Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Hutbe ve vaazlar / Peygamberlere iman tevhidin bir gereğidir, hutbe
imanilmihali.com
hutbe

Peygamberlere iman tevhidin bir gereğidir, hutbe

İL : GENEL
TARİH : 12.02.2016

PEYGAMBERE İMAN TEVHİDİN BİR GEREĞİDİR

Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’ ” 1

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Gönülden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun resûlü olduğuna inanan kimseye Allah, cehennemi haram kılar.”2

Kardeşlerim!

İman esasları Allah’ın varlığını, birliğini, eşsiz ve ortaksız olduğunu kabul etmekle başlar. İman esaslarından biri de peygamberleri, ayrım yapmaksızın kabul etmektir. Bizler, Müslüman olmanın bir gereği olarak bütün peygamberlere, nübüvvet zincirinin son halkası Muhammed Mustafa’ya (s.a.s) ve onun tebliğ ettiklerinin tamamına şeksiz şüphesiz iman ederiz. Bu imanımızı kelime-i şehadetle gönülden tasdik ederiz. diyerek tevhide olan bağlılığımızı, Efendimize olan iman ve sadakatimizi dile getiririz.

Aziz Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), Allah’ın aramızdan seçtiği, müjdeleyici ve uyarıcı olarak görevlendirdiği, kitabı ile şereflendirdiği son peygamberdir. O, Rabbimizden aldığı vahyi kusursuz bir şekilde bize ulaştırmış, anlatmış, açıklamış ve yaşamıştır. Bu yüzden ona iman eden, Allah’a iman etmiş; onu inkâr eden de Allah’ı inkâr etmiş olur.3

Peygamberimiz, bütün insanlığa gönderilmiş bir rahmet vesilesi ve hidayet rehberidir. O, bizlere varoluşumuzun gayesini haber vermiştir. Allah’a kul olmanın, O’nun rızasını ve cennetini kazanmanın yollarını öğretmiştir. Peygamber Efendimiz, özüyle ve sözüyle, her haliyle bizler için ahlak, iffet, şefkat, merhamet ve adalete dair muhteşem bir örnek olarak yaşamıştır. O, ashabına ve “kardeşlerim” dediği bizlere sadakati, dürüstlüğü, vefayı, fedakârlığı öğütlemiştir. Efendimiz, bizim iki cihanda serverimizdir.

Kardeşlerim!

Hayat kitabımız olan Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin diliyle bizlere ulaşmıştır. Onun örnekliğinde hayat bulmuş, okunmuş, anlaşılmış ve uygulanmıştır. Kur’an’ı yaşanan bir kitaba dönüştüren Peygamberimizdir. Vahyin ağırlığını ilk karşılayan, ilâhî kuralları ilk açıklayan, insanlara Allah’ın muradını duyuran Peygamber Efendimizdir. Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de bizlere namaz kılmayı, oruç tutmayı, zekât vermeyi, hac yapmayı emretmiştir. Ancak namazın vakitlerini, rekât sayılarını ve nasıl kılınacağını bize Efendimiz öğretmiştir. Orucun ne şekilde ve nasıl tutulacağını, zekâtın hangi mallardan ve ne kadar verileceğini, haccın menasikini bizlere hep Peygamberimiz göstermiştir. Kısacası ibadet hayatımız, onun örnekliğinde şekillenmiştir.

Kardeşlerim!

“Bize Kur’an yeter” anlayışıyla peygamberimizi, onun siretini ve sünnetini dikkate almadan Müslümanca yaşamaya çalışmak mümkün değildir. (!!!!!!) Bu duruş, Kur’an’ın bizzat kendisine aykırıdır. Çünkü Yüce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda bize, kendisiyle birlikte Resulüne inanmayı4 ve tabi olmayı5 emreder. Peygamberimizin helal kıldığını helal, haram kıldığını haram saymamızı ister.6 (!!!!!) Dolayısıyla Peygamberimize inanmayan, onun siretini ve sünnetini benimsemeyen bir anlayış, İslam anlayışı olamaz. Peygambere iman etmeden, Kur’an ile sünnetin arasına mesafe koyularak ebedi kurtuluşa ulaşılamaz. Resul-i Ekrem’in şerefli sözleri olmadan Kur’an anlaşılamaz ve yaşanamaz. Bizi bu konuda ikaz eden yine bizzat Efendimizdir. O şöyle buyurur: “Sakın sizden birinizi, emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine iletildiğinde, köşesine yaslanmış olarak cahilce, ‘Biz Allah’ın Kitabı’nda ne bulursak ona uyarız; (hadis tanımayız!)’ derken bulmayayım!”7 (!!!!!)

Kardeşlerim!

Tarihin yüce rehberlerine, insanlığın barış ve umut elçilerine, Efendimiz başta olmak üzere bütün peygamberlere sonsuz salat ve selam olsun. Rabbimiz, bizleri tevhidi hakkıyla anlayan, kendisine hakkıyla kul olan, Resulüne hakkıyla tabi olanlardan eylesin! Peygamberimizin ümmeti olma, onun sancağı altında toplanma ve şefaatine nail olma bahtiyarlığından bizi mahrum bırakmasın. Onun sünnetinden, muhabbetinden, bereketinden bizleri bir an olsun ayırmasın.

1 Âl-i İmrân, 3/31.
2 Buhârî, İlim, 49; Müslim, İman, 47.
3 Nisâ, 4/80. Ayrıca bkz. Buhârî, Ahkâm, 1; Müslim, İmâre, 33.
4 Nisâ, 4/136.
5 A’râf, 7/158.
6 A’râf, 7/157, Ahzâb, 33/36.
7 İbn Mâce, Sunne, 2; Tirmizî, İlim, 10.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

NOT; Yukarıda yazılı hutbe içerisinde kırmızı ile işaretli noktalarda istemeden ve iyi niyetle bazı risklere yanaşıldığı kanaatindeyiz. Öncelikle sadece Kur’an ile İslam’ın anlaşılamayacağı ve Kur’an’ın tek başına yetmeyeceği meselesi çok tehlikeli bir iddiadır. Çünkü Peygamberin tüm söz, davranış, onay ve itirazları, hayatı ve örnek ahlakı tamamen Kur’an’a göre şekillenmiş ve o mübarek insan Kur’an ve vahiy dışı hiçbir şeyi toplumuna iletmemiştir. Bu noktadan hareketle hadisleri ayetlerin üzerine çıkarmak veya sanki noksanmış gibi hadisler olmadan ayetlerin anlaşılamayacağını ve Allah kelamının manasına temas edebilmek için mutlaka bir aracıya ihtiyaç varmış hissi uyandırmak doğru değildir, tehlikelidir, mazallah kulu şirke götürür. Tek başın Kur’an yetmez tezini desteklemek için ortaya atılan hadisi de Kur’an’a karşı değil, Kur’an’ın emirlerini hayata egemen kılmak anlamında anlamak ve uklalaık ve cahillikle gaflete düşmemek için Peygambeerimizce yapılmış bir uyarı olarak almak lazımglir ki bunda maksat Kur’an’ı en iyi bilen ve vahye muhatap olan Hz. Muhammed’in sözleri hilafına dinin tam olmayacağı anlamınadır.

İkinci husus; helal ve haram kılma yetkisi sadece Yüce Allah’ındır. Peygamberin vazifesi bu emir ve yasakları tebliğ etmek, beşeriyata ait meselelerde ayetlerde anılmayan madde ve gıdaların haram ve helalliğine dair vahyin paralelinde yorum getirerek ayetlerin hayata rehber olmasına yardım etmektir. Yoksa helal ve haram kılmanın manası kılanı ilah edinmektir ki bu şirktir ve ayette Hristiyanların din adamlarını ilah edinmesine örnek gösterilmiştir. 

KISACA; Din Allah’ındır ve dinin tek kaynağı Kur’an’dır. Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (sav) vahyin muhatabı, iman, ibadet ve ahlakın örneği, dinin hayata nasıl yansıtılacağının öğretmenidir. Ancak kendisinin de tüm hareket ve sözleri Kur’an paraleline olmak zorundadır ki kendisi bile defalarca bu konuda ayetlerle ikaz edilmiştir. Haram ve helal bahsi de aynı şekilde sadece Yüce Allah’ın yetkisi dahilindedir. Hiçbir peygamberin haram ve helal kılma yetkisi yoktur. Bu yapılacak olursa bunun adı şirktir. DİB’nın maksadı aşan yorumlarına bu gözle bakmak ve ihtiyatlı olmak gerekir ki ayetler üstü sözler, Kur’an üstü haram-helal koyucular atamak tamamen ve katıksız şirktir. 

Bizler DİB açıklamalarının acemice ve yanlış kelime seçimi nedeniyle bu gaflete düştüğü kanaati taşımaktayız. Lakin böylesi ciddi bir kurumun böylesi ciddi hatalar yapmaması lazım gelir ki yanılan ve aldanan sadece kendileri olmaz, kendilerine itaat eden ve örnek alanlar da aldanır ve gaflete düşer. 

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Peygamberin hutbeleri

Hz. Peygamberin hutbeleri

Hz. Peygamberin hutbeleri Hz. Peygamber (sav) 63 senelik yaşamının 23 senesini risalet ile geçirmiş, sünneti ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir