Anasayfa / BAŞ YAZILAR / PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ LANETİ
imanilmihali.com
PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ BEDDUASI

PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ LANETİ

PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ LANETİ

Resul-i Ekrem Hz. Muhammed (sav) peygamberimiz en zor ve sıkıntılı anlarında bile, canı yandığında hatta haksızlığa uğradığında bile ağzından kötü söz çıkarmayan, o hata ve ayıbı yapanları bilmemekle tasvir eden veya kötü söz veya lanet ettiği vakit o kavimden gelecek muteber insanların da bu kötü sözden etkilenmesinden korkan ve buz yüzden lanet etmeyen bir rahmet elçisiydi.

O, Kur’an’ın ruhunu adeta kendinde taşıyan, Kur’an-i ahlakın yaşayan örneği, Kur’an mü’mini bir nebiydi. Risalet döneminin tüm yorucu, acıtıcı, yürek bükücü, yokluk ve acıyla dolu yıllarına rağmen de bahşedilen vahye bağlı kalarak daima ruhunu inceltmiş, merhamet, sevgi, hoşgörü ve güzelliğin topluma egemen olmasına gayret etmiş, kafir bile olsa bir canın boş yere ölmemesi için gayret göstermiştir.

Dindeki muhabbet, samimiyet ve hoşgörünün yaşayan örneği olan Hz. Muhammed (sav) tüm hayatı boyunca sadece üç kez (sahih olarak) lanet etmiştir. Bu sanıldığı gibi ismen hedef alınan kafirlere, bir kavme, münafıklara ve hatta müşriklere bile değildir. Kişisel, kavimsel, zamana ait, iman etmedikleri için, servet yarışıyla, savaşlarla alakalı filan da değildir.

Bu lanetler; İslam’ın geleceğine, cennet ahlakının yeryüzü egemenliğine, salih kulların akibetine doğrudan temas eden, tüm insanlığa ders mahiyetinde lanetlerdir ve hedefi insanlık aleyhine çalışan tüm şer odaklı, şeytan evliyalarının ipini pazara çıkarmak içindir.

Sırasıyla bakacak olursak;

İlk laneti insanların işini zora sürenleredir. Düşünün ki bir devlet dairesine gittiniz ve kısa bir işiniz var. Sizden başka da bekleyen yok. Ama görevli bayan cep telefonuyla, bilgisayar veya telefonla oynamaktan size bakmıyor, sizi bekletiyor ve siz ızdırap ile kıvranıyorsunuz. İşte bu yokuşa sürmenin lanetidir bu.

İkinci lanet çevreye, tabiata, atmosfere, su ve toprağa, ağaca, havaya zarar verenleredir. Gereksiz yere veya zararlı olduğunu bile bile salt para uğruna verilen bu zarar sahibine işte bu zararı getirir ki sayısız ağacı katlederek mesela yerine bir cami yapmak bile bu kapsamdadır. Çünkü günün her saati Allah’ı tesbih eden bu sayısız ağacı kesmek ve sonra dört duvar inşa edip arasında Allah’ı tesbih etmek olacak şey değildir. Bu kadar çorak arazi var iken orman ve ağaçların katledilmesi işte bu sebeple lanete muhataptır. Fabrika bacalarının zararlı dumanları, suları kimyasal atıklarla kirletmek, uzayı çöplüğe çevirmek vb. hep bu lanete muhataptır. Bu lanete kısaca insanlığa ve dine, yani salih olan her şeye, güzelliğe zarar verenlere lanet diye de adlandırabiliriz.

Üçüncü ve en büyük lanet ise paraya tapanlara, parayı ilah edinenleredir ki devamı vardır. Hadis-i Şerif şöyle devam eder; “Lanet olsun paraya, altına ve gümüşe tapanlara. Gebersin yerlerde sürünsünler, vücutlarına dikenler batsın, yerlerde sürünsünler, o dikenlerin çıkaracak kimse bulunmasın.” Yani ilk iki lanet kısa ve özken bu sonuncusu önemine binaen devamıyla birlikte zikredilmiş ve açıklama getirilmiş, lanetin mahiyet ve kapsamı da genişletilmiştir.

Bu son lanet üzerinde durmak hayata egemen olan finansal hususlar nedeniyle önem arz eder. Bu yüzyılda, bu ülkede ilk iki lanete esas konular bile hep bu üçüncü lanet ile alakalıdır. Para bir satın alma vasıtası olmaktan çıkarılmış, sahip olunması gereken tek vasıta, huy, meleke ve kabiliyet halini almıştır. Paranın nasıl, nerden, ne zulüm veya haksızlıklarla kazanıldığının, ne kadar çok olduğunun önemi yoktur. Olsun yeter. Kendisine saklayan, fakirle paylaşmayan, helal yoldan kazanmayan, ihtiyacından fazlasını muhtaca aktarmayan, infak – zekat etmeyen, o paranın gücünü fütursuzca kullanan, parasız hayatı tahayyül edemeyen, parasızlığa tabi olmamak için her yolu mübah sayan, kendisine para sağlayacak kirli kişi ve usulleri de caiz gören bir kimse bu laneti hakkıyla hak eden ve akibette de rezilliğini bizzat yaşayacak olandır. Ne bu dünya da ne ahiret yurdunda da zaten o paranın hayrını görmeyecektir.

Dikkat edilirse her üç lanette de zulüm kokan bu eziyetler dini ve yaşamı kolaylaştırmak olan ilahi emirlere de aykırıdır. Tamamı haksız ve şirk kokuludur. Lanetlenmesi zaten dine aykırılığındandır ve bu menfilikten etkilenecek gelecek nesillere zarar verme potansiyel zehirlerinden dolayıdır.

Yine dikkat edilirse her üçü de Kur’an ile men edilmiş şeylerdir ve teşvik edilen salih ameller bunların tam tersidir. Yani kulların hayat ve dinlerini kolaylaştırmak, samimi ve muhabbetle davranmak, çevreyi yani tüm varlıkaların can bulup nefes aldığı tabiatı (buna insan bedeni ve tüketilen gıdalarda organik olmayan genetik oynamalar da dahildir) korumak ve geliştirmek, parayı toplumsal eşitlik ve adalet sancağında bireyler arası eşit ve hak olarak paylaşmak ilke ve emirlerine de aykırıdır.

Son olarak yapılan üç lanetinde sahipleri zulüm etmekte, hakkı yerine koymayıp eksen kaymasına neden olmaktadır. Bu yüzden zalimdirler ve Kur’an’ın düşman tanımlaması ırk, din, millet, cins, yaş ayrımı yapmaksızın sadece zalimleredir. “… Zalimlerden başkasına düşmanlık edilmeyecektir” (Bakara 2/193) Bu cihetle hadisle aynı çizgide olmak üzere ayetinde işareti bu lanete muhatap olanların ahiret yurdunda ağır bir bedel ödeyeceklerine dairdir.

Çünkü Allah zalimleri hiç sevmez!

Yüce Allah bizi her üç lanete maruz kalacak zaaf, meyil ve bağnazlıktan uzak eylesin.

Yüce Allah, bizleri dünyevi mal ve çıkarlar uğruna zarar veren, hak yiyen, adaletsizlik yapan, şirke batanlardan uzak eylesin.

Yüce Allah, bizleri, iman nuru ile aydınlatıp, karanlık yollardan uzak eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dokuz Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değildir

Dokuz Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değildir

Dokuz Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değildir 9 Eylül 1922, Kurtuluş savaşının Batı cephesinde 26 Ağustos ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir