Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / ONUNCU ADAM
imanilmihali.com
ONUNCU ADAM

ONUNCU ADAM

ONUNCU ADAM

Onuncu adam kural veya felsefesi malumları üzere 2013 yılında bir filmde (Dünya Savaşı Z) ilk kez telaffuz edilen bir kural veya uygulamadır ve özü olup bitenler hakkında herkes tam ikna olmuş vaziyette, aynı fikirde olsa bile seçilmiş bir kişinin (onuncu adamın) tam aksi istikamette ispata çalışması demektir.

Bu felsefenin muhakkak faydalı yanları vardır ve boşuna değildir. Çünkü tüm insanlar ve hatta uluslar kandırılmış olabilir. Nihayetinde onuncu adamın herkes hemfikirken aksini ispata çalıştığı şey bir kez olsun haklı çıksa ve toplumsal bir krizi veya tehlikeyi tüm ömür boyunca bir kez bile engellese faydalıdır. Dahası tedbirli olmanın, yemi hemen yutmamanın pek çok faydası da vardır.

Konunun dini pencereden izahı ise şu şekildedir.

Sinsi, güçlü, organize, İslam dışı, şeytani güçlerin kudret ve serveti muazzam, faaliyetleri evrensel ve etkileri azımsanamayacak kadar çoktur. Bu zehirli ve gayri ahlaki yaklaşımın bugün akılları ve kabulleri ikna etmiş olması mutlak gerçek olduğunu göstermese de toplumun büyük bölümü bunu zamanın gereği veya medeniyetin ürünü veya teknolojik harika olarak algılamakta ve mesela Amerikan filmlerinde görülen çoğu filmin altındaki şeytani tema gözlerden kaçmaktadır.

Daha açık söylersek, bizler bu filmlerde güzel kadın veya yakışıklı erkeğin peşi sıra umut ve sevgiler beslerken aslında hak olmayan şeytani tarafın mesajını kabullenmiş oluyoruz. Söz gelimi meşhur Avatar filmini, ele alalım. Herhalde seyretmeyen yoktur ve o tatlı dev mavi insanların kurtuluşu ve zaferi ile herkes keyiflenmiştir.

Şimdi detaya inelim ve o filmde mavi insanların biz insanlara nasıl seslendiğine bakalım; iblisler .. gök adamları.. yabaniler.

Mavi insanların tanrısının bir ağaç simgesi altında tabiat olduğunu, tanrılarından ana diye bahsetmelerini de gözden kaçırmayalım. Ağaçlar arası muazzam bir ağ, şeytani ayinler, insanlardan cüsseli hal ve fizik yapıları, şeytani tabiat ananın desteği ile gelen zafer.

Yaşamı veren ve alan, ölümü engelleyen ve bedenleri değiştiren, ruhu yok sayan bir tabiat ana.

İblisin, dişi bir cin olduğunu da bu arada hatırlatalım.

Yüce Allah’ın (haşa) esamisinin okunmadığı bir yerli inancı ve tabiat ananın (!) yardımıyla insanlara galip gelen bir ilkeller ordusu.

Demek istediğimiz herhalde anlaşılmaya başlanmıştır. Şimdilerde bunun ikinci filmi çekilmekte. Sanırız onda bu kasıtlı anti-dini senaryolar çok daha fazla yer alacaktır.

Mesajlarını net ama tam aksi istikamette veren bu filmlerde izleyici mazlumun tarafını tutuyorum sanısıyla şeytanın soyunu alkışlamakta ve bu algı sonraki yaşamlarda kalıcı tesir bırakmaktadır. İnsanlar bir taraftan şiddet ve zulme maruz kalır ve bu yüzden mazlumlara merhamet gösterirken bu sahte dizgili, art niyetli filmler ile aslında zalimlere alkış tutmaktadır. Celladına aşık olmuş milletler gibi seyirciler galip gelen şeytanları alkışlarken, şeytanlar izleyicilerde oluşturdukları psikolojik etkiler ile manevi ve toplumsal anlamda yeni zaferler kazanmaktadır.

İnsanların yoğun ateşli silahlarla masumlara, kimyasal bombalar kullanarak vahşet sergilemesi, yaşlı çocuk demeden para için herşeyi yapar gösterilemesi ise bizlerde o dev mavi adamlara ait bir merhamet hissi oluşturmaya yönelik.

Teknolojimiz var, silah ve bilgimiz var ama hakikati anlamaktan aciziz, yanlış taraftayız, zalim ve vahşiyiz ve bu halimizle başarılı olmamıza imkan yok. Taraf değiştirir ve onlardan biri olursak ise tüm güzellikle bizim olacak, belki ölümsüz olacağız ve olmamız gereken taraf onların tarafı. Üstelik o iblisin dünyası çok daha güzel, orada herşey var, dağlar bile havalarda uçuyor. (Yeme de yanında yat !)

Mavi damların kuyruklu olması da boşuna değildir. Çünkü yeryüzüne inen şeytan soyunun devamı olan İsrailoğulları (Beni İsrael olmadan evvel) kuyrukludur. (!) Hz. Süleyman peygamberin emrinde çalışan cinlerin meziyetlerinin çok iyi dalgıç ve inşaat ustası olduğunu da hatırlatmakta fayda vardır ve o emir altındaki cinler kuyrukludur. (O cinlerin baş ustası Hiram ise siyonist yahudilerin simgesi ve başlangıcıdır.)

Yani hak yolun yolcuları yanlış yolda, şeytanın adamları doğru yoldadır. Asıl nihai savaşı kazanacak olanlar ise şeytanın tarafındakilerdir. İşte mesaj tam olarak budur .

Bu filmlerin sponsorunun, senaryo ve yönetmeninin hatta oyuncularının yahudiler (siyonist) olduğunu söylemeye gerek bile yoktur. Mesaj yukarıda, kasıt ortadadır.

Senaryonun gerçeğin tam aksi istikametinde kaleme alınmış olmasına özel dikkat vermek gerekir. 

Onuncu adam meselesine gelince; toplum bu filmi gariban halka yapılan eziyet olarak algılarken birileri bunun aksini savunmalı ve toplumu ikaz etmelidir. İşte yukarıdaki örnek bize bu işin ne kadar gerekli olduğunu da hatırlatır.

Kendilerine “halk” diyen bu şeytanların, senaryonun aksine kötüler olduğunu ve filmin maksatlı yapıldığını anlamak, ispatlamak ve anlatmak ise onuncu adamın görevidir.

Bu örnek ahir zamanda çok şiddetli etkisine maruz kalmakta olduğumuz algı opersyonlarını anlamamız ve kurtulmamız için şarttır. Yoksa Allah dostlarını değil şeytan evliyalarını alkışlayacak ve bir süre sonra onlar gibi düşünüp şeytanlaşacağız.

Daha nasıl söylenir; bir kurtarıcı vardır… Toruh Makto gibi gökten gelen biri vardır… Seçilmiştir… Kurtuluş sadece onunla mümkündür…

Tüm bunlar size hala Kabala ve tahrif edilmiş Tevrat’ı hatırlatmıyorsa düşünmeye başlamanızın zamanı geldi demektir.

Matrix filmindeki şirk dolu haller ile başka yazımızda devam edeceğiz.

(Devam edecek)

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir