Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Peygamberlere iman
imanilmihali.com
İslam

Peygamberlere iman

Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır. (Al-i İmran 3/144)

PEYGAMBERLERE İMAN 

Peygamber Farsça bir kelime olup “haber götüren” demektir.Dindeki manası ise; Allah’ın insanlara doğru yolu göstermek üzere görevlendirdiği seçkin insanlardır. Peygamberler Allah’ın kendisine vahyettiğini insanlara duyurur, Allah ile kulları arasında elçilik yapar. Peygamberlerin bir kısmına kitap indirilmiştir. Bu peygamberlere “Resul” (Çoğulu Rusül) denir. Kendisine kitap indirilmeyen ve önceki peygamberlerin kitabına uygun görev yapan peygamberlere de “Nebi” (Çoğulu Enbiya) denir.

İnsanlık tarihi aynı zamanda peygamberler tarihidir. Bütün büyük olaylarda peygamberler vardır. Sayıları belli değildir. Bir rivayete göre sayıları 126 bin kadardır.

Peygamberlerin görevleri Allah’ı tanıtmak, O’na nasıl ibadet edileceğini anlatmak, Allah’ın emir ve yasaklarını duyurmaktır. Bütün peygamberler bu maksatla görevlendirilmiş ve tümü görevlerini layıkıyla yapmıştır. Peygamberler bizim gibi insandır ancak yüksek ahlak üzere olduklarından bazı ortak sıfatları vardır. Bunlar vacib ve caiz sıfatlardır.

Peygamberlerin Vacib sıfatları;

1. Sıdk; Doğruluk demektir. Peygamberler doğru ve dürüst insanlardır. Yalan söylemez, adaletten ayrılmazlar, hak yemezler. Din adına ne söylemişlerse Allah’tandır.

2. Emanet; Güvenilir olmaktır. Peygamberler aldıkları görevleri güvenilir şekilde yerine getirmiş, kendilerine emanet edileni gereği gibi korumuş, hıyanette bulunmamışlardır.

3. Tebliğ; Duyurmak demektir. Peygmberler kendilerine vahyedileni insanlara eksiksiz ve değiştirmeden duyurmuşlardır. Onların esas görevleri de zaten budur.

4. Fetanet; Akıllı ve zeki olmaktır. Peygmberler zeki ve anlayışlı insanlardır.

5. İsmet; Günahtan korunmuş olmak demektir. Peygamberler örnek oldukları için Allah onları günah işlemekten korumuş, olan günahlarını affetmiş, tevbelerini kabul etmiştir.

Peygamberlerin Caiz sıfatları; Bu sıfatlar diğer insanlarda da bulunması gereken güzel sıfatlardır. Ahlaklı, adaletli, temiz, dürüst olmak gibi. Peygamberler de diğer insanlar gibi yaşamış ve vefat etmişlerdir. Onlar da insanlar gibi yer, içer, yorulur, yaşlanırlardı.

Kuran-ı Kerim’de adı geçen peygamberler;

İlk Peygamber Adem (as) ile son peygamber Muhammed (sas) arasında pek çok peygamber gelmiş ve geçmiştir. Bunların kesin sayılarını yalnızca Allah bilir. Çünkü Kur’an’da bazılarının adı bildirilmiş, bazılarından bahsedilmemiştir. Kuran-ı Kerim’de adı geçen 25 Peygamber vardır. Bunlar; Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, Şuayb, İbrahim, Lut, İshak, İsmail, Yakub, Yusuf, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Eyyub, Zülkifl, İlyas, Elyesa, Zekeriya, Yunus, Yahya, İsa ve Muhammed’dir. Bunlardan başka Zülkarneyn, Lokman ve Üzeyir’in de ismi geçmektedir. Fakat bunların peygamber oldukları itilaflıdır.

Peygamberimizin Özellikleri;

1. Peygamberimiz alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. (Diğerleri bir millete veya kabileye gönderilmişken Peygamberimiz tüm insanlara gönderilmiştir.)

2. Peygamberimizin getirdiği din son dindir. (İslam dini en son ve en mükemmel dindir. Bundan başka bir din gelmeyecek, İslamiyet değişmeden kıyamete kadar yaşanacaktır.)

3. Peygamberimiz son peygamberdir. (Peygamberimizden başka peygamber gönderilmeyecektir.)

4. Peygamberimiz ümmeti en çok olan peygamberdir.

Peygamberimiz, Yüce Allah’ın tüm insanoğlu için seçtiği dini yeryüzüne tebliğ etmek, anlatmak, yaşayarak göstermek ve toplum içinde gelişen olay ve tereddütlere bu inanç doğrultusunda hüküm getirmek, böylece insanların ahirete giden yolda güvenle yol almalarını temin için görevlendirilmiş, yüce ahlaklı, mukaddes, kendisinden emin olunan, salih bir kul ve Peygamberdir. Yüce Kur’an’ın buyrukları ve kendisinin söyleyip yaptığı herşey bizim için emir mahiyetindedir. O’nun Allah’ın Peygamberi olduğuna inanmak bizi diğer tüm eski din ve Peygamberlerin de kabulüne götürür ki bunun aksi imanı zedeler.

Bu kabul diğer dinlerin geçerli olduğu ve müsamaha edilmesi gereği demek değildir. Aksine Yüce Allah’a evlatlar, kızlar yakıştıran bu dinlere mensup olmak küfre kadar gider. Eski peygamber ve kitapların Allah katından gönderildiğine imanımız tam olmalı – çünkü yüce Kur’an böyle söylüyor – ancak eski dinlere ve batıl olan herhangi bir şeye itikad etmemeliyiz.

Sözün burasında bizim için en büyük tehlike şirk koşmak olduğundan evlatlar ve kızlar yakıştırması kadar tehlikeli olan bir başka şey Peygamber veya başkaca kişi ve mahlukatı ilah yerine koymaktır. Bu açıkça söylenmese bile istenecek, dua edilecek, merhamet dilenecek, şefaat beklenecek gücün sadece Yüce Allah olduğu noktasından ayrılmamak gerekir. Peygamberler ve melekler dahil şefaat etme yetkisi sadece Allah’ın müsade ve rızasına bağlıdır. Bu nedenle gerek cin ve şeytan gibi kötülük timsalleri, gerekse mübarek insanları ilah, yardımcı veya şefaatçi yerine koymamak gerekir.

Yüce Peygamberimiz ve hatta tüm peygamberler ahirette insanlık ve kendi ümmetleri için şefaat dileneceklerdir elbet ve Peygamberler yücesi Hz. Muhammed (s.a.v) doğrusunu Allah’ın daha iyi bildiği mertebesine uygun olarak bu şefaatte belki en öne geçecektir. Lakin o zamana kadar ve yeryüzünde yaşayan bizler için tek şefaat makamı Yüce Allah’tır. Kudrette, mülkte, azapta, şefaat ve rahmette O’ndadır.

Günümüzde yaşayan insanlardan güç ve kudret sahibi olanları veya dini bilgisi fazlaca olanları Allah’la bizlerin yani kulun arasına sokmak ise ruhbaniyettir. Ruhbaniyet sadece İslamiyette değil hiçbir dinde Allah’ın emrettiği bir şey değidldir. Bu kişiler haklı ve doğru sözlü iseler bile Kur’an hilafına diyecekleri tek kelime onları da, mahiyetlerini de şirke götürür. Hele ki bu kimseler bu işi maddi menfaat uğruna yapıyorsa durum çok daha kötüdür.

Mahiyetin de sözünü dinlediği lider gibi görevi Kur’an’dan ayrılmamaktır. Hoş dini sohbet etmek, dini öğrenmek ve yaymaya çalışmak, topluca ibadet etmek Allah’ın emridir fakat bu gaye için bile olsa araya başkaca menfaat ve eylemler sokmak, beklenti içerisinde olmak arzu edilen temizliği bozacaktır. Mahiyet şayet bu ortama Allah rızası dışında bir beklenti ile girerse onun da akibeti kötü olacaktır. Unutmayalım! İbadet sadece Allah rızası gözetilerek yapılır ve Allah ile kul başbaşadır. “Müftüler fetva verselerde siz yüreğinize danışın” sözü ne güzeldir. Allah imanı, hidayeti istediğine verir. Okumak, gezmek, görmek bir yere kadar geçerlidir. Nur ve ihsan Yüce Allah’ın bahşedeceği şeydir. Nefisleri temizleyen de kalpleri eğrilten de O’dur. Bu yüzden ibadet edilecek, tapılacak, şefaat ve rızık beklenecek bir tek o vardır!

PEYGAMBERLERE İMAN ETMENİN MAHİYETİ

Peygamberlerin özellikleri; beşer (yani insan) olmak, o milletin dilini konuşmak, erkek olmak, günahsızlık, üstün özellikleri ve mucizeleridir.

Peygamberler, insanlığı başta Allah’ın birliği olmak üzere aynı iman esaslarına davet eder.

Bütün peygamberler aynı şeyi söylediğine göre o zaman şeriatleri niye farklı? Farklı çünkü hitap ettikleri toplumlar değişmiş, zaman içinde ümmetler taşkınlık yapınca helaller azaltılmış, yükleri değiştirilmiş ve ağırlaştırılmıştır. Ayrıca Peygamberlerin üslupları da birbirinden farklıdır. Yoksa Allah’ın ilminde de değişiklik yoktur. Bilgi ve anlayış seviyeleri, gelenekler, iklimler, hayat tarzları farklı olunca peygamberlerin getirdiği dinlerde de ufak farklar olmuştur. Hz. Muhammed ile bu sona ermiş, İslamiyet kıyamete kadar seviyeli ve kapsamlı olarak gönderilmiştir.

Eski peygamberlerin hepsi ahirzaman peygamberinden haber vermiştir.

Peygamberimizin bir özelliği de son ve değişmez din ile gönderilişidir. Kavme değil tüm insanlığa gönderilmiştir.

Tüm peygamberler (özellikle zenginler ve ileri gelenlerce) şiddetli muhalefet ile karşılaşmış, kıssalarda sonuç hep peygamberler ve iman edenler lehine sonuçlanmış, inkârcılar hep cezalandırılmıştır. (Ama bu ana kadar ne terler dökülmüş ve sıkıntılar çekilmiştir.) Kavmin yola gelmeyeceği anlaşıldıktan sonradır ki helak edilmişlerdir. (Yunus Peygamber kavmi son anda iman ettiğinden kurtulmuştur.) Kur’an’da kıssalar önemli yer tutar. Bu kıssalar kulak asmayan kavimlerin ibret öyküleri ile doludur.

Peygamberler görevlerini eksiksiz yapmışlardır.

Mümin gelmiş geçmiş peygamberlerin hepsini kabul eder, hepsini sever. Ancak bu peygamberlerin de aralarında mahiyetini Allah’ın doğrusunu bildiği mertebe farkları vardır.

124.000 peygamber gelmiş geçmiş diye rivayet edilmektedir. (Bunların 315 tanesinin resul olduğu ifade edilir.) Kur’an’da ise 25 tanesinin adı geçer.

Peygamberlerin görevleri; tebliğ (sonuç değil), açıklama, sünnet(yaşayarak göstermek)’tir.

Peygamberimizin sünneti hikmettir. Kulluğu, davranışı, okumayı, kâinatı çözmeyi, dürüstlüğü, terbiyeyi, hakka uymayı, ondan öğreniriz. Yoksula yardımı, Allah’ın takdirini, ilme sarılmayı, mutlu olmayı, ahlakı o sünnetlerden öğreniriz. O bize örnek gönderilmiştir. Peygamberin söz ve davranışları hak ve gerçekse O’nun sünnetini izlemek doğruyu bulmak, Allah’a giden yolu tutmak demektir.

Peygamberlere iman; Allah’a imanın temel şartıdır. Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhid bu imanı özetler. Peygamberi tanımamak, Allah’ı tanımamaktır. İnsan Allah’ı bulmak için rehber arar. Allah her topluma bir rehber göndermiş, delillerle donatmıştır. Allah’a inanıyorsak peygamberinin sözüne de inanıp iman etmek gerekir.

Peygamberlere iman; tüm peygamberlere, peygamberlerin bildirdiği, getirdiği her şeye ayrım yapmadan inanmak demektir. Hz. Muhammed’e iman etmek, kendisinin doğruladığı bütün eskilere de iman etmektir. İnsanlar son peygambere itaat etmekle yükümlü kılınmıştır.

Peygamberimizden bize iki kaynak intikal etmiştir. Teki Kur’an-ı Kerim diğeri hadisleridir.

Hadis denince de; Peygamberimizin sözü, Peygamberimizin davranışı ve başkasına ait ama Peygamberimizin onayladığı davranışı anlamak lazımdır. Hadisleri tahrif etmekten kaçınılmalıdır. İstemeden zarar vermek mümkündür. Kesinleşmiş hadis (Mütevatir)’e inanmakla yükümlüyüz. Tevatür hadisi de inkâr edemeyiz. (Yalan söylemesi mümkün olmayan çok sayıdaki toplulukla teyit edilenler) Yaşadığımız meselelerde önce ayet sonra hadislere danışılmalıdır.

Kur’andan önce Arap toplumu ezbere alıştırılmıştı. Deve sırtında giderken zihinden satranç oynayabilecek halde olanlar vardı. Bu nedenle Kur’an’ın ezberlenmesi ve değişmeden kayıt altına alınabilmesi mümkün olmuştu.

“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.(Tevbe 9/128)”

“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. (Ahzab 33/6)”

Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat O, Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah herşeyi hakkıyla bilir. ” (Ahzab 33/40)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum Kur’an’ı öğrenmek tüm Müslümanların en büyük heves ve arzuları arasındadır ki doğrusu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir