Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / ORUÇ TUTMAK SADECE AÇ KALMAK DEĞİLDİR
imanilmihali.com
tabiat

ORUÇ TUTMAK SADECE AÇ KALMAK DEĞİLDİR

Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin). (Bakara 2/138)

ORUÇ TUTMAK SADECE AÇ KALMAK DEĞİLDİR

Cenab-ı Hak’ka bizleri bir kez daha bu mübarek aya ulaştırdığı için şükürler olsun.

Ramazan orucu, ergenlik çağına ulaşmış, akıllı her Müslümana farzdır. Hastalık, yolculuk, kadınlara has özel hâller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar, bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar, büyük günah işlemiş olurlar. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar, bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse, oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi, bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir.

Sağlıklı ve ergen olanlara, fiziken veya bedenen mazereti olmayanlara (hasta ve yolcular, aşırı yaşlılar, kadınların özel durumları vb.) farz olan oruç İslamiyet’ten önceki zamanlarda da değişik şekillerde emredilen bir ibadet şeklidir ve Ramazan ayı içerisinde tutulur.

Orucu Ramazan ayı içerisinde mazereti nedeniyle tutamayanlar kaza ederler. Oruca gücü yetmeyenler ise fidye verir.

Oruç; sadece Allah’ı yüceltmek, Allah’a teslim olmak ve Allah’a şükretmek içindir.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. (Bakara 2/183-185)”

Allah’ın canını ve malını cennet karşılığı aldığı müminlerin vasıfları arasında oruç tutmakta vardır. Oruç bu denli önemli ve manalıdır.

Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır. Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar , rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele. (Tevbe 9/111,112)

Aynı şekilde aşağıdaki ayette sayılan ulvi vasıflar arasında yer alan oruç bağışlanma ve mükâfata sahip olma gerekleri arasında bildirilmiştir.

Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (Meryem 19/35)

Yine Peygamber eşlerinin vasıfları sayılırken oruç bu değerler arasında yer almıştır.

(Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar. Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, Müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir. (Tahrim 66/4,5)

Oruç tüm dinlerde değişik şekillerde varken, zamanı ve süresi Yüce Kur’an ile nihai olarak bildirilmiş ve son şeklini almıştır. (Misal olarak rivayete göre Hz. Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış.) Yüce Allah merhamet ve şefkatini, insanlara duyduğu sevgiyi orucun tutulmasında da göstermiş ve bazı zorlukları gidermiştir.

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. (Bakara 2/187)

Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, orucun farz kılındığı ilk dönemlerde Müslümanlar, oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar; cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı. Kısaca imsak, yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. Âyette, yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır.

Oruç başlı başına bir ibadet şekli olduğu gibi aynı zamanda bir kefaret vesilesidir.

Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. (Bakara 2/196)

Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa 4/92)

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. (Maide 5/89)

Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. (Maide 5/95)

İçinizden kadınlarına zıhar yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlüne hakkıyla iman edesiniz, diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır. (Mücadele 58/2-4)

Oruç tüm ibadetlerde olduğu gibi sadece ve sadece Allah rızası gözetilerek yapılır. Bundan başka her maksat orucu zayi eder ve kişiyi çok daha büyük günahlara sokar. Topluma, bir başkasına hoş görünmek, bu hareketi nedeniyle şahsi veya maddi çıkar sağlamak oruç tutmamaktan çok daha büyük günahtır.

Orucu bu denli önemli kılan şey mana ve mahiyetidir. Yani aç ve susuz kalmak, nefsin emrettiği bazı şeyleri yapamamak, belirli saatler arası mahrumiyet yaşamak sadece fiziksel bir terbiye değildir. Bilakis teravih namazından itibaren hatta tüm Ramazan ayı boyunca süren imanın, vicdanın, ruhun, nefsin, kalbin kısaca diğer bir ifadeyle maneviyatın terbiyesidir.

Oruç gün veya ay sonunda kula bir şeyler kazandırır, kazandırmalıdır. Sadece Allah tarafından emredileni yapmış olmanın donuk ve ruhsuz itaati değildir oruç tutmak. Oruç tutmak; kainatta Cenab-ı Hak’kın izlerini görmek, gücünü, ilmini ve iradesini okumak, kudret ve merhametini, nimetlerini anlamak, verdiği sağlık, huzur, afiyet ve nimetler için şükretmektir.

Nefisleri temizleyen sadece Allah’tır, kalplere imanı yerleştiren, kalpleri mühürleyen, kulakları sağır, gözleri kör eden Allah’tır. Mübarek Ramazan ayında kulun âcizane kazancı, nefsini terbiye etmesi ve kalbine iman koyması için Yüce Allah’ı hoşnut etmek umududur.

Oruç süresince yapılabilecek ve yapılamayacak şeyler malumdur. Lakin oruç yalnızca aç kalmak değildir. Şeklen ve fiziken orucun kurallarına uymak belki Allah katında yeterlidir ancak olması gereken fani hayatın nimetlerinden tam teslimiyetle ama geçici süreyle vazgeçmek ve Allah’a verdiği nimetler için şükretmektir. Tüm ay boyunca kalplere dolacak huzur ve güçlenecek iman ile nefisler tazelenecek ve inşallah temizlenecektir.

Bu sayede Ramazan ayı dışında yapılmakta olan her türlü günah, zulüm, pislik, adaletsizlik ve haksızlıklar da inşallah azalacaktır.

Oruç tutsun veya tutmasın her Müslümanın bu ayda kendisine çeki düzen vermesi doğru olandır. Nitekim bu ayda yasal suç oranları düşmekte, ahlaksızlıklar dizginlenmekte, alenen yapılan günahlar en azından saklı yerlere kaymaktadır.

Lakin her daim gören bir göz vardır. Yüce Allah her şeyi gören, duyan ve bilendir. Bize şah damarımızdan yakın olan ve adaleti kusursuz olan Yüce Allah saklıyı da açık olanı da bilir.

Riya ve yalan bu yüzden kulun işleyebileceği en büyük günahlardandır. Çünkü kul Yaratan’a ibadet eder ve Yaratan o kulun her şeyini bilir. İnsanları ve yakınlarımızı kandırmak mümkündür ama Allah’ı kimse kandıramaz.

Gösteriş ve aşırıya kaçmak oruç ibadetini yaralayabilir. Şaşalı iftar çadırları, helal olmayan gelirlerle yapılan bağışlar, gösteriş olsun diye reklam edilerek yapılan maddi yardımlar Allah rızası dışında bir şey için yapılıyorsa boşunadır. Hatta sevaptan ziyade günahı vardır.

On bir ayda Şeytan’a arkadaşlık edenler, zulmedip hak yiyenler için Ramazan ayı en büyük tövbe fırsatıdır. Yeniden ve temiz bir hayata başlamak için oruç ayı bir vesiledir. İftira, gıybet, haset tuzağından çıkamayanlar, mevki ve makam için şirk batağına saplananlar, kişileri ilahlaştıranlar için bu ay tövbe edip dönme ayıdır.

Üç ayların sonuncusu olan bu ay helalleşme, barışma, ziyaret etme, ödeşme, infak etme, yardım etme, kalbini açma, dost elini uzatma, affetme, merhamet etme, kötü alışkanlıklara dur deme ayıdır.

Bu ay beden gözüyle görüneni değil kalp gözüyle görüneni egemen kılma, vicdanları tozlu örümcek ağlı raflardan indirme, fani hayata dalmış bedenleri baki hayata çevirme, unutulmuş insani değerleri hatırlama, imanları temizleme ayıdır.

Ramazan bayramı bunlar başarılabilirse tam bayram olur ve nefsini temizleyebilenler, yanlıştan dönenler için hiç bitmez. Aksi halde otuz gün aç kalınmış ve Bayramla birlikte eski köhne hayata geri dönülmüş olunur.

On bir ay boyunca kötülükten, gaflet ve hatta hıyanetten geri durmayanlar bu ay vesilesi ile doğru yolu bulabilirlerse şayet asıl bayram onlara olur.

Bu hayatı bize bahşeden, rızık ve nimetlerle donatan, ahirete yönelik hayırlı işler yapmamıza imkân sağlayan ve iyi ile kötü kulu ayırt etmek isteyen Yüce Allah bu ayda şefkat ve merhametiyle bizlere eziyet etmeyi değil O’na yönelen kullarını bilmek ister.

İster ki sadece Ramazan’da değil tüm aylarda kullarım nefsinin ve şeytanın peşinden değil kendi izinden gitsin, ister ki anlamını bilerek, manasına nüfus ederek her kul kendi dilinde Kur’an’ı bu ayda en az bir kere okusun ve unuttuklarını hatırlasın, ister ki kulları gözlerini ve akıllarını beton ve ahlaksızlık dolu fani hayattan baki hayata çevirsin.

Yüce Allah bu ayda diler ki kulları tüm ibadetleri ile sadece kendisine yönelsin, içki, kumar, kadın, hırsızlık gibi tüm kötülüklerden arınarak kalpleriyle kendisine yönelsin, diler ki akıllar bu ayda kendisini zikretmekle, düşünmekle meşgul olsun, diler ki kulları tövbe edip adil ve doğru olan yola geri dönsün.

Zalimlere destek ve yardımcı olanlar, hak yiyenler, riyakâr ikiyüzlüler uslansınlar ister, üç kuruş dünya menfaati için zalimle bir olanlar artık anlasınlar, Müslümanı Müslümana düşman edenler vazgeçsinler ister.

Bu nedenle Ramazan ayı ve oruç ibadeti şekilsel bir ibadet değil en derin manalı bir manevi ibadettir.

Ramazan ayı ve oruç kula bir şeyler katabildiği sürece layığını bulmuş demektir. Yoksa kulun gün boyu bir şey yememiş bir kediden farkı olmaz.

Yüce Rabbim; bu ay hürmetine vatanımıza ve milletimize hayırlar ve bereketler nasip etsin, tüm Müslüman camiasının üzerlerinde dolaşan cehalet, kanmışlık, dini tanımamak ve riya kaynaklı felaket, müsibet ve belaları kaldırsın, mü’min kullarının imanlarını artırsın, nefislerini temizlesin…

Yüce Rabbim; bu ay hürmetine üç kuruşluk maddi çıkar veya mevki-makam için cennetini satıp, kişileri ilahlaştırıp şirke batanlara, günah işlemekte, hak yemekte, zalimlikte aşırıya gidenlere, günahtan, haramdan çekinmeyenlere, dini değiştirip bölenlere, Müslümanı Müslümana düşman edenlere, kâfirlere, müşriklere, münafıklara, adaleti yerlerde süründürenlere, Kur’an’ı ve İslam’ı yeryüzüne egemen kılmaya engel olanların tamamına, insan ve cin şeytanlarına, iblis ve soyundan olanlara ve onlara uyanlara tövbe edip Allah yoluna dönebilmeyi nasip etsin…

Yüce Rabbim İslamiyet ve Vatan-Millet için, Hak ve Adalet için, can veren, kan döken, ter döken, gayret eden herkese yardım etsin, başta Hz. Muhammed (s.a.v) Peygamberimiz ve Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere ahirete intikal etmiş Atalarımıza merhamet etsin, rahmet eylesin…

Hepimizin mübarek Ramazan ayı kutlu ve hayırlı olsun…

Allah ay boyunca okuyacağınız hatimleri, kılacağınız namazları, edeceğiniz duaları, yapacağınız yardımları kabul eylesin…

Yüce Rabbim hepimizi akıllanmış, uslanmış, doğruyu bulmuş olarak Bayrama erdirsin…

Amin…

ORUÇ TUTMAK SADECE AÇ KALMAK DEĞİLDİR

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.(Al-i İmran 3/96)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Orucun içindeki ve dışındaki şartlar

Orucun içindeki ve dışındaki şartlar

Orucun içindeki ve dışındaki şartlar Oruç, mübarek ramazan ayında yerine getirilen günün belli saatlerine has ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir