Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Ömür yirmi dakikalık çay molasıdır
imanilmihali.com
Ömür yirmi dakikalık çay molasıdır

Ömür yirmi dakikalık çay molasıdır

Ömür yirmi dakikalık çay molasıdır

Allah yaşamı ve ölümü kimin daha iyi iş yapacağını görmek ve iman edenleri seçebilmek için var edendir. Bu yüzden dünya yaşamının adı sınavdır ve burada imana sarılıp muvaffak olabilenler, ahirette esenliğe erecek olanlardır. Bu hayatta sınavı geçemeyenlerin ise ahiret yurdu cehennemlerdir. Dine inanıyor ve iman ediyorsak dinin ve din gününün en kısa özeti budur.

İnsan, fıtratta (elest günü) Yüce Allah’a misak vermiş, daha ruhlar alemindeyken imana sadık kalacağına yemin etmiştir. İnsanın serüveni o an başlamış ve ahiretteki sonsuz yaşamın sonuna kadar da devam edecektir. Yani bu anlamda insan her şeyi hatırlayamasa da ölümsüzdür. Fıtratta verdiği söz kalbinde ve imanında saklı, ahiretteki akibeti aslında Kur’an’da gizlidir.

Bu upuzun sürecin tam ortasındaki hayat denen sınav, kısacıktır. Bize uzun gelen mesela yetmiş sene gerçek zamanda belki bir andan ibarettir. Kur’an ifadesiyle dünya yaşamı on gündür.

Zaman ve dehr kavramları arasındaki fark da budur.

İnsan bu sonsuz hayatı idrakten yoksun vaziyette yaşarken, servet ve mal hırsıyla hayvanlaşan, tevhid ve fıtrattan uzaklaşan, imana kulak vermeyen zalim, cahil ve nankör varlıktır.

Yaratılış serüveninin ortasında dünya kainatta bir zerre veya okyanusta bir damla sudur. Yaşam diye tanımladığımız dünya hayatı ise saatlerce sürecek bir yolculukta yirmi dakikalık çay molasıdır.

O halde bu mola da hesaplar yapmak, evler satın almak, altınlar yığmak mıdır doğru olan yoksa kalp kırmadan, salih amel ve güzel niyet biriktirerek imanla kalabilmek için mücadele etmek mi?

Kur’an, dünya süslerine aldananları yargılar ve kınarken, aşırı dünya sevgisini tüm kötülüklerin başı sayar. Kur’an, dünyanın güzelliğini anlatırken, dünya hayatını pis gösterir ki bu pisliğe sebep insanların gaflet ve ihanetleri, saçma sapan heves ve açlıklarıdır.

Mola gibi azıcık bir zamanda hırs ve nefislere tutsak olmak elbette akıl ve kalp sahibi bir insanın yapacağı iş değildir ve mü’min dünya sınavının farkında olan, hatalardan sakınan, güzele koşan, hata yapanlarla bir olmayan, hata yapanlara dettek olmayan, hatalarla ve hata üretenlerle mücadele edendir.

Mü’min, Allah’tan ve imandan başka bir şey dilemeyendir.

Mü’min bu dünyada yolcu olduğunu bilen az sonra yola devam edecek otobüste gittiğinin farkında olandır.

Az sonra kazaya uğramayacağınız dahi belli değilken bu yaşamı Kur’an istikametinde yaşamaya çalışmak imanın gereğidir, aklın emridir.

Rabbim tüm kullarına bu idraki nasip etsin de aldanan, kanan, şeytanlaşanların bir ihtimal kurtuluşları mümkün olsun. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

İlk isyan

Yüce Allah topraktan yaratacağı insana diğer tüm melek secde etmesini isterken, aslında kendi kudretine ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir