şeytanların tarafından birisini seçmek ve ona göre yaşamak zorunda olandır. Çünkü bunun arası yoktur. Zıtlıklar bütünü olan yaşamda her şey beyaz veya siyahtır, gri yoktur. Gri yaratmak isteyenler aldatan şeytanlar ve münafıklardır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İmanı elde tutmak, kor ateşi tutmak gibi olacak hadisi ne demektir

İmanı elde tutmak kor ateşi tutmak gibi olacak

İmanı elde tutmak kor ateşi tutmak gibi olacak hadisi ne demektir Bu hadisin tam tercümesi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir