Anasayfa / PEYGAMBERİMİZ / Peygamberimizin tasarrufları
imanilmihali.com
Peygamberimizin tasarrufları

Peygamberimizin tasarrufları

Peygamberimizin tasarrufları

Fıkıhta, tedyin (dinleştirmek) ve teşri (yasalaştırmak) arasında devasa bir fark vardır ve her tedyin bir teşriyken, her teşri bir tedyin asla değildir. Çünkü tedyin sadece Allah’ın hak ve yetkisindedir. Teşri, kuralı vakıaya uygulama şeklidir, kural koyma değildir. Peygamberlerin dahi ancak beyan (açıklama) ve ızhar (gösterme, belirginleştirme) hakları vardır.

“Vazı-ı din (din koyucu) sadece ve sadece Allah’tır.”

Teşri’de tarihsellik olur, tedyin’de tarihseleştirme şayet dil sürçmesi değilse küfürdür. Yani eskiden olduğundan şimdilerde farklı uygulanabilecekler, dinin tedyin ile belirlenmiş kuralları değil, teşri ile belirlenmiş zamana bağlı miktar ve usllerdir. Yoksa tedyin eskimez, değişmezdir ve dinin değiştiğini telaffuz etmek dahi küfürdür.

Hz. Peygamber, İslam’ın nuzulü ile birlikte üç tasarruf kullanmıştır ki bunlar risalet, hüküm ve imamet tasarruflarıdır. Bunlardan sadece risalet tasarrufu dindir, ilahidir. Diğer ikisi ise hayatla ve kamuyla alakalıdır, zaman ve mekana göre değişir, din değil dine dayalı yorumlardır.

1. Risalet (Peygamberlik) tebliğ (vahyi ulaştırma) ve fütya (vahye dayalı fetva verme) tasarrufu

2. Hüküm tasarrufu (Nikah, boşanma akit ve fesihleri gibi)

3. İmamet (Devlet Başkanlığı) tasarrufu (Ganimet taksim, cezaları infaz, orduyu tanzim ve sevk vs.)

Risalet tasarrufu bizzat dindir, diğer ikisi dinin zaman ve mekana göre uygulanışı yani içtihattır.

Örnekleyecek olursak; zekatı tebliğ risalet tasarrufuna girer ama aynı zekatın Allah tarafından belirlenmemiş miktarını belirleme (kırkta bir kuralı) hüküm tasarrufu olup beşeridir. Yani zekatın miktarı zamanın otoritesince belirlenecektir. Bu da demektir ki zekatın miktarı beşeri içtihada bırakılmıştır.

Zekatın miktarının belirlenmemiş olması içtihat kapısının açık olmasındandır. Zekat Resul’ün belirlediği oranda sabit tutulur içtihata kapatılırsa şu iç sıkıntı olur.

a. Zekat yaşanan hayatla çelişir. Sıkıntı veya savaş hallerinde sarf edilemeyen infak miktarları dine zarar verir.

b. Değişmezlik belirlemede Resul ile Allah (haşa) ortak vaziyetine girer. Peygamber değişmez bir ilke koyma yetkisi kullanmış olur.

c. Allah’ın emirlerinde tebliğden sonra tamamlanması gereken bazı eksikler varmış anlayışı doğar. Peygamberin o miktarı belirleyip değişmez kılması bu noksanı (haşa) tamamlamak anlamına gelir.

Kur’an’ın Resul’e itaat edin emri hüküm ve imamet tasarrufuna itaati gerektirir ki risalet tasarrufu zaten içtihat dışıdır. Yani risalete itaat emri bizzat Kur’an ve Allah’a itaattir ki Peygamber bu tasarrufta pasiftir, kural koyucu statüsünde değildir. Ama hüküm ve imamette Resul bizzat, dini en iyi bilen ve uygulayan olarak, mevcut diğer yetkileri gereği de hüküm verme, adını koyma ve tebliğ ile icra görevindedir ki imamet tasarrufu da bunun uygulamaya dönük halleridir.

Resulün içtihatları değişmez değildir. Hz. Aişe (ra) Peygamberin fetvasına ters fetva verdiğinde soranlara şöyle demiştir; “O’na bugün sorsaydınız şu benim verdiğim fetvayı verirdi.”

Nitekim Resul, “Ben aranızda olduğum sürece bana itaat edin, beni dinleyin. Ben aranızdan çekildiğimde ise size Allah’In kitabına yapışmayı öneriyorum. O’nun helal dediğine helal, haram dediğine haram deyin.” buyurmuştur. (Elbani, es-Sahiha, 3/358-360)

İmamet tasarrufunda da Yüce Allah Peygambere biat ve şura emretmektedir. Bu da bizi risalet tasarrufuna dayalı hüküm tasarrufu ile belirleneceklerin icrası yani yürütme yetkisi (kuvvetler ayrılığı gibi düşünürsek) anlaşma, çoklukla kabul, kamu yararı, zaman gerekleri istikametinde belirlenecek, ilim ve bilim ışığında değerlendirilecektir. Bu da denetleme ve hesap vermeyi, çoğunluğa dayalı iradeyi işaret eder ki adı cumhuriyet olmasa da ilkeleri demokrasiyi göstermektedir.

Risalet tasarrufu ile bildirilenlere mü’minlerin itaati zorunludur çünkü farz mahiyetindedir ve emri veren Allah’tır. Diğer iki hükme Peygamberin sağlığında uymak da aynı cümledendir. Lakin aradan geçen on dört asıra rağmen hala o hüküm ve imamet tasarruflarını değişmez kabul etmek uygun değildir. Değişmek zorunda olmasalar dahi sorgulanmaları ve denetlenmeleri, üzerinde anlaşma sağlanmaları zorunludur.

O halde, Peygamberin beşeri hayata ait hükümleri ile bu hükümlerin hayata bizzat yansımış şekillerini dinleştirmek, tasarrufları birbrine karıştırmak ve dina dına hüküm verme yetkisini Peygambere de tanımak olur ki bunun adı şirk olur.

Kamuya, zamana, mekana ait değişken miktar ve nicelikleri iyi değerlendirmek, aklı ve bilimi içine katarak doğruyu bulmak dinin emridir ve ayetle kesin emredilmeyerek kullara ve yönetimlere bırakılmıştır. Nitekim Peygamberimiz bunu kendisi ifade etmektedir.

Tüm tasarrufları olduğu gibi muhafazaya çalışmak ise yobazlık (aşırı muhafazakarlıktır) ki dini demode, zamana bağlı, evrensellik dışı bir vaziyete sokar ve İslam’la yeni tanışan ümmet ve insanları zor durumlara sokar, kıyamete dek baki kalacak İslam’ın zaman ötesi mahiyetini yok eder.

Son söz; bu üç tasarrufu uygulayan Peygamberimize Peygamber ve Devlet Başkanı olarak sağlığında itaat Allah emridir. Onun vefatından sonraysa risalet ortadan kalktığı için ona ait risalet tasarrufu da ortadan kalkmış ve geriye sadece hüküm ve imamet tasarrufları kalmıştır.

O zaman için belirlenen şekil ve miktarları korumak olasıdır ama Allah emri değildir. Doğrusu zaman ve mekana göre ortaya çıkan durumlara göre yönetimlerin biat ve şura ile yoruma dayalı yeni açılımlar belirlemesi (hüküm) ve bunu hayata tatbik (imamet) etmesidir.

İçtihat son iki tasarruf içindir ve akılla bilim ve biat ve şura bu iki tasarrufun tatbikinde olmazsa olmaz değerlerdir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberimizin imana dair hadisleri

Peygamberimizin imana dair hadisleri

Peygamberimizin imana dair hadisleri ‘Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir