Anasayfa / BAŞ YAZILAR / PEYGAMBERLERE NASIL İMAN EDİLİR?
imanilmihali.com
dinler

PEYGAMBERLERE NASIL İMAN EDİLİR?

PEYGAMBERLERE NASIL İMAN EDİLİR?

İmanın şartlarından birisi olan ‘Peygamberlere iman’ ne yazık ki yanlış anlaşılan ve bu yüzden Müslüman camiaya genelde soğuk gelen bir ibaredir. Müslüman dünyasındaki büyük kesim kendi dinleri olan İslam’ı sadece son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) e tabi kıldığından ve tevhid dininin gerisini – diğerlerini yok saydığından diğer peygamberleri birer öykü ve kanaat önderi görmekten ileri gitmez. Dahası hurafe ve batı dünyasının empozeleri ile diğer peygamberlerden bazılarını –Hz. Peygamberimiz dururken- ahir zamanın kurtarıcısı olarak telakki eder.

Yanlış pek çoktur. Sırasıyla görelim.

Allah’ın dini İslam’dır ve ezelden sonsuza kadar da bu böyledir. Her ne kadar adı İslam olsa da TEVHİD dininin ta kendisidir. Çünkü Allah’ın kitabında sadece iki din vardır. Tevhid dini ve şirk dini.

Tevhid dininin Peygamberi ise tek değildir. Çünkü zaman ve toplumların isyan durumlarına göre Yüce Allah haram ve helalleri değiştirse de ana esaslarda asla değişiklik yapmamış, iman ve ibadet hususunda kendi kudret, ilim ve iradesine saygı duyulmasını istemiş, yönetim ve yaratma gücüne ortak koşulmamasını emretmiştir. Tevhid bu anlamda sadece Allah’a yönelmek ve sadece O’ndan beklemek ve dilemektir. Hz. Adem Peygamberden bugüne kadar gelen tüm peygamberler aynı şeyi insanlara anlatmış ve Yüce Allah gönderdiği kitap ve sayfalarla hep aynı şeyi insanlara öğütlemiştir.

Dolayısıyla tüm Peygamberler aralarında ufak farklar olsa da aynı dinini temsilcileridir ve bu dinin adı tevhid dini yani İslam’dır. Bu nedenle tüm Peygamberler, Allah’ın peygamberleridir ve Hak tarafından gönderildikleri içn de saygı ve sevgiyi hak ederler.

Onların getirdiği şeriatın farklı olması, kitaplarının bozulmuş, saklanmış, değiştirilmiş olması, söz ve davranışlarının yanlış anlaşılması ve hatta öldürülmüş olmaları yanlış yaptıklarının değil biz insanların ne kadar vahşi, nankör ve zalim olduğunun göstergesidir.

Hiçbir Peygamber Rab’lık veya Allah’ın oğlu iddiasında değildir ve olamaz. Zaten Kur’an’da bize bunu söyler. O mübarek insanlar örnek ahlak ve sağlam karakterleri ile seçilmiş, görevlendirilmiş ve görevini layıkıyla yapmış insanlardır. Görevleri kutsal ve önemli olsa da hepsi birer kul, beşer yani insandır. Hepsi yolundan çıkmış toplumları yeniden Allah yoluna davet etmiş seçkin, mübarek insanlardır.

İman, tüm Peygamberlerin hepsine; öncelikle Yüce Allah tarafından seçilip görevlendirildikleri için, görevlerini tüm zorluklara rağmen layıkıyla yaptıkları için, Allah tarafından rahmet ve şefaatle karşılandıkları için saygıya ve sevgiye layıktırlar. En önemlisi de Yüce Allah bizlere Peygamberlerine imanı emretmektedir ki aksini zaten düşünmek mümkün değildir.

Ve iman; gelmiş geçmiş tüm Peygamberlere ayırım ve dışlama yapmadan iman etmek demektir. Bir tanesi dışarıda kalmayacak şekilde tüm Peygamberlere ve yapmay alıştıklarına inanmak iman gereğidir.
Kızılacak, küsülecek, dışlanacak olan o peygamberlerin getirdiği din / şeriatleri insanlık dışı hallere koyan nankör insanlardır.

Dikkat edilmesi gereken Hz. Peygamberimizin diğerlerinden olan farkıdır. O’da bir beşer, Peygamber ve örnek ahlaklı bir şahsiyettir. O’da 23 yıl gibi bir süre risâlet görevini icra edip vefat etmiştir. O’da yoksul, güvenilir ve dosdoğrudur. O’da çığırından çıkmış zalim ve cahil bir çağda gönderilmiştir.

Ama O’nun farkı bir başkadır. Çünkü; diğer Peygamberler sadece bir kavme veya topluluğa gelmişken o tüm insanlığa hidayet rehberi olarak görevlendirilmiştir. O gelmiş geçmiş tüm Peygamberlerin gayret ve emeklerini derlemek ve İslam’a son şeklini vermek için görevlendirilmiştir. O kıyamete kadar gelecek son Peygamberdir. O rahmet ve şefaat rehberi, hikmet ve hidayet önderidir.

O’nu çok sevmemiz diğerlerine düşman olmayı değil aksine diğer Peygamberleri daha iyi tanıyıp anlamamızı gerektirir.

Peygamberimizin Rab’lık derecesine ulaştırılacak şekilde gereğinden fazla yüceltilmesi bizleri istemeden şirk sınırlarına getirir. Çünkü Peygamberler kuldur, insandır. Allah’ın sevgili kullarıdır ama Allah’ın oğulları değildir. Yaşamış, yemiş, uyumuş ve vefat etmişlerdir.

Diğer Peygamberler de zamanlarında yaşamış ve ecelleri ile Allah katına çıkıp fani dünya hayatına veda etmişlerdir.
Biz insanlar için önemli olan, onların ne kadar zaman önce veya ne kadar süre Peygamberlik yaptıkları değil ne mesaj getirdikleridir. Kur’an ayetlerinde tüm Peygamberlerin mesajları ve gayretleri yazılıdır. Okunduğunda görülür ki hepsi kulları Şeytandan uzak durup Allah’a teslim olmaya, kötülük ve adaletsizlikten uzak durmaya, merhamet ve şefkatle muhtaçlara yardıma, sevgi, eşitlik, barış, huzur ve dayanışmaya çağırırlar. Hepsi de bu fani hayatın bir imtihan olduğunu söyler.

Ama insan zalim ve cahildir ya hemen kendi egosunu ön plana çıkarır ve sahiplenir. Öncekileri eski diye niteler, sonrakileri uydurma. Böylece dini parçalar, anlamsız ve eksik bırakır. Yüce Allah’ın kelamını saklar veya hükümsüz kılar.

Şirk dini dediğimiz işte tam budur. Adem Peygambere secde etmeyen ve isyanda direnen İblis Şirk dininin kurucusu, hamisi, baş temsilcisidir. İnsanları bilerek veya bilmeyerek Allah aleyhine, din aleyhine kışkırtır ve yoldan çıkartır. Onun gayretleri ile tevhid dini asla tam olarak hayata geçemez ve dünyaya huzur ve esenlik asla gelemez. Çünkü onun cin ve insanlardan orduları vardır ve bu ordular haksızlık, zalimlik ve adaletsizlikte sınır tanımazlar.

Bu dinin mensupları bize Peygamberler arasında ayrım yapmayı, bazısını yok saymayı, bazısını sevmemeyi telkin eder. Bu dinin mensupları Allah’ın dini sadece İslam’ken Peygamberimize ve İslam’a hakareti maharet sayar. Bu dinin mensupları son peygamberimize rağmen dünyanın kurtarıcısı olarak başka Peygamberlerin ahiret alameti olarak dünyaya gelip insanlığı kurtaracağını ifade eder.

Gaybın ve hakikatin doğrusunu sadece Allah bilir ama Yüce Allah Hz. Peygamberi ve Kur’an’ı ile dinini tamamlamış ve insanlara bildireceklerini noksansız ve apaçık ifade etmiştir. Başkaca yedi kutsal kitap veya on peygamber daha gelse dünyanın hali değişecek midir? Hayır!

Mü’min imanının bir parçası olan Peygamberlere iman konusuna bu gözle yaklaşmalı, hepsini sevip iman etmeli, mesajlarını anlamaya çalışmalı, Allah’ın dininin bütün ve şirk dininin en büyük tevhid düşmanı olduğunu bilmelidir.
Bunu yapmanın ilk şartıda şirki tanımaktır. Çünkü şirk tanınmadan tevhid, haram tanınmadan helal, günah tanınmadan sevap tanınamaz. Aydınlık ve karanlık gibi tezatlar üzerine kurulu yaşamda aksi bilinmeden doğrusu bilinemez, bilinse de haz alınamaz, haz alınsa da her an farkında olunmadan ve hatta iyi niyetle karanlık tarafa geçme tehlikesi baki kalır.

Allah tüm Peygamberlerden razı olsun. Allah tüm peygamberlerin emeklerini, söz ve sünnetlerini baki kılsın. Allah tüm Peygamberleri zalim insanlara şefaatçi kılsın. Allah tüm insanları şirk dininden kurtarıp hakikate yönlendirsin.

Allah tüm insanlığı Kur’an ve Peygamberimiz ışığında hidayet eylesin.

Allah bizlerin imanını tam ve daim eylesin inşallah!

 

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum

Kur’an öğrenmek istiyorum Kur’an’ı öğrenmek tüm Müslümanların en büyük heves ve arzuları arasındadır ki doğrusu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir