Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Hadis köşesi / Peygamberimiz gözüyle Müslüman’ın sıfatları
imanilmihali.com
Peygamberimiz gözüyle Müslüman’ın sıfatları

Peygamberimiz gözüyle Müslüman’ın sıfatları

Peygamberimiz gözüyle Müslüman’ın sıfatları

Müslüman nasıldır? Ne yapar? Nelerden kaçınır? Nasıl davranır dediğimiz zaman Kur’an’a ve Peygamberimizin hadislerine, örnek hayatına bakmak lazım gelir. İşte Peygamberimizin söz ve davranışlarından esinlenerek dizgilenmiş Müslümanda bulunması gereken özellikler…

Müslüman;

* Allah’a güvenir, Allah’a sığınır. Müslüman sadece ve sadece Allah’a ibadet ve kulluk eder, Vekil olarak sadece Allah’ı edinir, sadece Allah’ı zikreder, O’na güvenir ve O’na sığınır. Müslüman Fatiha ile Rabbine verdiği söze sadık olandır. Müslüman fıtrat yeminine sadık olandır. Müslüman, Allah’a kayıtsız şartsız teslim olandır.

* Allah’ı her şeyden çok sever. Müslüman Yaratan’ını, Malik’ini, Veli’sini her şeyden ve herkesten fazla sever.

* Peygamberini herkesten çok sever. Müslümana Peygamberi her kesten daha üstündür. Peygamberin hanımları da mü’minlere anadır.

* Riya ve gösterişten uzaktır. Tüm işlerinde ve bilhassa dini hususlarda samimi, içten ve dürüsttür. Tevazu ile yaşar, tüm ibadet ve dualarını sadece Allah rızasını kazanmak için yapar. Toplumu ve diğer Müslümanlara hava atmaz, münafıklar gibi iki yüzlü değildir.

* Kibirlenmez, büyüklenmez. Bedeni, aklı, malı ve evlatları verenin Yüce Allah olduğu bilinciyle elindekilerle büyüklenmez, kibirlenmez. Tevazu ve alçakgönüllülükle yaşar ve ölür.

* Nefsini temize çıkarmaz. Nefisleri temizleyenin sadece Allah olduğunu bilen Müslüman hata, olay veya kabahat durumunda kendisini haklı göstermeye çalışıp, sıyrılmaya gayret etmez. kandıysa, suç işlediyse suçu öncelikle nefsine ve şeytana yenik düşen nefsinde arar. Suçu başkalarına atmaz.

* Aldatmaz, aldanmaz. Müslüman aklını ve kalbini kullanan, iblise ve dostlarına kanmayandır. Müslüman Kur’an nuru ışığında aldatmaktan sakınır. Bilir ki aldatıp kazandıkları kendisine ateşten halkalar olacak ve boynuna asılacaktır.

* Merhametlidir. Kalbi ve vicdanı ile karar verir, aklını dizginlemeye, hırs ve heveslerine gem vurmaya gayret eder. Sağduyusu, acıma ve bağışlama hissi gelişmiştir.

* Yardımseverdir. Başkalarının müşkülünü gidermeyi, yolcu, yetim, muhtaç ve fakirlerle ekmeğini paylaşmayı, komşusu açken tok yatmamayı, karşılaştığı bir durumda uzaklaşmayı değil elinden geldiğince yardım etmeyi huy edinmiştir.

* İyilikseverdir. İyiliğin çoğalmasıyla toplumun karakterinin değişeceğini, kötülüğün azalacağını bilir, elinden geldiğince iyilik yapmaya, salih amel işlemeye çalışır. Bilir ki iman ve salih amel, ibadet ve ahlakla beraber cennetlerin anahtarıdır.

* Fedakardır. Malını, yetkisini, gücünü muhtaçlarla veya muhtaçlara harcamaktan çekinmez. Tevazu ile yaşar. Acılara, sıkıntılara katlanır. Göçler, cihadlar eder. Yokluğa, fakirliğe göğüs gerer.

* Anne-babasına itaat eder. Kendisini yetiştiren, büyüten, bildiklerini öğretip, güvenle yaşamasına imkan sağlayan, şefkat ve sevgisiyle kendisine kol kanat gerenleri unutmaz, karşı gelmez, sever ve sayar. Onları kocadıklarında, müşkül hallerinde yalnız bırakmaz. Her türlü işlerine koşar, yardımda bulunur, korur ve kollar. Bunun istisnası anne ve babasının Allah aleyhine söz ve davranışlar sergilemesidir.

* Hayvanlara karşı şefkatlidir. Sadece hayvanlara değil bitki ve ağaçlara karşı da sevgi ve merhamet doludur. Gereksiz yere eziyet etmez, karıncayı incitmez, yok yere ağaç kesmez.

* Doğru sözlüdür. Biliyorsa doğrusunu söyler, bilmiyorsa susar. Kötü ve aşırı zandan sakınır. Yalan söylemez, yalan yere yemin etmez. Allah adın şahitlik yaparken adaleti dimdik ayakta tutar.

* Küçüklerini sever, büyüklerine hürmet eder. Küçükleri sevmek, büyüklere saygı göstermek, anne-baba ve akrabayı sık ziyaret etmek, küçükleri sevindirmek, yetimleri hoş tutmak Müslümanın başta gelen özelliklerindendir.

* Namazlarını kılar. Müslüman riya ve gösterişten uzak, huşu ve tevazu ile namazını düzgün, devamlı ve Peygamberimizin öğrettiği gibi kılar.

* Kur’an-ı Kerim’i çok okur. Müslüman dinini Kur’an’dan öğrenir. Bunun için Kur’an’ı hiç değilse bir kez mealinden anlayarak ve hayatına yansıtarak okur. Müslüman Kur’an’ın neleri yasakladığını, neleri öğütlediğini yine Kur’an’dan okuyarak öğrenir. Kur’an okurken gereken adaba uygun davranır, acele etmez. Kur’an dinlerken gereken saygıyı gösterir. Kur’an’ı dua ve ölüler kitabı değil yaşam ve hidayet rehberi edinir.

* Kötü söz söylemez. Hakkı yenenin zalime isyanı hariç Yüce Allah kötü sözün kullanılmasını istememiştir. Müslüman bu nedenle sevgi, güzellik ve iyilik söyler. haset etmez, gıpta eder. Kötü söz söylemektense susar. Boş ve gereksiz laflardan sakınır. Aşırı zandan, gıybet ve iftiradan özellikle kaçınır.

* Haksızlık yapmaz. Hak yemenin ne büyük bir günah olduğunu bilir. Hakkın yalnız insana değil tüm varlıklara ait olduğunu bilir, onlarında hakkını yememeye çalışır. İstemeden hak yediğini düşünürse hak sahibi ile helalleşir, helalleşmesi mümkün değil ise ya maddi bedelini öder, ya Rabbinden af ve mağfiret diler. Müslüman helalleşemediği kimselere hakkını ahirette sevaplarından misliyle ödeyeceğini bilen ve bundan aşırı korkandır.

* Zulmetmez. Müslüman küfür ve şirkin daniskası zulümden fersah fersah kaçar. Müslüman insana, hayvana, bitkilere zulmedenle savaş halindedir. Zalime karşı kalbiyle, eliyle, diliyle karşı olur. Müslüman bilir ki; zalime kol kanat geren, ona destek ve moral veren, onu destekleyip büyüten, zalimliklere ses çıkarmayan da aynı vebali paylaşır. Bu yüzden Müslümanın en korktuğu şey şirkle beraber zulümdür.

* Haksızlık yapılmasına engel olur. Hak, Allah’ın kullara verdiği emanettir. Her Müslüman bu hakkı savunmak, kollamak ve zalime kaptırmamakla mükelleftir. Müslüman haksızlık yapmadığı gibi, haksızlık yapanın da karşısında durur.

* Kadirşinastır. Kıymet bilir, ahde vefa eder. Kendisine yapılan iyilikleri unutmaz, fazlası ve misliyle karşılık vermeye gayret eder.

* Ayıpları örter. Bir Müslümanın ayıbını örtmeye, ihtiyacını gidermeye, hatasını düzeltmeye gayret eder. Bunu yaparken reklamdan, riya ve gösterişten sakınır.

* Güler yüzlüdür. Tebessüm etmenin sadaka olduğu bilinciyle etrafına sevgi, pozitif enerji ve güzellikler yayar. Müslümanın yüzü nur doludur ve kalbindeki güzelliklerin dışa yansımasıdır.

* Zorluklar karşısında azimlidir. Sabrın sonunun selamet olduğu bilinciyle Müslüman tüm hayır ve şerlerin Allah’tan ve bir sınav vesilesi olarak verildiğini bilir. Bu yüzden zorluklarda sabreder, bolluklarda şükreder. Zorluklar karşısında yılmaz, vazgeçmez, bahane üretmez.

* Arkadaşları ile iyi geçinir. Fani dünyada hiçbir meselenin kalıcı, önemli ve kalp kırmaya değecek kadar büyük olmadığını bilir. Anlaşmazlıkları tatlı yoldan çözmeye, küsmemeye, başkasını kandırmamaya, haksızlık etmemeye, kavga, kötü söz ve alaycı şakalardan uzak durmaya gayret eder.

* Tedbirlidir, acele etmez. Acele iş plansız iştir. Müslüman ne kadar acil olsa da tedbiri elden bırakmaz, plansız ve sonunu düşünmeden iş yapmaz. Düşünür, tasarlar, istişare eder. Bu devletler ve toplumlar için de geçerli bir kuraldır.

* Tutumludur, israf etmez. Müslüman her elbiseye başka bir çanta yerine o parayla bir bağışta bulunmayı yeğleyen, ekmeği çöpe atmanın nimete hakaret olduğunu bilen kimsedir. Müslüman mal varlığı ile infaklarda bulunmayı, parasını hayırlı amellere harcamayı gaye edinendir. İsraf ise şeytan işi pisliktir. Müslüman israfın, başkalarının hakkının gasp edilmesi olduğunu bilir, tevazu ve alicenaplıkla yaşar.

* Cömerttir. Müslüman elindekini saçıp savurmayacak kadar cömerttir. Elinden geldiğince, dini asgari sınırlar üzerine çıkarak infaklarda yarışır. Bunu yaparken çoluk çocuğunun rızkını savurmaz. Dengeli ve ölçülü ama azami yardım ve infaka gayret eder.

* Cesurdur. Tehlikeler karşısında korkmaz, kaçmaz, saklanmaz. O, Allah’ın kendisiyle olduğunu bilir. Zalime, haksıza, namerde karşı dimdik durur.

* Çalışkandır. Müslüman oruç zamanlarında bile üzerine düşeni yapan, bir şeylere sığınmayan, ücretinin karşılığını son kuruşuna kadar hak eden, boş oturmaktansa işle uğraşmayı gaye edinen, çalışmanın ibadet olduğunu bilen, ehliyet ve liyakat sahibi olanların o işe aday olması gerektiğini bilen, ehil ve layık değilse o işin kendisine haram olduğunu bilendir. Müslüman ibadet dahil, bir işi bitirince başka bir işe koşan, zamanı boşa harcamanın en büyük israf olduğunu bilendir.

* Affedicidir. Kırgınlıkların düşmanlıklara dönüşmesini istemez, şeytanın kötü söz ve kavgalar ile iman edenlerin arasına girdiğini bilir. Hata yapan kendisi ise özür diler, gönül alır. Hata yapan ve af dileyen karşısındaki ise özrünü kabul eder. Hatalı olan arkadaşı özür dilemiyorsa da uzatmaz, bağışlar.

* Temizdir. Gerek namazda, gerekse günlük hayatta temiz, düzgün kokulu, başkasını rahatsız etmeyecek yapıdadır. Başından ayaklarına kadar temiz ve bakımlı olmaya gayret eder. Temizlenmeden namaza durmaz, cemaate girmez, gusül abdesti olmadan Kur’an’a el sürmez.

* Dürüsttür. Dürüstlüğün Allah emri olduğunu bilir. Doğruluktan yana taviz vermez. Ölçüde, tartıda yani toplumsal hayatın hiçbir aşamasında hile yapmaz. Kandırmaz. Yalan söylemez, yalan yere yemin etmez, yalan şahitlik yapmaz.

* İffetli ve hayalıdır. Kendi namus ve şerefi kadar başkasının namus ve şerefine de saygılıdır. Yaptığı tüm işlerde haysiyetli davranır. Erdemli ve onurludur. Utanma duygusu gelişmiştir. Ahlaksızlık ve arsızlıktan kaçınır. Aç gözlü, riyakar değildir.

* İlime değer verir. İlim ve bilimin aklın eseri olduğunu, malum olan ilmin Allah lütfu olduğunu bilir, saygı duyar, öğrenmeye gayret eder. Dinini tanımaya, öğrenmeye, Kur’an’dan kendi diliyle okumaya gayret eder. İlim adamlarına saygı gösterir. Bilgi neredeyse arayıp bulmaya azmeder.

* Akrabalarını sever. Akrabalarının canından parça ve namahrem olduğunu bilir, saygı ve sevgide kusur etmez. Onları ziyaret eder, ihtiyaçlarını giderir, hastalıklarında yanlarında olur. Bayram ve özel günlerde onları yalnız bırakmaz, akrabalar arası kırgınlık ve münakaşaları gidermeye çalışır.

* Hırsızlık yapmaz. Hırsızlığın hak yemek, kendisine ait olmayanı gasp etmek olduğunu bilir, hırsızlığın bilgi, para, emek, mal gibi pek çok türü olduğunu bilir, kendisine ait olmayanı almaktan, bulundurmaktan kaçınır. Müslüman bilir ki çaldığı o şey ahirette boynuna ateşten halka olarak takılacak ve cehenneme o halka ile sevk edilecektir. Müslüman hırsızlık ederek yaşamaktansa, parasızlık ile onuruyla açlıktan ölmeyi yeğleyendir.

* Allah’a dua eder. Müslüman sık sık ve sadece Allah’a dua eder. Sıkışık anlarında yardım için, bolluk anlarında şükür için, Rabbimizin verdiği sağlık, afiyet, esenlik ve huzur için, nimetler için, sabır ve selamet için sürekli dua eder. Müslüman akşam yatarken, sabah kalkarken, bir işe başlarken, bir yere girerken Allah’ın adını anan, Allah’tan yardım ve esenlik dileyendir.

* Peygamberine çok salavat okur. Müslüman canı kadar sevdiği Peygamberini sık sık anar, onun ahlakıyla ahlaklanmayı, onun vesile olduğu Kur’an’ı anlamaya gayret eder. Müslüman namaz ve niyazlarında sık sık salavat getirir, rahmet Peygamberimizin Makam-ı Mahmud’a yükselebilmesi için duacı olur. Müslüman dualarıyla onun akraba ve soyuna da dua eder, mağfiret diler.

* Sabırlıdır. Sabrın bir imtihan aracı olduğunu bilir ve ona göre davranır. Felaket veya kötülükle karşılaştığında umudunu kesmez, sabreder, dua eder. başına bir hastalık veya bela gelirse sabreder, dua ile Rabbinden yardım diler. başına gelen her şeyin Allah’tan olduğunu bilen Müslüman Rabbinin sınavını geçmeye, O’na layık kul olmaya gayret eder.

* Alçakgönüllüdür. Büyüklenme ve kibrin şeytanın oyuncağı olduğunu bilen Müslüman, tevazu ile dürüst ve basit yaşar. Nefsinin büyüklenmesine imkan tanımaz, kimseleri aşağılamaz, eziyet etmeye, başkalarını ezmeye çalışmaz. Ne kadar çok mal, evlat ve güce sahip olsa da bunların geçici ve emanet olduğunu bilir ve bunlarla gösteriş yapmaz.

* Emanete ihanet etmez. Emanet Allah’ın kullarına bahşettiği can, ruh, sağlık, zaman, varlıklar, beden, mal, evlatlar, Kur’an, eşler, çocuklar…velhasıl herşeydir. Müslüman bunların Allah emaneti olduğunu bilen, bunlara hak olarak el süren, namahremden uzak duran, hakkı olmayanı ellemeyen, emaneti sahibine elbet iade edeceğini bilendir.

* Misafirperverdir. Müslüman kapılarını komşu ve akrabalarına açan, misafirin bereketiyle geldiğini bilen, paylaşmanın, istişarenin önemini kavrayan, hoş sohbetler ile iman kardeşliğinin geliştiğini idrak edendir. Müslüman Ensar gibi evini Allah dostlarına, yolda kalmışlara, yardıma muhtaçlara açandır.

Sözün özü Müslüman; adam olan, kul olan, örnek, imanlı, namuslu, ahlaklı, mütevazı, adil ve dürüst olan, Peygamberini canı gibi seven, sadece Allah’a güvenip sadece Allah’a sığınandır.

Peygamberimiz gözüyle Müslüman’ın sıfatları

Bu yazıyı okudunuz mu?

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam “Rahmân, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

61 + = 68