Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / Paranın satın alamayacakları
imanilmihali.com
Paranın satın alamayacakları

Paranın satın alamayacakları

Paranın satın alamayacakları

Para, satın alma aracı olarak istenen, hayal edilen, arzu edilen pek çok şeyi satın alır ki lüks arabalar, yatlar, katlar, şuh kokulu kadınlar kadınlar, gece hayatları, ceviz masalar, kristal avizeler, eşsiz atlar, silahlar, altın ve mücevherler bunlara örnektir.

Para nefsin açlıklarına çok iyi temas edebilen bir araçtır ve beşeri dünyaya gözlerini dikmiş biçare nefisler için para gayet de tatmin edicidir. Bu sayede kısa anlık da olsa tatmin yaşanır ve kibir yükselir, ego kendisini daha yukarılarda görmeye başlar, güçlü sanır.

Güç, paranın getirdiği herşeyi yapabilme imkanının adıdır. Haklı olmak koşulu aranmaksızın para ile zor kullanmak, saklamak, affedilmek, sahip olmak, şiddete müracat etmeık dahi mümkündür.

Para ile daha uzun yaşamak, sayısız kere organ değiştirmek, hacca onlarca defa gitmek de mümkündür. Yine ormanları kesip devasa gökdelenler dikmek, çocukalrı kaçırıp zenginlere yedek parça yapmak, teknoloji üzerinden daha çok paralar kazanmak, algılar yaratmak hep mümkündür.

İş o hale gelir ki para varsa en kıymetsiz kişi beyefendi, para yoksa en saygıdeğer kişi it oluverir.

Para varsa ehliyet ve liayakat aranmaz. Üniversiteler dışarıdan bitiriliverir, askerlikten muafiyet sağlanır, vergiden uzak kalınır, reklamlarda ve ekranlarda boy gösterilir, popüler ve tanınır olunur. Ayda bir sevgili değiştirilir ve veraset esas alınan aile şirketlerinde zaten işsizlik diye bir dert de yoktur.

Para varsa sıkıntı bilinmez, yokluk çekilmez, pahalı makyaj ve estetikler, lüks araba ve eşarplar satın alınır, kucaklarda ithal fifi köpekleri ile resimler çektirilir, lüks arabaların ön koltuğuna bu köpekler oturtulur yolda giderken.

Para varsa hastanelerde sıra beklenmez, trafik cezaları sorun edilmez, kumarda kaybedilen milyonlar can sıkmaz, cenazeler bile en maznaralı yerlerden satın alınır, kıyıda köşede kalınmaz.

Para varsa parası olmayanlarla araya setler çekilir, güvenlikçilerle, elektronik kapılarla araya engeller konur ki parasızlarla temas edilmesin, göz göze dahi gelinmesin.

Camide bile parası olanların arkasına kırmızı kurdela çekilir ki halk yanlışlıkla da olsa kurdelayı aşıp parası olanı o ter kokusuyla rahatsız etmesin.

Parası olanlar park yeri sorunu da yaşamaz. Şirketin parasıyla karısına kızına jeepler alanlar hesaba çekilmez, kanun parası olanları sıkıştırmaz, uzun süreler hapis yatılmaz, kan parasıyla öldürülen canlar bir gecede şikayetlerinden vazgeçer.

Parası olanlar anne babasına bakması için parayla hizmetçiler tutar, arada pahalı hediyeler yollar, annelerinin adına camiler, okullar yaptırır, ramazanlarda çadırlar kurdurarak şaşalı reklamlı iftarlar verirler.

Parası olanlar arada bir yetimhanelere filan giderek fakir ve annesiz babasız çocuklara pilli, uzaktan kumandalı kırmızı arabalar, pembe elbiseli bebekler götürürler. Parası olanlar birkaç yılda bir bir daha hiç gitmeyecekleri arazilere hatıra ormanları yaptırır ve aylarca reklam ederler.

Parası olanlar okullara kütüphaneler yaptırır, isimlerinin verilmesini ister. Hiç okumadıkları hatta okumayacakları o kitapları görmeden satın alır, ellerini bile sürmeden adamlarıyla okula yollarlar.

Parası olanlar mahiyetlerinde çalışıp kendilerine para kazandıran mühendis ve işçilere hak ettiği değeri vermeden onları aşağılar ve maaşlarını düşük tutmaya çalışırlar. Özlük haklarını kısıtlar, yaşamsal mazeretlerini dahi işten çıkarma sebebi sayarlar. Sendika gibi yasal haklar dahi onlar için lüzumsuz lükslerdir.

Parası olanlar evlatlarına bol harçlık vererek babalık yaparlar ve evlatlarının ahlaklarıyla, karneleriyle, hissiyatlarıyla, arkadaşlarıyla alakalı olamayacak kadar meşguldürler.

Parası olanlar gece kumar oynar veya davetlere giderler. Orada şaraplar içer, yalanlar söyler, birbirlerine hava atar, dünya seyahatlerinden veya bu hafta borsadan – faizden kazandıkları paralarla övünürler. Bunlar siyaset de konuşurlar. Verseniz dünyayı dahi tek elle yönetecek güçteki bu insanlar mangalda kül bırakmazlar.

Zekata vergi kılıfı diken paralılar, sadakayı başa kakmakta da maharetlidir.

Parası olanlar kırmızı ışıkta geçer, modayı takip eder, entel takılır, dini hobi veya eğlence sayarlar. Bunlar kazandıkları paraları kendilerinin sanır, bileklerinin gücüyle o güce sahip olduklarını düşünür … ve aldanırlar.

Parası olanlar her gece yalnızdır. Danışacak, dertleşecek kimseleri yoktur. Etraflarındaki herkes para için onlara tahammül eden dalkavuklardır ve güç, itibar yani para gidince hepsi aynı gece yok olur.

Parası olanlar gece yalnız uyur. Kalbi boş, gönlü boş, aklı ve cüzdanı dolu vaziyette yatar, sabah yorgun ve umutsuz kalkar ama dünden kalan telaşla daha çok para kazanmak için hayata atılırlar. Herkes onlara rakip ve düşmandır. 

Parası olanlar parayı kaybetmemek, daha çok para kazanmak, paranın gücünü sonuna kadar kullanmak için yaşarlar. Ahir zamanda elde tutulması gereken iman değil çoğusu için paradır.

Din parası olanlar için söylenti veya bir felsefedir. Çünkü aksine bir iddia onları yer bitirir. Bu nedenle tek yol inkardır ve o çok beğendikleri akılları onlara dini bilimle ispat etmek çözümünü fısıldar. vahyi inkar eden sadece akılla bağıntılı yarı dini esas alan, bunu da modern zaman safsatalarıyla boşa çıkaran zenginler yetimlere yardım etmek yerine evlerinde pahalı köpekler beslerler ki onların günlük masrafı dört kişilik ailenin aylık ihtiyacına eşittir.

Parası olanlar yabancı avratlara pek düşkündür. Çoğusunun evinde üçer dörderseksi ve mini etekli yabancı kız hizmetçilik eder ve arada bir çapkın oğulları (!) onları odalarında ziyaret ederler.

Parası olanların bahçeleri çiçek ve fidanlarla doludur ama hiçbirini kendileri dikmemiştir. Belki köşede dede yadigarı bir tane nar ağacı bulunur ama diğerleri hep firmaların dizayn ustalarınca getirilip oraya konmuştur. Bakımlarını da zaten paralılar değil düşük maaşla çalışan bahçıvanlar yapar.

Parası olanlar evlerinde partiler vermeye çok meraklıdır ki bu sayede yeni satın aldıkları ev ve mobilyayı da eşrafa göstermek imkanı bulurlar. Yurt dışında parayla okumakta olan evlatlarının odası hiç kullanılmasa da orta halli bir ailenin evi kadardır ve mobilyalar özellikle ithaldir. Çünkü yerli malı kullanmak, ucuz satın almak hakarettir.

Parası olanların tutkusu siyah arabadır. nadiren kan kırmızısı tercih etseler de çoğusu siyah arabaya biner ve bu sayede makam sahibi veya çok yüce bir haysiyet imajı yaratmaya çalışırlar. Bunların eşarpları bile milyarlarca liradır ve çoğunun plakaları da özeldir. Yüksek meblağlarla alınmış o plakalar sayesinde park sorunu da yaşamazlar. Hatta bir çocuğa çarpıp kaçarlarsa mesele kısa zamanda halledilir ya da geceleri caddelerde drafting yapsalarda birşey olmaz.

Parası olanlar dernek ve cemiyetlere yüksek bedelli bağışlar yapar ve bunu vergiden düşerler. Bu sayede hem devlete parayı geri yollamaktan kurtulur, hem milletin parasıyla efelik yaparlar, reklam yaparlar.

Parası olanların avizeleri bile bir ailenin yıllık gelirinden fazladır. Yatlarına vergisiz benzin alan bu zenginler arada bir işe gider ve orada sadece toplantı yaparlar, rapor okurlar. İşçilerin, en yakınlarının dahi dertlerini dinleyecek, fark edecek zamanları yoktur.

Parası olanlar rakiplerini şantaj ve hile ile yıldırmaktan zevk alırlar. Hatalı üretilse bile piyasaya sürmekten çekinmeyen zenginler, sağlığa zararlı şeyleri dahi satmakta kararlıdır. Çoğu Çin’den ithal şeyleri kontrol etmeden alır, yüksek karla satarlar. Onların zehirleri ise fakirlerin bebeklerine nasip olur.

Zengin ama namuslu vatandaşlarımızı ayrı tutuyor, teşbihte hata olmaz diyoruz.

Para huzuru satın alamaz

Parası olanlar imanı ötelemiş, dini hafife almış, ayet ve hadislere kulaklarını tıkamış, nefse tabi olmuş, kendisinden güçlü ve zengin olanlara haset eden, paraya ilahlık mevki veren, aşağı gelirdekileri ezen ve düşük gören, kibirli ve şımarık insanlardır.

Herşeyi olan bu insanlarda noksan tek şey huzurdur ve onlar asla gerçek manada tatmin olamazlar. Çünkü para huzuru satın alamaz.

Huzuru açmak lazım gelirse iç ferahlığı, selim kalp, mutluluk hissi, manevi sevinç, vicdanın tatlı sesi diye tanımlamak mümkündür. Para işte bunu satın alamaz ve paraya tabi olundukça, paraya tapıldıkça da bu ızdırap her geçen gün daha çok artar.

Paylaşmaktan, ortak olmaktan yoksun, sevinç ve acıları bireysel yaşayan bu insanlar toplumdan steril halde tek yaşar ve tek ölürler. Çünkü diğerleri onlara yabancı, güvenilmez ve paracıdır. Tek doğru kendileri, en iyi bilen kendileri, en akıllı zatı şahaneleridir.

Hak’ka, liyakata, ehliyete, yardıma, zekata, sadakaya, tebessüme, gönülamlaya, hoşgörüye, affetmeye yabancı zenginleri için yaşanacak manevi tatminler ancak mehtaba bakarken ki ay resmi veya vefat eden anne babayı hatırlarken gözden dökülen iki damla yaştır.

Maddiyata teslim, maneviyata yabancı para sahipleri iman ve din kardeşleri yerine ortak ve hissedarlarla kardeş olduklarından ve onların da cinsiyet, milli,yet ve inançları önemsiz olduğundan evrenselliği savunur, dini demode bulur ve asla doğru yola yaklaşamazlar.

Birileri hakka dair birşeyler fısıldadığı anda tüyleri diken diken olur ve hele ahiretten bahsedilince nefret kusarlar. Böyleleri ölümden öyle bir kaçarlar ki ölmemek için tüm servetlerini feda etmeye hazırdırlar.

Evlilikleri bile çoğu zaman mantık evliliği “şirket evliliği” olan bu zavallılar bahtsız akraba evliliklerinden bile çekinmezler. Nihayetinde evlatları külfet, eşleri yük, eve gitmek mecburiyeti ölüm olur. Onlar da çareyi sekreterleriyle hafta sonu (!) toplantı gezilerinde bulurlar.

Pahalı atları olan bu zenginler ata binmekten de korkarlar, binseler de senede bir iki gün binerler ama milyon dolarları bu ata yedirmekten çekinmezler.

İman tüm dünya fidye verilse satın alınamaz

Parası olanların içi kaynar ateştir. Ya hesap varsa? sorusu içlerini yer bitirir. Lakin nefisleri dine dönmeyi ve haramdan vazgeçmeyi asla istemez. Bedeni ve aklı esir alan nefisleri, gözü dünyaya çevirtir ve ahireti unutturur. Onlar için en büyük korku Allah ve hesap verme korkusu değil, artık ecel korkusudur.

Umarlar ki ahiret olmasın, hesap olmasın. Ama ya varsa diye de yanar tutuşurlar.

Göstermelik sadaka ve fitrelerin işe yaramayacağını onlar da bilir ki yedikleri hakları iade edeceklerinden sevapları gideceği ve sayısız günahı daha üstlenecekleri için akibetlerini tahmin eder ve bozuk moralle yaşarlar. O dostlar kurban görsün diye kestikleri danalar da onları kurtarmayacaktır.

Resetlenmek umuduyla sayısız kez gittikleri hac ve umreden de umutları olmayan paralılar için şefaat ve aracılar öne çıktığında akla ilk gelen de doğal olarak şeytandır. Şeytan onlara hep yanlış şeyleri fısıldar ve onlar doğrusunu bilmedikleri için de kanar, aldanırlar.

Şeytanın verdiği moral ve destekle ertesi gün yeni şeytanlıklara imza atar ve bir sonraki manevi krize kadar bu halde oyalanırlar. Yaşam işe gidip gelmek, para kazanmak ve harcamaktan ibaret olur.

Acınası halleri ecele kadar devam eder ve ecel ile hakikati gözleriyle görürler.

Paralıların acı sonu

Paraları onlara saadeti, esenlik ve kurtuluşu alamamıştır.

Servet ve evlatları şefaate mazhar olmalarına yetmemiştir.

Paraya ilah diye taptıkları için ilahsızlığa mahkum kalmışlardır.

Şeytan onları ahirette yapayalnız bırakmış ve kendi derdine düşmüştür.

Yanlarından geçen fakir ama mutlu cennetliklere bakıp hayran olur, pişman olur, mahçup olurlar.

Şeytanlarına daha çok küfrederek Yüce Allah’tan şeytanları için daha fazla ceza isterler.

“Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar. Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.” (Ahzab 33/67,68)

Yüce Rabbin sesi duyulur;

“Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.” (A’raf 7/38)

Çünkü onlar evlerindeki duvarda asılı veya vitrinde ışıl ışıl parlayan asırlık, antika, milyon dolarlık, altın kaplamalı Kur’an’ı bir kez olsun açıp okumamışlardır. 

Rabbim bizleri paraya kul olanlardan eylemesin.

Rabbim bizleri parayla şımarıp büyüklenenlerden eylemesin.

Rabbiğm bizleri dini oyuncak edenlerden eylemesin.

Rabbim bizi şirkin her türünden muhafaza eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir